TRT’NİN PUSULASI

 

TRT deyince öteden beri tuhaf duygularla dolarım. Kendimi bildim bileli gerek tek kanallı, gerek çok kanallı, televizyon döneminde milletin manevi değerlerine ve menfaatine ters, taraflı, yönlendirici yayınlar aklıma gelir.
Rahmetli Erbakan Hocamın TBMM kürsülerinden, ya da konferanslarından TRT’ye seslenişi aklımdan çıkmaz:
-Seni gidi TRT’ci seniii! Neden bunları yayınlamazsın. Trafoların mı patlıyor?
Sözleri tatlı bir tebessümün yanında acı bir hatıra olarak etkisini hala korumaktadır.
Geçen yıl Saadet Partisi GİK toplantısı arasında Muhterem Recai Kutan Bey’in de bulunduğu bir sohbet ortamında, TV5 deki “Gün ve Tarih, Şu Boğaz Harbi Çanakkale, Çanakkale’de Ramazan” programlarımdan bahis açıldı. Bunların çok faydalı olduğu, devam etmesi gerektiği temennileri dile getirildiğinde Recai Kutan Bey’in:
-Ben de izlerim zaman zaman… Bunlar çok faydalı hizmetlerdir. Ama TV5’in sınırlı izleyici kitlesini aşmak gerek. Bunları daha çok izleyiciye sunmak lazım. Mesela TRT 1 gibi bir kanalda neden böyle programlar yapılmasın? Artık TRT değişmiş olmalı. Biliyorsunuz TRT Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Bey’e bağlıdır. Siz bir örnek dosya hazırlarsanız ben bizzat gider bu dosyayı ona gösteririm. Böyle hayırlı bir hizmeti kabul etmeleri için TRT yetkililerine havale eder sanırım. Sayın Bakanla şahsi dostluğumun da olduğunu biliyorsunuz.
Cevabımız şu aldu:
-Ağabey, benim pek ümidim yoktur. Ama siz böyle bir öneriyi ortaya koyduğunuza göre bana ancak hazırlık yapmak düşer…
Dedim ve örnek çekimleri yaparak ağabeyime teslim ettim. Duyduğuma göre bunları sayın Bakan’a vermiş. O da kısa sürede bana döneceğini ifade etmiş. Aradan bilmem kaç ay geçti, bakanlığa başvurdum, özel görevli bir hanımefendi dosyanın önünde olduğunu ve bana en kısa sürede döneceğini ifade etti. Dönmediği gibi sonra tüm personele ismim verilmiş olmalı ki, bir daha muhatap bile bulamadım.
Belki de işlerinin çokluğundan böyle davranmış olabilirler diyerek, bu sefer de TRT’ye şahsen başvurdum. Program koordinatör yardımcısı olan iki arkadaşımız bizi kabul ederek müracaatı değerlendirdiler.
Önce bu müracaat da nereden çıktı beyefendi, tarihçiler arasından 100-150 kişi de sizin gibi düşünerek program önerisi getirseler bizim işlerimizi aksatırlar. Dedikten sonra  TRT’nin genel prensipini ortaya koyarak önerimin cazip olmadığını anlattılar:
-TRT olarak özel kanallarla reyting yarışı içindeyiz. Biz ciddi programlardan ziyade eğlence programlarına yer veriyoruz. Yoksa reyting yarışında geri kalırız. Alacağımız programlarda önce buna dikkat etmek, bir de milletin parasını iyi değerlendirmek zorundayız. Ayrıca bakın sizin program önerinizde Haçlıların kızılderili ve zenci Müslüman katliamından söz ediyorsunuz. Hem de yüzmilyon kişinin katledildiğini söylüyorsunuz. Nereden çıkardınız bu abartma rakamları?
-Ama beyefendi Roger Garaudy ve Ahmet Bin Bella…
Söz ağzımıza tıkanıyor.
-Onlar nereden bilecekler? Bu rakamlar abartılıdır, hem bunları gündeme getirmek ne kazandırır ki?
Diyerek TRT’nin yeni politikaları hakkında ipuclarını vermiş oldular.
Gördüğüm ve anladığım kadarıyla TRT’nin yeni politikalarının en önemli başlıkları şunlardır:
1-Özel kanallarla rekabet edebilmek için eğlenceye ağırlık vermek. Bu tür programlarda “milletin parası” mefhumunu ve engelini aşmak.
2-Haçlıları ve Siyonistleri rencide edici yayınlardan kesinlikle kaçınmak.
Yeni TRT 1’i birazcık izleyenler bu yeni dönem prensiplerini rahatlıkla anlayabilirler. Nitekim, “kırlangıçların kanat tüylerine göre tasnifi ve nerede yaşadıkları,” veya “üstten yakmalı sobaların evrim safhaları” yahut da “Toros zirvelerinde yaşayan insanların aşk serüvenleri”  benzeri muhteşem (!) programları saatlerce izlemek mümkündür. Program bitince size ne verdiğini düşününce de apışıp kalırsınız. Ama içinde bulunulan günün geçmişinde Milletin hayatında çok önemli yeri olan, ya da İstiklal savaşında unutulmaz tabloların yaşadığı özel günler es geçilir, hatırlatmak ve anmak bir yana hatırlanmaz bile. Bunun yanında eğlence ağırlıklı program ne demekmiş bir örnekle açıklamak istiyorum:
19 Nisan 2012 tarihi Kutlu Doğum Haftası’nın başlarına gelen bir gündür. Hazır Cuma günü de olması dolayısıyla Efendimizi ve doğumunu işleyen bir program vermek gerekmiş olmalı ki, TRT 1’de cumadan önce böyle program icra edildi.
“Fakülteli ilim adamı” biriyle, “dekolteli film kadını” biri, Efendimizi konuştular. Ortam görünümü Efendimizin konuşulması için başlı başına bir garabetti. Yetmedi. Sözlere ara verildi ve “Pe…” kadın çoraplarının canlı olarak tanıtımı yapıldı. Kadın bacaklarının bu çoraplarla ne kadar cazip olarak görüldüğü uygulamalı olarak gösterildi. Hem de çeşitli açılardan cazibe ortaya konularak.
-Allah sizi islah etsin! Efendimizi eğlence anlayışınıza alet etmek ne demek! Hay sizin reytinginiz kafanıza düşsün!
Ddiye ayağa fırlamamak mümkün değil. Sonra baldır bacak faslı bitti, dekolteli film kadınının soruları ile Efendimizin faziletleri ortaya konulmaya çalışıdı. “Edep Yahu, edep!” İşte yeni TRT politikası bu! Bu yapım için “milletin parası” mefhumu hesaba katıldı mı bilemem.
Haçlılara dokunulmamasına gelince…
Bizzat Başbakan bin sene önce meydana gelen kanlı ve yamyamca yapılan Haçlı zulümlerinin “Müslümanlara yönelik bir saldırı olmasından ziyade, medeniyet alış verişi gayesiyle yapılmış olduğunu” ifade etmiyor mu? Böylece Haçlı’yı ibra etmek neticesini veren bu beyanatları ortada iken, TRT de mecbur kalır bu istikamette yayın yapmaya. Kalkıp da o çağlarda, çağlar boyu ve günümüzde Haçlı zulümlerinin gerçek boyutlarını ortaya koyacak değil ya! Afganistan’da, Irak’ta,  Libya’da Haçlılarca katledilen milyonlarca Müslümanın, ırzına geçilen yüzbinlerce kadın ve kızın, köpeklere boğdurulan çocukarın, aşağılık işkencelerin, yağmalanan servetlerin, yıkılan mabetlerin görçek boyutunu TRT’den dinleyecek değiliz ya. Çünkü beyler eğlenmekle ve suya sabuna dokunmayan yayınlar yapmakla mükelleftirler. Çünkü onları orada tutan iktidarın politikası budur.
İçinde iyilikten ve hizmetten başka bir duygusu ve gayesi olmayan Muhterem Recai Ağabey’in sayın Başbakan Yardımcısı’ndan bir cevap alamayacağını anladığındaki üzüntüsünü gördüm ben de buna üzüldüm.
-Muhterem ağabeyim üzülme. Bu TRT muhafazakarların elinde. Ama muhafaza ettikleri şey Milletin inancı ve menfaatlerine aykırı zihniyettir. Bu yayınların içine serpiştirdikleri işe yarar programlar ise hala cımbızla ayıklanamaya muhtaç ufacık şeylerdir. Maalesef. TRT’nin pusulası hala Millet’i, Millet’in menfaatlerini ve Millet’in değerlerini göstermiyor.
Dedim ya TRT deyince ben bir tuhaf oluyorum.

Ekrem Şama
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.