ÇILGIN SORULAR

 

 
Ülkemizde ve dünyada o kadar çok sorun oluştu ki!
Hangi birini konuşacağız, yazacağız, araştıracağız?
Değişik birşey yapalım gelin. Bu sorunların neler olduğunu sadece sorularla dile getirelim, okuyucu bildiği gibi cevaplasın.
Amerika bizim neyimiz olur? Dostumuz mu, stratejik müttefikimiz mi, düşmanımız mı?
Dostumuz ve müttefikimiz ise, neden beraber değiliz? Neden etrafımızı kuşatma çabasında? Dostluk ve stratejik müttefiklik bu mu? Bizim yetkililerimizin ağzından defalarca ifade edildiği gibi, neden bizi devamlı aldatıyor, neden verdiği sözlerin hiç birini tutmuyor, neden imzaladığı anlaşmalara uymuyor?
Düşmanımız ise, neden yalvarma modlarındayız? En son şu güvenli bölge, ya da barış koridoru mutabakatı nasıl bir mutabakat? Anlaştığımız söylendi, ortak kumanda ve kontrol dendi, Şanlıurfamıza buyur ettik. Aynı anda neden Dışişleri Bakanlığımız ayrı, Cumhurbaşkanlığımız ayrı açıklamalar yaparak, yarı tehdit, yarı temenni cümleleri kurmaya başladılar? Neden “Amerika bizi oyalamaya kalkarsa, biz kendimiz şöyle şöyle yaparız, bölge kontrolünde biz olmazsak kendi işimizi kendimiz yaparız deniliyor? Anlaştık mı, anlaşmadık mı? Anlaştıksa dışarıda bağırıp çağırılan husular anlaşmaya dahil edilemedi mi? Anlaşmadıksa onları Şanlıurfamıza neden soktuk? Yoksa Trump’un ağzından kaçırdığı gibi Hollyvood takımı olarak “bir takım roller” mi üslendi bizimkiler?
Kaç kere DEAŞ denen ucube terör örgütü bitirildi, diye konuşulup, yazılıp, çizildiği halde, neden ABD bu örgütü bahane ederek Suriye’deki sivilleri vurdu?
Dost ve müttefik ise, neden Trakya’ya, Ege adalarına, Akdeniz’e Suriye’ye, Irak’a, Basra Körfezi'ne, muhtemelen Ermenistan’a asker ve silah yığıyor? Düşmanımız ise bizimkiler neden hala “beraber yapacak çok işimiz var” modundalar?
Türkiye BOP Eşbaşkanlığı'nı bıraktı mı, devam mı ediyor? Amerika Türkiye ilişkilerinde milletimiz aldatılıyor mu, aldatılmıyor mu?
Rusya bizim dostumuz ve müttefikimiz mi, yoksa hasmımız mı?
Dostumuz ve müttefikimiz olarak bize silah satıyor, destek veriyorsa ise, neden İdlib ve diğer yörelerdeki anlaşmalara uymuyor, bombardıman ederek ortalığı kan gölüne çeviriyor? Sonra da neden gidilip ya da telefonla yeni “görüşbirlikleri” teyit ediliyor?
Avrupa Birliği bizim neyimiz olur? Dostumuz mu, idealimiz mi, medeniyet projemiz mi, düşmanımız mı?
Dostumuzsa bizi içeriden çökertecek “uyum” dayatmaları neyin nesi? İstanbul Sözleşmesi, ETCEP, zina, domuz eti dayatmaları gibi ahlaki ve manevi tahribata götüren değişiklikleri neden uygulamamızı ister? Bari şu aile yapımızı ifsat eden uygulamalara son verin, diye ayağa kalkan topluma neden kulaklar tıkanır? Arkasında Avrupa Birliği var da bizimkileri gücü mü yetmiyor? Ya da “Erdoğan Ailesi” mi aşılamıyor? Dostumuzsa Akdeniz’deki haklarımızı neden gaspetme peşindeler? Yoksa buradaki haklarımızdan “acemilik ve uçarılık zamanlarımızda” feragat edici adımlar mı atmıştık?
Yok Avrupa bizim düşmanımız olduğu için bunları yapıyorsa, biz neden hala “Medeniyet projemiz Avrupa Birliği” diye iki de bir deklere ediyoruz?
Bizim dünyamız neresi? Sömürgeci batı mı, çiğnenen İslam dünyası mı, hiç birisi mi?
Sahi biz kimiz?
Müslüman mıyız, Hıristiyan mıyız, Deist miyiz, neyiz?
Biz kendi sanayimizi, kendi tarımımızı, kendi hayvancılığımızı kendi isteğimizle mi tasfiye ediyoruz, birilerinin yönlendirmesi ile mi?
Biz kendi kaynaklarımızı kendi kararlarımızla mı bitiriyoruz, yoksa birilerinin kaş göz işareti ile mi?
Biz bu kadar borcu üretken olmayan betona, asfalta, çelik konstrüksiyonuna, hafriyata yatırım yaparak kendi tercihimizle mi gömüyoruz, birilerinin dayatması ile mi?
Sahi biz ne yapıyoruz?
Kendi isteğimizle mi “intihar edercesine” böyle politikalar uyguluyoruz, yoksa birilerinin dayatması ile mi?
Devasa sorunlarımız var, sonsuz sorularımız var!
 
SORUN
 
Haberiniz var mı bu durumdan,
Yığıldı sorun üstüne sorun?
Millet! Çıkarıp kafayı kumdan,
Hiç olmazsa birkaç soru sorun!
 

Ekrem Şama

TOP