KÜÇÜLMEK VE KÜÇÜK DÜŞMEK

 

Verilen rakamlar gerçekse pandemi esnasında Türkiye ekonomisi %9,9 küçülmüş.
Bu rakam gerçeği yansıtmakta mıdır, bilinmez. Çünkü, zaten pandemi öncesinde %5 dolayında küçülmüştü ekonomimiz. Yetkililerimizin ifadesi ile bu “menfi büyüme” idi.
Küçülmeye alıştık aslında. Bu iktidar hatasını anlayıp çark ederse ya da Milli Görüş iktidarı gelirse, küçülme yerini gerçek büyümeye terk edebilir. Ama asıl kalıcı olan ve tarihimize kazınan olay küçülme değil, “küçük düşürülme” gerçeğidir. Hem de sürekli olarak. Milli Görüş’ün “Şahsiyetli Dış Politika” diye sloganlaştırdığı umdelerin uygulanması yerine düşünmeden, istişare etmeden, çalışmadan, günü birlik, vaziyete göre dış politika yürütülürse “küçük düşürülme” kaçınılmaz olmaktadır. Birkaç örnekle olayı ortaya koymaya çalışalım:
Daha dumanı üstünde küçük düşürülme olaylarını örnek olarak verelim.
Ordumuzun Suriye’deki Fırat’ın doğusu için başlattığı harekatın önünü kesmek için, ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanına gönderdiği aşağılayıcı, alay ve hakaret edici mektubu unutmak mümkün mü? Sıradan insanların bile kullanmaktan imtina edeceği, aşağılayıcı sıfatlar, gerçekten Türkiye’yi küçük düşürmüştür. 1960’lı yıllarda ABD Başkanı Johnson’un İnönü’ye gönderdiği aşağılayıcı mektup bunun yanında edebiyat şaheseri gibi kalmaktadır. Ama o mektup tarihe geçmiş ve “küçük düşürülme” olayına örneklik etmeye devam etmekteydi. Bu sonuncusu ise tarihe kimbilir nasıl geçecek? Üstelik cevabı bile verilmemiştir.
Bu yılın başlarında İdlib’de şehit edilen askerlerimiz ve diğer personel. Verilen bilgiye göre askerlerimizi taşıyan konvoy hava saldırısına maruz kaldı. Saatlerce bombardıman devam etti. İmdat çığlıkları semayı deldi. Kırka yakın askerimiz şehit edildi, toplam hayatını kaybedenler yüz sayısına yaklaştı. Halbuki yıllardır medyadan yapılan açıklamalardan öğrendiğimize göre, dünyayı şaşkına çeviren yeni silahlar icat etmişiz. Güdümlü mermiler, uçaklara karşı lazerli savunma sistemleri, yerden havaya kullanılabilen uçak düşürücü silahlar ve daha birçok teknoloji harikası silahlarımız üretilmiş, TSK’ya teslim edilmiş. Saatlerce süren kahredici uçak saldırısını bu silahlara rağmen neden önleyememişiz? Bu konuda içeride ve dışarıda yazılı ve görsel basındaki müstehzi ifadeler ciğerimize hançer gibi saplanmaktadır. “Küçük düşürülmek” bu değilse nedir?
Bu konu ile ilgili Rusya ziyareti de başlı başına bir küçük düşürülme olayı değil midir? Askerleri şehit edilmiş bulunan biz, sorumlularının başında gelen Rusya’nın ayağına neden gidildi, neden kabul edilmeden önce heyetimiz ayakta neden bekletildi? Velhasıl “küçük düşürülme” böyle yapılmazsa nasıl yapılır?
Libya’nın yıkımı ve Kaddafi’nin linç edilmesinde zalimlere destek verip, isyancılara para yardımı yapıp, iş bittikten yıllar sonra TBMM’de Kaddafi’nin Türkiye dostluğundan örnekler verilmesi ve onun hatıraları için Libya ile anlaşma yapıldığının anlatılması, birçok dudağın müstehzi bir şekilde ısırılmasına sebep oldu. Utandık küçük düştük.
Şu AB’nin ettikleri? Onlar bize şu an Akdeniz’de savaş ilan etmenin eşiğine geldiler. Halbuki bizimkiler AB’ye girebilmek için ahlaki yapımızı, gıda güvenliğimizi, aile yapımızı sıfırlayıcı tavizleri vermişler. Hala da “AB bizim medeniyet projemizdir” diyerek gözü kapalı yürümekteler. Küçük düşüyoruz, kahroluyoruz!
Şu ikide bir “malvarlığı” ile ilgili tehdit ve şantajlar bu milleti küçük düşürmekle kalmıyor, şüpheye de sevkediyor. Bunu önlemenin yolu susmak değil, çıkıp aslanlar gibi cevabını vermektir. “Öyle bir tehdide maruz kalacağımız bir yanlışımız yok, elinden geleni ardına koyma” diye kükremektir.
Bir iki tane taze olayı yazdık. Hepsi bunlar değil elbet.
Ekonomik küçülmenin akıllı hareket edilirse durdurulup büyümeye çevrilmesi mümkün. Ama küçük düşürülmek yıllarca bizi etkileyecek ve onulmaz yaralar açacaktır.
“Şahsiyetli Dış Politika” derken Milli görüş, Saadet Partisi işte bunu kasdetmektedir.
Türkiye için artık bu umdelerin hayata geçirilmesinden başka çıkış yoktur.
 
 DÜŞ GÖRDÜK
 
İdealler hep devlerle ölçüldü,
Gördüğümüz nasıl büyük DÜŞtü?
Yıllardır ülkem nasıl da küçüldü,
Dünyaya karşı nasıl küçük düştü?
 

Ekrem Şama