MÜSLÜMANLARIN AFRİKA İLE İMTİHANI

  

 
Boğazımızdan bir lokma geçmez oldu.
Can çekişen bebekler. Kaburgaları dışarı fırlamış çocuklar. Susuzluktan kavrulmuş bedenler, çaresizlikten feri sönmüş gözler, umudu kalmamış analar babalar…
Gazete okuyamıyoruz, haber izleyemiyoruz, yürek dayanmıyor. Üç beş tane fitre ile, bir iki kere telefon çevirmekle elbet bir şeyler yapılır ama, devede kulak bile olmaz. Elbet elimizden geleni yapmak zorundayız. Zorundayız, çünkü Afrika ile imtihandayız.
Ama dostlar!
Biraz da düşünmek ve ibret almak zorunda değil miyiz?
Allah nasıl yaratmıştı Afrika’yı? Bu gün vaziyet nedir?
Yeraltında envai çeşit madenler. Altın, elmas, petrol, bakır, başta olmak üzere milyarlarca insana binlerce yıl yetecek servet rezervleri.
Yerüstünde bakir ormanlar, verimli araziler, şırıl şırıl akan temiz sular, temiz hava… İnsanların insanca yaşayabileceği her türlü ortamı Allah’ımız yaratmış ve insanların hizmetine tahsis etmiş. Afrika nimet zengini bir kıta idi. Allah orada yaşayan insanların çoğuna da hidayet nasip etmiş. Mekke’de İslam nurunun söndürülmesi için zulüm üstüne zulüm gören Müslümanlara kucak açmış ve iman etmeye başlamış siyah incisi insanlar… Altın kalpli Necaşiler ve Habeşistan halkı…
Mutlu hayatlarına devam ederlerken, Akdeniz’de Osmanlılar yüzünden yağma vurgun ve talan yapamayan Haçlı zalimleri, Cebelitarık’tan dışarı çıkarak Amerika’daki Kızılderililer ile Afrika’daki zenci Müslümanlara musallat olmuşlardı. Zulüm, katliam, yağma, insan ticareti, nesli kurutma, yer altı ve yerüstü zenginliklerin yağması, talan üstüne talan. Afrika ve bugün aynı kıtlığa maruz bulunan Amerika kıtasının mazlumları… Zenginlikleri Avrupa’ya aktarılmış mazlumlar. Çevreleri kirletilmiş, zenginlikleri yok edilmiş mazlumlar…
Osmanlı asırlar boyu yetişebildiği yerlerde bu katliamları önlemeye çalışmış. Yer yer başarmış da. Ama hangi birine yetişebilsin?
Osmanlı’nın zayıflaması ve çöküş sürecine girmesiyle yeni bir zulüm ve yağma dalgası ile Afrika kıtası ikinci kere boşaltılmış. Doymaz Batılı Haçlılar tarafından. Yüzyıllarca.
Bugün hala bu yağma yer yer devam etmekte. Sudan gibi, Etyopya gibi, hala zulümden beli bükük diğer Afrika ülkelerini bölüp, parçalayıp sömürmeye devam etmekteler.
Bugünkü “modern” Haçlılar ise sömürü alanlarını daha da genişletip petrol ve diğer yer altı zengini İslam ülkelerini Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve NATO gibi maşaları kullanarak işgal etmeye başlamışlardır.
Dostlar!
Afrika ile imtihan oluyoruz. Bu doğru. Ama imtihan konusu üçbeş fitre ya da bozdurup göndereceğimiz birer ikişer bileziklerin bedeli değil sadece. Bunlarla belki bugünkü açlara bir iki öğün yemek tedarik edebiliriz.
Ama ya yarının insanlığı… Yarının Afrikalıları, yarının Ortadoğu Müslümanları… Yarının Asya ve Uzakdoğu insanlığı… Yeni sömürü dalgası eskilere rahmet okutacak cinsten. Bakınız Afganistan’a, bakınız, Irak’taki Müslümanlara! Kapana kıstırılmış gibi Filistin Müslümanlarına… Libya’daki oyunlar Suriye’ye de sirayet etmiştir. Oradan başka ülkelere.
Dostlar!
Üçbeş kuruşluk yardım değil asıl imtihanın konusu. Bunu yapacağız, yapıyoruz da. Haçlı işgalinin önüne geçmek. Asıl sorun burada.
Bu işgali önlemek için İslam Birliğini gerçekleştirmekten başka çare var mıdır? Var mıdır dostlar?!.
İmtihanların en büyüğü bu!
Müslümanların Afrika ile, Ortadoğu ile, Asya ile imtihanı.
Aslında Müslümanların Haçlı işgali ile imtihanı!..
Bu işgal dün silüet halinde ufuklarımızdaydı. Bugün kapımıza geldi dayandı.
Dün biz bas bas bağırırken “hayal görüyorsunuz, kuruntu yapıyorsunuz!” diye alay edenler!..
Demek ki neymiş?
Haçlı kapımıza dayanmış!
Buyurun en büyük imtihan!.. 

www.ekremsama.com
www.haberayna.com