YÜZ KIZARTICI EVLER

 
Genelevleri kasdediyoruz.
Refah Partisi’nin kuruluşundan itibaren hep gündemimiz olmuştu. İstanbul İl Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yaptığımız il yönetimi ve başkanlık divanı çalışmalarımızda sık sık gündem maddesi yapar, bir gün yönetimde söz sahibi olursak bu rezalete mutlaka son vereceğimizi konuşurduk.
1994 Belediye seçimlerinde RP olarak yapacaklarımız arasında “Genelevlerin kapatılması” maddesi de vardı. Hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem de Beyoğlu Belediyesi için vaat ediyorduk.
Seçim çalışmaları sırasında o evleri de ziyaret eden arkadaşlarımız, oradaki “düşürülmüş” kadınlara bu müjdeyi veriyordu. İnanıyorum ki onlardan önemli bir kısmı o umutla bize oy vermişti. 
Her iki belediyeyi de kazandık. Tahmini olarak söylüyorum, başkanımızın “bazı” danışmanları kendisini şöyle yönlendirmişti: “Reis, genelevler konusu şu an acil değil. İleride sen güçlü olarak geldiğinde halledebileceğin bir konu. Şu an merkezi hükümette Refah Partisi yok. Diğerleri de bu işe razı olmazlar. Başına sorun çıkarırlar. Bu konuda sorulan sorulara, bu konu merkezi hükümetin yetkisinde olan bir konuymuş, biz bu boyutunu hesaplamamışız, bu vaadimizi yerine getiremiyoruz, der geçiştirirsin” diye akıl vermiş olabilirler. Çünkü konuyu bizimle istişare etmeden bu şekilde geçiştirmişti. Biz devre dışında bırakılmıştık.
1996’daki Erbakan Hocamızın Başbakan olduğu koalisyon hükümeti, öncelikle faiz, kumarhane, rantiye gibi devasa boyuttaki rezilliklerle mücadele edip mesafeler almıştı. Havuz sistemi gibi, kumarhanelerin kapatılması gibi… Kısacık hükümet ömrüne genelev konusunu dahil etmeye sıra bulunamamıştı.
AKP kahir ekseriyetle iktidara getirildiğinde ise, ne genelevler, ne şans oyunları, ne milli piyango, ne toto veya loto gibi devlet eliyle oynatılan kumarlar ile mücadele söz konusu edilmemişti, hala da edilmiyor. 
Hükümet programlarında genelevlerin kapatılması konusu olmadığı gibi, aile sosyal politikalar bakanlıklarının tabii görevleri olması gerekirken hiç oralı olmadılar. Aileden sorumlu bakana baktığımız zaman, yüzbinlerce kadını ve aileyi ilgilendiren aleni veya gizli fuhuş, “vesikalı” genelevler gibi yüz kızartıcı faaliyetler, aileleri tehdit eden “milli” kumarlar; onları bazı meşhur”artistlerin, aktörlerin” yaşadıkları karı koca veya oynaş kavgaları” kadar bile ilgilendirmediğini görüyoruz. Başta KADEM olmak üzere kadınları gözetip kollamayı görev bilmiş, kıyı bucak fellik fellik arayarak “kadına şiddet” sahnelerini tespit ettirip gündem oluşturan dernek ve vakıfların da gündemine hiç girmiyor bu yüz kızartıcı evler konusu. 
Hiç olmazsa işin dini ve sosyal boyutu ile ilgilenmesi gereken başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, “ünlü-ünsüz” ya da “cübbeli-cübbesiz” hocalarımız da hiç oralı değiller. Bunların büyük bir kısmı, dinimizin batıl kabul ettiği “muta nikahı” konusunda, tüm İran’ı fuhuş yapmakla köşeye sıkıştırmayı tek görev biliyor gibi davranırken, Türkiye’de  devletin verdiği “vesikayı” fuhşu meşrulaştıran bir tür nikah mı kabul ediyorlar da susuyorlar, diye insan şüpheleniyor gerçekten.
Geçen yıl mı neydi, bir tv kanalında meşhur bir “hoca” nın bir genelev kadınının yazdığı bir şikayet mektubu okunurken gözyaşlarının sakallarını ıslattığını hayretle görmüştük. İçimizden demek geldi ki:
-Be hocam sakalınızı ıslatan mektup şayet merhametinizi de ıslatıyorsa, mahdumunuz yıllardır o tür evlerin bulunduğu yerin “şehremini” idi. Bu konuyu onunla konuştunuz mu acaba? Ya da sözünüz yukarılarda yankı yapıyor ki, adaylık ve istihdam konularında gereği yapılıyor hemencecik. Şu genelev konularını hiç konuştunuz mu hocam yukarılarla? Yoksa ağlamak bu kadar kolaylaştı mı?
Yine insanı deli eden bir olayı hatırlıyoruz. Bilmem neredeki bir genelev iflas mı etmiş neymiş, bir imamı “kayyım” tayin etmişler. Tıpkı Milli Kumar’ın başına meşhur ve mağfur bir hocaefendinin mahdumunun “genel müdür” olarak tayin edilmesi gibi.
Geçenlerde Mahmut Toptaş üstadımızın bu konuyu köşesine taşıdığını gördüğümüzden, öncelikle halledilmesi gerektiğine inandığımız bu konuyu biz de köşemize taşımış olduk.
Bu çirkinlik, bu yüzkızartıcılık ne zaman son bulacak?
Genelevler ne zaman kapatılıp da buradaki yüzbinlerce “düşürülmüş” kadınlarımız kurtarılacak?
Cumhurbaşkanımız açıkladılar, “kadın bakanlığı” kuralım diye!
Son bir umudumuz o kaldı…
 
 
 
BATMIŞ KAVİMLER
 
Ahlaksızlıklar kabus gibi,
Her biri çöktü üstümüze;
Batmışlarla dolu yerin dibi,
Bak, altı kalıntı, üstü müze... 
 
Ekrem Şama
TOP