HANGİ YÜZLE?!.

AKPARTİ mensupları 22 Temmuz 2012 tarihinde Çanakkale Şehitliklerine giderek toplu iftar yapmış. Hem de “Dün Çanakkale'de İstiklal İçin Çarpıştık, Bugün İstikbal İçin Birlikte Çalışıyoruz”   sloganı ile!
Çelişkilerin hangisini dile getireyim, ne diyeyim, bildiklerimin hangi birini yazayım?
Çanakkale’de askerlerimiz İstiklal için çarpışıp can verdiler bu doğru. Ama bu iktidar, istiklali Avrupa Birliği’ne, yani Mehmetçiğin kendileriyle çarpışarak istiklalini kazandığı Haçlılara vermek için çırpınmıyor mı?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Mehmetçik son Haçlı saldırılarına karşı iman dolu göğsünü siper etti, 250 bin şehit verdi. Bu iktidarın Başbakanı değil midir, Haçlı saldırılarının en büyüklerini ve ilklerini Müslümanlara karşı değil, medeniyet alış verişi gibi takdim etme yanlışlığını yapan, o Haçlı saldırılarının sonuncusu ve en büyüklerini durdurmak uğruna şehit düşmüş olanlara gidip yukarıdaki sloganı haykırmak ne kadar uyuşuyor?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Çanakkale şehitleri İslam Birliğinin başkenti İstanbul’u ve İslam Birliği’nin sembolü Hilafeti korumak için canlarını verdiler. Bu iktidarın mensupları İslam Birliğinin çekirdeği olan D-8 i yıkmak için Cidde’ye koşup İslam ülkelerinin temsilcilerine Haçlılardan talimat almışçasına “Dini esas alan birliktelikler kurmayın.” diye nutuk çekerek nasihatte bulunmadılar mıydı?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Bu iktidarın temsilcileri Çanakkale şehitlerinin uğrunda can feda ettikleri istiklalimizi Haçlı birliğinin önderi ve sembolü olan papaz heykelinin kucağında imzaladıkları belgelerle Haçlıya devrederek, yurda dönünce de bunu kutlamak için gündüz havai fişeklerle bayram yapanlar değiller miydi?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Bu iktidar Büyük Ortadoğu Projesi adı altında İslam ülkelerinin sınırlarını cebren değiştirecek projeye eşbaşkanlık etmiyor mu? Şu ana kadar kaç İslam ülkesinin sınırlarını değiştirdiler? Hem de eşbaşkanın desteği ile.
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Şehitlik dini bir mefhum. Dinimizde şehitlik ile heykel kültürü asla bağdaşmaz. Böyle olmasına rağmen Guines rekorlar kitabına girecek kadar devasa heykellerle şehitlikleri heykel tarlasına dönüştüren bu iktidar değil mi?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Gül Muhammed ve Molla Abdullah! Ta Avustralya’da Halifei Müslimin’in cihad fetvasını duyup ANZAK askeri yüklü trenlerin önünü keserek ve cihad ederek şehit düşmüş 2 Afganlı Mücahid! Çanakkale’nin gurbetteki ilk şehitleri! Bu iktidar onların memleketlerini yakıp yıkan Haçlılara şu anda yardım etmiyor mu? O haçlılar ki, Afganlı Müslümanları kitle halinde, yani Çanakkale’nin gurbetteki aziz şehitlerinin torunlarını katledip cesetlerinin üzerlerine bevl etmiyorlar mı? Cesetleri benzin döküp yakmıyorlar mı? Bu iktidar değil mi ki onlar bu alçak fiilleri daha rahat işlesinler diye güvenliklerini sağlayıp suça ortaklık ediyor! Kuranı Kerimleri yırtıp ayaklar altına seren bu Haçlı ahlaksız zorbalarının ortağı bu iktidar değil mi?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Bağdat Basra, Musul Kerkük, Süleymaniye, Bingazi ve Trablusgarp’tan gelerek Çanakkale’de mukaddes değerler uğruna şehit düşmüş askerlerin memleketlerini Haçlılar çiğnerken, Haçlı zorbalarının ikmallerini ve güvenliklerini sağlayan, havaalanlarımızı,  limanlarımızı ve hava koridorlarımızı onlara açan, üstelik sağ salim geri dönmeleri için de dualar eden bu iktidarın temsilcileri değiller miydi?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Onbinlerce Bosnalı Boşnak Müslümanları Sırplarla işbirliği yaparak katline sebep olan Birleşmiş Milletleri, Halep’li, Şam’lı Humus’lu Çanakkale şehitlerinin yurduna davet eden bu iktidar değil midir? Üstelik Birleşmiş Milletlerin Müslüman katliamlarına karşı bırakın duyarsız olmayı destek olduklarını en iyi bilmelerine rağmen!
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Edirne, Hakkari, Muğla, Artvin, ya da Ankara’lı, olmak üzere yurdun dört bir tarafından  Çanakkale cephesine gelmiş, üç dakika içinde şehit olacağını bildiği halde, Kuran okuyarak, tekbir ve salavat getirerek canını feda etmiş bulunan şehitlerinin, uğruna can verdikleri toprakları geçmişten ders ve ibret almamış gibi her yıl daha büyük parçalar halinde Haçlı ve Siyonistlere satan bu iktidar değil midir?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Çanakkale’yi Bedir olarak niteleyip askerlerine nasıl cihad edeceklerini öğreten Yüzbaşı Mehmet Hilmiler’in korumak için uğruna şehit düşülmesi gerektiğini tavsiye ve teşvik ettiği Kuran’ımızı, diyalog, medeniyetler ittifakı, ılımlı İslam gibi projelere feda etmeye teşne olan bu iktidar değil midir?
Hangi yüzle gittiler şehitliklere!
Başka sayacağım çok şey var ama sözü uzatmayacağım.
Şehitler makberlerinden kalksalar bunları vicdanlarından asaralar!..
Çanakkale’de Mehmetçiğin yemek menüsü ile iftar…
Güzel de.
Hangi yüzle!

Ekrem Şama
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

KARNE

 

İnsan ile kemali düşün;
Olur mu hiç kırık olmadan?
İnsan ile sevdayı düşün;
Olur mu hıçkırık olmadan?

EkremSama

FİTNE-FESAT İHALELERİ

Son yıllarda atak yapmış olan bir haber sitesi, Haberdem.
Sanırım doğrulardan şaşmamış, haklı olan söylemleri dile getirmiş ve geniş bir yazar kadrosu ile daim taze gündemi yakalamış olması bunda etkili olmuştur. Başarılarının artarak devam etmesi temennimdir.
Kendilerinin daveti üzerine acizane inandıklarımı ve bildiklerimi bu sitede bana ayrılacak köşemde dile getirmeyi vazife addettim. Okuyucularım bilirler; tarih ağırlıklı, günümüze de hisseler çıkarmaya çalışan bir tarzımız mevcuttur. Aynı tarzı burada da inşaallah sürdüreceğiz. Cehd ve gayret bizden olursa, yardımın da geleceğine olan inancımla Bismillah diyorum.
Ne yazık ki, ilk yazımı mecburen acı bir konuya ayırmak zorundayım.
Saadet Partisi 17 Temmuz 2011’de mecburi bir büyük kongre yapacak. Muhterem Erbakan Hocamızın rahmeti Rahman’a kavuşmasının ardından, kanun gereği yapılması gereken bir büyük kongre.
Milli Görüş partilerinin büyük kongreleri genelde düğün, bayram ve vuslat havası içinde geçer. Bunun bir iki istisnası vardır. Bunlardan birisi 1977 MSP kongresidir. Bizler sonradan vakıf olmuştuk, fitneciler öyle bir ateş yakmışlar ki, neredeyse bizler de kanacaktık. Meğer, Muhterem Hocamızı uzlaşmaz, dediğim dedik, istişare etmez, koltuğu kapmış kimseye bırakmaz, Müslümanların davası ile ilgilenmez birisi olarak gösterip, partinin direksiyonuna geçerek kapitalizmin dümen suyuna çekmek için bir ihale almışlarmış… Sağduyu ve feraset galip geldi de, ufak sarsıntılarla olay atlatıldı.
Birlik ve beraberlikle nice büyük kongreler yapıldı. Düğün bayram havasında. Düzenin engellemeleriyle boğuşuldu ama tek yumruk olarak. Ta ki Fazilet Partisi’nin 2000 yılı büyük kongresine kadar.
1977’de fitne-fesat ihalesini alanların da aralarında olduğu yeni ihalecilerin, yine Milli Görüş’ü vahşi kapitalizmin ve küresel sömürgecilerin dümen suyuna çekmek için, bu defa yenilik-gelenek söylemleri ile direksiyonu ele geçirme ihalesini almış olduklarını görüyoruz.
Bu defa da fırsat verilmedi ihalecilere. Ama ne yazık ki, İslam Medeniyeti’nin yenilmiş olduğu, bundan dolayı Haçlı Medeniyeti ile beraber hareket edilmesi gerektiği tezinden hareketle, kurdurdukları parti ile, Muhterem Erbakan Hocamızın emriyle hareket ettikleri gibi cezbedici söylemler eşliğinde büyük bir kitleyi etkilemeyi başardılar. Başardılar ama, bugün geldikleri noktada, milyonlarca Müslüman’ın kanı ellerine bulaştı, mazlumların feryatları gökleri tuttu. Uyanıp dönüş yapmadıkları takdirde daha da nice katliam, sömürü ve zulümlere alet olacaklarını tahmin edebiliyoruz.
Geldik 2010 yılı 11 Temmuz’unda yapılan Saadet büyük kongresine. Milli Görüş’ün sağlam kalan kısmının da, Erbakan Vesayeti’nin sona erdirilmesi adına birkaç koltuk karşılığı dolaylı yollardan bir yerlere kanalize edilmesi ihalesi, büyük kongre günü fark edildi. Muhterem Hocamızın da müdahalesi ile oyun bozuldu.  Bozuldu ama, şekil değiştirdiler. Yeni bir parti kurarak Milli Görüşçüleri asgari miktara çekmek gibi bir fonksiyonu üstlendiler. Tepedeki ihaleciler dışında iyi niyetli bir çok dava eri, bu ayrışmada ihaleciler safında yer aldı.
Anahtar teslimi alınan bu ihale, kendi açılarından başarıyla bitirilmiş olarak kabul edilmiş olmalı ki, kurdukları partiyi kapatmak için bugünlerde toplantılar yapıyorlar. “Kapatma” sözünü teleffuz etmeleri bile artık kapatmasalar da ayağa kalkamayacaklarını göstermektedir. Şimdi iyi niyetlerle yanıltılarak peşlerine düşmüş olan Milli Görüşçü kardeşlerimizin nadim olarak, geri dönüş yapmalarını beklemek yanlış olmaz. Kucaklar ve bağırlar kendilerine açık olmalıdır.
17 Temmuz 2011’de yeni bir büyük kongre geliyor.
Üzülerek görüyorum ki gene birileri ihaleler almışa benziyorlar. Seslerini yükseltmeye başladılar:
 “Falanca ile filanca rekabet halindeymiş. Falancaların hakları yenilmeye çalışılıyormuş. Büyük kongrede hesap sorulacakmış.”
Büyük kongrede yapılacak seçimler için, Saadet’in Milli Görüş geleneğine göre başlattığı istişare çalışmalarını görmezler mi? Metod değişmiş değil ki. İstişare edilecek teşkilat kademelerinde bulunanlar fikir ve görüşlerini rahatlıkla ifade imkanı bulacaklardır. Teşkilat kademesi dışında istişare edilecek şahıs ve kurumlar için de çalışmalar başlatılmıştır. Fikirler ortaya çıkacak, usule uygun olarak kararlar verilecektir.
Bütün bu istişare mekanizmalarının dışında insanlarımızın zihnini bulandırıcı yayınlar ve söylemler, bize yeni bir fitne-fesat ihalesinin söz konusu olduğunu göstermektedir.
Milli Görüşçüler artık tecrübelendiler. Aynı delikten bilmem kaçıncı defa ısırılmayacaklardır.
İnşaallah 17 Temmuz2011’de yapılacak büyük kongre düğün bayram havasında geçecektir.
Milli Görüşçüler davalarını sahiplenmede üyesinden genel başkanına kadar dimdik ayakta olduklarını göstereceklerdir.

Ekrem Şama

www.ekremsama.com
www.haberdem.com

ŞEHİT ATALARIMIZ

Cihad çağrısı geldiği anda Emir’den,
Hazır atlara, biner biner giderlerdi;
Şehitlik anı geldiği anda, hep birden,
Yüksek katlara, biner biner giderlerdi.

Ekrem Şama