ÇİÇEKLİ DEVİRLER

 
 
Tarihe baktığımızda bazı devirlerin çiçek isimleriyle sembolize edilip isimlendirildiğini görürüz.
Mesela Lale Devri:
Hatırlarsak, savaşlara ara verilen 18. Yüzyılın ilk çeyreğindeki devirde, Osmanlı’da; kültür ve sanat ataklarının yoğunlaşmaya başlanmıştı. Lakin kantarın topuzunun kaçırılarak İslami çizgilerin dışına taşılarak israf, sefahat ve ahlaki sınırların zorlanmasıyla bazı uygulamalar da yapılmaya başlanmıştı. Lale çiçeğinin yüzlerce türünün yetiştirilip eğlencelerde sembol olarak kullanılması dolayısıyla 15 yıl kadar süren bu devre “Lale Devri” denmişti.
Zahirde Patrona Halil öncülüğünde ama gerçekte daha yukarılarda birilerinin akıl hocalığında başlatılan bir ayaklanma ile birçok devlet adamının kellesi alınmış, padişah değişikliği yapılmıştı. Bu kadarla yetinilmemiş, kantarın topuzu iyice kaçırılarak faydalı veya zararlı ayırımı yapılmaksızın ne kadar yenilik varsa hepsi yerle bir edilmişti. Sonunda isyancılar da kelle vermişlerdi.
Yine hatırlarsak 1980 ihtilalinin eseri olan ve yaklaşık 10 yıl süren bir devir yaşanmıştı. Bu devreye “Papatya Devri” denilmişti. Bu devirde iktidar mensuplarının hanımları, kızları ve çevreleri yaptıkları etkinlikler ve etkiledikleri devlet adamları ile uygulamaları kontrol etmeyi başarmışlardı. İyi adımlarının yanında “Davul, Tokmak” gibi sembol kelimelerle birçok menfi uygulamalar da yapılmıştı. Netice itibariyle bir Cumhurbaşkanı’nın cinayete kurban gitmesindeki papatyaların rolleri ile ilgili spekülasyonlar hala dilden dile dolaşmaya devam etmektedirler. Cumhurbaşkanı mezarının açtırılarak cesedinin incelenmesi süreci, papatyalar da işin içine katılarak tartışılmaktadır.
Bu devirlere damgasını vuran çiçeklerden hareketle, son 20 yıla ismi ile damgasını vurabilecek bir çiçek bizim favorimizdir. Bu çiçeğin Latince ismi “Titanum” çiçeğidir. Türkçede bu çiçeğe “Ceset çiçeği” denilmektedir. Şimdi de neden bu devir ile ilişkilendirdiğimizi izah etmek için özelliklerinden bazılarını sıralayalım:
Bugüne kadar yeryüzünün keşfedilmiş en “iri” çiçeğidir. Beş adam boyuna kadar uzaması, tek yaprağının 3-4 metre çapına kadar genişlemesi bu nitelemeye sebeptir. Gecenin en karanlık anında açar. Dal vermez, kök salmaz. Uzun kısmının içi bomboştur. Ömrünün en görkemli anında vücut ısısı insan vücut ısısına eşitlenir. Bu dev çiçek birkaç haftalık ömür sürdükten sonra, önce “çamur rengini” almakta, sonra da geri sayım yapılıyormuş gibi, olduğu yere yığılıp çökmekte ve çürümektedir. Cesetle beslenen zalimlerin dal ve kök salamayacağını gösterir gibidir. Kısa ömürlerinin sonunda nasıl çöktüğünü ve çökeceğini insanlığa göstermesi açısından enteresandır.
Bu çiçeğin bir tohumu bulunmaz. Ne zaman açacağı, çiçek açma periyotlarının olup olmadığı bilinmez. Parazit ve asalak olarak yetişir. Bilhassa sinekleri ve leşle beslenen böcekleri kendisine çeker. Zalimlerin etrafını saran sinek ve böcekleri andıran özellikleri çok enteresandır.
Ceset çiçeği denmesinin sebebi, yaydığı ceset kokusunu andıran, kesif ve keskin kokusudur. Adeta insan cesedinden besleniyormuş izlenimini verir. Uzaktan gördüğünde "Bu ne ihtişamlı bir çiçek" diye yanına yaklaşanlar, bu kesif kokuyu aldıklarında burunlarını tutarak uzaklaşmak zorunda kalırlar. Sanki dünyada gurur ve kibir abideleri gibi diktatörleri uzaktan ihtişamlı zannedip, yanlarına yaklaşanların nasıl kokuşmuş bir ortam meydana getirdiklerini görerek kaçmalarına benzer. Son 20 yılda bilhassa İslam dünyasındaki karalarda ve denizlerde çoluk- çocuk, genç-ihtiyar, sivil-asker, milyonlarca Müslüman cesedine baktığımızda, cesetle beslenmiş zalimleri andıran bu çiçek bu devre ismini verebilir.
Bilindiği gibi Cenabı Allah insanları, hayvanları ve diğer canlıları erkek ve dişi olarak yaratmış, bunu da Kur’an’da beyan etmiştir. Bu dev çiçek belki bir istisna olarak mı yaratılmıştır bilinmez. Bunun cinsiyeti yoktur. Sanki bu cinsiyetsizliği ile insanlığa bir mesaj da vermektedir. Öyle ya cinsiyetsizliği, diğer deyişle, karşı cinse yönelme ihtiyacı olmayanları, daha açık ifadesi ile üçüncü cinsleri gösterir gibidir. Hani dinimizin bunlar hakkındaki hükümlerini açıklayan Diyanet İşleri Başkanımızın dediği gibi olmakla beraber, dünyada ve Türkiye’de her türlü faaliyetleri serbest bırakılan, evlenmelerine müsaade edilen, üstüne üstlük lanetlenmiş faaliyetleri “sözleşmelerle devlet güvencesine alınan” kişilerin özelliklerini bize hatırlatır gibidir bu dev çiçek.
Bizce “TİTANUM” ya da bizdeki adıyla “CESET ÇİÇEĞİ” bu son devre adını vermeye aday bir çiçektir.
Bizden sonraki kuşak bizim kuşağımıza “Ceset Çiçeği Kuşağı” diye isimlendirme yapması muhtemeldir.
Yanılıyor muyuz acaba?
 
 
 
ZALİMİN ÖMRÜ
 
Zalimin hem ölüsü, hem dirisi,
Ceset çiçeği gibidir her birisi;
Say geri, beş, dört, üç, iki, bir,
Onları işte böyle bitirir kibir!
 
Ekrem Şama