GENERAL TUNCER KİMİN KILINCIYDI?

 

Günah çıkarma furyasına Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç da katıldı.Dediğine göre 54.Hükümetin Başbakanı Prof.Dr.Necmettin Erbakan’ı askerler anlayamamışlar. Kendisinin vatansever ve millici olduğu, yerli sanayinin kurulması ve geliştirilmesi konusunda büyük çabalar sarfettiği, kendisine haksızlık ettiklerini, koalisyon ortağı DYP ile de işbirliği yaparak İsrail ile ilşkiye zorladıklarını, pişman bir tavırla itiraf ediyor.

İnsan şaşıyor, Türkçeyi çok iyi bilen, tahsil ve tecrübe yönündan ülkemizin en seçkin tabakalarından biri olmaları lazım gelen ve omuzularında kalabalık yıldızlar taşıyan bu generaller Muhterem Erbakan’ı nasıl olur da anlayamazlar? Hele hele askeri sanayi ve harp sanayi konularında ta 1969’dan beri her vesile ile çıkışlar yapmış, çıkışlarıyla kamuoyunu sallamış olan bir insanı hiç tanımamışlar ve hiç dinlememişler gibi demeçler vermeleri anlaşılır gibi değil. Hadi Tuncer Kılınç anlayamadı diyelim, MGK’da görevli diğer general ve amiraller nasıl olur da anlayamazlar? Erbakan Hocamın 28 Şubat’taki MGK toplantısında 11 saat süren konuşmalarının içeriği ne idi? Nasıl o sözleri anlayamadılar?

Türkiye’nin dosta güven, düşmana korku vermesi gereken parlayan kılınçları, yani ordusunun en üst düzey temsilcileri, onlarca saat konuşulanlardan hangisinin milletin menfaatine, hangilerinin zararına olduğunu anlayamamış olmaları mümkün mü? İtiraf ettikleri gibi anlayamamışlarsa, Allah korumuş da bir savaşa girmemişiz diyesi geliyor insanın. Böyle bir savaş olsaydı ülke menfaatlerinin silahla korunacağı o süreçte de anlama hataları yapıp telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacaklarını ifade etmiş olmuyorlar mı? Başbakan Erbakan’ı İsrail ile anlaşmaya zorlamak da neyin nesiydi? Ne yani bu sözleri ile Türkiye’nin parlayan kılınçları olmaları gerekirken,  mesela ABD’nim, ya da İsrail’in parlayan kılınşları mı olduklarının itirafını yapıyorlar?  Bunlar ne korkunç itiraflardır böyle.

MGK üyeleri ve üst düzey askerlerin Erbakan’ı anlayamamış olmaları, akla nasıl yetiştirildiklerini getiryor. Yetiştirildikleri askeri okulların müfredatları ve hocaları bunlara ne öğretmiştir ki, karşılarında açık seçik ifade edilen ülke gerçeklerini anlayamıyorlar? O zaman bu okulların müfredatları hala değişmediğine, şu anda yetişmekte olan kadrolar da aynı şekilde eğitime tabi tutulmuyorlar mı? Onlar da emekli olunca, sivil hayata geçince ve artık etkinlikleri kalmayınca mı akılları başlarına gelecek? Gözlerinin önündeki veciz konuşmaları, içten ve sonuç alıcı icraatları, hatta kendilerine layık görülen yüksek ücretleri hiç anlayamamyıp da, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz oyunları düzmeye aklı erenler, yarım kadeh rakıda tufanlar estirenler, İsrail ya da ABD nin borusunu öttürmeye çalışanlar, rantiyecilerin oyunlarını fark edemeyenler nasıl bir ruh yapısına sahiptirler?

Ya İsrail ile yapılan anlaşmalar konusunda Erbakan’a sivil politika erbabınca  atılan iftiralara ne demeli? Gerçekleri bilerek Erbakan’ın İsrail ile anlaşmalar imzaladığını ifade edenler maksatlı ve art niyatli kişilerdi. Onlara söyleyecek sözüm yok. Onları dost ve kardeş olarak kabul etmemiz mümkün değil.Ama ya gerçekleri bilmediği halde Erbakan Hocam’ın İsrail ile anlaşmalar imzaladığını ortalığa yayıp fitne çıkaran, işte şimdi gerçekleri Tuncer Kılınç’ın sözlerinden öğrenen “kardeşler”e ne demeli? Bunların Erbakan Hocam’la helalleşme ihtimalleri de yok. Çünkü o artık yaşamıyor. Yaptıkları bunca iftiranın hesabını nasıl verecekler? Açtıklarında iftiralar dolu olan ağızlarına yarın ateş doldurulma ihtimallerini hiç düşünürler mi?

Erbakan Hocam’ın, “Siz bize iktidar vermediniz, koalisyonlara mahkum olma pahasına biz tırnaklarımızla söke söke iktidarı aldık” sözleri şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu? Bütün bu iftira ve karalama kampanyalarına kanıp da “Milli Görüşün başarısı için bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz” diye ettikleri yemini bozup başka kanallara sapıp, Milli Görüş’ün aleyhine çalışmış olanlar, bozdukları bu yeminlerinin bedelini ödeyen içerde ve dışarıdaki milyonlarca mazlumun hesabını nasıl verecekler? Onlar yeminlerini bozmamış olsaydı, kurulmuş bulunan İslam Birliği bu günkü zulme mani olacak, tek bir müslümanın bile burnu kanamayacaktı. Ama ne oldu, yerle bir olan ülkeler, milyonlara varan katliamlar, ırz tecavüzleri, sömürü zulüm… Aman Allahım bu ne korkunç bir hesap!

Emekli Orgeneral Tuncer!

Sahi o zaman sen kimin kılıncıydın?

“Elbette Türkiye’nim kılıncıydım, ama anlayamadım, bilemedim, şimdi aklım başıma geldi!” mi diyorsun? O halde sana da sözüm var!

Madem ki Erbakan’ın bu ülkenin menfaatleri için çalıştığını geç de olsa anladın. Bu arada sebep olduğun yüzmilyarlarca dolarlık ülke zararı, yüzbinlerce mağdur öğrenci, binlerce mazlum memur, bunların ailelerinin gözyaşları, geciken kalkınmışlık, sömürülen kaynaklar… Bunların hesabını elbet şahsen ödersin. O sana ait hesap. Ben sadece şunu söylerim:

Senin ve diğer anlayışı kıt insanşların sebep olduğu tahribatı tamir edebilmek için biz gece gündüz çalışıyoruz. Ev ev, köy köy, şehir şehir dolaşarak gerçekleri anlatmaya çalışıyor ve bundan sonra bari hata yapılmaması için fiilen koşturuyoruz. Biz kim miyiz? Değerini baştan beri bildiğimiz, sizin ise yeni fark ettiğiniz Erbakan Hocam’ın fikirlerinin hayata geçirilmesi için çalışan Milli Görüşçüleriz, Saadet Partilileriz.

Hatayı fark etmek demek, onu tamir etmek için çabalayanlara yardıma koşmak demektir. Biliyorum şimdi yargıyla işlerin var. Bu işlerin bitince gel yanımıza sıva kolları, makam mevki, rütbe nişan gözetmeksizin bizimle birleikte çalışalım. Yok; böyle bir niyetin yoksa, yaptığın itiraf ve pişmanlığın sana ve ülkene ne faydası olacak?

O zaman sana şöyle seslenenler haklı çıkarlar:

Başkasının kılıncı olmaya hevesliyse birisi,

Toplum ne hayır görür, padişah olsa bundan?

Şeker koysan, en parlak etiketle süslesen,

Değişir sanma, helva çıkar mı hiç sabundan?..

Tuncer Kılınç, bu yeni dönemde haydi gel hayata yeniden başla. İlk baştan başlar gibi. Şayet samimi isen! Hiç olmazsa iyi şeyler yapmış olarak göçersin. Bırak başkasının kılıncı olmayı, bu defa Milletinin kılıncı ol!

Ekrem Şama

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.