NASIL SEÇİLDİLER?

Çokları merak edip, soruyor. Dört büyük Halife hangi usullerle seçildi. Bu yazımda özet olarak bu konuyu işleyeceğim.

Efendimiz buyurdu ki;
“Benim sahabelerim gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz. Sahabelerimin ihtilafı (farklı ictihadlarda bulunmaları) sizin için rahmettir.” (Taberani, Beyhaki…)
Şüphesiz ki, sahabeler içinde Hulefai Raşidin dediğimiz Dört Büyük Halife’nin müstesna bir yeri vardır. Her biri sahabelerin onları ayrı usullerle seçmesi sonucu göreve gelmişlerdir. Bu da seçim konusunda ayrı bir rahmet olarak takip edilmesi gereken yolu bize göstermektedir.
Tarihlerin yazdığına göre, her biri değişik usullerle olmak üzere şu şekilde seçilmişlerdir:

Hazreti Ebu Bekr’in seçimi:
Peygamber Efendimizin vefatı üzerine, henüz son hizmetleri görülmeden önce, halifelik konusunda sahabeler arasında geniş istişareler yapılmış, guruplaşmalar meydana gelmiştir. Sonunda guruplar Hazreti Ebu Bekr üzerinde uzlaşmışlar, o da bunun üzerine Mescidi Nebevi’ye giderek halkın umumi biatını almış arkasından da bir hutbe irad etmiştir.
Devlet başkanlığı seçimi böylece bitmiş, sıra Efendimizin cenaze hizmetlerinin görülmesine gelmiştir.

Hazreti Ömer’in seçimi:
Yaklaşık 2 yıl hilafette kalan Hazreti Ebu Bekr hastalanmıştı. Etrafındaki sahabeler kendisine, yerine bir halife seçmesini istemişlerdi. O da Hazreti Ömer’i halife olarak seçtiğini açıklamıştı.
Bunun üzerine kendisine denildi ki:
“- Bizim başımıza şiddetli ve katı bir kimseyi seçtin. Acaba rabbine ne cevap vereceksin?”
Şöyle buyurdu:
“- Kullarının başına en hayırlılarını geçirdiğimi söyleyeceğim!”
Sonra vasiyetnamesini yazdırır:
“Ben ölürsem, Ömer’e biat edin.”
Sonra Hz. Ebu Bekir bunun hilafet mührü ile mühürlenmesini söyler, vasiyetname, mühürlenir ve kapatılır.
Buyurur ki:
“Bu zarfı alın, dşarı çıkın ve Müslümanları çağırarak onlara deyin ki;
-Bu kapalı zarfta, Ebu Bekr'in vasiyetnamesi ve o'nun yerine geçecek olan halifenin adı yazılıdır. Bu adı yazılı olan halifeye biat edin.”
Bütün Müslümanlar, seçilen fakat ismi bilinmeyen halifeye biat ettiler. Çünkü onu Hazreti Ebu Bekr seçmişti. Müslümanlar dediler ki:
“Madem ki bunu Hazreti Ebu Bekr seçti, o kim olursa olsun, bizim halifemiz olacaktır.”
Böylece Hazreti Ömer Halife seçilmiş oldu.

Hazreti Osman’ın seçimi:
644 Miladi (12 Hicri) yılında Halife Hazreti Ömer, Medine'de mescitte sabah namazını kıldırıyordu. Tam bu sırada Ebu Lülü Feyruz adında bir köle, elinde bir hançerle cemaat içine daldı ve Halife Hazreti Ömer'i secdedeyken altı yerinden yaralayarak yere serdi. Kaçmasını önlemek isteyen altı kişiyi daha yaralayıp mescitten dışarı kaçtı.
Hazreti Ömer'i hemen evine taşıdılar. Aceleyle bulunan bir cerrah, karnındaki yaraları dikti. Yaraların iyileşmesi için Hazreti Ömer'in hiç kıpırdamadan yatması gerekiyordu.
Halife Hazreti Ömer, oğlu Abdullah'ı yanına çağırttı ve ona vasiyetini bildirdi
Hazareti Ömer’e kendisinden sonra oğlu Abdullah’ı halife tayin etmesi istenince;
“-Bir aileden bir kurban yeter!”
Buyurdu.
Kendinden sonra halife olacak kimsenin tayini için, Ashabı Kiram’dan, Cennet ile müjdeli altı kişilik komisyon seçti.
Kısa süre sonra şehadet şerbetini içti.
Komisyonda şu kişiler vardı:
Hazreti Osman,
Hazreti Ali,
Abdurrahman bin Avf,
Sa’d bin Ebi Vakkas,
Zübeyr bin Avvam
Talha bin Ubeydillah
Komisyon kendi arasında gerekli istişareleri yaptıktan sonra Abdurrahman Bin Avf, Hazreti

Osman’ın elinden tutarak şu açıklamayı yaptı:
“-Allah’ın ve Rasulü’nün ve ondan sonra gelen iki halifenin sünneti üzerine sana biat ediyorum!”
Onun bu şekildeki açıklama ve biatından sonra, muhaciriyle, ensarıyla, ordu kumandanlarıyla tüm Müslümanlar da kalkarak Hazreti Osman’a biat ettiler.

Hazreti Ali’nin seçimi:
657 Miladi (35 Hicri) yılında bazı asiler Medine’ye gelerek Halife Hazreti Osman’ı kılıçla şehit ettiler.

Kanı Mushafı şerife damladı. O şehit olunca özel dolabını aradılar, içinde kilitli bir çekmece buldular. Çekmeceyi açtıklarında şu yazı ile karşılaştılar :

"Bu Osman’ın vasiyetidir : Bismillah ir Rahman ir Rahim. Affan oğlu Osman şehadet eder ki Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir ve ortağı yoktur. Muhammed onun kulu ve Resulü’dür. Cennet hak, Cehennem de hak. Allah, vukuunda şüphe olmayan günde kabirdekileri diriltecektir. Allah sözünden caymaz. Osman, bu inanç üzere yaşar, bu inançla ölür, inşaallah bu inançla dirilir"

Vasiyette hilafet konusu yoktu.
Asiler Hazreti Ali’ye gittiler. Hilafeti ona teklif ettiler, o kabul etmedi. Hazreti Talha ve Hazreti Zübeyr’e gittiler, onlar da kabul etmediler.
Onların Hilafet gibi bir şerefli görevi hemen kabul edeceklerini zanneden asiler şaşırıp kalmışlardı. Her biri kendilerine şu cevabı verdiler:

“Sizin teklifinizle bu iş olmaz. Hilafet konusunda Bedir eshabının ne diyeceği önemlidir!”
Sahabeler mescidde toplandılar.
Bedir eshabından olan Hazreti Ammar Bin Yasir ve Ebu Eyyub El Ensari’nin isteği ile hep birlikte Hazreti Ali’ye biat ettiler.
Böylece Hazreti Ali’nin hilafeti başlamıştı.

Dikkat ederseniz dört ayrı seçim ve dört ayrı metod söz konusudur. İslam dünyası genel olarak bu usullerle seçim yapmışlar, bu usullerle biat etmişlerdir.
Elbette bu usullere tam uyulmadığı da olmuştur. Ama ben normal olanı ifade etmiş oldum.
Ayrıca bu seçimler esnasında birçok teferruat olay da vardır ama, bu yazıya özet olarak ana başlıkları almış oldum.
En başta yazdığım Hadisi Şerifi tekrar etmek gerekirse:
“Benim sahabelerim gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz. Sahabelerimin ihtilafı (farklı ictihadlarda bulunmaları) sizin için rahmettir.”

 

 EKREM ŞAMA

http://www.haberdem.com/articles?id=3449