MUHTEŞEM BİR KONGRE

Tüm olumsuzluklar üst üsteydi.
Herşeyden önce Erbakan’sız ilk kongre idi. Acaba salonu doldurabilecek miydik?
Herkesin köyüne ya da yazlığına gittiği bu günlerde Milli Görüşçüler acaba büyük kongreye gelebilirler miydi?
Genel seçimlerin hemen arkasından yapılan bu kongreye yorgun ve seçim dolayısıyla işlerini-güçlerini ihmal etmiş bulunan delege ve teşkilatlar gelebilir miydi?
Türkiye’nin en büyük salonu tutulmuştu. Acaba bu devasa salonun bir köşesinde mi kalırdık?
Üstüne üstlük Liderimiz Erbakan’ın bizlere emanet ettiği, gözümüz gibi sakındığımız evlat ve ahfadı üzerinden ufak tefek kırgınlıkları kaşıyarak bir ayrılık rüzgarı estirmek ve böylece hareketi can evinden vurmak isteyen çevreler türemişti. Acaba bu ileride nifaka dönüşebilecek söylemlere kanarak küsmesi muhtemel Milli Görüşçüler kongrede bizi bitmiş bir hareketin mensupları olarak göstermeye sebep olabilirler miydi?
Elhamdülillah!
En muhteşem kongrelerden birini başardı Milli Görüşçüler. Tüm olumsuzlukları aşarak.
Saadet Partisi 4.Olağan Kongresi 17.Temmuz 2011 de Türkiye’nin en büyük salonunda yapıldı.
Bugüne kadar yapılan Milli Görüş büyük kongrelerinin hemen hemen tamamına katılmış biri olarak diyebilirim ki, en coşkulu, en kalabalık, en heyecanlı ve en anlamlı kongrelerinden birine daha şahit oldum.
Şahsi tespitlerime gelince
Kongrede en çok alkış alan ve tezahürat yapılan kişiler sırasıyla şunlardı:
Liderimiz  Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak.
Hocamızın evladı, hepimizin gözdesi Dr.Fatih Erbakan.
Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk.
Hocamızın evladı Elif Erbakan Altınöz hanımefendi.
Misafirlerden Büyük Birlik Partisi temsilcisi.
Yabancı Misafirlerden Filistin Temsilcisi
 Bu tabloya bakarak delegelerin ve teşkilatların ne istediğini anlamak mümkündür.
Bir defa merhum liderimiz Erbakan’ın fikirleri, doktrinleri, tavırları, emanetleri ve çizdiği hedefleri ile kitap ve sünnetten sonra ayrılmamamız gereken bir ışık olduğu, bu hususun tüm camiamız tarafından da tartışmasız benimsenmiş olduğu bir defa daha gür bir seda ile haykırılmıştır.
Vefası, davaya sadakati, çizdiği genel başkan tipi hoşgörü ve kapasitesi ile koltuğu doldurduğu teyit edilmiş bulunan Genel Başkanımız Kamalak, tüm delege ve teşkilatlarımızın sevgi, sempati ve tasvibini kazanarak ittifaka yakın bir ekseriyetle yerinde tutulmuştur.
Hocamızın bize emaneti sevgili evlat ve ahfadı ayrı bir sevgi ve sempati ile teşkilatlarımızın ve tüm camiamızın gönlünde müstesna bir yerde bulunmaktadır. Bütün bir Milli görüş camiasının yeri ve zamanı geldiğinde her türlü görevi tartışmasız kendilerine tevdi etmeye hazır olduğu görülmektedir.
Bu sevgi ve alakayı bir iki kırıntı teferruat ile gölgelemeye, hele bu konu camianın  yumuşak karnıdır diye ortalığı bulandırıp, ileride fitne ve fesada dönüşecek söylemlerle camiayı meşgul etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu tür cüretlerin de prim yapmadığı bu kongre ile ortaya çıkmıştır. 29 harfin konuşturularak ülke ufuklarını sarmış bulunan kara bulutları dağıtma görevi Milli Görüşçüleri beklerken, “kaf”ın mı “kef”in mi önce yazılacağı gibi teferruat konularla gündemlerin meşgul edilmesi, hele bunların fitneye dönüşecek şekilde ortaya atılması büyük bir vebaldir. Kongre, bu tür teferruatların camiamız tarafından gündeme alınmadığını göstermiştir.
Milli Görüş’ün başından beri sadakat, vefa ve gayret timsali olan dava büyüklerinin gördüğü itibar kimsenin gözünden kaçmamıştır. Hele bunların içinde Yüksek İstişare Kurulu Başkanımız Asiltürk’ün coşkuyla bağırlara basılması müstesna bir anlamı içinde barındırmaktadır.
Büyük Birlik Partisi temsilcisinin coşkuyla alkışlanması ise, suni ayrılıkların artık bir tarafa bırakılarak kenetlenme zamanının geldiğini ortaya koymaktadır. Bu konuda kimin üzerine ne görev düşerse gecikmeksizin yapmak gerektiği kongre tarafından vurgulanmıştır.
Seçim çalışmalarından yorgun düşmüş, işini gücünü aksatmış, sonuçlarından hüsrana uğramış bir teşkilat bekleyenler gördüler ki, her zamankinden daha dinamik, coşkulu, gündeme el koymaya ve liderinin gösterdiği yolda olanca gücüyle çalışmaya azimli bir teşkilat var.
Şimdi bu diri teşkilatı tam kapasite ile çalıştırmaya sıra geldi.
Artık kuru tartışmalar bu kongre ile noktalandı.
Yöneticiler haydin buyurun görev başına!
Önce siz kendinizi gösterin. Sizi takip ederek canla başla tüm gücünü davasına harcayacak teşkilatlar sizi takip edeceklerdir.
Yeni dönemimizin muhteşem başarılarımızın göğüsleneceği dönem olması temennisiyle…

Ekrem Şama