GAZİ OSMAN PAŞA GİBİ KUMANDANLAR

KP * GAZİ OSMAN PAŞA

Tam da zaman denk geldi.
Türkiye’de komutanlar ve toplu istifalar konuşulurken, Plevne zaferinin ve Gazi Osman Paşa’nın kahramanlığının 134.yılını kutladık. Kutladık dersem maalesef sessiz sedasız…
Hatırlayalım, 93 harbi de dediğimiz 1877-78 Osmanlı Rus harbi. Bu harpten bir buçuk yıl gibi kısa bir süre önce, rezil bir ihtilali gerçekleştirip, Abdülaziz Han’ı şehit eden kumandanlar kendilerinin bulunmaz hint kumaşı olduğunu Millet’e kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Şimdi de bu şöhretlerine bir dış zafer ilave ettikten sonra, Osmanlı Hanedanı’nın yerine kendi hanedanları ile bir saltanat kurma hevesine kapıldılar. Yeni Padişah olmuş olan 2.Abdülhamid Han’ın bütün karşı çıkmalarına rağmen bu savaşı başlatmayı başarmışlardı.
Batı cephesinde önce Tuna’yı, arkasından Şıpka geçidini atlayan Ruslar, Padişah’ın tedbiri ile Plevne’ye yürüyen Osman Paşa kuvvetlerine takılmışlardı. 20 Temmuz 1877 tarihinde Plevne önünde, orantısız büyük güçlerine rağmen Osman Paşa’dan büyük bir tokat yemişlerdi. Güçlerini ikiye katlayıp 9 gün sonra tekrar saldıran Ruslar, dünyanın şaşkın bakışları arasında 30 Temmuz 1877 de ikinci tokadı da yedikten sonra, Haçlı devletlerinden yardım isteyecekler, güçlerini dörde katlayarak yeniden saldıracaklardır. Yeni zaferin tarihi 11 Eylül olacaktır. Artık Osman Paşa Gazi ve Müşir ünvanını hak etmiştir.
Siyasete bulaşmış, ben varsam Osmanlı vardır, zihniyeti ile başkalarının başarılarını kıskanan Başkumandan Mehmet Ali Paşa ile, dirayetsiz ve yeteneksiz Ordu kumandanı Süleyman Paşa, düşmanın bu mağlubiyetinden istifade ile Gazi Osman Paşa’ya yardım ve kaçan Rus kuvvetlerine hücum  ve takip yapacakları yerde, anı kurtarmanın hesapları ile kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Osmanlı’yı bekleyen büyük bir zafer fırsatı böylece heba edilmişti.
Ruslar ise hücumla alamayacaklarını anladıkları Plevne’yi, üç kat muhasaraya alarak teslime zorlamışlar, aç ve cephanesiz kalan Gazi Osman Paşa, son bir teşebbüsle çemberi yarmaya çalışırken yaralanmış, askerleri ve sivilleri toptan katlettirmekten çekinerek teslim olmak zorunda kalmıştı. Dünyanın alkışladığı Gazi Osman Paşa böylece sivil, asker herkese örnek bir şahsiyet olarak tarihe mal olmuştu.
Gazi Osman Paşa’nın kumanda ettiği asker diğer cephelerde mağlubiyet üstüne mağlubiyet alan askerlerle aynı idi. Farkını kumandanları meydana getiriyordu.
Gazi Osman Paşa mesleğinde çok iyi yetişmiş, siyasete bulaşmamış, dinine son derece bağlı, kaza ve kadere inanmış, askerine bir baba gibi şefkat gösteren, onlarla yemek yiyip su içen, onlarla ibadet eden, onların önünde beraberce çarpışan, Plevne etrafındaki müdafaa hatlarını işin erbabı istihkam subaylarına yaptıran ve vatan toprağı, Hak rızası ve mukaddes değerler uğrunda şehitliği göze almış eşsiz bir insandı.
Ne var ki diğer kumandanlar yukarda dediğim gibi siyasete bulaşmış, gelecek hesabı yapan, illa bir yerlere kendilerinin layık olduğunu düşünen kişiler olduklarından, Osman Paşa’dan gelen zafer haberlerine bile inanmamışlardı. Böylece gerçek asker tek bir adamın bile, Rus ordularını aylarca oyalayıp, büyük zayiatlar verdirerek eşsiz zaferler kazanabileceğini ispat etmiştir Gazi Osman Paşa… Askerin en önünde onları teşvik edip cesaretlendirmeye çalışırken kendisine:
“-Kumandan paşam, siz lütfen korunağa giriniz. Burada bir kurşun maazallah sizi bulursa askeriniz başsız, kumandansız kalır…” denildiğinde;
“-Evlatlarım beni şehit edecek düşman kurşununda benim ismim yazılıdır. Kaderde varsa o kurşun beni korunakta bile bulur!.. Bu hepimiz için böyledir! Düşman ateşinden korkmayın!..”
Diyerek onlara kendisi bizzat örnek olmaya devam etmiştir.
Ama o tektir ve teslim olmak zorunda bırakılmıştır. Artık Ruslar İstanbul kapısına kadar ilerleyeceklerdir. Gerisini tarih bilgilerinize bırakıyorum.
Gazi Osman Paşa 93 harbinden sonra 2.Abdülhamid Han’ın dış siyasette baş danışmanı olmuştur. 1900 yılında vefat edinceye kadar o görevini sürdürmüştür. Denilebilir ki o, devlet yönetimine ihtilal yaparak ya da cunta idareleri kurarak hakim olmak yerine bilgisi, tecrübesi, yeteneği ve dirayeti ile, ama usulüne uyarak yön vermiştir. 2.Abdülhamid Han’ın başarılı dış siyasetinin altında Gazi Osman Paşa’nın damgası vardır. Görev uğruna mason derneğine bile girmiş ve onların yıkıcı faaliyetlerini içinde olduğu müddetçe önlemeyi başarmıştır.
Bir komutan önce görevi olan vatan savunmasını düşünmek zorundadır. Makam mevki hesabı yapmadan, başkalarını kıskanıp önlemeye çalışmadan, imanlı, faziletli, gurur kibir bilmez, askere tahakküm yerine bir baba şefkati ile, ama disiplini ihmal etmeden kumanda ederek üzerine yüklenen görevi en iyi şekilde yapmanın gayreti içinde olmalıdır. Böyle subaylar yetiştirmeli, bunlar göreve gelmelidir. Pimi çekilmiş bombayı kumandasındaki askerin eline verecek kadar gaddar, namaz kılanları teşvik etmek yerine, onları ayıklayacak derecede maneviyattan uzak, ülke idaresinde ben söz sahibi olmalıyım diyecek kadar politikaya bulaşmış ya da öyle yetiştirilmiş insanların ülkeye zarar mı fayda mı verdiğinin hesabı iyi yapılmalıdır.
Yanlış anlaşılmasın ordumuzu suçluyor değilim. İdeali ortaya koyuyorum. Elbette ordumuzda bu evsaftaki askerlerimizin sayısı çok… Ancak varsa imalat hatalarını da asgariye indirmek gerekir. Böyleleri varsa tedbirini de bulup izale etmelidir.
Gazi Osman Paşa’yı andığımız bu günlerde onu iyi anlamalıyız. Çağdaşı kumandanlara göre artıları ne idi ki, koskoca Rus ordularını dize getirmişti?
Hepimiz vatanımızı seviyoruz. Askerler de siviller de. Ordumuz gözbebeğimizdir, sözü hepimiz için geçerlidir. Meydana gelecek bir savunma zafiyetinden hepimiz telafisi mümkün olmayan zararlar görürüz, Allah korusun!..
Hele Haçlı’nın ve Siyonist’in gemi azıya aldığı şu günlerde…
 
Ekrem Şama
www.ekremsama.com
www.haberdem.com