KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?

Ülkemiz için için kaynıyor.
Şehitlerimiz bir bir toprağa veriliyor.
Yetkililerimizce intikam yeminleri ediliyor. Kanları yerde kalmayacak! Yapanları şöyle asacağız böyle keseceğiz!.. Sınırın öbür tarafına geçtik, dün şu kadar teröristi öldürdük, bu gün bu kadar teröristi etkisiz hale getirdik!
Tv muhabirleri Çukurca’dan, Hakkari’den, ya da sınır ötesinden akşama kadar naklen yayınlar yapıp, bombaların düştüğü yerleri ve açtığı çukurları gösteriyorlar.
Yıllardır bilmem kaçıncı defa bu yapılıyor.
Korkarım ki yine halkımızın gazı alınmaya çalışılıyor. Korkarım ki yine kandırılıyoruz.
Çukurca’da bir tanıdığım var.
Devlet memuru…
Dün gece sanal ortamda bir görüşme yaptık. Hal hatır sordum. İlçede durum nasıl, güvenlik kuvvetlerimiz imdadınıza yetişip, denetimi sağlayıp sizi teröristlerden kurtardı falan diyecek oldum. Sözü ağzıma tıkarcasına:
“-Ne kurtulması ağabeyim? Biz can tehlikesini atlatmış değiliz ki. Eşkıya saldırısı o gece benim evimin yakınlarında oldu. Sabaha kadar evimizin bir köşesine sinip kaldık. Mermi seslerinden kulaklarımız sağır oldu. Çok kan akıttılar. Sabahleyin çuvallarla keleş mermisi ve havan mermisi, toplandı. Gündüz güvenlik kuvvetleri duruma hakim. Naklen yayın araçları buradaki sükuneti veriyorlar izleyicilerine. İşte bak naklen yayın araçlarının fotoğraflarını da çektim. Sana göstereyim. Naklen yayın araçları evimin penceresinden gözüküyor. Ama hava kararmadan önce hepsi kayboluyor. Silahlı terör timleri tekrar ortaya çıkıyor. Gece neden naklen yayın yapamıyorlar anladınız ya. Burası gece eşkıyaya, gündüz devlete teslim. Can güvenliğimiz yok, ne yapacağımızı bilemiyoruz. Karanlık olunca evimizden dışarı çıkıp namaza bile gidemiyoruz. Eşkıya sınır ötesinde aranıyor ama neden buradakilere dokunulamıyor. Biz ne olacağız? Ağabey hiç olmazsa bizlere dua edin!”
İliklerime kadar titredim.
Elinde yetki  veya silah olan,  ya da kamera-mikrofon olan hey sizler!
Söyledikleriniz gerçek mi, bizi mi kandırıyorsunuz?
Sahi oralarda gece denetim sizde mi, eşkıyada mı?
Eşkıya şehirlerimizde mi, sınır ötesinde mi?
Heronlar’ınız, Neronlar’ınız nerede?
Paylaşılan sıcak ve soğuk istihbaratlarınız bu işe ne diyor?
İpin ucu sıcak istihbaratçılarda mı, sizde mi?
Eşkıya ağır silahlar kullanıyormuş. Bir tek tankı eksikmiş şimdilik. Peki eşkiyanın kullandığı bu ağır silahlar dağ başlarında mı üretiliyor? Bu silahlar bölgeye girerken Heronlar, Neronlar göremiyorlar mı? Yeni alacağınız ve milyar dolarlar akıtacağınız ABD insansız araçları bunları görecekler mi? Gördüklerinde size haber verecekler mi?
Sahi bizim bu istihbaratları sağlayan araçları ve teknik malzemeyi üretecek sanayi tesislerimiz neden yok? Vardı da sattınız mı yoksa? Ya da üretim konusunu değiştirip iğdiş mi ettiniz? Erbakan Hocamın kuruluşunu sağladığı Tümosan nerede, Tusaş ne iş yapıyor, Aselsan’ın önü nasıl kesiliyor? Yenileri neden kurulmaz?
1974’te yabancı istihbarat unsurlarınca kendi gemilerimiz kendi uçaklarımıza düşman gösterilmiş ve üç tane gemimiz kendi tarafımızdan vurulmuştu.
Ey etkili ve yetkililer!
Bundan hangi dersi çıkardınız, yerli ne ürettiniz? Hala yabancıların sıcak ve soğuk istihbaratına mı muhtaçsınız? Bu nasıl iş?
Sizler sınır ötesinde dağlarda büyük çukurlar açan bombardımanları yaparken, “Çukurca”da gündüz saklanıp gece duruma hakim olan eşkıya, dağ kanunlarını yürürlüğe koyuyor.
Kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz?

Ekrem Şama
www.ekremsama.com