PADİŞAHLAR-OBAMA-BİZ

 

PADİŞAHLAR-OBAMA-BİZ

Nereden nereye gelmişiz?
2.Mahmut Han, Abdülmecid Han ve Amerika…
Obama hatırlatmasa Osmanlı Padişahlarının bir zamanlar Amerika için yaptıkları yardımları bizim hatırımıza bile getirmediğimizi gördük.
Abdülmecid döneminde Amerika’nın iç savaşlarını Osmanlı yardımı ile kazanmış olduğunu bu vesileyle hatırlatmış olalım. Osmanlı’nın katar katar askeri malzeme ve teknik yardımyla kuzey-güney savaşını kazanmışlardı. Savaştan sonra da bu günkü Amerika’nın modern posta idaresinin temellerini yine o günkü teknolojiye göre kurup işletip devredenler de Osmanlılardı. Hiçbir zaman emperyalist emeller taşımamış olan Osmanlı Padişahları bu hizmetler karşılığında bir talepte bulunmamışlardı.

Amerika bundan dolayı diktiği abidelerde bu hizmetleri sembolize eden materyaller kullanmıştır. Obama da bunu dostluğumuzun bir nişanesi olarak anmıştır.
Nerden nereye geldik?
Şimdi aynı Amerika’nın torunu olan bir başkan ziyaretimize geliyor. Biz asıl konuşmamız gereken şeyleri bir tarafa bırakarak, kaşını oynatmasından, gülmesinden, elini omuza koymasından, ya da kedi başı okşamasından anlamlar çıkarmaya çalışıp, açtığımız elimize acaba ne koyacak dercesine imdat isteyen bir tavırla bu hareketlere anlamlar yüklemeye çalışıyoruz. Yazık ki…
Aynı durumda Osmanlı olsa ne yapardı?
Mesela Abdülmecit Han’dan sonra Padişah olan Abdülaziz Han’ı hatırlayalım:
Tahta oturur oturmaz derhal israfa son vermiş, tasarruf tedbirleri almış ve buyurmuş ki:
“Bu Batılılılara katiyen güven olmaz. Onların tek derdi vardır, ülkemi parçalayıp yutmak, İslam’ı geldiği çöllere geri sürmek… Bunların yüzümüze gülmelerine ve bize yanaşmalarına aldanmayalım. Nezaket icabı karşılayalım ama, batıda ne teknoloji varsa hemen alalım, benim ülkeme getirelim. Onlara bağımlı olmaksızın, kendi kalkınmamızı yapalım. Bunların hepsi her an bize karşı birleşebilirler. Tüm hazırlıklarımızı bu en kötü ihtimale göre yapalım…”
Ve o güne kadar misli görülmemiş atılımlar başlatmıştı. İmalat sanayi, demiryolu yapımları, karayolları, denizcilik ve gemi inşa sanayi, okullar, yerli askeri teçhizat ve kültür hamlelerini başlatmıştı. Kısa süre içinde Avrupa ülkeleri Osmanlı tezgahlarında yapılmak üzere gemi siparişleri vermeye başlamışlardı. Yerli ve modern savaş alet ve malzemeleri ile güçlenen ordumuz dünyada parmakla gösterilir duruma gelmişti.
Yazık ki, ne yazık ki, İngilizlerin sahte dostluğuna kanan birkaç paşa ihtilal yapacaklar, Abdülaziz Han’ı devirecekler, şehit edecekler ve başlatılan bu hamleler yarım ve akim kalacaktır…
Obama’nın ziyareti ve bizim bu ziyaretten umduklarımıza bakıp şöyle bir düşünüyorum da, Abdülaziz Han hayatta olsaydı ve bugün ev sahipliğini O yapsaydı bu olayı nasıl değerlendirirdi?
Onu tanıdığım kadarıyla şöyle diyecekti:
“Bunlar emperyalist zihniyetli devletler. ABD si de, AB si de, İsrail’i de aynı kafadadır. Bunların yardım ve destek vaatlerine, dostluk gösterilerine adlanılmasın. Elbette ev sahibi olarak en güzel şekilde misafirlerimizi ağırlayalım ama, ordumuzun donanımında bunlara bağımlı kalmayacak adımları atalım. Elektroniğiyle, haberleşmesiyle silahıyla teçhizatıyla yerli hamlelerimizi derhal yapalım. Hayati mallarımızı kendimiz üretelim. Tarımımızı ayağa kaldıralım. Bu tek kutuplu hale getirdikleri ve oynadıkları dünyayı iki kutuplu hale getirecek hangi adımlar varsa hemen atalım. Devletimizin bekası için gerekli olan mücadelemizi kendimiz yapalım. Bunlara ihtiyaç duymadan.. Karşılarına çıktığımızda, arkamızda duracak müttefikler bulalım. Yoksa oluşturalım. Bunların bizim yüzümüze gülmesi sizi aldatmasın…”
Ne demek bunlar?
Açık değil mi?
Kendi işimize bakacağımıza, kedi başı okşamasından çıkardığımız anlamlara göre kehanette bulunmaya çalışmıyor muyuz?
Kendimiz için hangi adımları atmaya niyetliyiz?

www.ekremsama.com