ERBAKAN HERKESİN HOCASIYDI AMA…

  
Erbakan herkesin hocasıydı.
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da yolunu arayanlara hocalık yapmıştır.
Yolunu arayanlara hocalık yapmakla kalmamış, önlerine düşerek aradıkları yolu bizzat göstermiştir. Bu özelliği dolayısıyla da herkesin lideri olmuştur.
Ama talihsiz bir lider ve hocadır.
Sırtında binbir hançer yarasıyla göçmüştür dünyadan.
Mesela:
İslam Medeniyeti’nin kökünün Hakk’a, Haçlı Medeniyeti’nin kökünün ise kaba kuvvet ve zulme dayandığını herkese öğretmiştir.
Ama…
Bunu öğrenen öğrencilerinden bir kısmının, İslam Medeniyeti’nin yenilmiş olduğunu ileri sürerek, Haçlı Medeniyeti mensupları ile birlikte hareket etmiş olduklarını, makam mevki hırsları için ülkenin geleceğini birlikte oldukları medeniyet sahiplerine ipotek etmeye kalkıştıklarını, bununla da kalmayıp, kendilerini basamak olarak kullandırıp nice İslam ülkelerini ABD ve Avrupa’nın kucağına attıklarını hayatında görme talihsizliğini yaşamış bir lider ve hoca idi.
Mesela:
İslam Birliği’nin mutlaka kurulması gerektiğini her öğrencisine öğretmiş, öğretmekle de kalmamış, bizzat bu birliğin temellerini atmış, D-8 i kurmuş bir hoca ve liderdir.
Ama…
Makam mevki hırsı ile hareket eden bazı öğrencilerinin, fırsat ellerine geçer geçmez, ilk önce D-8 i işlevsiz hale getirdiklerini görme talihsizliğini yaşamış olan bir lider ve hoca idi.
Mesela:
Öğrencilerine Hakk’ı savunmayı, her şart altında davadan vazgeçmemeyi, “mücahitliği”n ancak böyle olabileceğini öğretmiş ve kendi hayatiyle de göstermiş bir lider ve hocadır.
Ama…
Bazı “mücahitler”in bu öğrendiklerini “müteahhitlik”le, bazılarının da “çiftlik ağalığı” ile takas ettiklerini görme talihsizliğini yaşamış bir lider ve hoca idi.
Mesela:
Öğrencilerine “Milli Görüş” ne demektir, “istikamet” ne demektir, “sadakat” ne demektir öğretmiş, öğretmekle de kalmamış hayatı ile göstermiş bir hoca ve liderdir.
Ama…
Milli Görüş’ü öğrettiği öğrencilerinden birilerini “tahta” çıkarmış, o birilerinin ufukta koltuk hayali görerek yollarını değiştirip nasıl “tahta çıkmış” olduklarını görme talihsizliğini yaşamış bir lider ve hoca idi.
Mesela:
Öğrencilerine rüyada bile istikamet gösterebilen bir hoca ve liderdir.
Ama…
Rüyasında doğruyu bulduğunu iftiharla ilan eden bazı “laf cambazı” öğrencilerinin, kendisini “kul hakkından beli iki büklüm olmuş” bir “ihtiyar” olduğunu meydanlarda kalabalıklara haykırdığını görme talihsizliğini yaşamış bir hoca ve lider idi.
Mesela:
Öğrencilerine dünya malının değersiz olduğunu, asıl olanın davaya sadakat olduğunu, davanın parayla alınıp satılamayacağını Cezzar Ahmet Paşa’yı örnek vererek öğretmiş bir lider ve hocadır.
Ama…
Cebine üç beş kuruş para girdiğinde, kendini dev aynasında görüp, ilk dönemeçte davasını satan ve hançeri acımadan sırtına saplayan öğrencilerini görme talihsizliğini yaşamış bir hoca ve liderdir.
Mesela:
Öğrencilerine “ehliyet” nedir, “emanet” nedir, “sadakat” nedir, müesseseler nasıl “tanzim” edilir; diye genişçe “malumat” vermiş olan bir lider ve hocadır.
Ama…
Bazı öğrencilerinin bu “malumat”ları nasıl “mel’anet” olarak algılayıp kalemle kağıda akıttıklarını, “tanzimat” kavramını nasıl “tazminat”a çevirdiklerini hayattayken görme talihsizliğini yaşamış bir lider ve hoca idi.
Mesela:
Öğrencilerine Milli görüşçülerin gerektiğinde “tekeden süt çıkarma” becerisini göstermeleri gerektiğini, bunun için her mesleğin “en iyisi”ni yapma becerilerini öğretmiş bir lider ve hocadır.
Ama:
Mesleki “beceriler” ini kendi kerameti olarak vehmedip, başında bulundukları müesseseleri hayali menfaatler uğruna harcamaya kalkan öğrencilerini görme talihsizliğini yaşamış bir lider ve hoca idi.
Elbette saymakla bitmez bu hançercilerin yaptıkları…
Yaşasaydı daha neler görecekti?
Mesleki becerilerini başka yerlerde de sergileyebileceklerini vehmederek, bunu da herkese göstermek uğruna kolları sıvayıp da, duyulmadık “yeni sözler” söyleyebileceğini sanıp, yukardan gelme suyla değirmen döndürme alışkanlığını devam ettirememesi sebebiyle, gerçeklerin vehmettiklerine uymadığını gördükten ve kayalara çarptıktan sonra, yol değiştirmeden önce kendilerine emanet edilen doküman ve bilgileri paraya çevirip bundan nemalanmaya kalkışan öğrencilerini görecekti.
Üstelik bunların, herkesin hocası olan “Erbakan” ismini paraya tahvil etmek için, sadakatten ayrılmamış öğrencilerinin cebine göz dikmiş olduklarını görecekti.
Yaşarken bunları görse idi; zannımca “vefat” etmeden önce “kahrolur” ölürdü…
Evet, Erbakan herkesin hocasıydı ama, bazı öğrencileri hayattayken kendisine yaptıkları yetmemiş gibi, şimdi de hatıralarına hançer saplamaya başladılar.
 
Ekrem Şama

Milli Gazete