SAM AMCANIN GLADYATÖRLERİ

 
  

28 Şubat cuntacılarının dalgalar halinde ifadeye çağrılması ve çoğunun tutuklanması bir anda gündemi değiştiriverdi.
Bu gündem değişikliği kasdi midir, normal midir bilmiyorum ama, elbette insanların adalate olan güvenlerinin sarsılmaması için bu sorgulamaların bir an önce olması gerekiyordu ve oldu. Bundan memnuniyet duymamak mümkün mü? Yargı sürecinin başlamasında emeği geçen kim varsa kutluyorum.
Önce teşhisi doğru koymak gerek. 28 Şubat darbesinin ağababası, daha doğrusu amcası SAM’dır. Çünkü Erbakan Hocamın başbakanlığından en çok menfi etkilenecek olan onun sömürgeci ve zalim emelleriydi. D-8 in kurulması dünyayı tek zulüm ve sömürge merkezli durumdan kurtaracak, azgınlıkları dengelenecek, barış ortamı sağlanacaktı. Bu da onların hareket sahalarının daralması ve emdikleri kanın kesilmesi demek oloacaktı. Sam amca, yani ABD harekete geçti ama, 54. Erbakan Hükümeti’ni devirmek için gladyatör(savaşçı asker)lere ihtiyacı vardı. Arayış başladı. Bizzat Erbakan Hocamın gösterdiği gizli ABD kripto belgelerinden de bu arayışın başladığını anlamış olduk. Aradıkları gladyatörler ise iç ve dış rantiyecilerden başkası olamazdı.
Arpalıklarının kesilerek Milletimize akıtılmaya başlaması ve ABD’nin de gladyatör arayışlarını öğrenmeleri üzerine, Yunanistan’ın bilmem neresinde toplanan rantiyeciler harekete geçtiler. Gönüllü gladyatör oldular. 
Gladyatörlerin savaş meydanına çıkmak için kılıca, topuza, mızrağa, hançere ve kalkana ihtiyaçları vardı.
Kalkan olarak 864 rakımlı tepeyi, topuz olarak cunta heveslisi rütbelileri, kılıç olarak medyayı, mızrak olarak sözde hukukçuları ve öğretim görevlilerini, hançer olarak da sendika ağalarını buldular. Bu saydıklarımızın hepsinin Erbakan Hocamın icraatları sebebiyle gayrı meşru kazanç ve itibarları zedeleniyor, menfaatleri haleldar oluyordu. Bir düzen içinde birlik olup çeşitli tertiplerin içine girerek, silahlı ve kalkanlı gladyatörler halinde saldırıya geçtiler.  Gladyatörler Sam amca tarafından yönlendiriliyordu.
Cunta heveslileri diktatörlük arzularının tatmini için kendilerinin de inanmadıkları mefhumları bayrak yaparak, gladyatör elinde topuz olma rolünü üstlendiler. Tuzları kuru olduğu için derhal rollerinin başına geçip tankları sokaklara dökerek, süngüleri belden aşağı, hatta makat bölgesinde kullanma tehdidi ile rakı kadehleri ile atağa geçtiler.
Gladyatörlerin kılıca ihtiyaçları vardı. Bu da medya patronlarından ve köşe yazarlarından başkası olamazdı. Formül hazırdı:

 
Dışardan bir kale mi satın alacaksın?
İçerden bir kalemi satın alacaksın!..

 
Bir değil birçok kalemler bulundu. Satın alınan bu kalemler kılıca dönüştü, harekete geçti. Uyduruk haberler, düzmece senaryolar, kullanılan acayip figürlerle onlar da gladyatör elinde kılıca dönüşüverdiler.
Mızrak olarak sözde ilim adamları, bazı üniversite yöneticileri, birifing almaya teşne hukuk adamları çoktan hazırdı. Birifinglerle, gizli toplantılarla istikamet belirleyip karanlık emellerini gerçekleştirmek üzere mızrağa dönüşüverdiler.
Gladyatörlerin yakın dövüş esnasında kullanmak üzere hançere ihtiyaçlerı vardı. Erbakan Hükümeti’nin işçiye, çifçiye, sanayiciye, esnafa açtığı devlet imkanları, sendika ağalarının varlıklarını ve sömürü çarklarını tehlikeye atmamış mıydı? Tamam işte, hançer olarak verilen rolü oynayabilirlerdi. Beşli çete de denilen sendika ağaları da hançer olarak harekete geçtiler.
Kalkan olmaya zaten önceden soyunmuş bulunan tepe sakinleri de, gladyatörlerle beraber olunca, işte şimdi Erbakan’ın işi halledilebilirdi.
Ama o da ne? Erbakan direniyor geri adım atmıyordu. Aylar geçiyor hem gladyatörlerin, hem de arkadaki yöneticinin sabrı daralıyordu. Gladyatörlerimiz cepheden saldırarak bu işi  halledemeyeceklerini anlamış olmalılar ki, ellerini ceplerine atarak postmodern usulü devreye soktular. Madem ki Erbakan ve gurubu sağlamdı, çürük bir yer bularak burayı para ile yıkmak en akıllıcasıydı. DYP’nin “köyden yeni gelmiş genç kız saflığı(!)ndaki” milletvekillerini parayla iğfal ederek hükümetin desteğini bitirdiler.  Havada ikmal yapmaya hazırlanan Erbakan Hükümeti de böylece devre dışı kalıyor, galadyatörler de rahat nefes almış oluyorlardı.
Artık ABD açısından gelsin işgaller, zulümler, sömürüler, İslam düşmanlığı, Haçlı uygulamaları…
Rantiyeciler açısından gelsin yüzmilyarlarca dolarlık pastalar, börekler, kaymaklar…
Cuntacılar açısından gelsin ağalıklar, makamlar, arpalıklar, şeref(!)ler…
Sürünsün millet, yere yıkılsın hak hukuk, aksın gözyaşı, heba olsun emekler…
İşte 28 Şubat’ın özeti budur.
Gladyatörlein silahı haline gelmiş olanların nasıl gözü kara olduklarını, ülke dertlerine ne kadar yabancı olduklarını, ortak değerlere ne kadar düşman olduklarını, kullandıkları dil seviyesinin ne kadar düşük olduğunu, kendilerine söylenen samimi sözleri ne kadar anlayıp anlamadıklarını, cuntacı heveslerinin nasıl bilenmiş oldıuğunu ortaya çıkarmak için mutlaka MGK tutanaklarının açıklanmasına ihtiyaç vardır. Zaten kendi lehlerine olan hususları suç işleme pahasına açıklamakta tereddüt etmediler. Ama bütünü açıklanırsa bunların seviyesi ve niyetleri daha güzel anlaşılacaktır. Bu adım atılmalı ve tutanaklar açıklanmalıdır.
Şimdi yargılama süreci başlıyor.
Gladyatörlerin topuzunu yargılamakla iş biter mi? Gladyatörün kendisi nerede, gladyatörcü nerede, kılıç nerede, kalkan nerede, hançer nerede, mızrak nerede? Onlar kendilerini kurtaracaklar, sadece kullandıkları cunta heveslileri yargılanacak ve siz de buna adaletin tecellisi diyeceksiniz. Olacak şey mi?
Ya Kılıçdaroğlu’na ne demeli? İntikam duyguları ile hareket edilmemeliymiş.
Beyefendi, onbinlerce aile mahvoldu, intiharlar psikolojik bozukluklar mağduriyetler,  yüzlerce milyar dolar soygunlar oldu. Onlarca yıl geri götürüldük. Milletin meydanlara çıkıp linç girişiminde bulunmuyor olmaları bu milletin ne kadar olgun olduğunu gösterirken, siz ne diyorsunuz Allah aşkına? Ne yani? “Siz sıcak köşklerinizde istirahat buyurun, biz mahkemelerde gereğini konuşur, beraatinizi sağlar ve kararı da yüce katınıza arz ederiz!” mi denilmesini istiyorsunuz? Menderes ve arkadaşlarının asılmasının kamu vicdanında kabul görmediğini örnek veriyorsunuz. Peki bu gladyatörlerin “arzı hürmet” duyguları ile yargılanmalarını kamu vicdanı kabul eder mi? Siz bu toplumda yaşamıyor musunuz?
Gladyatörlerin sadece topuzlarının yargılanmaya başlanması bile elbette çok isabetli bir durum. Ama diğer silahların ve rejisörlerin de hukuk karşısında, ya da dış politikamızda yaptırımlarla hak ettikleri muameleyi görmelerini bekliyoruz.
Bir de büyük endişem var şahsen:
Bu yargılama olayını “canbaza bak!” senaryosu haline getirip de, dışarıda büyük tavizler verilmesi, Türkiyenin başını derde sokacak askeri operasyonların başlatılması endişesi. Çünkü ABD kendi gladyatörlerini gözden çıkardığına göre başka işler peşinde olabilir.
Aman, sakın, milleti oyuna getirmeyin!..

 
Ekrem Şama
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.