SAVUNMA BAKANI NE DEMEK İSTEDİ?

İsrail ile, Suriye ile, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan ile ilişkilerimizde fırtınalar kopuyor.
Hatta Dışişleri Bakanı açıkladı, Suriye ile savaşa hazırmışız.
Herkes pür dikkat bu konulara odaklandı.
Bakışlar o tarafa çevrilmişken şu malum füze kalkanı ve erken uyarı sistemi Türkiye’nin sırtına yerleştiriliverdi.

Ey erken kalkan;
Ey füzesi kalkan!
Sizi bekliyoruz,
Sırtımızda kalkan!..

Artık sabahtan erken kalkan, ya da füzesi kalkan bizim kalkan sistemimize çarpacak.
NATO ülkelerinin güvenliğini sağlayacak sistem imiş. Öyle anlatılıyor. NATO ülkelerine nereden tehdit geliyormuş; İran’dan elbette. Açıkça ve mertçe söylenmiyor ama gün gibi aşikar ki bu uyarı sistemi İsrail’i İran füzelerinden korumak için yapılmış bir tesis. Çünkü İran füzelerinin bizim dışımızda hiçbir NATO ülkesine kadar uzanan menzili bulunmuyor. Bizim de İran ile sadece dostluğumuz var, bir tehdit söz konusu değil.
Bu tesislerde elde edilen istihbaratlar belli ki drekt İsrail’in güvenliği için kullanılacaktır. Bakmayın perde önünde İsrail ile dalaştığımıza. Perde arkasında onu koruyacak sistemler bizim sırtımıza kuruldu bile.
Savunma Bakanı İsmet Yılmaz hepimizi acı acı güldüren bir açıklama yaptı.
Şöyle diyor:
“NATO'nun bu füze savunma sistemi ile elde edeceği radar görüntülerini ve bilgilerini İsrail'le paylaşmayacağını ABD ve NATO ülkeleri açıklamışlardır. Devletlerin sözüne güvenmek lazım. Devletler arasında 'sözümüz senettir' yaklaşımı esastır. Dolayısıyla bu bir NATO imkanıdır ve bunun dışında kullanılmaması gerekir.''
Güldürmeyin sayın Bakan!
Siz hiç tarih okumadınız mı?
Bu Haçlı devletlerinin sözlerine güvenilmeyeceğini bin kere ispat etmiş bulunan tarihi kasdediyorum.
Hadi okumadınız diyelim, sizin zamanınızda olanları da mı hatırlamıyorsunuz?
Hani Kıbrıs’ta evet/hayır oylaması yapmıştınız. Biz bu Haçlı devletlerinin dediği gibi hareket eder ve gerekli tavizleri verirsek KKTC ile ilişki kurup tanıyacaklar ve ticarete başlayacaklardı. Bunu Birleşmiş Milletler kanalıyla açıkladılar.
Ne oldu?
Bunlar devletlerin verdiği sözler değil miydi? Neden tutmadılar? Bizzat Başbakan’ın ağzından kaç defa açıklandı:
“Birleşmiş Milletler bizi aldattı, ABD bizi aldattı, Avrupa devletleri bizi aldattı” diye.
Hani Irak’ta kitle imha silahı vardı, bunlar etkisiz hale getirilecekti. Bunun için Irak’a girmişlerdi.
Siz de bu sözlere güvenerek destek vermiştiniz. Hava sahamızı, limanlarımızı, havaalanlarımızı onlara tahsis etmiştiniz.
Ne oldu?
Hani kitle imha silahı? Neden Irak işgal edildi, altyapısı tahrip edildi, milyonla masum katledildi, zenginlik kaynakları yağma edildi, tarihi harap edildi?
Afganistan’da terörü sona erdirip ülkeyi sahiplerine bırakmak için işgal etmişlerdi.
Ne oldu?
Ne kadar masum sivil öldürüldü? Onlar bu fiilleri işlerken siz de maalesef destek verdiniz.
Hani Libya Libyalılara aittir diye NATO’ya destek vermiştiniz. Masum sivillerin toplu mezarları yeni yeni ortaya çıkıyor. Kaddafi’yi devirmekti asıl maksat. Petrol falan değildi. NATO ortakları böyle demişlerdi.
Ne oldu?
Libya petrollerini yarı fiyatına batıya aktarma sözü almadılar mı? Tahrip ettikleri Libya altyapısını yeniden inşa etmek için milyar dolar hesapları yapmıyorlar mı?
Nerde verdikleri sözler?
Sayın Savunma Bakanı!
Siz de biliyorsunuz bunların hiçbir sözüne güvenilemeyeceğini. O sözleri de inanarak söylemediniz.
Peki o zaman neden söylediniz?
Sayın Bakan!
İsrail’i koruyor muyuz, korumuyor muyuz?
İsrail’le dost muyuz, düşman mıyız?
Sırtımıza bu kalkanı neden sardınız?
Sizi birileri bunu yapmaya mecbur mu tuttu?
Yoksa bizi mi kandırıyorsunuz?

Ekrem Şama
www.ekremsama.com
www.haberayna.com