Yeniden Kıbrıs Barış Harekatı

Yeniden Kıbrıs Barış Harekatı

oakgonenc1.jpg
Doc. Dr. Oya Akgönenç
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
16.11.2006  / Milli Gazete
Yıl 1974, güzel bir güz günüydü. O sıralarda Washington’da oturuyorduk. Eşim Muhammed heyecanla yukarı çıktı ve “ Gözün aydın Türkiye harekete geçti” dedi. Birkaç dakika önce CNN’de dinlemiş. O anda ilk yaptığımız iş Allah’a dua etmek ve askerlerimize başarı vermesini dilemek oldu. Gözlerimiz yaşlı, ne kadar Türk arkadaşa ulaşabildiysek, ulaştık, konuştuk. Çalıştığımız üniversitede ki Amerikalı arkadaşlar arasında da Türkleri destekleyen ve Kıbrıs’ta bizim haklı olduğumuza inananlar vardı. Olayları onlarla da paylaştık.Ama Yunan lobisini görmeliydiniz. O kadar etkili ve o kadar yoğun çalışıyordu ki, inanılacak gibi değil. Üstelik her hafta Yunan Ortodoks Kilisesi’nde toplanıp, toplu ayinler yaparak kendi devlet ve milletlerine destek veriyorlardı. Kardeş saydıkları Ermeni Ortodoks Kiliseleri’nden de yardım alıyorlardı.  Buna karşılık Türkler çok daha dağınık ve belli bir merkezden mahrum bulunuyorlardı. Müracaat edebilecekleri bir elçilik vardı ki orada da ilişkiler ve halkla münasebetler oldukça sınırlı idi.  Bir de Washington Islamic Center denen İslam Merkezi vardı ki, orada da bütün Müslümanlar Cuma günleri ve de hafta sonları bir araya gelebiliyorlardı. Dolayısıyla Türklerin lobi çalışmaları çok daha sınırlı kalıyordu.Heyecandan titriyordum, “Allahım sen ordumuza zafer ver, sen Kıbrıslı kardeşlerimizi, Yunan canilerden kurtar… Sen, Hükümetimize azim  ve kararlılık ver” diye dua ediyorduk. Derhal televizyonları açtık, Kısa dalga radyo ile Ankara’yı dinlemeye başladık. 32 yıl önce haberleşme bugünkü gibi değildi ki, olaylara ulaşmak ve doğru bilgi almak için epey uğraşmak gerekiyordu.

“Türkiyem , benim güzel vatanım” şarkıları bütün Türk evlerinden gümbür, gümbür işitilmeye başlamıştı bile. Elçiliğin hatları kitlenmişti. Herkes çılgınlar gibi bir neşe, bir heyecan içindeydi. Tek başımıza Türkiye  olarak 52 yıl sonra kazandığımız askeri zaferdi bu.

“Yapamaz demişlerdi”    ama  işte yapmıştık!

“Kıbrıs’a çıkamazlar, cesaret edemezler, etseler bile ulaşamazlar” demişlerdi, ama işte hem, Kıbrıs’a ulaşmış ve çıkmış, büyük hazırlıklar yaparak muhkim saflar kuran Yunan ve Rum güçlerini geri püskürtmüştük, hem de hiç umadıkları bir biçimde.

“Türkler 1922’den beri savaşmadılar, hazır değiller, beceremezler” demişlerdi, Ama, yapmıştık, hem de 52 yıl sonra, herkesi hayrette bırakan bir strateji ve başarı ile yapmıştık.

Ertesi gün, New York Times gazetesinin tanınmış bir savaş muhabirinin raportajı vardı gazetede. Soluk,  soluğa okuduk: Okuduk değil, ezberledik:

“Türkiye’nin bir süredir çok tedirgin olduğu ve Kıbrıs adasından gelen haberlerin de çok kötü olduğu duyuluyordu. Ada’da tam bir katliam yaşanıyordu, hem de çok sistematik olarak bir soykırım gerçekleşiyordu. Rumlar, Türkleri keserek, öldürerek, korkutarak yani terör ve tedhiş ile yok etmeye çalışıyorlardı. Ada’da gerçekleştirilen askeri darbe ile legal hükümet devrilmiş ve Makarios kaçmıştı”……….”.Türklerin mutlak bir tepkisi olacaktı, bunun ne ve nasıl olacağı merakla izlenmektedir”

“Tükler, Londra ve Zürih anlaşmalarının garantör devleti ( yani koruyucu, kollayıcı devleti olarak) diğer garantör devletleri yani Yunanistan’ı ve İngiltere’yi uyarmış ve birlikte bir tedbir önermiş bulunmaktadır, hatta Türkiye başbakanı acil görüşmeler için Londra’ya gitmiştir. Diğer devletlerden henüz hiç bir cevap çıkmadı..”

“…Türkiye’de bir kızgınlık ve öfke hissediliyor, milliyetçi söylem ve şarkılar arttı ama ordunun ne yaptığı belli değil… Kıyı şehirlerini ve özellikle de Kıbrıs’a en yakın olan Mersin şehri-limanı, oraya giden yollar tüm gazetecilerin ve yabancıların dikkatli gözlemi altındaydı.   Garip bir şekilde, ortada hiç bir hareket yok gibi, hiç bir faaliyet veya ordu birliklerinin hareketi görülmüyor” Türkler ne yapmayı düşünüyorlar? Belki 1967 olayı onları cesaretsizliğe itti.”

……. “bizzat ben gidip inceleme yaptım. Ortalık sakin. İnsanlar öfkeli ama bir hareket yok…

…….“İnanamıyorum!        TÜRKLER ADAYA ÇIKMIŞ BİLE! …”.derhal incelemeyi derinleştiriyoruz. Meğer onca gün, ordu birlikleri son derece sistemli ve sessiz bir şekilde güneye kaydırılmış. Gündüzleri tamamen kapalı ve gizli yerlerde dinlenip, uyuyarak,  geceleri herkes uyuduktan sonra hızla hareket ederek Mersin’e indirilmiş ve harekete geçilmiş.

Halkın gösterdiği destek inanılmaz boyuttaydı… Yollara dizilip orduya dua ve destek vermelerden tutun da soru soran meraklı gazetecilere hiçbirşeyden haberleri olmadığını söylemeye ve onları rahavete iten tutuma kadar müthiş bir milli dayanışma sergilediler.

Bu tarif ve yazıları o kadar çok okudum ki kelimeleri adeta ezberlemişim, şu anda bulamadım o yazıyı hangi dosyaya koyduğumu. Kolay değil üstünden 32 yıl geçmiş ve ben o anı, o heyecanı aynen yaşıyorum. Ama yazı hala bütünü ile hafızamda. Heyecan desen aynı.

İşte, Kıbrıs böyle kurtarılmıştır. Böylesine bir azim, kararlılık, herşeyi göze almışlık ve halkın tüm desteği ile. Ordusuyla, halkı ile, maddi ve manevi bir bütün olarak yapılan bir Kurtuluş Harekatıdır. Bu, 1974 Barış Harekatı böyle bir azim ve heyecanla gerçekleştirilmiştir.

Bu olay, her sene, merasimlerle kutlarken mühim olan bu muhteşem girişimin ardındaki ruhu, onun temelindeki inancı – azmi anlamak ve genç nesillere doğru  anlatmaktır.

Hatırlanması gereken çok önemli bir husus:  tam o sırada başta bulunan hükümette, Milli Görüş’ün koalisyon ortağı olması ve muhterem Erbakan hocam gibi kararlı, azimli, milli çıkarları çok iyi tahlil edebilen, cesur birinin de karar mekanizmasında bulunmuş olmasıdır. Bu faktör, muhakkak ki olayların tüm akışını, Kıbrıs halkının ve tarihinin dönüm noktasını başarıya ulaştırmada büyük bir rol oynamıştır.

Okumanızı tavsiye ederim, Kıbrıs’ta yazılmış bir kitap var: 1974 Harekatı sırasında Kıbrıs çephelerin’de yaşanmış, şahit olunmuş  “olağan dışı olaylar ve görüntüler”  Bunu okuduktan sonra neden benim “Kıbrıs’ın kurtuluşu, maddi ve manevi güçlerin birlikte oluşturdukları bir zaferdir “ dediğimi anlayacaksınız. Kitap, Kıbrıslılar tarafından yazılmış olup, görgü tanıkları ile bizzat görüşerek derledikleri olayların manzumesidir.

Sene 2004, Kıbrıs.  Havada referandum telaşı var, bu sefer bizzat Kıbrıs’tayım. 1976’dan beri orada belki 12. defa bulunuşum. Olayları yakından takip etmiş biri olarak, “Kıbrıs uluslararası ilişkiler için müthiş bir laboratuar çalışmasıdır” diyebilirim. Yine muhterem hocamızın kararı ile oraya referandum da Kıbrıslı Türklerin doğru karar vermeleri için onlara yardım etmek üzere gönderilmişiz.

Durumlar oldukça farklı. Türkiye ve Kıbrıs Türkleri arasındaki o müthiş bağı ve dayanışmayı gören Batılılar, bu 30 yılda hiç boş durmamışlar. Herşeyden önce bu halkları ayırmak için çalışmışlar. İş ve para dökmüşler, o küçük adaya. Birçok kişinin beyinlerine girmişler, bazılarının ruhlarını sulandırmışlar. Hani bazı filmler vardır: Uzaylılara ait.  Uzaylılar gelip, bir grubu ele geçirir, aynen onların kılığına girer, onlar gibi görünür ama tamamen başka bir düşünce ve tavır sergiler.  Kendimi öyle bir film seyrediyorum sandım.

Bazı kişiler adeta gizli uzaylılara dönüşmüş. İlle AB’ye girelim, ille daha çok para kazanalım, hatta ve hatta Rumlarla beraber olalım diyecek kadar farklılaşmışlar.

Galiba Kıbrıs yine kurtulmalıdır. Bu sefer de: “milli olmayan güçlerden”, “işbirlikçilerden”, “Kıbrıs’ı düşünmeyip, sadece kendini düşünenlerden”… Kısacası,  Kıbrıs’ın Kurtuluşu gerekmektedir:

*AB’nin oyunlarından,

* Rumların ve Yunanlıların entrikalarından

* Ve işbirlikçilerin aldatmalarından.

* Ankara Anlaşması Ek Protokol’u uygulamalarından

Şimdi zaman yeni bir Kıbrıs Barış Harekatı zamanıdır da denilebilir.