GENERAL KOĞUŞLARI

 

 

Eski bir şarkıyı hatırlıyorum:
 
Bu ne dünya kardesim, seven sevene,
Bu ne dünya kardesim böyle!..
 
Ama sözlerini biraz değiştirerek:
 
Bu ne Türkiye kardeşim geren gerene,
Bu ne Türkiye kardeşim böyle!
 
Gerçekten çok gergin bir ortamda Türkiye!
Çete kurmak, çete yönetmek, cuntacılık, ihtilale teşebbüs gibi suçlamalarla yüksek rütbeli emekli emeksiz bir sürü asker hapislere atıldı. Daha da atılacak gibi görünüyor. Suçlananlar, henüz suçlanmayanların oranına yaklaştı. Hapishanelerde general koğuşları oluşturuldu. Eski yaşadıklarımıza ve suçlamalara bakıyoruz , insanın tüyleri diken diken oluyor. İnsanı hayretler içinde bırakan belgeler ve diyaloglar basın yayın organlarına kadar düşmüş. İçerdekilerin sözlerine bakıyoruz, yazık günah diyesimiz geliyor. Olayların perde arkası hakkında düşündükçe daha da rahatsı oluyoruz.
Türkiye bunları hak etmedi.
Biz bunları hak etmedik.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarı bunları hak etmiyor.
Yargının bir an önce bu işi sonuçlandırması gerekiyor. Çünkü Türkiye diken üstünde, ateş karşısında. Bu durumun daha fazla sürmesi, Allah korusun ülkemizin savunmasına zarar verecek gibi gözüküyor. Tam da Haçlı ruhunun azıttığı, Müslüman yurtlarını hallaç pamuğu gibi attığı şu aylarda.
Türk Silahlı Kuvvetleri saygın bir kurum. Yıpratılmaması elzem olan, ama hep yıpratılan bir kurum. Bu yıpratılma ameliyesinin, dışarıdan yapılamış olanlarının yanında, daha çok içerden çıkan ve imalat hatası diyebileceğimiz komuta personeli kanalıyla yapıldığını artık herkes kabul ediyor. Ama imalat hatası tolerans oranı da artık kat kat aşılmış vaziyette.
Bir imalat sistemi düşünün. Tıkır tıkır işlerken ve hatasız imalat yaparken, bir müddet sonra yaptığı imalatların bir kısmı hatalı çıkmaya başlar. Bu hata kabul edilebilir bir oranın üzerine çıkmışsa, bu demektir ki, sistemin bir yerinde bir aksaklık vardır. Bir vida gevşemiştir, bir çarkın arasına çapak kaçmıştır, ya da yağsız kalmıştır… Velhasıl sistem hatalıdır ve imalat hatası kabul edilebilir oranların üstüne çıkmıştır. Tedbir almanız şarttır. Aksi takdirde bir sanayici olarak hem itibarınız zedelenir, hem de zarar veya iflas edersiniz. Yapacağınız en akıllıca iş, ya uzmanlara makinenizi incelettirir, hatayı buldurur, tamir ettirirsiniz, ya da yeni ve daha modern bir tesis kurmak üzere bu makinedeki imalatı durdurursunuz.
Gözbebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri de artık kabul edelim, hiç tasvip edilmeyecek cunta heveslileri imal etmeye başlamıştır. Üstelik sakat olduğu artık anlaşılan bir sistemle bu cunta heveslileri en üst kademeye kadar gelebiliyorlar. İmalat hatası oranı artık tolerans gösterilebilecek oranların çok çok üstüne çıkmaya başlamıştır. O halde acilen sisteminizi kontrol etmeniz gerekmez mi? Türk Silahlı Kuvvetleri’ne personel yetiştiren sistemi elden geçirmek, arıza ve noksanlıkları tesbit ve teşhis etmek gerekmez mi? Bu nevi cunta heveslilerinin nüfuz edemiyeceği, yurdunu korumak için harp sanatının inceliklerini iyi öğrenmiş, emir komuta zincirine sıkı sıkıya bağlı, milletine komplo kurmaya kalkanları içinde barındırmayacak yapıda subaylar yetiştirecek, terfi sisteminin kontrolü ile de bu nevi çarpık zihniyetlilerin üst kademeye gelmesini önlemek gerekmez mi?  Hangi vida gevşemiştir, hangi çarkın içine çapak sokulmuştur, artık bunları tespit etmenin zamanı gelmedi mi? Harp okullarına giriş şartlarında mı hata var, okutulan derslerde mi, hocaların zihniyetinde mi kabahat var? Ya da komuta hataları mı yapılmaktadır?
Hapisleri generallerle doldururken işin bu yanı aksatılıyor gibi geliyor. İmalat hatalı ürünleri piyasadan toplatmak işin bir yanı, yeni imalat sistemi hala hatalı iş üretiyorsa, bu toplatma işi neye yarar? Asıl olan yetenekli, yetişmiş, TSK’ne yakışan ülkesini ve insanlarını seven, yalnız kendi işinde uzmanlaşmış personel yetiştirmek değil midir?
General toplatma işinin arkasında Haçlı’nın olduğuna dair iddialar var. Evet belki iddia ama, insanlarımızı hoplatan iddialar. Yargının hızlanması için ne gerekiyorsa yapın. Bu kabus bir an önce neticelensin!
Tedbir alın!
Alın ki insanı çileden çıkaracak dedikodular üretilmeye kalkışılmasın! Evet çocukluğumuzdan beri bir çok hain dedikodu duyar ve üzüntüden kahroluruz. Kulaktan kulağa fısıldanan dedikodu şudur:
“TSK’de falanca rütbeden yukarıya şöyle şöyle olmayanlar, falanca görüşte olmayanlar, falanca mezhebi benimsememiş olanlar vs, çıkamazlar.”
Bu nevi rezil dedikoduların ortadan kalkmasını arzuluyoruz. Devletiyle, milletiyle barışık, kucak kucağa omuz omuza, görevinin başında, dosta güven, düşmana heybet ve dehşet görüntüsü verecek bir ordudur özlenen. Bunu cümlelerle ifade etmenin ötesinde, uygulamalarıyla gösterecek ve cunta heveslilerini asla içinde barındırmayacak bir ordudur beklenen.
Biz milletiz. Dışarıdan her şeyi göremeyiz. Ama bu saygın kurumumuz da bu şekilde yıpratılmaya çalışıldıkça içimiz kan ağlamaktadır.
Siz yetkililer! Lütfen artık tedbir alın! Darbesiz, cuntasız bir devir yaşamak nasıl bizim hakkımızsa, gelecek kuşakların da en tabii hakkıdır. Gelecek nesillerimizi cunta heveslilerinin elinden kurtarmak ve korumak bu günkü yetkililerin yapması gereken en büyük ödevdir.
Sadece subay yetiştiren okulları değil, bütün okulları ıslah edin. Edin ki, halkımız hak ettiği ve kendisine hedef gösterilen muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkabilsin.
 
Ekrem Şama
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.