DAHİYANE HAMAKAT

Baştan pek inanmadık. Ama birçok kardeşimiz aynı noktaya parmak basınca, biz de dikkat kesildik. Bu iddiaları ciddiye almamız gerektiği kanaatine vardık.

Ne mi demek istiyoruz?
31 Mart ve 23 Haziran İstanbul seçimleri münasebetiyle sahnelenen, dahiyane planlanmış bir hamakat gösterisi ile karşı karşıyayız.
Buyurun beraber analiz edelim:
Siyaseti dizayn etmekten çok hoşlanan ve bundan nemalanan kahrolası “üst akıl” çoktan beridir bir kadro değişikliği arzuluyordu. Türkiye’yi çıkmazlara getirmiş ama eskimeye yüz tutmuş simaları yenileyip, ülkemizin bu çıkmazlarını kara deliklere dönüştürme görevi verecekleri yeni kadroları parlatma ve “umut” haline getirme işlemlerini yapmaya artık başlamaları gerektiği kanaatinde idiler.
Bunun için bir takım işlemlere giriştiler. Bu işlemler dahiyane bir planla ama “aptalca” imiş gibi gösterilerek yapılmalıydı. 
Önce devletin resmi kurumu olan AA ile işe başlandı. 13 saat veriler kesildi. Seçim sonuçları ile anlık oynamalar, afiş ve pankartlarla oyunların desteklenmesi, Anıt Kabir imza defteri senaryoları, iptal oylar üzerinde işlemler, kendi kontrollerindeki sandık kurulları oluşumundaki yapay fırtınalar ve seçimin iptali ile yenilenmesi kararının “emir komuta” ile zerre alakası yokmuş gibi ama asıl parlatılması gerekeni mağdur edilmiş gösterecek şekilde “kanunlara tamamen uygun” olarak alınması, mazbata iptalleri, aptalca gibi gösterilen dahiyane oyunların bazıları idi. Aptalca gözüken ama muhatabı olmaması gibi dahiyane bir buluşla “çaldılar” edebiyatı, cilalanacak kişi ve kuruluşu iyice flaş haline getirdi. Havaalanlarındaki suni kavgalar, çıkışı Yunanistan gibi gösterilen şahane kışkırtmalar, gazeteci ile rakip adayın “gizlice” olan mutad görüşmelerinin dahice açığa çıkarılması gibi hamakat kokan senaryolar da, millete çaktırmadan “mağdurun” parlatılması işlemlerinin mütemmim cüzleri idi.
Bütün bunlara rağmen yine farkın 1-2 puanı aşmaması, üst akıl olan dahi yönlendiricinin dikkatine takılan bir konu idi. Bir şeyler yapmalı ve farkı büyütmeli idi. Aksi takdirde İstanbul seçmeni, yanlış adama oy vererek aylardır hazırladıkları dahiyane ve aptalca görünümlü planı bozabilirdi. Sonunda bir dahi fikir yürürlüğe sokuldu. 
Düşündüler ki:
“Biz yıllardır Saadet Partisi’nin oylarının kendilerine gitmesini nasıl engelliyoruz. Partiyi ve yöneticilerini terör ile ilişkiliymiş, teröristlerle gizli, aşikar, ittifak kuruyormuş gibi göstererek ve seçmenlerini korkutarak oylarını bloke edip, başarıyla bu tarafa verdiriyor muyuz, evet! Hah işte aradığımız çözüm de burada. Bu sefer tersinden vurarak ama Saadet’in adayına medya ambargosu uygulatarak, Milli Görüş oylarının kendi yuvasına dönüşünü de engelleyerek, terör ve terörist argümanlarını tersinden kullanalım. Müstakbel kadrolarımızı da bu şekilde halka benimsetmiş oluruz. Güzel bir planlama ile bu konuyu değiştireceğimiz ve seçmenlerini fire vermeden istediğimiz adrese yönlendireceğimiz kuruluş olan AKP’ye yaptırmayı deneyelim.”
İşte çok dahiyane plan böylece devreye sokuldu. 
Terörist başı Öcalan hapisten çıkarılmalı, bu olmazsa “Kürt” oylarının AKP’ye verilmesini isteyen talimatlarının alınması, bu da olmazsa tarafsız kalınması konusunda “emir” vermesi için kendi ağzından ve kendi kaleminden talimat yayınlanmalı. Bunun gerçek bir talimat olduğunu sağlatması bakımından da, Cumhurbaşkanı’nın bu konuyu canlı yayında konuşması ve ilave olarak terörist başının bir yakını, mesela kardeşinin, devletin resmi kurumu olan TRT’ye çıkarılıp bu talimatı ilan etmesi sağlanmalı.
Bu plan dahiyane dizayn edilmiş ve fakat aptalca gibi gösterilmiş bir plandı. Derhal uygulamaya sokuldu. Biraz geç kalmışlardı. Olsun, işlerini görürdü. Siz AKP’nin başında bu kadar aptalca kararlar alacak kadroların bulunduğuna inanacak kadar saf olabilir misiniz? İşte planın “dahiyane” olması buradan geliyor. Yazımızın başlığını işte buradan çıkardık: “Dahiyane hamakat” 
Böylece bu plan, 1-2 puanlık farkı 8-9 puana çıkardı. Ama belli ki, biraz daha zaman olsaydı, bunu herkesin duyacağı bir şekilde kamuoyu oluşturarak yürürlüğe koysalardı, halkın bu konuya verdiği önem sebebiyle, bakardınız fark 8-9 değil de 15-20 puana çıkabilirdi. Şimdi dizayn edici üst akıl bu hamakat görünümünün devam etmesini isterse ve İstanbul’da sağlanan 8-9 puanlık farkın daha da artıp, tüm yurda yayılmasını isterse, merkezden “yetki budaması” ve “imkanları kısıtlaması” gibi aptal görünümlü planlarını devreye sokarak, iktidar erkinin adres değiştirmesini çabuklaştırabilir.
Ey Milli Görüşçü kardeşim! İşte sen böyle müptezel “üst akılların” yapmış oldukları planlar gereği, Milli Görüş’e atılan “terör seviciliği, teröristlerle ittifak, gizli protokol imzalamak” gibi adi iftiralara ve yalanlara kandın gittin, tuzaklara düşürüldün. Senin oyun ile ne melanetler yapıldığını gördün. Göklere çıkardıklarının akıl ve terör konusundaki duyarlılık seviyesini böylece görmüş oldun. Şimdi de seni fire vermeksizin, yeni adreslere teslim edip emelleri için kullanmaya ve alet etmeye devam etmek üzereler. Tıpış tıpış gidecek misin? Yoksa aklını kullanıp iki dünyanı da kurtarmak niyetiyle, yuvana dönüp, bundan böyle kullanılmayı ret mi edeceksin? Her hareketini kayda geçirenlerin varlığını unutacak mısın? Akıl senin, karar senin, amel senin, vebal senin!
Bizim sadece tebliğ görevimiz var kardeşim!
 
 
AKIL VE KUL
 
Hayvan da insan da gözlü kulaklı,
İnsan ile hayvan farkı, kul aklı.
Aklın yardımcısı göz ve kulaktır,
Akıl kullanıp akleden kul aktır...
 

Ekrem Şama 

TOP