İstanbula Vize

İstanbula Vize

Hah en sonunda çözümü buldunuz… Tebrikler!..
Yıllardır başım ellerimin arasında, bu iş nasıl çözülür diye kara kara düşünürdüm.
Hay sağ olasıcalar. Sonunda çözümü buldunuz.
İstanbul’a vize koymak..

Yok yok etrafına duvar örmek… Yetmez! İstanbula gelen yollara da karakollar kurarak kontrol etmek… Sırtında yorgan elinde bavul birisini görseniz hemen:
-Şşşşt! Nereye lan böyle! Hadi geri yallah!
Diyerek kovalamak gerek.
Düşünün bir kere kardeşim şu İstanbul’a kimler geliyor?
Pancar üreticisi…
IMF emretti ya, koymuşsun kotayı. Artık üretemiyor. Ürettiğini satamıyor, sattığının parasını alamıyor. Maliyetini kurtarmıyor.
Bırak tarlayı tapanı, düş İstanbul yollarına.
Fındık üreticisi…
Her sene mahsul olmaz..
Mahsul olduğu sene de fiyat verilmez. Değil geçinmek döktüğü gübrenin, çalıştırdığı işçinin ücretini bile çıkaramaz.
Bırak bahçeyi, düş İstanbul yollarına.
Pamuk farklı mı, çay farklı mı, buğday farklı mı?..
Bırak çifti çubuğu düş İstanbul yollarına…
Besici…
Maliyetinin çok altında hayvan satacak da geçinecek? Mümkün mü?
Yetkililerimiz üreticinin derdine çare aramak yerine “Domuz üreticisi için ödenecek teşvik primi” genelgeleriyle uğraşır.. Bırak besiciliği yallah İstanbul’a…
Başka iş sahası? Var mı söyleyin?
Kaç fabrika var İstanbul’a muhtaç etmeyecek ve yerinde istihdam sağlayacak?
Üç beş tane varsa, onlar da kapılarına kilit vurma telaşında…
Ver elini İstanbul.
80 sene önce Hayım Nahum ne önermişse aynen uygulanıyor.
Anadolu aç, Anadolu perişan, Anadolu işsiz… Tam yutulacak yumuşak lokma haline gelmiş.
Sayın yetkililer!
Sokmayın bunları İstanbul’a… Ne iyi çözüm buldunuz: Vize!
Bu insanların yaşamaya hakları bile yok aslında ama…
Siz şimdilik vize ile başlayın. Sonu nasılsa gelir.
Yaşamamalı bu insanlar.
Sayın yetkililerimiz! Siz çok yaşayın emi!!!