TAŞLAMALAR (Merdane Sözler)

 

 

DİLİM ÇOK KALIN

 

Şiir yazmak isterim, ama kalınsın ey dilim!

Dilim kıvrak değil, ben şair değilim.

Kelime dizmek çok anlamsız,

Şiir yazmak ilim.

Geçelim.

 

Emelim;

Bu emektar halim,

Takılacak yerleri bulup

Taşlama yapar; buna yeter mecalim.

Hakeden dersini alır, biz de biraz gülelim.

 

28.07.2004

 

 

 

 

 

CIMBIZLA ZEKAT

 

Zekat dersem akla gelir bir çay kaşığı.

Fakire tut biraz,  elindeki ışığı,

 

Gelirin maşallah dozerlerle geliyor,

Adam gibi zekat vermek ne kadar da zor.

 

Servetin yığılmış sıralı dağlar gibi,

Bakarsın fakire, sanki kovalar gibi.

 

Ele batırırsın hep büyük çuvaldızı,

Kullanırsın zekat için, küçük cımbızı,

 

Bunlar ihtiyaçlar, şunlar da borç, emanet.

Bunlar daha yeni...  Be adam az insaf et,

 

Mallarının hepsi de mi zekattan muaf?

Neredeyse fakir sana borçlu, el-insaf.

 

Zekat malını ne hakla aşırıyorsun,

Sen kimin malını kimden kaçırıyorsun?

 

Bu zekat fakirin malı senindir sanma,

Fakirin hakkını ver, el malıyla yanma.

 

Ver fakire ama, verince tam da doysun,

Verirken sakın hiç titremesin o kolun.

 

Çorap bile gitmez kefeninle mezara,

Verdiklerin olur, peşinden gelen para.

 

Aranda ne kadar mesafe var kabirle?

Cimriliği bırak, uğraşma kırktabirle.

 

Ne olur iki üç misli, beş misli versen?

Vermelisin, bire yediyüzü istersen.

 

Temizlenmiş servet bereketi de çeker,

Veren el, alandan hep üstündür demişler.

 

Gerçek zekattır bir toplumu diri tutan,

Aslında cimrilik düşmandır servet yutan.

 

Zekatın diğer bir anlamı temizlikmiş,

Zekatı öldüren toplumlar çöküp gitmiş.

 

08.05.2004

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YENİ ELİFBA

 

Gezintiye çıktım elifba içinde bu gece,

Gözüme takıldı, her bir kelime, her bir hece.

Kimi tepe taklak, kimi de eğrice büğrüce,

Her birini düzelterek, yeniden yazmak gerek.

 

Babın anlamı kapıdır, Hak yola açılmalı,

Hakkın nizamına evvel oradan geçilmeli.

Baktım, kenarları kalkık, uçları da çengelli,

“Be”yi ele alarak adam gibi çizmek gerek.

 

Camilerimiz döndürülmüş panayır yerine,

Uçaklar sürter olmuş zayıf minarelerine.

Odunlar içine dolmuş, zehir de ciğerine.

“Cim”lerin noktalarını çıkarıp süzmek gerek.

 

Zalim ezdikçe semirmiş, göbekler olmuş kat kat,

Mazlumun ahı göklere çıkmış, kalmamış takat,

Zulmün önüne mutlaka çekilmeli kalın hat,

“Zı”yı yola getirip hak gücüyle ezmek gerek.

 

Binalar kat kat olmuş, zinalar artık aşikar,

Dizi filimler; zaniye yıldız, zani sanatkar,

Saysın sayısını, indikçe üstüne sopalar,

“Ze”nin hassas noktası düşüp, sırtı tozmak gerek.

 

Sirkat malı açıktan açığa pazara inmiş.

Helal kazananlar küçücük bir köşeye sinmiş.

Hırsızlarla sultanlar halkın üzerine binmiş

“Sin”lerin dişini söküp, direğe dizmek gerek.

 

Hakka, doğruya lâ, lâ, diye küfür savuran,

Batılın gölgesinde hakikate tekme vuran,

Gerçeği ters görmek için amuda kalkıp duran,

“Lamelif”i ayağının üstüne düzmek gerek.

 

Karunların keyfi keka, yığmış mal üstüne mal,

Milyonlarca aç insan, sanki onlar için hammal.

Servetten beli bükülmüş şu “kaf” harfi anormal,

Kanun çıkarıp kalın derisini yüzmek gerek.

 

Neredeyse unutulmuş Rasüllerin yolu,

Ayrık otuyla dolmuş yolun sağı solu,

Ağır mesuliyetten bükülmüş şu “ra” nın beli,

Ne tarafa işaret ettiğini sezmek gerek.

 

İşin doğrusunu anlamaya “elif” tarifmiş,

Temsil ettiği manalar “elif” gibi zarifmiş,

Bütün harflerin uyacakları ölçü “elif”miş,

Her harfi düzenleyip buna göre yazmak gerek.

 

27.04.2004

 

 

 

UÇTU GİTTİ

 

Bolluklar uçtu gitti,

Fukaralık cana yetti,

Şükür devri  bitti,

Bereket bizden gideli.

 

Kürsülerde alimlerdi,

Yükselmemiz sona erdi,

Batı atıklarını verdi,

İlim bizden gideli.

 

Acıma hissi bastırıldı,

İsyan rekorları kırıldı,

Analar kuzularca ısırıldı,

Şefkat bizden gideli,

 

Aşıklar çöle kaçtı,

Şehvetler ileri geçti,

Sevgililer bedeni seçti,

Aşk bizden gideli.

 

Birbirimizi anlamadık,

Tecrübelileri dinlemedik,

Doğruları tınlamadık,

İrfan bizden gideli.

 

Hep karanlıkta kaldık,

Aydınlık hülyasına daldık,

Sahte fenerler aldık,

Nur bizden gideli.

 

11.05.2004

 

 

 

SERT ŞİİR

 

Haksızlıklara şiirle tepki gösterdim,

Kadife gibi şiirler yazmak isterdim,

Eleştiri var; ifadelerim sert diye,

Daha sert yazamam, aşılmıyor terbiye.

 

24.09.2004

 

 

 

DELİLER

 

Her asırda bir sevgili kul gelirmiş,

Gelmeden de, alametler belirirmiş,

Çok kişi cihadı o güne erteler,

Ben düşünüyorum da, bunlar delirmiş.

 

17.06.2004

 

 

 

IRAK’TA ABD ORDUSU

 

Allah’ım Ebrehe, ordusu bu, dirilmiş, 

Başları taş ister, o kadar da sivrilmiş. 

Gözleri sadece, senin Kabe’nde değil, 

En son gönderdiğin, Din’ine de çevrilmiş. 

 

Önde sadece bir değil, binlerce fil var. 

O fillere rehber, bizde ne çok gafil var. 

Din’in de Ka’be’nin, de sahibi Sen’sin, 

Göndersen Allah'ım, taşlarla Ebabil var! 

 

26.08.2004

 

 

 

 

TOPLUM MÜHENDİSLERİ

 

Şu toplum mühendislerinin zoruna bak,

Çizdikleri toplum; obur, ishal, yatalak.

İdealmiş düşünceymiş, bunlar gereksiz,

Üç şey öğretilmeli; sofra, klozet, yatak.

 

14.11.2004

 

 

 

FUTBOL SAVAŞI

 

Yirmibeş adam, bir top, üç kalas,

Yenende bayram, yenilende yas,

Argolar küfürler kendine has.

Spor mu, savaş mı, toplu kumar mı?

 

Zincir, balta, satır, muşta, bıçak.

Sanki içerde savaş çıkacak!

İnsan öldürür, fanatik alçak.

Spor mu, savaş mı, toplu kumar mı?

 

Maç zamanlarında durur hayat,

Kayıp iş, yüz milyonlarca saat.

Giderler gelirden fazla, kat kat.

Spor mu, savaş mı, toplu kumar mı?

 

Üç beş kişi spor yapar; futbol.

Milyonları delirtir tek bir gol.

Nice haneler söndü emin ol.

Spor mu, savaş mı, toplu kumar mı?

 

23.11.2004

 

 

 

KÜÇÜK ÇOCUĞA, KÜÇÜK BOMBA

 

Anne, küçük müdür, çocuk vuran kurşunlar?

Çocuklara göre küçük bombalar mı var?

Anne ben büyümek istemiyorum artık,

Bombalar da büyür, ben büyüyene kadar!

 

25.11.2004

 

 

 

 

GURUR

 

Dur,

Gurur

Savurur.

Yere vurur.

Olursun mağdur.

Şeytandı en mağrur,

Bu yüzden oldu menfur.

Gurur hastalık doğurur.

Bunun en doğrusu da şudur:

Tevazu...  Kula yakışan budur.

 

10.12.2004

 

 

 

 

 

DAMLAYA DAMLAYA "GOL" OLUR

 

Beni düşündürüyor kaç günden beri.

Yok canım, görememişler bu günleri.

 

Söylemişler kapatıp da gözlerini.

Ataları düşündüm... Şu sözlerini:

 

"Damlaya damlaya göl olur" muş yani,

Nerede gölümüz, ortada yok, hani?

 

Şu KİT ler, BİT ler, PİYANGO lar, TEKEL ler,

Ekmek teknemizde, cebimizde eller,

 

Seksen yıldır, toplanır vergiler, harçlar,

Yine de bitmiyor bu açıklar borçlar.

 

Dahası var, her sene borçlanıyorlar,

Düşmana, namerde milyarlarca dolar.

 

Borç faizleri geçmiş milli geliri,

Yok bunları açıklayan bilge biri.

 

Damla ne ki, çağlayan gibi akıyor,

Arkadaş, düşündükçe aklım çıkıyor.

 

Hani damladan göl, bir bakın şuraya?

Bırakın gölü, oluşmalıydı derya.

 

Memur işçi açtır, emekli çırpınır,

Devlet faiz ödemek için yırtınır.

 

Borçlar, faizler ödedikçe artıyor,

Anlayın, burada bir gerçek yatıyor.

 

Tutmuş canavarlar tabanı tamamen,

Bir damla düşse, kapışıyorlar hemen.

 

Açıklanmıştı tüm batıklar, geçen yıl,

Beşyüz milyar dolarmış, süre seksen yıl.

 

Doymak bilmez, kara delikten de beter,

Seksen yıldır, damlayanları içerler.

 

Bizden elli kat zengin olmuşlar şimdi, 

Aynı ülkeler dün kat be kat fakirdi.

 

Her seçilen geliyor canavarıyla,

Bize uğraşmak kalıyor borçlarıyla.

 

Ey ata! Ettiğini ettin sen sağol!

Nokta farkıyla attın bize büyük "gol"!

 

23.01.2005

 

 

 

 

 

İNSANLAR GÖRDÜM

 

İnsanlar gördüm çok, ilerdeydi kullukta,

Önlerinde başka, bir kul vardı koltukta.

İnsanlar gördüm hep rükuda olmuş hayran,

Önlerinde şehvet vardı, anadan üryan.

İnsanlar gördüm hep de başları secdede,

Kocaman bir para resmi var seccadede. 

İnsanlar gördüm, ta içinde tahiyyatın,

Yerinde şan şöhret vardı maneviyyatın.

İnsanlar gördüm, ne niyaz var ne namaz.

Bunlara bahane mi? Nasıl bulunamaz?

İnsanlar da gördüm, boyun bükük göz nemli,

Allah var ya, başka hangi şeydir önemli?

 

18.02.2005

 

 

 

BUZ OLMUŞ DUYGULAR

 

Ekolojik felaket geliyormuş hızla,

Bu defa da, erimeye başlayan buzla.

Buz dağları erimeye başlamış bile.

Dünyayı sular basacakmış, bu gidişle.

Isı buzullara nereden gider acep?

Benim aklıma geldi önemli bir sebep;

Sokağa bakın, kimsesiz çocukla dolu,

Kapkaççılar işgal etmiş meydanı, yolu.

Yetim hakkı yiyene aldırmıyor kimse,

Aldırış eden yok, imdat isteyen sese.

Beş kuruş için öldürülüyor insanlar,

Merhametsizlik görülmedi hiç bu kadar.

Kalbimizde kalmamış hiç acıma hissi,

Kim bilir ne der, uzaydan gelse birisi?

Lisedeyken öğretmişti fizik hocası;

"Alınan ısı, eşittir verilen ısı"

Merhametlerin ısısını alıyor buz,

Nasıl da eridiğini görüyorsunuz.

Devam etmesi için hayati vasatın,

Haydin, merhamet duygularını ısıtın!

 

17.03.2005

 

 

 

ÇEKİRGE

 

Batının kavramları; vahşet, sömürge.

Daima sıçrayamaz hiçbir çekirge.

Hakka bağlı, gayretli bir nesil gelir,

Çalışır tarih denilen o dev süpürge.

 

29.03.2005

 

 

ÇEKİN SİFONU

 

Ankara'ya uzanır menfaat çarkı,

Direkt bakana bağlı cep telefonu.

Cebine doğru akar paranın arkı,

Global, küresel.. Dolsun da dolsun fonu

 

İmanının şartları avro ve dolar, 

Güzel sekreterlerle dolu odalar,

Patron ne emrederse onu yorumlar,

Köşesi hoparlördür o mikrofonu.

 

Göbek şiştikçe yemiş, yedikçe şişmiş,

Kaynayan beyninde hep menfaat pişmiş.

Yurttaşlık bilgisi de müthiş gelişmiş,

Trakya'da bir iç deniz der, Merzifon'u.

 

Köşe yazarı, köşe yapılmış biri,

Köşesine dökülür düşünce kiri,

Alkol bağımlısı ve şehvet esiri,

Fikirleri klozetlik, çekin sifonu.

 

31.03.2005

 

 

 

 

 

 

GÜMÜŞ DERE BULANIK

 

(Nazire) 

Dağ başını bırakın, ovayı duman almış, 

Gümüş dere bulanmış, ormanlar da azalmış, 

Kaç yıldır bekliyoruz, güneş henüz doğmadı, 

Ülkenin kaynakları bir kaç kişiye kalmış. 

 

Sert adımlarla inler her yer, 

Hortumcularmış geçen meğer.

 

Göklerde kara bulut, kirlenmiş yeşil deniz, 

Ormanlar yağmalanmış, kalmamış yeşilden iz, 

Yollar da dimdik yokuş, yürü yürü bitmiyor, 

Sırtlarda fukaralık, iki kattır belimiz. 

 

Sert adımlarla inler her yer, 

Medyatörlermiş geçen meğer.

 

Karanlıklarımızı ışıklar boğacaktı, 

Güneşin üzerine güneşler doğacaktı. 

Kaç defa kurtarıldık, ama yine yoksuluz. 

Hani ocağımıza servetler yağacaktı? 

 

Sert adımlarla inler her, 

Ninnicilermiş gelen meğer.

 

24.06.2005

 

 

UZAKTA BİR KÖY VARDI

 

Eskiden orada bir köy vardı uzakta, 

Çırpınıp dururdu, takıldığı tuzakta.

 

Tüm serveti, birkaç inek birkaç buzağı, 

IMF denilen avcı kurdu tuzağı. 

 

Ürün ekse para etmez, elinde patlar, 

Ekilmeyen tarlalar, boş kalmış ambarlar. 

 

Her ürün dışardan getirilir, dövizle, 

Üretici ezik ezik olmuş faizle. 

 

Tüm delikanlılar düşürülmüş gurbete, 

Çalış didin, dolan bir şey yok ki sepete. 

 

Pancar, fındık, buğday, pamuk, fıstık, çay, tütün. 

Maliyete razı, lakin zarar büsbütün.

 

Orda bir köy vardı, hiç gidemem gelemem, 

Hala yerinde mi? İnan ki ben bilemem.

 

29.06.2005

 

 

 

KAMERALI DENETİM

 

Saçların önüne dökülecek yarın, 

Boştur denetimden kaçma çabaların, 

Kaydeden kamera o kadar yakın ki; 

Çok uzak sayılır, kendi şah damarın. 

 

05.07.2005

 

 

BÜYÜK YARIŞMA

 

Kişinin ömrü, sınav nöbeti, 

Kim kazanırsa, bulur cenneti. 

Görme! Konuşma! Duyma! Karışma! 

Kazanılır mı, öyle yarışma? 

 

07.07.2005

 

 

NANE

 

Düşünmeden yersen, bir naneyi,

Sonra düşünürsün, ama neyi?

 

22.09.2005

 

 

ORGAN MAFYASI

 

Korkunç olaylar var, dünyada hem de çok,

Bunlarda insaf da, merhamet de hiç yok.

O organlar sanki babasının malı,

Şu organ mafyası denen bu olmalı.

Galiba yapıyor ruhsatsız deneyler,

Bakın yaptıkları, nasıl korkunç şeyler;

Mideyi deliyor, asitle alkolle,

Bu barsak bu böbrek, sanki ona köle.

Zehir dolduruyor, tertemiz ciğere,

İşkence ediyor vücuda boş yere.

Ayakla yapıyor, haram yolda yarış

Yalan dolan ile, dil olmuş bir karış.

Hak sesleri nasıl, ne zaman duyacak?

Paslanmış nasihat geçmez olmuş kulak

Yürekten yapmamış bir kerecik zikir,

El çalmaktan berbat, kir üzerine kir.

Başı secde görmez, parasıdır ilah,

Pırıl pırıl kalbi, kararmış simsiyah.

Gözler kan çanağı, yeşil çuha izi,

Beyin zara benzer, şeş beş görür sizi.

Dudaklar uzamış, sanki olmuş hortum,

Edep yeri tarif dışı utanıyorum.

Emanet değil mi, bize bu organlar?

Organ mafyasından beter şu insanlar.

 

08.12.2005

 

 

 

 

DOĞUM KONTROLÜ

 

Sonucu gördüm de gözlerim yaşardı;

Birileri çok zor olanı başardı.

Kolay mı hükmetmek öyle mahrem yere,

Tohuma tarlaya, dökülen terlere?

Kolay mı doğmamış insanın kontrolü?

Bravo başarmışlar zor olan bu rolü!

Doğum kontrolü çok zor bir siparişti,

Şimdi beklentiler tamamen değişti;

Dünya örgütleri, nerdesiniz haydin!

Bir araya gelin, mesafe kaydedin!

Zalimin elinde her enlem ve boylam,

Yapıyor katliam üstüne katliam,

Her gün kol geziyor dünyamızda ölüm,

Bir zulüm bitmeden, onbinlerce zulüm!

Doğumlar kontrolde, ölümlerse toptan,

Kurtulsun insanlık, toptan yok olmaktan!

Zoru başardınız, sizlere tebrikler,

Şimdi dünya ölüm kontrolünü bekler.

 

03.01.2005

 

 

BAYRAM VE KURBAN

 

Virüs girmiş ekmek teknemize,

Tertemiz unumuz olmuş maraz

Nara atıp dolaşmak nemize,

Yiğitlik ünümüz olmuş maraz.

 

Düşkünü görsek kaçırırız göz,

Fakire bakmaz, çeviririz yüz,

Bizi tanıyamaz, yetim, öksüz,

Merhamet yanımız olmuş maraz.

 

Hep çıkarlara olmuşuz bende,

Kırk tilki dolaşır bir bedende.

Sanki hesap yokmuş, adam sen de,

Kalbi imanımız olmuş maraz.

 

Virüs, geldiği gibi gider mi?

İnsan kardeşin etini yer mi?

Allah bizim gibiye kul der mi?

Asil insanımız olmuş maraz.

 

Bayramın manası olmuş tatil,

Komşuluk ölmüş, bizleriz katil.

Bilmeyiz kimler aç kimler sefil,

Sıcacık kanımız olmuş maraz.

 

Şair! Kendini sen hiç kandırma,

Yüzüne methedene aldırma,

Kestikse, lazım diye pastırma,

Temiz kurbanımız olmuş maraz.

 

 

07.01.2006

 

 

 

 

 

İSTANBUL CENNET Mİ MAKET Mİ?

 

Kimine tarihtir, kimine gelecek,

Taşını kazmayla söksen kim bilecek?

Allah'ım ver bana! Rabbena hep bana!

Dua buysa eğer, sonu tez gelecek.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Hepimiz burdayız, birer İstanbul'lu,

Çoğumuz müşteki, birkaçımız mutlu.

Üstüste çakılı, dolmuş, otobüs, tren, 

Sabah gidip akşam döneriz bu yolu.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Bizimle yatıyor Resul ve Sahabe.

Çokları yön arar, sanırsın körebe,

Mabetlerimizin yönü bellidir de,

Yanlış taraflarda aranır hep Kâ’be.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Şehir kuralları yazıldı okundu,

Gündüz uygulandı, bina gece kondu.

Yıkmak için gerek değişik bir tören,

Haydi gelsin polis, itfaiye, ordu.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Boğaz hazinedir, gelen giden gezer,

Dizilmiş yalılar, birer onar yüzer,

Kocaman gemiler, bombalarla yüklü,

Şakağa dayalı silah gibi yüzer.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Köprüler kurulmuş, şurdan şurdan şurdan,

Herbiri inciden dizilmiş bir gerdan.

Tek kişiyle geçer, onbinlerce araç,

İşkenceden beter, her bir geçiş burdan.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

İnsan, tarih, kültür, gör daha neler var!

Gelmek isteyene çok bahaneler var.

Artık ihtiyaç yok, okuyan kalmamış,

El değmemiş dolu kütüphaneler var.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Bu şehrin mehtabı, benzerdi güneşe,

Aşıklar kolkola, sandallar peş peşe,

Eski yakamozlar hayallerde kaldı,

Denizlerde yüzer, sürüyle pet şişe.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

Bizler İstanbul'un yaşayan naibi,

Bunca hazinenin şimdiki sahibi.

Durmadan eşeriz, deleriz yerleri,

Ambarda eşinip duran tavuk gibi.

 

İstanbul dünyanın hakiki cenneti,

Haşa, sümme haşa! Cennet’in maketi!

 

 

28.03.2006

 

 

 

KARGA AHLAKI

 

Kargaya vermişler güzel haberi,

Kakaların müthiş bir ilaç diye;

Denize edermiş o günden beri,

Şu insanlar kalsın hep muhtaç diye.

 

15.06.2006

 

 

SAYIM-DÖKÜM

 

Batıyı taklitle, şu yaşlara bastık,

İlmi fenni kestik, mukaddesi astık.

Elde kalan nedir, sayalım bakalım;

Bir sofra, bir klozet, bir kırbaç, bir yastık.

 

16.07.2006

 

TERKEDİLEN BEBEKLER

 

Doldu taştı cami avlusu bugün,

Sanmayasın bunlar gelen cemaat.

Her yer terk edilmiş minik bebekler.

Ortalık çınlıyor hep feryat feryat!

Künyeleri mevcut, kundak üstünde,

Gel de isimlere şöyle bir gözat;

İzan, ihlas, şefkat, adalet, insaf,

Ahlak, maneviyat, iffet, sadakat.

 

25.07.2006

 

AZ KULLANILMIŞ EMZİK

 

Ey dünya, ey çağdaş insanlar, ey milletler!

Nerdesiniz, nerde merhamet, hani etik?

Dünya yangın yeri, insanlık yakılıyor, 

Enkazda bulundu, alın binlerce patik.

İçine nutuklar koyun uyusun dünya,

Sizin olsun bunca az kullanılmış emzik!

 

03.08.2006

 

 

OCAĞIMIZA DİKİLEN İNCİR

 

İncirlik,

Ocağımıza dikilen incir!

İncirlik,

Boğazımıza bağlanan zincir!

 

13.08.2006

 

İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

 

Gökleri gösterir daima her minare,

Bahane saymasın uçamayan tayyare.

 

20.08.2006

 

 

 

DÖRT İŞLEM

 

Toplardı, çarpardı, rahmetli babamız,

Çıkarır böleriz, biz mirascılarız.

 

 

04.11.2006

 

 

ZURNACILAR

 

Hani para vermeden çalınmazdı düdük?

Biz nice parasız zurna çalanlar gördük.

 

14.11.2006

 

 

 

KISA MİNARELER

 

Gidenler için medet yok gelenlerden,

Minare kısa kaldı gökdelenlerden.

 

11.05.2007

 

 

BAKIŞ AÇISI

 

Gözlüğünde varsa bir damla dışkı,

Zanneder ki yerler gökler hep fışkı.

 

14.11.2008

 

 

YİYEN YİYENE

 

Meslek mühim, kiler memuru,

Haramdan yoğrulmuş hamuru,

Elbet var küçük bir kusuru;

Azı beğenmez, toptan yiyor.

 

Çobanlık yapmış seve seve,

Bir bir koyun aşırmış eve,

Şimdi güder sürüyle deve,

Havutu ile hepten yiyor.

 

Mazbatayı koymuş cebine,

Kasdı ülkenin sahibine,

Tünel oymuş inmiş dibine;

Temele girmiş dipten yiyor.

 

Ağzı çöp öğüten değirmen,

Ne bulursa öğütür hemen,

Çene daim açık kocaman;

O ne iştah ki, hepten yiyor.

 

Yığmış haramı dere tepe,

Çuvallar şişmiş tepe tepe,

En haslarını koymuş küpe,

Şimdi zuladan küpten yiyor.

 

Hırsız kaptan olmuş gemiye,

Sanki gemi ona hediye,

Ne bulsa götürür löp diye;

Tayfalar açken kaptan yiyor.

 

Borç harç kurmuş küçük bir tezgah,

Az ona yeter,etmez tamah,

Küresel kriz vurmuş bir sabah;

Sermaye gitmiş, cepten yiyor.

 

Bazen yardım dağıtan da var,

Fakir insanlar, sanki davar,

Zabıta geçmiş öne döver;

Ekmek yerine, coptan yiyor.

 

Bezgin gözler, meçhul gelecek,

Sorunlar beynini delecek,

Rızkını nereden bulacak?

Kolunu sokmuş çöpten yiyor.

 

Karı koca, sekiz yavrucak,

Bir de yolda, karın bir kucak,

Tek oda, küçücük bir ocak;

On kişi aynı kaptan yiyor.

 

Helal kazanç dupduru nehir,

Bulandırır tek damlacık kir,

Haram, şeker kaplı bir zehir;

Haramiler bu haptan yiyor.

 

04.05.2009

 

 

 

 

TAŞLANDIK TAŞLANIYORUZ

 

Hep yolunacak kaz gibi görüldük,

Kuru vaatlerden, bıktık yorulduk,

Kürkü değerli av gibi vurulduk;

İşlendik yıllardır, işleniyoruz.

 

Rahatız, severiz hep rehaveti 

Neden çalışalım çoktur zahmeti,

Rüyada görürüz daim cenneti;

Düşlendik yıllardır düşleniyoruz.

 

Listemizi tuttu zalim cuntacı,

Postal yalayanlar oldu baş tacı,

Kara listelere geçmek ne acı;

Fişlendik yıllardır, fişleniyoruz.

 

Tefeci tuzak kurdu, hep yağlı kazık,

Ne ocaklar söndü kumardan , yazık,

Bir kulak arkamız var o da çizik;

Şişlendik yıllardır şişleniyoruz.

 

Başımıza aktı daim kaynar su,

Yalan baş üstünde, ayıp doğrusu,

Dudağımız yanık, sanırsın süsü;

Haşlandık yıllardır haşlanıyoruz.

 

Boza pişirilir, yanar ensemiz,

Vurup çökerttiler, yerde iki diz,

Klavyede yumuşak ge sanki biziz;

Tuşlandık yıllardır tuşlanıyoruz.

 

Üretim artmalı, demek yerine,

Sofrada yokluk var, yemek yerine,

Emekliler arttı emek yerine;

Yaşlandık yıllardır, yaşlanıyoruz.

 

Dış kazık oyunu, bize atılır,

El ense anında haplar yutulur,

Kaşla göz arası güreş satılır;

Tuşlandık yıllardır, tuşlanıyoruz.

 

Başımızı örttük, olduk sıkmabaş,

Kuran’a Rasül’e açtılar savaş,

Namaz niyaz dedik, taş üstüne taş;

Taşlandık yıllardır, taşlanıyoruz.

 

Köpekler ortada, taşlar hep saklı,

İlaç yok doktor yok, çünkü yasaklı,

Dava etsek n’olur, köpekler haklı;

Dişlendik yıllardır dişleniyoruz.

 

Bizde hep tersine çalışır akıl,

Peri kızı gibi görünür batıl,

İkaz boş, burundan alınmaz hiç kıl;

Hoşlandık yıllardır, hoşlanıyoruz.

 

Batıl el üstünde, ortada sonuç,

Mahalle baskısı sayıldı oruç,

Hakkı savunanlar kaldık bir avuç;

Dışlandık yıllardır dışlanıyoruz.

 

15.11.2009

 

 

 

ADAY CEVAT

 

İlk cuması imiş, şaşkın meraklı,

Siyah takım giymiş, ipek kıravat,

 

Hutbe duasıdır; Ümmet, Muhammet,

Sahabe, tabiin, ahya ve emvat!

 

Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali,

Hasan ve Hüseyin, Resul, salavat!

 

Yoklama var sanmış fırladı kalktı;

-Hocam ben de varım, adım da Cevat!

 

24.02.2009

 

 

YÜRÜ DEDİLER YÜRÜYORUZ

 

Pınarları kuruttular, ciğerimiz susak,

Unutturacaklar bize, hiç hatırlamasak,

Yüzler batıya çevrildi, geri bakmak yasak,

Yürü dediler yürüdük, hala yürüyoruz.

 

Zehirli mantar koydular, halkımın kabına,

Dediler ki dokunmayın hiç suya sabuna,

Burunlar dokunsun yere, layıksınız buna,

Sürü dediler sürüdük, hala sürüyoruz.

 

Mukaddes bir sevda vardı, halkın kendindendi,

Batı bizden üstün dendi, medeniyet dendi,

Baktık ki hizmetçi olduk, batılı efendi,

Kürü dediler kürüdük, hala kürüyoruz.

 

Koca Çınar’dan bir kürdan kaldı yara yara,

Virüsleri zerkettiler, tertemiz damara,

Batılısın artık alış içkiye kumara, 

Çürü dediler çürüdük, hala çürüyoruz.

 

03.12.2009

 

 

 

SİGARA YANIĞI

 

Vücutta yanan bir miktar duman,

Yurtta yanan bir hektar orman!

 

04.08.2010

 

 

 

SİGARADAN KALAN

 

Sigaradan önce bunu oku;

Eşini dostunu kovar koku,

Dumanı yel, parayı el alır,

Sana kalır kanserli bir doku!

 

05.08.2010

 

İŞBİRLİKÇİLİK

 

Onun mesleği budur, görmeyin hor,

Ağır iş bu iş, egzozu patlıyor,

İnanmazsan kokla kendisine sor,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Dizginini kaptırmış binek gibi,

Sütüne haciz konmuş inek gibi,

Kaçarken cama çarpan sinek gibi,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Kafeslerde kanat çırpan kuş gibi,

Sanki başında beyni yokmuş gibi,

Sahibi yanında süt dökmüş gibi,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Efendisi ne derse başüstüne,

Karşı gelen olursa bas üstüne,

Her gün susuz traş yapar, traş üstüne,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Talimat alır her gün saat saat,

Efendisi doymaz, yoktur kanaat,

Bu iş çok ince iş, çok zor zanaat,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

İpotek ederek ciğerlerini,

İnkar edeceksin değerlerini,

Yere vuracaksın diğerlerini,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Meydanlarda ağzından hep bal damlar,

Satılığa çıkar temeller damlar,

Tam adamını bulmuş bu adamlar,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Yeter ben yokum, dese de yemezler,

Bu kadar yeter doyduk da demezler,

Gün gelir boynuna basar çömezler,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Ta başından sıfırlanır insanlık,

Sahibi elinde sanki kurbanlık,

Etrafında yığın yığın yağdanlık,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Ne varsa yer üstünde yer altında,

Küçük bahşiş efendinin katında,

Sıra yastık altındaki altında,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Kültürümüz mü, vurur yerden yere,

Efendisini metheder boş yere,

Elinde değer kalmaz vere vere,

Zordur işbirlikçilik, hem de çok zor!

 

Bir gün bakar ki önünde uçurum,

Bu kurtuluşu olmayan bir durum,

Her zaman her yerde söylüyorum,

Zordur işbirlikçilik hem de çok zor!

 

 

08.07.2013

 

 

RÜŞVETÇİ  

 

Dedi ki: 

Size ne, rüşveti alan da veren de memnundur. 

Dedim ki: 

Bize şu, “Rüşveti alan da veren de melundur.”

 

27.12.2013

KUTSALLARIMIZ

 

BU BAYRAK

 

Malazgirt'te Alparslan'ın dilinde, 

Surlarda Ulubatlı'nın elinde, 

Çanakkale cihadının yılında; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Rasül'ün övgüsünü kazanmıştı, 

Düşmanlarımız kahrıyla yanmıştı, 

Viyana önlerine dayanmıştı; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Gelibolu'dan Ankara'ya baktı, 

Kocatepelerden İzmir'e aktı. 

Aşkıyla milleti ısıtıp yaktı; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Kafkaslar'da bizi kaldırdı şaha, 

Yemen çöllerinde sığınak vaha, 

Gönderlerinden hiç inmedi daha; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Destanlar yazıldı zalime karşı, 

Mazlumun duası kapladı arşı, 

Uğruna yazıldı İstiklal Marşı; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Peygamber kabrinde sadık muhafız 

Bayraktan alırdı mücahitler hız, 

Unutana yine hatırlatırız; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

27.03.2005

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR İKİ MISRA ŞİİR

 

Parçalanmış bebek cesetleri.

Sıra sıra dolmuş her teneşir.

Diriltmek için merhametleri,

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

Güçsüzün garibanın yoluna,

Sivri taşlar dikenler döşenir.

Okuyanı uyarmak uğruna

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

Kutsallara her gün, hep tecavüz,

Kan aktıkça barbarlık depreşir.

Allah soracak, kızarır bu yüz,

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

Bedel ödüyoruz, biliyorum,

Allah’ım ödenenler yetişir.

Gücüm sınırlı, aciz bir kulum

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

06.10.2004

 

 

 

 

 

YETİM HAKKI

 

Galiba hep ağlamakmış işim,

Dünyaya ağlayarak gelmişim,

Benim gözyaşım hiç dinmemiş ki,

Bazen saklamış, bazen silmişim.

 

Yaşıtlarım gün boyu oynarken,

Ömür boyunca her sabah erken,

Geçim derdini omuzlamışım,

Onca yaşayacağım şey varken.

 

Her komşu çocuğunu okuttu 

Kaderim beni evde unuttu.

Gözyaşlarımı gösteremedim,

Mekanım oldu karanlık kuytu.

 

Annemle adeta bütünleştim,

Canım annem, o her şeyim benim,

Birbirimize bakıp güleriz,

Kan ağlar içimiz, ben eminim.

 

Birini sevdim, yaklaşamadım,

Bin türlü engeli aşamadım.

Gelen çiğnedi, giden çiğnedi,

Garip oğlana çıkmış ya adım.

 

Yoksul bir yetim olmak ne de zor,

Komşun bile elinden tutmuyor,

Her gün her gece hep ağlıyorum,

Gözlerimin altı olmuş mosmor.

 

Yeni duydum Kur’an’daki emri

Yetim olanların varmış yeri.

Bana hiçbiri sahip çıkmadı,

Allah affeder mi müminleri?

 

05.05.2004

 

 

 

 

 

SABAH EZANI

 

Allahü Ekber, Allahü Ekber.

Minareler titrer, dağlar inler

Müminlerin beklediği andır,

Evler aydınlanır, birer birer.

 

Allahü Ekber, Allahü Ekber.

Hastanın gözleri ufka gider.

Doğum, ölüm, şifa, bu sesledir,

Bu ses olur, ömrümüze rehber.

 

31.05.2004

 

 

ELİFİN MAHARETİ

 

Bugünkü harflere şöyle bak,

Kimi keskin, kimi yuvarlak,

"Elif"te hiçbir kusur var mı?

Onunla yazılıp okunur Hak.

 

18.12.2004

 

 

 

 

MEÇHUL ASKER

 

Evlat! Ses ver bulunduğun yerden!

Bayrağı devral meçhul askerden.

Seni bekler, doğrulmuş makberden,

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

Deden meçhul askerdi, sen malum,

Nöbet yeri boş, kol gezer zulüm,

Kaç yıldır yolunu gözler toplum,

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

Meçhul kendini etmez ifade,

Sen o meçhul ol, hem meçhulzade,

Bir sen varsın, göreve amade,

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

Gençlik, gözlerimizde tek umut,

Dağıt, ışığı kesti şu bulut,

Şan şöhret makam bekleme unut!

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

11.01.2005

 

 

 

 

MERHAMET

 

Hakk'ın tecellisi, merhamet, 

Hislerin alisi, merhamet. 

 

İnsanlık ibresi, merhamet, 

Vicdanların sesi, merhamet. 

 

Çocuklara sevgi, merhamet, 

Yaşlılara saygı, merhamet. 

 

Sevginin bir eşi, merhamet, 

Şefkatin kardeşi, merhamet. 

 

Hastalara dua, merhamet, 

Duygulara şua, merhamet. 

 

Kimsesiz kimi, merhamet, 

Vicdanlar hakimi, merhamet. 

 

Yetimler babası, merhamet, 

Vahşetin tıpası, merhamet. 

 

Hayvanların hakkı, merhamet, 

İnsan hayvan farkı, merhamet. 

 

Barışta olmalı, merhamet, 

Savaşın kuralı, merhamet. 

 

Etmemişsen biraz, merhamet, 

Sana da olunmaz, merhamet.

 

31.05.2005

 

 

 

 

ÇANAKKALE ŞEHİDİ

 

Yerler alev topu, tepeler tepetaklak, 

Havalara uçtuk, görülmemiş infilak. 

Sessizdi çığlıklar, duyan mübarek kulak, 

Kuş gibi bakınca, Çanakkale çok ufak. 

 

Namlu yaprak açtı, süngümüz tomurcuk, 

Siper çiçek doldu, dualar boncuk boncuk. 

Kanat taktı beden, yeni doğmuş bir çocuk, 

Karanlık yırtıldı, söktü nurdan bir şafak. 

 

Emir var Paşa’dan, düşmanı boğmak için, 

Gözler mermi saçar, gönüller göğe perçin, 

Hafifledi beden, anlayamadık niçin? 

Denizler küçüldü, bir adım bütün afak. 

 

Toprak sulanacak, sıra bizde bu günlük, 

Toplu gidiyoruz, sırayla bölük bölük. 

Cennette şenlik var, şehitlerde üstünlük, 

Ruhumuz yükseldi, kanlar oldu infak.

 

20.06.2005

 

 

ÇANAKKALE DİYARINDA

 

Denize takılan kilit, 

Dünyayı kaldıran yiğit, 

Alaylar var toptan şehit, 

Çanakkale diyarında. 

 

Kahraman şehit çavuşlar, 

Şehitliğe uçan kuşlar, 

Savaşta yeni buluşlar, 

Çanakkale diyarında. 

 

Modern silahlı askerler, 

Dersini alan liderler, 

Geri kaçarak giderler, 

Çanakkale diyarında. 

 

İmandır çelikten engel, 

Şehidin üstünde heykel, 

Kafatasında şarapnel, 

Çanakkale diyarında. 

 

Kızıla boyanan deniz, 

Vardır her aileden iz, 

Benzerini görmediniz, 

Çanakkale diyarında. 

 

Harikaları çok somut, 

Sırrı bilinmeyen bulut, 

Yeni nesillere umut, 

Çanakkale diyarında. 

 

Abdülhamid'in dehası, 

Tabya - batarya sahası, 

Göçtü göçecek dahası, 

Çanakkale diyarında. 

 

Farzet dibe baktığını, 

Denizler demir yığını, 

Dedene ver kulağını, 

Çanakkale diyarında. 

 

Mermi çarpışmış havada, 

Tek yumruk aynı davada, 

Şehit var, dağda ovada, 

Çanakkale diyarında. 

 

22.06.2005

 

 

BÜYÜK YOL

 

Büyük yol... Buradan, ötelere upuzun, 

Ucunu bilmeden, gittiği çoğumuzun.

 

Uzun ince taşlı, kalabalık bu yollar, 

Aynı yöne doğru, durmadan giden kullar. 

 

Yollar... Önü açık, kenarları uçurum, 

Düşmek felaketim, hep çabalar dururum. 

 

Düzlük, yokuş, iniş, daracık geçit, meydan, 

Her adım her metre, ayrı ayrı imtihan.

 

Trafik levhaları, çapraz, geri, ileri, 

Hep aynı yöndedir, kutlu ayak izleri, 

 

Sırttan zemberekli, taklitçi münadiler, 

Acep kaç fidanın, günahına girdiler? 

 

Kimi ellerde gül, kimi eteklerde nar, 

Gittikleri yerde, böyle ısınacaklar. 

 

Toplumlar, liderler, tekler, çiftler, guruplar, 

Kimi mal, kimi nal, kimisi de gül toplar. 

 

Yolun sonu sisli, kimisi boşluk sanır,

Kimisi yürürken, yürümekten usanır.

 

Yol kimine taştır, kimineyse kadife,

Kimi başlamadan uçar, varır hedefe.

 

Kimi arkasıyla giderken, geri geri,

Geride zanneder, en önde gidenleri. 

 

Kimisinin dünya yansa, bir kılı yanmaz,

Kulağına bomba atsan, yine uyanmaz!

 

Kiminin gözleri, kiminin eli kanlı, 

Kimi namert hain, kimi de delikanlı. 

 

Kimi şöhret, şehvet, kimi izzet peşinde, 

Kimisi kendini, aziz görür düşünde. 

 

Kimisi kapkara, kimisi aydın, ışık, 

Ellerinde cımbız, kepçe yahut da kaşık.

 

Hepsinin aklında, cennet bulmanın zoru, 

Uçurum başları, karton cennet dekoru. 

 

Bilelim hepimiz, kontrol vardır yollarda, 

Kesintisiz kayıt, kameralar yukarda. 

 

Ayaklar yaralı, vasıtalar külüstür, 

Acep varır mıyız? Allah'ımız büyüktür.

 

20.07.2005

 

 

 

 

 

HİLAL RAMAZANA GİDİYOR

 

Bugün cumadır, görünüyor Ramazan,

Ya Rabb korkarız, dünyayı boğacak kan!

Rahmet ayında, şerleri hayra çevir,

Aydınlıklar yaz, sensin yazılar yazan.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

Geri çevirme, tövbekar kullarını,

Suçlarını sil, güçlü kıl kollarını,

Zalimler azmış, zifiri karanlıkta

Kur’an nuruyla, aydınlat yollarını.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

İlahi yandık! Medet zalime karşı,

Mazlumun ahı, istila etti arşı,

Kan alıp satan, katiller diyarında,

İnsaf tartacak, kula muhtaç bu çarşı.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

Ramazan ayı, sosyal hayat direği,

Rahmete muhtaç, insanlığın yüreği,

Tüm insanlara, rahmet et Allah'ım,

Rahman ve Rahim, sıfatının gereği.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

Ramazan ayı, bize Kuran doğmuştu,

Ramazan ayı, dua zulmü boğmuştu,

Ramazan ayı, affı gönder Allah'ım,

Rahmete açız, bir aydınlık, bir muştu!

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

16.09.2005

 

 

 

 

MEDET YA RABB!

 

Çarpıtılan senin emrindir; cihad,

Şimdi mücahide hasrettir serhad.

Allahü Ekber’le çınlardı bilad,

Hafıza kaybı var medet İlahi!

 

Lime lime İslam yurdu hep harab,

Şehit kanlarıyla boyandı turab,

Zulüm içindeyiz sen acı ya Rabb!

Bizlere şuurlar bahşet İlahi!

 

Rabbım, mücahitle terörist bir mi?

Beyni sulanmışlar bunu bilir mi?

Cihad ruhu öldü, hiç dirilir mi?

Emrinle dirilir, lütfet İlahi!

 

05.10.2005

 

 

MUKABELE

 

Önce huşu ile çekerdi besmele,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

Hiç anlamazdı olsa bile zelzele,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

Hep gözlerini sabitlerdi  dizlere,

Secde ayatında yüz sürerdi yere,

Azap ayatında titrerdi çok kere,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

Müjde ayeti duyunca gülümserdi,

Hurufu hecada da sesi titrerdi,

Lafzatullahlarda kendinden geçerdi,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

Ayetleri tekrarlarken usanmazdı,

Ateşe atsalar sanki hiç yanmazdı,

Cezbeye kapılırsa tez uyanmazdı,

Veli Hafız okuyorken mukabele

 

Arasıra yaş akardı gözlerinden,

Bazen bağlar çözülürdü dizlerinden,

Adeta nur fışkırırdı yüzlerinden,

Veli Hafız okuyorken mukabele

 

Artık duymayan kalmamıştı şanını,

Allah öyle yazmıştı ki fermanını,

Son sureye gelince verdi canını,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

 

25.10.2005

 

 

ANLA BİZİ ERCİYES!

 

"Şanlı dağ bu mu?" diyor, halini gören herkes,

Evvel böyle değildin, çok değiştin Erciyes!

 

Malazgirt’ten bu yana, direğiydin bu yurdun,

Allah aşkıyla daim, sağlam ve dik dururdun.

 

Milletine şefkatle bakardın bir zamanlar,

Gölgende yaşıyordu, erenler kahramanlar.

 

Gözlerine bakardı, Balkan Kafkas ve Cudi,

Vakarlı duruşunla, zalim yola gelirdi.

 

Şanlı gemiler sana bağlardı halatları,

Sen beslerdin akınlar için yiğit atları.

 

Fırtına bulutları, sana çarpıp erirdi,

Gül kokulu fidanlar, gölgende yeşerirdi.

 

Yüzyıllarca sırtını sana dayadı Konya,

İstanbul'a bakınca, seni görürdü dünya.

 

Sakarya'da sen vardın, Çanakkale'de de sen,

Dayatılan atlası sen yırttın desen desen.

 

Zor günlerde açmıştın, Ankara için kucak,

Sen ana rahmimizdin, yine sensin sığınak.

 

Dost kılıklı düşmandan, pahalı dersler aldık,

Şimdi  muhtacız sana, inan ki çok bunaldık.

 

Zulüm yine hortladı, yutmak istiyor bizi,

Sen dinlemezsen kime dökeriz derdimizi.

 

Korkarım büyülemiş seni dünya hayatı,

Kalıbına güvenme, kuşan maneviyatı.

 

İmanın mı zayıf ki, kapılmışsın gurura?

Yoksa ferasetin mi paslandı dura dura.

 

Oyuncağı gibisin, zirvedeki dumanın,

İnanmak zor bu kadar sarsıldı mı imanın?

 

Sırtına mühür vurur, görmez misin her bahar?

Kendine gel Erciyes! Unuttun mu? Allah var!

 

22.11.2005

 

 

 

EN GÜÇLÜ SİLAH BİSMİLLAH

 

Çeşit çeşit silahlar say,

Besmele bu, dile kolay,

Coşturan sesler içinde,

Allah Allah ayrı olay!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Kahramanlık bir yarıştır,

Esas gayemiz barıştır,

Kötü bir niyetin varsa, 

Kendini buna alıştır!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Sınamadan önce durun,

Sınayanlardan bir sorun,

Tarihe şöyle bir bakın,

Mertseniz siz de buyurun!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Türküler çıkar telimden,

Bayrak anlar dilimden,

Güçlüye asla tapmadım,

Hiç korkum yoktur zalimden!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

İmanım var kalkar şaha,

Henüz konuşmadım daha,

Çek elini kutsalımdan,

Mecbur etme bu silaha!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Toplu kılınan namazda,

Fetih arzusu avazda,

Gönüller Rabb’e kilitli,

Islak aminler niyazda!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Salat edip Peygamber’e,

Ayak uydurup mehtere,

Bin güçlü Bismillah ile,

Cihan titredi kaç kere!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

İman en büyük cevherdir,

Peygamber bize rehberdir,

Ay ışığında yürürüz,

Yıldızlar bize fenerdir!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Yıldırım'dı Niğbolu'da,

İmandı Gelibolu'da,

Parçaladı zincirleri,

Zaferdi Anadolu'da.

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Kıtaları yol eyledik,

Denizleri göl eyledik,

Isırganları kuruttuk,

Dikenleri gül eyledik!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah! 

 

Yan baktırmadık bayrağa,

Kir damlatmadık toprağa,

Allah Allah, parolamız,

Yönümüz kutlu sancağa!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

 

02.09.2005

 

 

ŞEREFLİ  İSTANBUL

 

Yavuz Selim Han ve meşhur Çaldıran,

O'ydu fitneyi ortadan kaldıran.

Tam sağlanmıştı ülkemizde birlik,

Artık yenilik üstüne yenilik.

 

Altın yazılı zafer Merci Dabık,

Unvan devretti, Halife-i Sabık.

Erdi Selim Han, çok büyük şerefe,

Sultanken şimdi olmuştu halife.

 

Yolları düştü tam Sina Çölü'ne,

Çöl çiçek saçtı, ordunun yoluna,

Ridaniye'de, dize geldi Memluk,

Terli alınla secdedir mutluluk.

 

Sultan Selim Han, Şah-ı Ruy-i Zemin,

Halifemiz ve Emir ül - Mü’minin.

Orduyla birlik revan oldu yola,

Yirmibeş ayda döndü İstanbul'a.

 

Mehterler hazır, İstanbul'da kat kat,

Çoşku sel oldu, dayanmaz barikat.

Halk Halife'yi basacak bağrına,

İstanbul kurban olacak uğruna.

 

Gelmesin diye nefsine bir gurur,

Basit bir kayık aratıp buldurur.

Boğazdan geçip kayıkla o gece,

Denizden gelir, saraya gizlice.

 

Emanetler de geldi hep beraber,

Şimdi nur saçar, Alem-i Peygamber.

Göz kamaştırır, O Mukaddes Makam,

İşte şeref bu! Ölçemez bir rakam!

 

Şarktan ta garba, sanki bir Zülkarneyn,

Hem Sultan'dır hem Hadim ül-Harameyn.

Rahat yatakta uyumadı bir kez,

İstanbul oldu dünyalara merkez.

 

Şimdi Makam-ı Hilafet İstanbul,

Küfrün önünde sağlam set İstanbul.

Hey mehter başı! Vurdur şu davula!

Bu büyük şeref, yeter İstanbul'a!

 

21.03.2006

 

 

 

SIRASIYLA

 

Takdir!... Biz bizi henüz bilmezden önce,

Tedbir!... Felaket bize gelmezden önce,

Tekdir!... Yüzsüze kötek çalmazdan önce,

Tekbir!... Azrail canı almazdan önce.

 

26.06.2006

 

 

DÜNYALIK

 

Dünyaya bak sanki ilahi bir mühür,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

İnsana yakışan, Yaradan’a şükür,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Şayet girebilsen, ta ortasına dek,

En yoğun kütlesi, bir sıcak çekirdek,

Bu kadar katmana işte budur destek,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Katı sıvı metal, üst üste yan yana,

Ne azalır ne de artar yana yana,

Her biri bir hikmet, ama anlayana,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Yerkabuğu maden taş toprak yığını,

İnsan için yapmış her bir yaptığını,

Çalıştır beynini, işlet dimağını,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Kabuğa çıkamaz merkezdeki ısı,

Yanardağ oluşur çıktıkça bazısı,

Hep O’nun hikmeti, hep O’nun yazısı

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Başını kaldır bak, yukarı bu sefer

Dünyayı kuşatan tabaka atmosfer,

Ayarlı sıcaklık, sanki kalorifer,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Güneş hayat saçar dünya ona uydu,

Yörünge yoluna acaba kim koydu? 

Büyük bing -  bangla, alemleri yaydı,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Dünyada arabalar, yatlar eşler evler,

Sonsuz  nimetlerle, sayısız türevler,

Nedir insanlara verilen görevler? 

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

14.07.2006

 

 

 

 

RAMAZAN VE IŞIK

 

Beli kırılacak yine suçlunun, suçun;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun,

Ey oburluk, dama atılacak papucun!

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Göz nurumuz ana, dış kabuğumuz baba!

Tüm fakir fukara, komşu, hısım akraba,

Açın bağrınızı, diyeceğiz merhaba!

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Hazırlandı yine sadakalar zekatlar,

Huşuyla dinlenir Kur’anlar, kıraatlar.

Makbuldür tevbeler verilir beraatlar;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Şenlenir haneler, duman tüter ocaklar,

Çocukluğu yaşar, gül kokulu çocuklar,

Heyecanla bekler hep oruç tutacaklar;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Nefesleri tuttuk bak, Ramazan geliyor,

Zalimi titretip zulmünü gölgeliyor,

Merhameti yayıp, rahmeti simgeliyor;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

07.08.2008

 

 

ALLAH’IN ZİKRİ

 

Zikir ki; korku umutla karışık,

Zikir ki; kalpler kalıpla barışık.

 

01.12.2008

 

 

OĞLUN ŞEHİT OLDU ANNE!

 

Gökten ateş yağdı, dün gece gene,

Nöbetten cennete yol varmış anne,

Ah sesim karıştı, seher yeline;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Gazilik şehitlik iki kademe,

Layık evlat oldum, şehit dedeme,

Benim için sakın ha “öldü” deme;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Ayırım yapmıyor hiç gelen kurşun,

Sessizce içine aksın gözyaşın,

Köye örnek olsun, asil duruşun;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Kiraya vermiş de, kendi beynini,

Hep unutmuş sanki, Hakk’ın Dini’ni,

Üstüme üstüme, kustu kinini;

Nöbetten cennete yol varmış anne! 

 

Aç kurtlar dolaşır, havalar duman,

Hedefi gösteren, dost yüzlü düşman,

Vatan bize muhtaç, zaman bu zaman;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Bir dedem şehittir, Gelibolu’da,

Biri meçhul asker, Anadolu’da,

Nöbet var, yağmurda, karda, doluda;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Kimlere emanet, bak da gör vatan,

Çakı gibi asker, baba komutan,

Vatana hayrandır, her nöbet tutan;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Ey vatan, koştum da geldim çağrına!

Ey bayrak, şehidim senin uğruna!

Ey toprak, al beni kara bağrına!

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

 23.12.2008

 

 

SAADET ASRI

 

Zamana çekirdek sayılır Asr-ı Saadet,

İftiharımız göz nurumuz Mahmud-u Ahmet,

Kıyamete kadar, O’nun nurlu izindeyiz,

O Peygamberimiz, önderimiz, Pak Muhammet.

 

Zulmet var bu asrın içinde, ağır mı ağır,

Cehalet var ki bu asrın içinde, kör sağır;

Ümmet var bu asrın içinde, değeri altın,

Hicret var bu asrın içinde, bizlere çığır.

 

Asırlara örnek asır, yirmi üç yıl sürdü, 

İnsanlık Kur’an’ı tam yirmi üç yılda gördü;

Yirmi üç yıl çile, yirmi üç yıl sabır sebat,

Yirmi üç yıl, bütün dünya için meyve verdi.

 

Ebu Bekir vardı, sıdkın sadakatin piri,

Adil Ömer Faruk ki; ismi hala dipdiri,

Nurların sahibi Osman, akların en akı,

Ali ki; evladı şehit, kendi şehit biri.

 

Kapkara emeller, kara insanlar hep vardı,

Düşün, Ebu Cehil vardı, Ebu Lehep vardı.

Asr-ı Saadet tüm cehaleti sildi attı,

İlim irfan vardı, rehber vardı, mektep vardı.

 

Resul’ü himaye etti amca Ebu Talip,

O asırda batıl zail olmuştu Hak gelip,

Ey batıllar duyun, çırpınışlar boşunadır,

Yenilgiye mahkum olan siz, Hak artık galip! 

 

Asr-ı Saadet, Hak Nizam’a olunca tarla

İslam başak verdi, tarladaki tohumlarla;

Şükürler Allah’a, zikirler Allah’a mahsus,

Salat ve selam da Resule’dir iftiharla.

 

Bu yola çıkmıştı, Hakk’ın katarı bir kere,

Taş koymaya kalktı çokları kutlu tekere,

Nefesiniz ile, güneş söner mi sandınız?

Işığını hep o güneşten alır bu küre.

 

Yüce Kuran vardı ve yaşayan Sünnet vardı,

Allah’ın yoluna baş koyan bir ümmet vardı.

Güneş asrı, ışık asrı, saadet asrı o,

İşte o asırda, nurumuz Muhammet vardı.

 

Hedef vardı, düzen vardı, tam itaat vardı,

Lider vardı, nizam vardı, ve de  cihat vardı;

Hakk’ın rızasıyla yürünürdü gece gündüz,

Samimiyet vardı, ihlas vardı taat vardı.

 

Mükerrem Mekke’yle, Münevver Medine vardı,

Peygamber sevgisi, o gün son haddine vardı,

Haberler salındı, İslam Dini geldi diye,

Mücahit donandı, o gün serhaddine vardı.

 

Öyle bir asır ki, içinde veladet vardı,

Öyle bir asır ki , içinde nübüvvet vardı,

Öyle bir asır ki, tüm asırlara bedeldi,

Öyle bir asır ki, içinde Muhammet vardı!

 

01.04.2009

 

 

BERABER YÜRÜRÜZ

 

Dünya bir han ise, milletler hancı,

Üstünüm diyende, vardır bir sancı,

Hakk’a daha yakın olan en üstün,

Budur hepimizin gerçek inancı.

 

Bu beyaz, şu esmer, öbürü sarı,

Renk renk ayırmayız biz insanları!

Gönüller beraber, ellerimiz bir,

Fitneci ördü biz yıktık duvarı.

 

Müminler kardeştir buyurmuş Kitap,

Allah tarafından yapılmış hesap,

Sarılın Kur’ana!Diyor Yaradan,

Birlik olmak için, bizedir hitap!

 

Beraber ağladık beraber güldük,

Ölmek zamanında beraber öldük,

Acıktık beraber, doyduk beraber,

Gün oldu bir dilim ekmeği böldük.

 

Türk, Kürt, Boşnak, Çerkez, Abaza, Arap,

Ayrılık olursa, görürüz azap,

Ortak destanlarla süslüdür zaman,

Döktüğümüz kanla ıslak bu turap!

 

Türk incinir, Kürd’e batsa bir diken,

Arnavut yatamaz, Gürcü aç iken,

Birleştirdi İslam tüm halkımızı,

Artık ufuklara açalım yelken!

 

İplik iplik idik, şimdi kumaşız,

Kimimiz gövdeyse, kimimiz başız,

Adem’le Havva’dan türedik geldik,

İnanç bir, vatan bir, bizler kardaşız.

 

Biz Kılıçaslan’ız,biz Selahaddin!

Bize yurttu Kırım, Fas, Bağdat, Budin.

İslam’la yoğrulmuş hep hamurumuz,

Tek yumruk bu Millet, tek rehber bu Din.

 

Dinleyin Osman’ı anlatsın bizi,

Ne destanlar yazdık, hem dizi dizi!

Akordumuz İslam, ölçümüz birlik,

Bütün cihan duydu gür sesimizi.

 

Dün Çanakkale’de, omuz omuza,

Şahlandık beraber, uçtuk sonsuza!

Kardeşlik türküsü söylenecek hep,

Beste yaptık ortak çalınan saza.

 

Osmanlar, Selimler, Mehmetler soyu,

Kimimiz açık renk kimimiz koyu;

Evlerimiz birdir, soframız açık,

Bir tastan içeriz, bir yudum suyu.

 

Oğlumuz damattır, kızımız gelin,

Parmağı gibiyiz, biz aynı elin;

Düşmanımız ortak, dostumuz aynı,

Beraber dururuz, önüne selin.

 

Kökümüz geçmişte, gelecek aydın,

Ey gençlik, böyledir senin de kaydın!

Zamanı hiç israf etmezdin inan,

Dedeni birazcık görüp duyaydın!

 

Türk Kürt ayrılırsak pişman oluruz,

Boşuna dövüşüp düşman oluruz,

Hep aynı tarlanın ekiniyiz biz,

Aynı ambar için harman oluruz.

 

Ayrılıkta azap, birlikte rahmet,

Ya Rab, rahmetinle, fitneyi kahret,

Halkıyla Türkiye’m, bölünmez bütün,

Mecburuz bu yola, yolumuz vahdet!

 

Biz dalız, yaprağız, çiçeğiz, kök bir!

Bayrak bir, hedef bir, ülke bir, Hak bir!

Bizi kim yıkacak, kim bölecekmiş?!.

Haydin hep beraber, tempomuz Tekbir!

 

02.06.2009

 

 

KİTABIM KUR’AN

 

Kelam sıfatından süzüldü geldi,

Levh-i Mahfuz’undan yazıldı geldi,

Doğum hayat ölüm, hepsi içinde;

İnci mercan gibi, dizildi geldi.

 

Seçkin Peygamber’e seçkin bir Kitap,

Hem inse hem cinne, birlikte hitap,

Hayatımın tümü, tanzim edilmiş;

Yollarım çizilmiş, hep etap etap.

 

Zaman cahiliye, mekansa Mekke,

Kırk yaşında biri, yoktu tek leke,

Oku Yaradan’ın ismiyle dedi;

Cebrail isminde bir melaike.

 

Vahiy gelirdi her yılda her ayda, 

Rehber oluyordu her bir olayda,

Resül ezberlerdi, peşinden ashap;

Katipler geçerdi kalemle kayda.

 

Ayet ayet, sure sure getirdi,

Yirmi üç senede, ancak bitirdi,

Yüzbinler kurtuldu itaat edip;

Kulak tıkayanlar, tümden yitirdi.  

 

Ashap dizilirdi hepsi bir saffa,

Talebe olmuştu tüm Ehli Suffa,

Aydınlanmışlardı, yıldızlar gibi,

Işık saçıyorlar her bir tarafa.

 

Resul öğretmendi, hanesi okul,

Koştu geldi duyan her akıllı kul,

Kur’an’ın nurundan ayrılma kardeş,

Gerçek nur burada, gel sen de sokul!

 

O inince şair saygıya durdu,

O inince kahin hepten kudurdu;

Soyları kurudu put kullarının,

Batıl silindi Hakk düzen oturdu. 

 

Kur’anı toplamak, elbet gerekir,

Bunu başarmıştı, bir Ebubekir,

Çoğaltmaya sıra gelince bakın, 

Halife Osman’ı etmeli zikir.

 

Resul bırakmıştı iki emanet,

Birisi Kur’an’dı, diğeri sünnet.

Sıkı sarılana iki müjde var;

Bu dünyada rahat, ukbada cennet.

 

Kur’an okuyanı git Mısır’da bul 

Hüsnü hatla yazan, bizim İstanbul.

Kim hizmet eylerse, çok güzel eyler,

Allah’ın katında, olur en makbul.

 

Milyonlarca insan ezbere bilir,

Binlerce okulda dersi verilir;

Cennetin kapısı sayılır Kur’an,

Açmadan içeri nasıl girilir?

 

Allah’ın insana en son hitabı,

Budur dünyanın en meşhur kitabı;

Kur’an’sız da hayat olur diyenler,

Yeniden yapın her türlü hesabı.

 

Siz Kur’an öğrenin ve de öğretin,

Siz en hayırlısı olun Ümmet’in!

Siz Kur’an’a açın tüm kapıları;

Başka hiç çaresi yok bu Milletin!

 

25.06.2009

 

 

AMENTÜ BİLLAH

 

O yoksa yollar uçurum,

Dilimde "Amentü Billah!"

Bu imanla kurtulurum,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Başım imanımla dimdik,

Kalplerde bulunan kimlik,

Sözümüz özümüz birlik,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Sözüm vardı; "Kalu Bela"

İmandır kalbimde cila,

Sözüm geçerlidir hala,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

İman dertlerime çare,

Onu zikreder her zerre,

Göğsümü hep gere gere,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Kendimi eğitmek için,

Ateşi soğutmak için,

Dumanı dağıtmak için,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Kuvvetli çıksın avazım,

İman ile çalsın sazım,

Akordunu yapmak lazım,

Dilimde  "Amentü Billah!

 

Kayıt tutar  "Levh-i Mahfuz"

Söz etsin kalplere nüfuz,

O Hafız’dır, bizler mahfuz,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

29.11.2009

 

 

VATAN TOPRAĞI

 

Toprağın altı gül, üstü gülistan,

Gül bahçesidir bana bu vatan;

Bahar kokuyor denizde karada,

Barış buradadır, huzur burada.

 

Milyonla şehittir, altında yatan,

Şehit kanı yapar toprağı vatan;

Bayrağım kırmızı, insanım yiğit,

Biz de hazırız olmak için şehit.

 

Bak şurada Malazgirt mücahidi,

Şu yatan da Çanakkale şehidi;

Şu İstiklal Savaşı kahramanı,

Hatırası taze, tüter dumanı.

 

Anamın vasiyetidir bu toprak,

Atamın emanetidir bu bayrak;

Denizler mavidir, topraklar haki,

Bizler gitsek de vatanımız baki.

 

Geleceği bu toprakla yoğurdum

Ben topraktan geldim, toprak da yurdum,

Kuran sesi yankılanır topraktan,

Ezan sesi ihsandır bize Hak’tan.

 

Hakkı temsil eder işte sancağım,

Hürriyet timsali işte bayrağım.

Hakk’a iman ettim, hürriyet içtim,

Şefkat ektim toprağa, rahmet biçtim.

 

Bin yıldır bana yardır bu topraklar,

Her noktasında ayak izlerim var.

Bin yıldır bu topraklarla özdeşim,

Topraklar yarimdir, topraklar eşim.

 

Ben kubbelerin altında doğmuşum,

Ben minarelere konan bir kuşum;

Yolum ilimle teknikle beraber,

Önümde Kuran, rehberim Peygamber.

 

Vatanım her gün, hep bahardır bana,

Vatanım iksirdir buhardır bana;

Çiçektir çimendir, koyun kuzudur,

Vatanım destan destan bir yazıdır…

 

Saldırılar tarih boyu bir seldi

Haçlısı, moskofu, küffarı geldi,

Gelişleri hiç hayırlı değildi,

Ne etek öptüm, ne başım eğildi.

 

Atam muzafferdi, babam muzaffer,

Ata mirası bana bunca zafer;

Hürriyet fidanlığı bu topraklar,

Nice kahramanı bağrında saklar.

 

Ayrılmaz parçamız elbet vatandır,

Vatana sahip çıkmak bana şandır.

Cana minnet bilirim can fedayı,

Bir karış vermem verseler dünyayı.

 

Altı dolu, üstü dolu bu yerin,

Nefes al da bayram etsin ciğerin.

Taşına şekil vermiş nice mimar,

Kalpler burada atmış damar damar.

 

Allah diye açar bin bir renk lale,

Bin yıldır hep mekan olmuş hilale;

Davul zurna çalar dengi dengine,

Güneş burada boyanır rengine,

 

Burası vatanım, toprak mübarek,

Böyle vatanda Allah’a kul gerek;

Geri inmeyecek asla bir daha,

Haydi, sancaklar yükselsin Allah’a!

 

05.05.2010

 

 

AİLE MUHABBETİ

 

Çocuk bedenler gelişebilir mi,

Mutfakta tencere kaynamaz ise?

Evde muhabbet oluşabilir mi,

Anneler babalar beynamaz ise?

 

06.07.2010

 

 

 

 

HAKKA VARAN YOL

 

Tel dediğin titrer gülene ağlayana,

Tellerin hası gönle vuran teldir.

 

Bal dediğin zehir de yedirir sana,

Balların hası şifa veren baldır.

 

Kol dediğin sarılır yılana çıyana, 

Kolların hası maşuk saran koldur.

 

El dediğin zayıftır haramdan yana,

Ellerin hası üstte duran eldir.

 

Bel dediğin bükülür tek yana,

Bellerin hası rüku duran beldir.

 

Hal dediğin değişir andan ana,

Hallerin hası vuslata varan haldir.

 

Dil dediğin döner yalana dolana,

Dillerin hası hatır soran dildir.

 

Kul dediğin kül olur yana yana,

Kulların hası sırra eren kuldur.

 

Yol dediğin gider hep dört bir yana,

Yolların hası Hakk’a varan yoldur…

 

25.05.2012

 

 

 

KANDİL

 

Duaya kalkan bir çift el,

Gözler buğulanmış tel tel,

Bir ilham beklenir, gel kulum gel.

 

Bir damla gözyaşı ve mendil,

Nur iner semadan işte kandil.

 

Duaya kalkan milyonla el,

İşte toplum budur, ne güzel,

Barışa davetiye, huzura gel.

 

Sel olan gözyaşı ve mendil,

Nurla dolar evren işte kandil.

 

02.08.2012

 

 

 

LALELERİN TACI

 

Lalelerin tacında Allah’ın lafzı var,

Duaların ucunda Allah’ın hıfzı var.

 

25.06.2016

 

 

ÖYLE BİR BAYRAK Kİ!

 

Allah Allah nidasıyla beslenir,

Şehitlerin kanlarıyla süslenir,

Anaların gözyaşıyla hislenir;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Biz bu şanlı ayyıldıza vurgunuz,

Yıldız yön gösterir, Hilal kılavuz,

Çok şanlıdır, çok mübarek yolumuz;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Kanımız canıdır, canımız kurban,

Gölgesi hürriyet, bölgesi vatan,

Kaç asır ondan buyruk aldı cihan;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Savaşta sanırsın ki bir fırtına,

Barışta umur yüklenir sırtına,

Hiç kimse yan bakamadı tahtına:

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Çılgın rüzgarlar onu hep coşturdu,

Cümle alem ona selama durdu,

Gölgesi her zaman bize onurdu;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Bayrak, savaşta kükreyen sözümüz,

Bayrak, barışta yumuşak yüzümüz,

Bayrak, milletçe aslımız, özümüz;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Dosta onur kaynağı, düşmana yas,

Sevgi, saygı, selam, hepsi ona has,

Atadan emanet, toruna miras;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

13.07.2016

 

 

ROMA’NIN FETHİ

 

Resul’den gelmişti bir büyük muştu,

Nice kartallar batıya uçmuştu,

Atam Fatih de çok yandı tutuştu!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Tekbir ve tehlil sesleri çınlasın,

Dünya Resul’ü yeniden anlasın,

Kalk ki, silinsin dört asırlık pasın!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Gemiler yürüt denizde, karada,

Pusulana bak arada sırada,

Roma denilen yer aha şurada!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Bahane bulma işine, yaşına,

Sen davran, Müminler düşer peşine,

Surlar dayanmaz fetih ateşine!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Önce var gücünle kuvvet hazırla, 

Bin kere ölç, titizlikle sabırla,

Zamanı gelince ok gibi fırla!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Hedefe doğru tut hep okla yayı,

Gerçeğe dönüştür kutlu rüyayı,

Evladım tamamla artık halkayı!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Bir tutam sevgi bin silaha bedel,

Roma’nın kalbini sevgi ile del,

Evladım böyle bir fatih ol da gel!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

10.01.2017

 

 

SİLAHIM BİSMİLLAH

 

Temel Besmele, hem kolaydır dile,

Şeytan çok kızar, bu tür bir temele;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Meşgulken elim, çaresiz değilim,

O’nun zikrine aşinadır dilim;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Reçete Kur’an, gece gündüz her an,

Allah’ım görür, unutamam bir an;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Bu iman farkı, dönsün dünya çarkı,

O’na güvendik, ırak olsun korku;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Yol O’nun yolu, bizler O’nun kulu,

İmandır gücüm, kalbim daim dolu;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Girsem şişeye, sıkışsam köşeye,

Çaresiz kalıp, düşsem endişeye;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Her an her yerde, hazarda seferde,

Muhtaç bırakmaz beni hiç namerde;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Düşmanlar yordu, Sen koru bu yurdu,

Allah’ım sözün var, Kur’an duyurdu;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

O’nun ismi sır, O’nsuz kalpler nasır,

Karanlık yola, O’nun nuru yansır;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

İmanlı yiğit, cephede mücahit,

Allah der olur, gazi veya şehit;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

25.01.2017

 

BÖLÜM-19 ERBAKAN'I ANLATANLAR

ERBAKAN’I ANLATANLAR
Abdulkadir Özkan
1942 yılında Çorum Kargı’da doğdu. Orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Öğretmen Okulu mezunu. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu mezunu. Tarım Bakanlığında memuriyeti var. 1972 yılından itibaren gazetecilik yapıyor. Uzun süre Milli Gazete yazarlığı ve Erbakan Hocamızın Basın Müşavirliğini yaptı. Halen Milli Gazete köşe yazarı olarak devam ediyor. Ankara’da oturuyor.
Abdullah Asilsoy
 1972 Yozgat, Yerköy’de doğdu. İmam- Hatip Lisesi'ni Bolu, Mengen’de bitirdi. Pakistan, İslamabad Uluslararası İslam Üniversitesi'nde okudu. Şeria Fakültesinde eğitim aldı. İmam Hatip görevi yaptı. 2009’da Saadet Partisinden Yerköy Belediye Başkan adayı oldu. Halen, Ankara, Sincan'da İmam- Hatip olarak görev yapmakta. Evli ve iki evlat babası.
Abdurrahman Öncü
 1933 yılında Nevşehir’de doğdu. 20 sene Nevşehir’de oturdu, sonra Ankara’ya, 1971 yılında da İstanbul’a yerleşti. İstanbul’a geldiğinde Mahmut Sami Ramazanoğlu Efendi Hazretlerine intisap etti. Milli Görüş Partilerinin ilçe yönetimlerinde bulundu. Halen Saadet Partisi Kadıköy İlçesi’nde İstişare heyetinde çalışmaktadır. İstanbul, Erenköy’de ikamet ediyor.
Adnan Öksüz
1964 yılında Erzincan'da doğdu. 1991 yılında Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Gazeteciliğe 1987 yılında başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde idari görevler ve yazarlıklar yaptı. Çeşitli eserleri var. Halen Milli Gazete köşe yazarı ve milligazete.com.tr yayın yönetmenliği görevini sürdürüyor.  İstanbul’da ikamet ediyor.
Ahmet Akçeel
1941 yılında Tokat’ta doğdu. Takat İmam Hatip Okulu ve Konya Yüksek İslam Enstitüsü mezunu. Takat İmam Hatip Okulu’nda öğretmenlik yaptı. Bir dönem Milli Selamet Partisi Balıkesir Milletvekilliği yaptı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Halen Konya’da Fahri vazi olarak görev yapıyor. Konya’da ikamet ediyor.
Ahmet Baba
 1961 Trabzon Araklı doğumlu. Küçük yaşta Terme’ye geldi. Terme İmam Hatip Lisesi Mezunu. 1986-1992 arası Terme İlçe Gençlik Kolları Başkanı oldu. Erbakan Hocamızın tayin etmesi ile 1992 yılında M.G.V Terme İlçe Başkanlığına geldi, 6 yıl bu görevi yaptı. Milli Görüş Partilerinde çeşitli görevler yaptı. Halen Saadet Partisi Terme İlçesinde İstişare Kurulunda görev yapıyor. Ahmet Bozkurt
Kahramanmaraş’ta İmam Hatiplik yaptı. Halen emekli. Milli Görüş mensubu. Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneklerinde hizmetler yaptı. 
Ahmet Cengiz Arancı
1945 İstanbul doğumlu. Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatı Kurucu üyesi. SSK emeklisi, Refah Partisi İl yönetim Kurulu Üyesi ve İdare Amiri. Yalova ve Adalar sorumlusu. İstanbul İl Genel Meclisi Üyeliği yaptı. Fazilet ve Saadet Partilerinde İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Milli Gazete Dağıtım ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü yaptı. 2010 yılında vefat etti. 
Ahmet Kızıltan
1970 yılında Bolu, Yeniçağa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Yeniçağa' da tamamladı. Lise öğrenimini Ankara İmam Hatip Lisesinde bitirdi. 1991-1994 yıllarında Ekrem Doğanay Hoca Efendiden Akaid, Tefsir, Hadis ve Fıkıh tahsili gördü. 1994 yılında Yüksek Öğrenimi için yurt dışına gitti. 4 yıl süreyle İngilizce ve Uzakdoğu dilleri konusunda eğitim aldı. Özel sektörde yöneticilik yaptı. Bir dönem Saadet Partisi’nden Yeniçağa Belediye Başkanlığı yaptı. Evli Üç çocuk babası. Yeniçağa’da oturuyor. Halen Saadet Partisi Bolu İl Başkan Yardımcısı.
Ahmet Tekdal
1931 Yılında Ağrı’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Serbest Avukatlık yaptı. 1983 yılı Refah Partisi Kurucu Üyeliği ve Genel Başkanlığını 1987 yılına kadar yürüttü. Refah Partisi 20. Dönem Ankara Milletvekili olarak Parlemanto görevi var. Milli Görüş Partilerinde Genel Merkez teşkilatlarında yöneticilik yaptı. Halen Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu üyesi. Evli ve 3 Çocuk babası. Ankara’da oturuyor.
Ahmet Turhal
 1940 yılında Kayseri, Develi’de doğdu. 1954 yılında Ankara’ya, 1957 yılında da İstanbul’a geldi. Torna ustalığı ile uğraştı. Askerlikten sonra Ankara’ya yerleşti. M.S.P döneminde Erbakan Hocamızla tanıştı. Ankara’nın çeşitli ilçelerinde mahalle başkanlıkları ve İlçe Yönetim Kurulu üyelikleri yaptı. Sonra gelen Milli Görüş partilerinde ve halen Saadet Partisi’nde İlçe Yönetim Kurulu ve Kadın Kolları sorumlusu olarak göreve devam ediyor. Emekli. Ankara’da oturuyor.
Ahmet Ziya Kasapoğlu
1939 da Trabzon Çaykara’da doğdu. Daha sonra Samsun Terme’ye geldi. Erbakan Hocamız ile gıyaben tanıştı. Milli Nizam Partisi Terme İlçesinde Kurucu olarak görev yaptı. Daha sonra Milli Görüş Partilerinin Terme ve Samsun teşkilatlarında çeşitli görevler yaptı. Halen Saadet Partisi Terme İlçe Teşkilatında İstişare heyetinde görev yapıyor.
Ali Fuat Demirbaş
1956 Trabzon Şalpazarı’nda doğdu. İmam Hatip Okulu mezunu. Erbakan Hocamızla 1969’da tanıştı. Fikirtepe Eiğitim Enstitüsü mezunu. Öğremen. Milli Görüş’ün yurt içi ve yurtdışı kuruluşlarında uzun yıllar görev yaptı. Avrupa’da Milli Gazete temsilciliği yaptı. Eğitimcilik görevlerinde bulundu. Hizmetleri halen yurt içinde ve yurt dışında devam ediyor. İstanbul’da oturuyor.
Ali Nabi Koçak
1945 yılında Yozgat, Sorgun’da doğdu. 1968 Yozgat İmam Hatip Okulu mezunu. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü mezunu. Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı çeşitli illerde İmam Hatiplik yaptı. Gebze’de vaizlik ve İstanbul Merkez Vaizliği yaptı. Kartal Müftüsü olarak görev yaptı. Refah Partisi’nden İstanbul Sultanbeyli Belde ve İlçe Belediye Başkanlıkları yaptı. Halen Sultanbeyli’de ticaretle uğraşıyor. Emekli.
Altan Günay
 1935 yılında Sarıkamış’ta doğdu. Hopa Ortaokulundan mezun. İstanbul’da içşi olarak çalıştı. Daha sonra esnaf olarak hayatını devam ettirdi. 5 evlat sahibi. Erbakan Hocamızı 1969’da tanıdı. Refah Partisi Kadıköy İlçe Teşkilatı Kurucu Üyesi. Refah Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu ve Mali Komite Üyesi. 2014 yılında vefat etti. Allah Rahmet Eylesin.
Arif Ersoy, Prof. Dr.
Prof. Dr. Arif Ersoy, 1948 yılında Çorum’da doğdu. Çorum İmam Hatip Okulu ve Konya Yüksek İslam Enstitüsü mezunu. Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. İngiltere’de master yaptı. Çeşitli fakültelerde Hocalık ve idarecilik yaptı. Adil Düzen çalışmalarını yürüttü. İki dönem Çorum Belediye Başkanlığı yaptı. Refah Partisi Merkez yönetiminde görev yaptı. Halen Üniversite’de iktisadi sistemler konusunda hocalığa devam ediyor. ESAM Genel Sekreteri. Ankara’da oturuyor.
 
Aydın İlhan
1960 Kırşehir doğumlu. 1986 yılında Konya Eğitim Fakültesi Fizik   Bölümü mezunu. 28 yıl İstanbul’da muhtelif dersane ve kolejlerde öğretmenlik ve müdürlük yaptı. Akıncılar, Hakyol Vakfı, M.G.V, Refah Partisi, Saadet Partisi ve AGD yönetimlerinde ve İlçe Başkanı olarak görev yaptı. Değişik radyo ve televizyonlarda eğitim proğramları yaptı. Şu an Üsküdar İKEV İsilam İlahiyat  Öğrenci yurdunda müdürlük yapmakta. ÖĞ-DER İl Yönetim Kurulu Üyesi. İstanbul’da oturuyor.
Bahattin Elçi
1949 Bayburt doğumlu. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni 1972’de bitirdi. Bayburt’ta hem avukatlık yaptı hem de Milli Görüş Partilerinde kurucu,  ilçe ve il başkanlıkları yaptı. 1991-1995 yılları arasında Bayburt Milletvekili olarak görev yaptı. Evli ve 8 evlat sahibi. Bayburt’ta Dede Paşa ve Hacı Şaban Efendi Hazretleri ile yakın ilişkileri oldu. Halen Saadet Partisi İstişare Kurulu üyesi.
Bayhan Önal
1937 yılında İstanbul, Teşvikiye’de doğdu. Yüksek Ticaret Mektebi (İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi)’ni bitirdi. Özel sektörde muhasebecilik ve yöneticilik yaptı. Milli Görüş Partilerinde il ve ilçe yöneticilikleri yaptı. Emekli, Konya’da ikamet ediyor.
Beşir Darçın
1943 yılında Konya, Beyşehir’de doğdu. Ankara Kurtuluş Lisesi mezunu. 1969 yılında Erbakan Hocamızla tanıştı. Onun vefatına kadar yanından ayrılmadı. Milli Görüş Partilerinin Merkez teşkilatında muhtelif hizmetlerde bulundu. MİLKO teşkilatlarında yöneticilik ve muhtelif hizmetler yaptı. Halen de bu hizmetlerine devam ediyor. Ankara’da oturuyor.
Cafer Yavuz
1962 Afyon Bolvadin doğumlu. 1982 yılında Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi. MTTB ve Akıncılar Derneklerinde İlçe Başkanlıkları yaptı. Refah Partisi Bolvadin İlçe Başkanlığı görevinde bulundu. Halen Bolvadin’de ticaret koordinatörlüğü yapmakta.
Cahit Bacak
1925 yılında Karaman’da doğdu. İlkokul mezunu, terzi. Erbakan Hocamızın yakın arkadaşı. Konya, Karapınar Milli Nizam Partisi ve Milli Selamet Partisi Kurucu İlçe Başkanı oldu. Büyük Kongre Konya delegeliği yaptı. 2007 yılında vefatına kadar Milli Görüş davasına hizmet etti.
Celal Bayıroğlu
1930 yılında doğdu. Bağımsızlar hareketi ile Erbakan Hocamızla tanıştı. MTTB üyesi ve gönüllüsü olarak eylemlere katıldı. Milli Görüş Partilerinde mahalle ve ilçelerde yöneticilik görevleri yaptı. Taşkızak Tersanesi’nden emekli oldu. Halen İstanbul Beyoğlu’nda ikamet ediyor. Saadet Partisi Beyoğlu İlçesi İstişare kurulunda görev yapıyor.
 
Cengiz Ocakçı
1955 Ankara doğumlu. Hukuk Fakültesi mezunu. Milli Selamet Partisi döneminde Erbakan Hocamızın ekibi ve Genel Merkez personeli olarak tüm yurtta çalışmalara katıldı. Refah ve Saadet partilerinde Genel Merkez Disiplin Kurulu Üyelikleri ve İlçe Başkanlıkları yaptı. Ankara Yenimahalle İlçesi’nden Belediye Meclis üyeliği ve 10 yıl Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekilliği yaptı. Halen Ankara’da Avukat olarak mesleğini sürdürüyor.
 
Cevat Aydoğdu
Milli Görüş Partilerinde ve Gençlik teşkilatlarında yönetim kurullarında görevler yaptı. İzmir’de adaylıkları var. Genel Merkez eğitimlerine katıldı. Halen İzmir’de ikamet ediyor.
Cevat Gündoğdu
1954 yılında Giresun, Bulancak’ta doğdu. 1973 seçimleri öncesi Erbakan Hocamla tanıştı. O tarihten sonra hep onunla gönül bağı olarak birlikte oldu. 1977-1979 yılları arasında askerliğini Konya ve Gaziantep’te yaptı.1983 yılında Refah Partisi İlçe Kurucusu oldu. Şu anda Saadet Partisi Giresun, Piraziz İlçe Başkanı.
Doğan Kapkıner
1948 Malatya doğumlu. Kara Harp Okulu Mezunu. TSK’de subay olarak uzun yıllar görev yaptı. 1992 yılında Kara Pilot Yarbay olarak emekli oldu. Halen Bursa’da yaşıyor.
Elif Erbakan Altınöz
Rabia Elif Erbakan Altınöz,1974 tarihinde Ankara’da doğdu. Erbakan Hocamızın kızı. İlk, orta ve lise tahsilini Ankara’da tamamladı. Yüksek tahsilini Bilkent Üniversitesi İç Mimari bölümünde bitirdi. Evli ve iki çocuk annesidir. Milli Görüş Partilerinde Merkez Teşkilatlarında yönetici ve eğitimci olarak görevler yaptı. Erbakan Vakfı Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı, Ankara’da oturuyor.
Emine Genç Çelebi
1946 Niğde Koyunlu Doğumlu, Evli, Altı çocuk annesi, 1970 yılından beri Milli Görüş içinde aktif siyasetle meşgul. Şair ve yazar, eğitimine Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümün'de devam etmektedir. Koyunlu’da ikamet ediyor.
Emine Şenlikoğlu
1953 yılında Giresun-Dereli’de doğdu. Araştırmacı yazar. Çeşitli kitapları yayınlandı. Konferans, tv ve radyo programları yaptı. İlahiyatcı yazar Recep Özkan ile evli. 2 evlat annesi. Yazdıkları yüzünde hapis cezaları aldı. Halen İstanbul’da ikamet ediyor.
Emin Gürcan
1944 Bilecik doğumlu. Eskişehir, TCDD Sanat Çırak Meslek Okulu mezunu. Uzun yıllar Demiryolları Eskişehir Cer atölyesinde çalıştı. 2 adet Devrim Otomobili üretiminde usta olarak çalıştı. 1971 yılında Milli Nizam Partisi ve Erbakan Hocamızla tanıştı. MSP’de Gençlik Teşkilatlarında görev yaptı. Bilecik İl Başkanlığı yaptı. Refah, Fazilet ve Saadet Partisi teşkilatlarında yönetici olarak görev yaptı. Halen emekli. Fotoğrafçılıkla uğraşıyor. Saadet Partisi Darıca İlçesinde yönetim Kurulu üyesi.
Fatih Erbakan, Dr.
Muhammed Ali Fatih Erbakan, 1979 ‘da Ankara’da doğdu. Erbakan Hocamızın oğlu. İlk, orta ve lise tahsilini Ankara’da bitirdi. Başkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Aynı Üniversite’de Elektrik-Elektronik Mühendisliği Yüksek Lisansı’nı tamamladı. Yine aynı Üniversite’de Yönetim ve Organizasyon dalında doktorasını verdi. Milli Görüş Partilerinde Merkez Yöneticiliği ve Genel Başkan Başdanışmanlığı görevlerinde bulundu. Erbakan Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı. Ankara’da oturuyor, evli ve 2 çocuk babası.
Fatma Nur Mücevher
1988 Konya, Taşkent Doğumlu. İlk, orta ve lise eğitimini Taşkent'te tamamladı. Süleyman Demirel Üniversitesi mezunu. Milli Görüş Partilerinde Kadın ve Gençlik Kollarında yöneticilik ve eğitimcilik yaptı. Gazete köşe yazarlığı yapıyor. Bir kız öğrenci yurdunda yöneticilik yapıyor. Eğitimci olarak faaliyetini sürdürüyor. Konya’da oturuyor.
Fehim Adak
1931 yılında Mardin’de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. Mardin İI Bayındırlık Müdürlüğü, DSİ Diyarbakır Bölge Müdürlüğü görevlerini yaptı. Milli Görüş Partilerinden  4 dönem Mardin Milletvekilliği ile Ticaret, Bayındırlık, Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Aynı Partilerin Genel Merkezlerinde yöneticilik yaptı. Erbakan Hocamız ile Havuz Sistemi’ni hayata geçirdi. Halen Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi.  Ankara’da oturuyor.
Fethullah Erbaş
1947 yılında Van’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Noterlik mesleğini icra etti. Refah Partisi Van Belediye Başkanlığı görevini yaptı. Milli Görüş Partilerinden 3 dönem Van Milletvekilliği yaptı. Aynı partilerde Genel Merkez’de yöneticilik görevleri yaptı.  Erbakan Hocamızın özel olarak verdiği görevleri başarıyla yaptı. Saadet Partisi G.İ.K üyesi. Evli ve 4 Çocuk babasıdır.
Hakkı Kabakçıoğlu
Manisa 1944 yılı doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Manisa’da tamamladı. Sümerbank Manisa Tekstil Fabrikalarında idareci ve sendikacı olarak görev yaptı, emekli oldu. Milli Nizam Partisi Manisa İl’inde kurucu heyette görev yaptı. İzmir Karabağlar’da ikamet ediyor. Milli Görüş Partilerinin hepsinde yönetici olarak görev yaptı. Saadet Partisi teşkilatlarında aktif görevi devam ediyor.
Halil İbrahim Çamlıdere
1932 Yılında Bulgaristan’da doğdu. 1950 yılında Türkiye’ye Hicret etti. Bursa İnegöl’e yerleşti. 1970 Yılında Milli Nizam Partisi İnegöl İlçesini kurdu. Erbakan Hocamızla tanıştı. Erbakan Hocamızdan “Rumeli Beylerbeyi” ünvanını aldı. Milli Görüş Partilerinde yöneticilikler yaptı. Halen Bursa Saadet Teşkilatında İstişare kurulunda görev yapıyor. Emekli, İnegöl’de ikamet ediyor.
Hasan Aksay
1931 Yılında Adana’da doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Özel Osmaniye Lisesi Müdürlüğü, Milli Gazete Kuruculuğu ve Başyazarlığı yaptı. 1950’li yıllarda Erbakan Hocamızla tanıştı. Milli Nizam Partisi Kurucularından. Milli Görüş Partilerinde Merkez yöneticilikleri yaptı. 4 dönem milletvekilliği ve Devlet Bakanlığı yaptı. İstanbul’da oturuyor, emekli. Gazete yazarlığı devam ediyor. Çeşitli eserleri mevcut.
Hasan Başel
1976 yılında Sivas’ta doğdu. 1985’te İstanbul’a yerleşti. Gazi Eğitim Enstitüsü Spor Yüksek Okulu mezunu. Boks dalında Milli Sporcu. Türkiye şampiyonlukları var. Milli Gençlik Vakfı’nda hizmetleri var.Başbakanlığı yıllarında Erbakan Hocamızın yakın korumalığı ve hizmetlerinde bulundu. Ticaretle uğraşıyor, İstanbul’da oturuyor. Hayati Otyakmaz
1961’de Yozgat’ta doğdu. Yozgat İmam Hatip Lisesi ve M.Ü. İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın muhtelif birimlerinde ve fahri olarak, çeşitli camilerde imam-hatiplik, vaizlik ve yayın editörlüğü yaptı. Çeşitli eserleri var. Başından beri Milli Görüş çizgisinde olan Otyakmaz, Saadet Partisi’nde İl ve İlçe yöneticilikleri yaptı. Sivil toplum kuruluşlarında yöneticiliker yaptı. Şair, yazar, gazeteci. Halen İstanbul Başakşehir’de Saadet Partisi İlçe Başkan Yardımcısı. İstanbul’da oturuyor.
İbrahim Durmuş
Diyarbakır İli Bismil İlçesi Üçtepe köyünde dergahı vardır. Kuran öğrencileri yetiştirir, sohbet halkası vardır. Kendisi Molla Muhammed Şerif Arapkendi Hazretlerinin halifesidir. Hizmetlerine halen devam ediyor. Diyarbakır Bismil’de oturuyor.
İbrahim Halil Er
1968 yılında Gaziantep, Nizip’te doğdu. Medine İslam Üniversitesi Arap Dili bölümü ile Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İslam Tarihi ve Sanatları bölümünde Yüksek Lisans yaptı. Ankara İlahiyat Fakültesi’nde Hadis alanında doktora yapmaktadır.  Babası Muhammed Emin Er Hoca’dan ders ve icazet aldı. Milli Eğitim Bakanlığı, dershane ve özel okullarda öğretmenlik yaptı. Milli Gazete’de köşe yazarlığı yapıyor. Yayınlanmış ve yayına hazırlamakta olduğu çeşitli eserleri mevcut. Ankara’da oturuyor.
 
İbrahim Kasapoğlu
1946 yılında Trabzon Çaykara’da doğdu. Samsun Terme’ye yerleşti. 1969 yılında Erbakan Hoca ile tanıştı. 9 yıl Milli Selamet Partisi Gençlik Teşkilatında görev yaptı. Refah Partisi’nde 9 yıl Terme İlçe Başkanlığı görevini yaptı. Fazilet Partisi’nin kurucuları arasında bulundu. Halen Terme Saadet Partisi İstişare Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktadır.
İbrahim Titiz
1962 yılında Kayseri’de doğdu. İlk, Orta ve Lise tahsilini Ankara’da tamamladı. 1978 yılında Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Merkezinde Erbakan Hocamızla tanıştı. 1978 senesinden  2011 senesine kadar aralıksız yakınında, çeşitli görevlerle hizmetinde bulundu. Halen Saadet Partisi’nde Özel Kalem Müdürü olarak çalışmakta. Evli ve iki çocuk babası. Ankara’da ikamet ediyor.
İlyas Tongüç
1970 yılında Amasya’da doğdu. İlk, orta ve İmam HatipLisesi’ni Amasya’da okudu. Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanlığını yürüttü. Saadet Partisi Merkez Teşkilatı’nda yöneticilik yaptı. Halen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı olup Mahallai İdareler Başkanlığı’nı yürütmektedir. Ankara’da oturuyor, evli ve 3 çocuk babasıdır. 
İsmail Alptekin
1943 Bolu, Gerede doğumlu. Konya Öğretmen Okulu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Serbest Avukatlık yaptı. Fazilet Partisi Kurucu Genel Başkanlığı’nı yaptı. Ankara Büyükşehir Belediyesinde Meclis üyeliği yaptı. 2 Dönem Milletvekili oldu. TBMM Başkanvekilliği görevini yaptı. Halen Vakıflar Bankası Yönetim Kurulu Üyesi. Evli ve 4 evlat babası.
İzzet Taner
1928 Giresun doğumlu. 1947’de TSK’de astsubay olarak göreve başladı. 1969 yılında İç Teknisyen Kıdemli Yüzbaşı olarak emekli oldu. Halen İstanbul, Beyoğlu’nda ikamet ediyor. Erbakan Hocamızın askerlik arkadaşı. Milli Görüş Partilerinin faaliyetlerine gönüllü olarak katıldı. Halen de katılıyor.
Kazım Bilge
1930 yılı, Ankara Şereflikoçhisar doğumlu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’ni 1955 yılında bitirdi. Erbakan Hocamızı o yıllarda tanıdı. Gümüşhanevi Dergahında sohbet halkasına dahil oldu. Belediyelerde ve Devlet kuruluşlarında mesleği ile ilgili görevler yaptı. MSP döneminde Denizli’de Milletvekilliği ve Senatör adaylıkları yaptı. Vakıflar Genel Müdürlüğünde Müdür Muavini olarak görev yaptı. Emekli, İstanbul’da oturuyor.
Kemalettin Erbakan
Erbakan Hocamızın küçük kardeşi. Gümüşhanevi dergahının sohbet halkasına dahil. Milli Görüş davasının hizmetkarlarından. Diş hekimliğinden emekli. Halen İstanbul Fatih’te ikamet ediyor.
Lütfi Doğan
1929 Yılında Gümüşhane, Kelkit doğumlu. Medrese usulü dersler aldı. Hafızlığı tamamladı. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Çeşitli ilçe ve il müftülükleri yaptı. Diyanet İşleri Başakanı oldu. Erbakan Hocamızla tanıştı. Erzurum Senatörü seçildi. Milli Görüş partilerinden merkez yöneticilikleri ve 3 dönem milletvekilliği yaptı. Sivil Toplum kuruluşlarında görevleri var. Çeşitli eserleri mevcut. Halen emekli ve Ankara’da otururyor.
Lütfi Yalman
1956 Konya doğumlu. Konya Yüksek İslam Enstitüsü mezunu. Kelam ve İslâm Felsefesi üzerine master yaptı. Çeşitli liselerde öğretmenlik ve yöneticilikleri var. Milli Görüş partilerinde çeşitli kademelerde kuruculuk ve yöneticiliklerinin yanı sıra, 2 dönem milletvekilliği var. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcığı yaptı. Halen bu partide Genel İdare Kurulu üyesi. Konya’da oturuyor.
 
Mahmut Acarlıoğlu
1950 Kilis doğumlu, 1975 yılında Milli Görüş ve Erbakan Hocamızla tanıştı. Profesyonel fotoğrafçı. 1980 ihtilalinde 11 ay hüküm giydi. Milli Görüş partilerinde yöneticilik görevleri yaptı. RP’den Kilis Milletvekili adaylığı var. Hâlihazırda AGD İstanbul Şubesinde Yönetim Kurulu Üyeliği devam ediyor. İstanbul, Kadıköy’de oturuyor.
 
Maksut Otar
Erbakan Hocamızı Bağımsızlar dönemi olan 1969 yılında tanıdı. Milli Selamet Partisi Sivas İli kurucu Başkanlığını yürüttü. Milli Görüş Partilerinde çeşitli yöneticilikler yaptı. Halen Saadet Partisi İl İstişare Heyeti’nde görev yapıyor.
Mazhar Gürgen Bayatlı
Milli Selamet Partisi’nin Genel Merkez Kurucular heyetinden. Tüccar. Milli Selamet Partisi’nin Genel Merkez Yöneticisi. Genel Muhasip görevini yürüttü. Bayburt’ta Dede Paşa’dan ders aldı. Halen İstanbul’da tüccarlık mesleğine devam ediyor.
Mehmet Akyel
1948 Adana, Osmaniye doğumlu. Adana Erkek Lisesi mezunu. 1972 yılında Hasan Aksay vasıtası ile Erbakan Hocamızın Özel Kalem Müdürü oldu. Bu görevini 1983 yılın kadar sürdürdü. Ankara’da oturuyor, emekli.
Mehmet Albayrak
1947’de Trabzon, Çaykara’da doğdu. Ordu, Korgan’da vekil öğretmenlik yaptı . Daha sonra Üniversiteyi bitiripYüksek İnşaat Mühendisi oldu. Milli Selamet Partisi Trabzon kurucu üyesi ve İl Başkan yardımcılığı görevini yaptı. Yüksek İnşaat Mühendisi olarak çeşitli illerde görevler yatı. Halen Emekli olup Saadet Partisi Bursa İl Teşkilatı İstişare Kurulu’nda görev yapmaktadır. 
Mehmet Alpat
1951 Kars Kağızman doğumlu. İzmir Çınarlı Sanat Enstitüsünden mezun. Elktirik teknisyeni olarak çalışma hayatını bitirip emekli oldu. MSP döneminden beri Milli Görüş ile haşir neşir oldu. Milli Görüş partilerinde İzmir ilçelerinde kurucu, idareci ve başkan olarak görev yaptı. Saadet Partisi İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Menderes İlçe Başkanı olarak halen devam ediyor. Evli bir evlat babası. İzmir’de oturuyor. Mehmet Altınöz
1973 Yılında Bursa’da doğdu. Ekonomi tahsili yaptı. Sanayici ve işadamı. Elif Erbakan ile evli. Çeşitli özel sektör kuruluşlarında yönetim kademelerinde görev yapıyor. İşadamları ile ilgili çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üye. Saadet Partisi’nde Genel Merkez, YDK ve G.İ.K üyelikleri yaptı. Erbakan Vakfı Mütevelli Heyet üyesi, Ankara’da oturuyor.
 
Mehmet İpek
1953 Kırıkkale doğumlu. Elektrik teknikeri. Makine Kimya Endüstrisi Kurunda görev yaptı. Refah Partisi Kırıkkale İl (İlçe) Başkanlığı yaptı. Halen İstanbul’da ikamet ediyor. Saadet Partisi İstişare Kurulu Üyesi. Mehmet Karaman
Aslen Trabzon’lu, Samsun Ladik 1956 doğumlu. Medrese tahsili yaptı. Öğretmen Okulu mezunu. Öğretmenlik yaptı. Spor ile meşgul oldu. Serbest ticaret yaptı. Milli Görüş partilerinin ilçe, il başkanlık ve yöneticiliklerinde görev yaptı. Genel Merkez yönetimlerinde bulundu. Vefat anına kadar uzun yıllar, Erbakan Hocamızın Özel Kalem Müdürlüğü görevini yaptı. Halen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı. Ankara’da oturuyor.
 
Meryem Gezmişoğlu
Aslen Erzurumlu olup İstanbul Kadıköy doğumlu. Babasından ve medreselerden hafızlık dahil, İslami ilimleri tahsil etti. Milli Görüş yolunda eğitimi ve açık öğretim fakültesinde öğrenimi devam ediyor. Refah Partisi’nden başlayarak Milli Görüş partileri ilçe teşkilatlarında yöneticilik yaptı. MGV ve AGD teşkilatlarında da İl ve ilçelerde yöneticilik ve eğitimcilik görevleri halen devam ediyor. İstanbul’da ikamet ediyor, Behzat Gezmişoğlu ile evli 2 evlat annesi.
Metin Hasırcı
1940, İstanbul doğumlu. Sultanahmet Sanat Okulu Dökümhane bölümünü bitirdi. Erbakan Hocamızla 1965 yılında bir konferansında tanıştı. Çeşitli fabrikalarda mesleğini yürüttü. Gümüş Motor yıllarına şahit oldu. Tarihi araştırmaları var. Birçok eser telif etti. Gazete köşe yazarlığı, tv ve radyolarda binlerce tarih ve sohbet programlarına imza attı ve devam ediyor. Emekli ve İstanbul’da ikamet ediyor.
Mevlüt Demir
Milli Görüş Partilerinde yöneticilikler yaptı. Halen Saadet Partisi Ankara, Elmadağ İlçe Başkanlığını yürütüyor. Ankara’da ikamet ediyor.
Mevlüt Ozcan
Bolu doğumlu. Konya İmam Hatip okulu ve Yüksek İslam Enstitüsü mezunu. 1969 yılında bağımsız Milletvekili adayı olan Erbakan Hocamızın çalışmalarına katıldı. İstanbul’a yerleşti. İmam Hatip mesleğinden emekli. Milli Görüş davasında eğitimci ve yönetici olarak çok hizmetleri var. Gazete köşe yazarlığı, TV programları ve muhtelif kitapları var ve devam ediyor. Halen İstanbul’da oturuyor.
Muhammed Emin Er
1910 yılında Diyarbakır, Çermik’te doğdu. Çobanlık yaparken Kuranı Kerim öğrendi. Kaçak yollardan Adana, İstanbul ve Suriye’de ve Türkiye’nin muhtelif illerinde İslami ilimleri tahsil etti. Tasavvufta muhtelif mürşidlerin terbiyesinden geçerek icazetler aldı. Ankara’da Fıkıh Enstitüsü’nde ve başka yerlerde müderrislikler yaptı. İmamlık ve vaizlikler yaptı. Dünyanın muhtelif yerlerinde İslami konularda konferanslar ve üniversitelerde dersler verdi. Erbakan Hocamız sık sık onun görüşlerini alırdı. Yayınlanan ve yayına hazırlanan bir çok eseri vardır. 2013 tarihinde Ankara’da vefat etti.
Muhittin Hamdi Yıldırım
1958 yılında Trabzon, Çaykara’da doğdu. İmam Hatip Okulu mezunu. Medinei Münevvere’de İslam Üniversitesini bitirdi. 1987 yılında yurda döndü. Erbakan Hocamızın emriyle Milli Görüş Davasına Eğitimci olarak hizmet etmeye başladı. Milli Görüş Partileri Genel Merkez yöneticilikleri, Genel Başkan Yardımcılıkları ve sivil toplum kuruluşları başkan ve yöneticilikleri var. Halen Ankara’da oturuyor. DinBirDer Genel Başkanı. Saadet Partisi GİK üyesi.
Mustafa Algül
1944 yılında Konya, Bozkır’da doğdu. 1955 yılında İstanbul’a geldi. 1976 yılında Çanakkale Bayramiç’e yerleşti. Erbakan Hocamızı burada tanıdı. Milli Görüş Partilerinden Bayramiç’te kuruculuk, başkanlık ve yöneticilik, Milletvekili ve Belediye Başkanlık adaylıkları yaptı. Ziraat ve ticaretle meşgul. Halen Bayramiç’te ikamet ediyor.
Mustafa Bacak
1951 yılında Konya, Karapınar doğumlu. Aslen Karamanlı. Selçuk Üniversitesi (Necmeddin Erbakan Üniversitesi) Yabancı Diller Yüksek Okulu İngilizce Bölümü Mezunu. Emekli İngilizce öğretmeni. Milli Görüş Partilerinde çeşitli kurucu ve yöneticilikler yaptı. MİLKO’larda görev yaptı. Halen ÖĞ-DER Yönetim Kurulu’nda görev yapıyor. Konya’da oturuyor.
Mustafa Bilgin
Burdur, Bucak doğumlu. Elektrik Yüksek Mühendisi. Erbakan Hocamızla 1969 yılında tanıştı. Milli Görüş Partilerinde muhtelif tarihlerde il ve ilçe teşkilatlarında başkanlık, yöneticilik ve Milletvekili adaylıkları yaptı. Halen Bucak’ta ikamet ediyor. Serbest çalışıyor. Çeşitli teknik icatlara imza attı.
Mustafa Cevat Akşit, Prof. Dr.
1938′ de Denizli’de doğdu. 1958′ de İstanbul İmam Hatip Okulu’nu bitirdi. Gümüşhanevi Dergahı sohbet halkasına dahil oldu. Burada Erbakan Hocamızı tanıdı.1963′ te İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü ve 1965′ te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü başta olmak üzere bir çok fakülte ve yüksek okulda hocalık, müdürlük ve idarecilik yaptı. 1988′ de İslam Hukuku Profesörü oldu. Birçok eseri mevcut. Tv programları yaptı. İstanbul’da ikamet ediyor.
 
Mustafa Doğanlı
Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Astsubay emeklisi. 1969 Bağımsızlar hareketi sırasında Erbakan Hocamızla tanıştı. Çok yakın çalışma arkadaşlığı yaptılar. Milli Nizam Partisi Kadıköy İlçe Kurucu Başkanı, Milli Selamet Partisi Kadıköy İlçe Başkanlığı ve Aynı partiden Afyon İl Başkanlığı yaptı. Refah Partisi’nde İstişare Kurulu üyelikleri var. Milli Gazete ve MİLKO’larda hizmetleri var. Halen İstanbul Kadıköy’de ikamet ediyor.
Mustafa İspir
1950 yılında Adana, Kadirli’de doğdu. İlkokulu bitirdi. 1972 yılında Erbakan Hocamızla tanıştı. Beraber çalışmaları oldu. Milli Görüş Partilerinde İlçe Yöneticilikleri ve İlçe Başkanlıkları görevlerini yaptı. Belediye Başkan adaylıkları yaptı. Halen Hatay, Dörtyol İlçesi’nde İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. Dörtyol’da oturuyor.
 
Mustafa Kamalak, Prof. Dr.
1948 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Medrese tahsili ve hafızlık yaptı. İmam Hatip Okulu mezunu. 1969 bağımsızlar hareketi dolayısıyla Erbakan Hocamızla tanıştı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyeliği ve Kurucu Dekanlığı görevini yaptı. Milli Görüş Partileri’nde Merkez Yöneticiliği ve 2 dönem Milletvekilliği yaptı. Serbest avukatlık yapmaktadır. Saadet Partisi Genel Başkanı olarak siyasete devam etmektedir. Ankara’da ikamet ediyor.
Mustafa Önal, Emekli Albay
1900 yılında Ağrı, Eleşkirt’te doğdu. Tokat Askeri Okulundan mezun oldu. İstanbul Harbiye’yi bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde önce Demiryolu Subayı, sonra da Ulaştırma Subayı olarak uzun yıllar görev yaptıktan sonra Albay rütbesi ile emekli oldu. 1969 yılında Erbakan Hocamızın Konya’dan bağımsız milletvekili adaylığı sırasında tanıştı.  1978 yılında vefat edene kadar beraber çalıştılar. Erbakan Hocamız onu yanından hiç ayırmadı.
Mürsel Başer
1933 yılında Çorum’da doğdu. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Topçu sınıfından Astsubay olarak çeşitli rütbelerde görev yaptı. Elaziz İl’inde muvazzaf astsubay iken Erbakan Hocamızla tanıştı. Yine muvazzaf iken Sarıkamış’ta Milli Görüş için çalıştı. Emekliliğinden sonra Milli Görüş partilerinde ilçe başkanlığı dahil, bir çok idari görevler yaptı. Milletvekili ve belediye başkanlığı adaylıkları var. İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi. İstanbul’da oturuyor.
Nazım Karaman
1945 Yılında Trabzon, Sürmene’de doğdu. Baba mesleğinden dolayı Samsun Ladik’e yerleştiler. Hafızlık yaptı. İmam Hatip Okulundan sonra İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. Yüksek İnşaat Mühendisi. İmam Hatiplik ve vaizlik görevlerinde bulundu. 1964 yılında Erbakan Hocamız ile tanıştı. Talebe cemiyetlerinde ve sivil toplum kuruluşlarında görevler yaptı. Milli Görüş Hacc organizelerinde uzun yıllar görev yaptı. Halen Mekke’de ikamet ediyor.
Necati Molder
1921 İstanbul doğumlu. Belediye Meclis Üyeliği yaptı. Hocamızla 1969 yılında Bağımsızlar Hareketi ile tanıştı. 1970 yılında Milli Nizam Partisi İstanbul Eyüp Teşkilatı kurucusu. O tarihten itibaren Milli Görüş Partilerinin hepsinde idarecilikler yaptı. Erbakan Hocamızın en eski dostlarından birsi. İstanbul’a geldiğinde kendisi olmaksızın yemek masasına bile oturmazdı. Eyüpsultan’da ikamet ediyor. Saadet Partisi İstişare Kurulu Üyesi
Nedim Urhan, Doç. Dr.
1934 Yılında Artvin, Şavşat doğumlu. İstanbul İmam Hatip Okulu Mezunu. Erbakan Hocamızla o yıllarda tanıştı. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu. Giresun İmam Hatip Okulu Müdürlüğü, İmam Hatiplik, İlahiyat Fakültesi Hocalığı ve idarecilikleri yaptı. Milli Görüş Partilerinde kuruculuk, milletvekili adaylığı ve istişare kurullarında yöneticilikler yaptı. İlim Yayma Cemiyeti dahil birçok sivil toplum kuruluşunda hizmetleri var. Halen İKEV Mütevelli Heyet Başkanı. Emekli, İstanbul’da oturuyor. Nevzat Kor, Prof. Dr.
1933 yılında Aydın’da doğdu. İlkokulu Aydın’da, Lise’yi de İzmir’de bitirdi. 1950’de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ne girdi. Erbakan Hocamızı orada tanıdı. Yakın çalışma arkadaşlarından birisi. Gümüşhanevi Derganı’nın sohbet halkasına mensup. Milli Görüş Partileri’nde Milletvekili adaylığı dahil çeşitli görevler yaptı. Çeşitli Üniversitelerde hocalık ve yöneticilik yaptı. Halen İstanbul’da oturuyor. Sebest çalışıyor. Emekli.
Nevzat Laleli
1946 Konya doğumlu.1968’de Ankara’ya geldi. Özel Yükseliş Mühendislik Fakültesi’nden mezun. Erbakan Hocamızı öğrenci iken bu okulda tanıdı. Hayat boyu bir daha da ayrılmadılar. Onun yönlendirmesi ile gazetecilik mesleğine başladı. Milli Nizam Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yaptı. Milli Görüş Partileri’nde görevler yaptı. MGV Genel Başkanlığı ve Şeref Başkanlıkları görevlerini yaptı. Şu anda serbest çalışıyor. Ankara’da oturuyor. Saadet Partisi İstişare Kurulu Üyesi.
Oğuzhan Asiltürk
1935 Malatya doğumlu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. Erbakan Hocamız ile öğrencilik yıllarında tanıştı. Yakın çalışma arkadaşlıkları Erbakan’ın vefatına kadar sürdü. Milli Görüş Partileri’nde İl Başkanlıkları ve Merkez Yöneticilikleri yaptı. 5 dönem Milletvekilliği, İçişleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları yaptı. Ankara’da oturuyor. Şu anda Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta.
Osman Akgün
1950 yılında Kütahya’da doğdu. Ortaokul ve liseyi Eskişehir’de bitirdi. İstanbul Etiler’de Yıldız Polis Okulu’ndan mezun oldu. 1976 yılında Erbakan Hocamızı tanıdı. 1979 yılından vefatına kadar en yakınında bulundu. Halen Konya’da ikamet ediyor. Serbest çalışıyor. Osman Kızıltan
1954 yılında Burdur, Bucak’ta doğdu. İlkokulu Burdur’da bitirdi.  1970 yılında Milli Nizam Partisi kurulduktan sonra Erbakan Hocamızla tanıştı. O tarihten itibaren Milli Görüş Partilerinde ve dernek ve vakıflarında başkanlık ve yöneticilikler yaptı. Bucak’ta ticaret ile meşgul. Şu anda Saadet Partisi Bucak İlçe Başkanı olarak görevine devam ediyor. Osman Nuri Çataklı, Prof. Dr.
1925 Yılında Ordu, Ünye’de doğdu. İstanbul Erkek Lisesi 1942 mezunu. 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. Gümüşhanevi Dergahı Sohbet halkasına mensup. Çeşitli üniversitelerde hocalık yaptı. Vakıflar Genel Müdürlüğü görevini yaptı. Erbakan Hocamızın kızkardeşi ile evlendi. Emekli ve İstanbul’da oturur. Neşredilmiş birçok eseri mevcut.
Osman Nuri Önügören
Erbakan Hocamızla 1960’lı yıllarda Odalar Birliği Başkanı seçildiğinde tanıştı. 1970 yılında Milli Nizam Partisi ve 1972 yılında Milli Selamet Partisi Kurucular  Heyeti’nde ve Merkez Yönetimlerinde görev yaptı. Erbakan Hocamızla beraber yıllarca siyasi çalışmalara katıldı. Milli Gazete Kurucularından biridir. Ayrıca Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Fatih’te Belediye Meclis Üyesi seçildi. Milli Görüş Partileri’nde Genel Merkez Yönetimi ve İstişare Heyetlerinde görev yaptı. İstanbul’da Tüccarlık yapmaktadır.
Osman Oktay
 1967 Elazığ, Maden’de doğdu. Teknik Meslek Lisesi’ni bitirdi. Erzurum Ziraat Fakültesi mezunu. MGV Erzurum Şubesi’nde yöneticilik yaptı. 1990 yılından itibaren de Milli Görüş Partileri Merkez Teşkilatlarında MİLKO yöneticiliklerinde çalıştı. Halen de devam ediyor. Ankara’da ikamet ediyor.
Osman Öztürk, Prof. Dr.
1943 Tarsus doğumlu. İstanbul Haydarpaşa Lisesi mezunu. Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Dilleri bölümünü 1967’de bitirdi. Öğrencilik yıllarında Erbakan Hocamızla tanışıp ortak çalışmalar yaptılar. Çeşitli okullarda hocalık yaptı. Fakülte ve yüksek okullarda dersler verdi. Sivil toplum kuruluşlarında başkanlık ve yöneticilikler yaptı. Dini derslerini özel medreselerde aldı. Tarih doktorası var. Profesörlüğe yükseldi. Başbakanlık Başmüşaviri ve Kırklareli Üniversitesi’nde ders vermekte iken 2014’de vefat etti. Yayınlanmış çeşitli kitapları var.
Ömer Aydınlık
1942 Bulgaristan doğumlu. Daha sonra Türkiye’ye hicret etmiş. 1868 yılında İsviçre’ye gitti. Orada çeşitli işlerde çalıştı. Milli Görüş Teşkilatlarında yöneticilik yaptı. Türkiye’ye dönüşte Refah Partisi Bursa Nilüfer İlçe Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Ticaretle uğraştı. Halen Bursa’da ikamet ediyor. Emekli.
Ömer Kızıltan
1951 Konya doğumlu. İmama Hatip Okulu ve Yüksek İslam Enstitüsü mezunu. 1969 Bağımsızlar hareketi zamanında Erbakan Hocamızla tanıştı ve çalışmalara katıldı. MNP’den başlayarak Milli Görüş Partileri’nde yöneticilik yaptı. Belediye Meclis Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığında fahri olarak imamlık ve vaizlik yaptı. Şu anda Saadet Partisi İstişare Kurulu’nda ve Eğitim işleri ile meşgul. Ticaret ile uğraşıyor. Konya’da oturuyor.
Recai Kutan
1930’da Malatya’da doğdu. 1952 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi'nden inşaat yüksek mühendisi olarak mezun oldu. 1952-1969 yılları arasında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde Bölge Müdürlüğü ve Genel Müdür Muavinliği görevlerinde bulundu.1973 yılından itibaren Milli Selamet Partisi'nde Genel Başkan Yardımcılığı, Malatya Milletvekili ve İmar ve İskan Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı görevlerinde bulundu. Refah Partisi’nde Merkez Yönetiminde ve Milletvekili olarak görev yaptı. Fazilet Partisi ve Saadet Partisi Genel Başkanlıkları yaptı. Halen Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu üyeliği ve ESAM Genel Başkanlığı görevini yürütmektedir. Ankara’da oturuyor.
Süleyman Arif Emre
1923Adıyaman, Besni doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Serbest avukatlık yaptı. Erbakan Hocamızın yakın çalışma arkadaşlarından biri. Milli Nizam Partisi Kurucu üyesi. Milli Selamet Partisi Kurucu Genel Başkanı. Uzun yıllar Milletvekilliği ve Bakanlık görevlerinde bulundu. Refah Partisi, Fazilet Patisi ve Saadet Partisi Genel Merkez yönetimlerinde bulundu. Saadet Partisinde bu görevi devam ediyor. Şair, yazar ve müellif. İstanbul Kadıköy’de ikamet ediyor.
Süleyman Canan
1941 Konya, Akşehir doğumlu. Kuleli Askeri Lisesi mezunu, Hava Harp okulunu bitirdi. Türk Hava Kuvvetlerinin emrinde muhtelif şehirlerde subay olarak görev yaptı. Yarbay rütbesinde 1983 yılında emekli oldu. Refah Partisi Kütahya İl Teşkilatı Kurucu olarak başlayıp 14 yıl İl Başkanlığı yaptı.  1994 yılından itibaren 10 yıl Kütahya Belediye Başkanı idi. Daha sonra Saadet Partisi Kütahya İl Başkanlığı ve İl Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundu. Halen Saadet Partisi Yüksek Disiplin Kurulu üyesi.
Süleyman Zeki Bağlan
1947’de Samsun'da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat-Türkiyat ve Tarih bölümlerinden mezun. Rumeli üzerine doktora çalışması yaptı. Kültür tarihçisi Süleyman Zeki Bağlan; İstanbul`daki tarihi yapılar uzmanı. İstanbul İmam Hatip Okulu başta olmak üzere birçok okulda tarih hocalığı yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tarih danışmanlığı yapıyor. Halen emekli ve İstanbul’da ikamet ediyor. Şaban Atalı
1966 Trabzon Sürmene doğumlu evli 3 Çocuk babası. Gebze İmam Hatip Okulu Mezunu.1967'den beri Gebze'de ikamet etmekte.1986'dan beri de Milli Görüşün tüm kademelerinde görev yaptı. Refah, Fazilet, Saadet Partileri İlçe Yöneticiliği, ASKON Gebze Şube Başkanlığı görevlerinde bulundu. Şu anda Saadet Partisi Gebze İlçe Başkan Yardımcılığı görevini yapıyor.
Şener Battal
1940 Konya Akşehir doğumlu. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Öğretmenlik ve serbest avukatlık yaptı. Milli Görüş Partileri Genel Merkez Teşkilatlarında yöneticilikler ve 2 dönem de Milletvekilliği yaptı. Anayasa ve Adalet Komisyon Başkanlığı görevini yürüttü. Emekli ve Ankara’da ikamet ediyor.
Şerafettin Mollaoğlu
Erzurum doğumlu. Oltu İmam Hatip Lisesi mezunu. Libya’da Arap Dili ve Edebiyatı tahsilini yaptı. Suriye’de İslam Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Erbakan Hocamızın Arapça-Türkçe tercümanlığını yaptı. AGD İstanbul İl Başkan Yardımcılığı yaptı.  Ortadoğu Milli Görüş Öğrenci Kuruluşu Başkanlığı yaptı. Halen Cansuyu Yardımlaşma Derneği’nde Dış İlişkilerden sorumlu olarak görev yapıyor. İstanbul’da oturuyor.
Şevket Kazan
1933 Sakarya doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Erbakan Hocamızın yakın çalışma arkadaşlarından. Vaizlik ve avukatlık mesleklerini yaptı. 1973'te Milli Selamet Partisi'nden Kocaeli milletvekili seçildi. Milli Görüş Partileri’nde Milletvekillikleri yaptı. Adalet ve Çalışma Bakanlıkları yaptı. Aynı partilerin Merkez yönetimlerinde görev yaptı. Halen Saadet Partisi’nde Genel Başkan Başdanışmanı olarak görevini sürdürüyor. Ankara’da ikamet ediyor.  Milli Görüş ve Erbakan ile ilgili çeşitli kitapları mevcut.
 
Tahsin Aydın
Milli Selamet Partisi döneminde Sivas İl Başkanlığı yaptı. Milli Görüş Partileri’nde çeşitli yöneticilikler yaptı. Halen Saadet Partisi Sivas İli İstişare Kurulu üyesi. Temel Karamollaoğlu
1941 Sivas doğumlu. Manchester Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi, aynı Üniversitede yüksek lisans yaptı. DPT Uzmanlığı, Sanayi Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü, Müsteşar Muavinliği, Serbest Müşavirlik, Özel Sektör Yöneticiliği yaptı. Erbakan Hocamızın yakın çalışma arkadaşı. Milli Görüş Partileri’nde Kurucu ve Merkez Yöneticiliklerinde bulundu. Sivas Belediye Başkanlığı yaptı. 3 dönem milletvekilliği yaptı. Halen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini yapıyor. Ankara’da oturuyor.
Veysi İrdam
1936 yılında Mardin’de doğdu. İlkokulu Mardin’de okudu. Elektronik eşya tamirciliği yaptı. 1960’da kendi elektronik işyerini açtı. Fehim Adak Bey’in 1969’da bağımsız adaylığında yardımcı oldu. 1970’de Ankara’ya geldi. Erbakan Hocamızla tanıştı. Uzun yıllar Milli Görüş Partilerinde Erbakan Hocamızla beraber, ses cihazları sorumlusu oldu. Halen Ankara’da oturur, emekli. Saadet Partisi İstişare Kurulu Üyesi.
Yahya Coşkunsu
1955 Yozgat doğumlu. Akşam Sanat Okulu’ndan mezun. Teknik Ressam. Milli Selamet Partisi’nde çeşitli görevler yaptı. Erbakan Hocamızın özel görevlerinde ve seçim çalışmalarında hizmet etti. Milli Görüş Partilerinin Ankara ve Merkez yönetimlerinde bulundu. Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği yaptı. Ankara’da oturuyor. 
Yahya Oğuz
İsparta’da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi mezunu. Gümüşhanevi Dergahı’nın sohbet halkasına mensup. Erbakan Hocamızın yakın çalışma ve sohbet arkadaşı. Demiryolları konusunda Avrupa’da incelemeler yaptı. Mesleği ile ilgili çeşitli görevler yaptı. Milli Görüş Partilerinde kuruculuk ve çeşitli görevler yaptı. Sanayi Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı. Halen İstanbul’da ikamet ediyor. Emekli.
Yasin Hatipoğlu
1932 Çorum doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Alaca Belediye Başkanlığı yaptı. Erbakan Hocamızın yakın çalışma arkadaşı. Milli Görüş Partileri’nde Merkez yönetimlikleri yaptı. 4 dönem Çorum Milletvekilliği yaptı. TBMM Başkanvekilliği görevini yaptı. Halen Saadet Partisi’nde siyasi hayatını devam ettirmektedir. Evli ve 6 Çocuk babasıdır. Ankara’da ikamet ediyor. Güzel hitabeti ve şiirleri ile ünlenmiştir.
Yusuf Yiğitalp
1964 yılında Diyarbakır, Çüngüş’te doğdu. İmam Hatip Lisesi mezunu. 1990’da Ankara Gazi Üniversitesi Arapça öğretmenliği bölümünü bitirdi. Milli Gençlik Vakfı ve MİLKO’larda yöneticilik yaptı. Hicret Takvimi yazarlığı yaptı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Yayınlanmış ve yayına hazırlamakta olduğu eserleri mevcuttur. Halen Saadet Partisi Genel Merkez Denetçiliği görevindedir. Ankara’da oturmakta olup evli 2 evlat babasıdır.
Zekeriya Pehlivan
Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. Uzun yıllar Yozgat’ta kaldı. Refah Partisi Yozgat İl Teşkilatı’nda bir dönem görev yaptı. Daha sonra Antalya’ya taşındı. Halen Antalya’da ikamet ediyor. İnşaat işi ile iştigal ediyor. MÜSİAD üyesi.
Zeynep Erbakan
Züheyra Zeynep Erbakan, 1967 tarihinde Ankara’da doğdu. Erbakan Hocamızın kızı. İlk, orta ve lise tahsilini Ankara’da tamamladı.  Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunu. Milli Görüş Partileri’nde Genel Merkez Yöneticiliği, Kadın Kolları Genel Başkanlığı ve eğitimci olarak hizmet verdi. Ankara’da oturuyor. 4 çocuk annesi.
Zihni Sadak 
1962 yılında Elazığ’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Elazığ’da okudu. Fırat Üniversitesi Makine Fakültesi mezunu. Milli Görüş Partileri’nde hizmetleri var. Erbakan Hocamızın çalışma seyahatlerinde kameraman ve muhabir olarak görev yaptı. Halen Makine Mühendisi olarak çalışıyor. Ankara’da oturuyor.

BÖLÜM-18 MİLLETİMİZİN SAADET VE SELAMETİ İÇİN...

MİLLETİMİZİN SAADET VE SELAMETİ İÇİN…
Erbakan Hocamız, 1969  Bağımsız Milletvekili adaylığından, 2011 yılında vefatına kadar, gerek salon toplantılarında ve gerekse meydan mitinglerinde, sözlerinin bitiminde katılanlara ellerini kaldırmalarını söyleyip söz alırdı.
Ömer Kızıltan anlatıyor:
“Erbakan Hocam bağımsız olduğu dönemlerde de, o günkü toplantıya katılanlardan muhakkak, yani sonradan parti teşkilatındaki mitinglerde yaptığı kadar değil ama, mutlaka o sağ elinin başparmağını kaldırtarak mutlaka bazı sözler alırdı.”
Peki hangi sözleri alırdı? İşte o sözler:
“Milletimizin Saadet ve Selameti için, Yaşanabilir Bir Türkiye için, Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmak için, Yeni Bir Dünya’yı kurmak için, İslam Birliği’ni tesis için, Hakk’ın hakimiyeti için, Milli Görüş’ün iktidara gelmesi için, bütün gücümle çalışacağıma söz veriyorum!”
Bunun arkasından da:
“Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi! Zafer İnananlarındır ve Zafer yakındır!..”
Diyerek sözlerini tamamlardı.
Şöyle kaba bir hesap yaptığımızda, 42 yıl boyunca Erbakan Hocamıza, Allah’ın da şahitliği dahilinde, her toplantının arkasından ellerini kaldırıp bu sözü verenlerin sayısı onlarca milyona ulaşmış olduğunu tahmin edebiliriz.
Şüphe götürmeyen bir husustur ki, bu insanların bir kısmı açıktan ilan ederek, bir kısmı da ilan etmeksizin bu sözlerinden vazgeçmişlerdi. Önemli bir kısmı da, vazgeçmemiş ama, söz verdiği gibi bütün gücünü de kullanarak çalışmamıştır.
Acaba bu konunun dinimiz açısından neticeleri ne olabilir?
 Muhittin Hamdi Yıldırım diyor ki:
 Bir İslam toplumunda Müslümanların halifesi yok ise, veya vefat etti ise,  Müslümanlar üzerine bil ittifak, Müslümanların toplum işlerini görmek ve onları düşmanlarına karşı savunmak üzere bir lider seçmeleri vacip olur.
 Halifeliğin kaldırılmasından sonra Müslümanlar başsız ve lidersiz kaldı. Bu kitaptaki onlarca kişinin bizzat şahit olup anlattıklarına göre, 1969 yılında Türkiye’de bulunan alimlerin ve kanaat önderlerinin istişare ve seçimi ile, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız Müslümanların siyasi lideri olarak nasb edilmişti. Hocamız Müslümanların lideri olduktan sonra, 2011 yılında vefatına kadar liderliğini sürdürmüştü. Kendisi bütün meydan ve salon mitinglerinde hazır bulunan ve kendisini dinleyenlerden, her defasında ellerini kaldırtarak, Allah’ı da şahit tutarak bazı sözler ve ahidler alırdı.
 Bu sözleri tekrarlayarak, Allah huzurunda, bunları yapacağına dair söz verip de, bu sözden tek taraflı caymanın, ya da çalışacağıma söz veriyorum, deyip de, sözünü yerine getirmemenin İslami hükmünü araştırdık ve şunları bulduk:
 Önce bir defa Erbakan Hocamızın mitinglerde ve toplantılarda kendisini dinleyenlerden, söz istemesi; cihad farzını eda etmek üzere akitleşme ve itaat üzere biat etmek anlamına gelir. Bu konuda: 
a)    İmam-ı Maverdi bu liderliği şöyle tarif ediyor:  “Dini koruma ve Dünyayı din ile idare etmekte peygamberliğe vekâlet etmektir ( El- Ahkamu’s Sultaniye sayfa 5)”
b)    İmam-ul Harameyn şöyle diyor:  “İmamet, tam bir önderlik; Din ve dünya işlerinde özel ve tüzel her Müslüman ile alakası bulunan bir başkanlıktır.”
c)    İmam-ı Nesefi “ Dini emirleri uygulamada bütün ümmetlere vacip olmak üzere Hz. Peygambere vekâlettir.”
d)    İbn-i Haldun: “ Uhrevi maslahatlarla ilgili olan dünyevi maslahatlar konusunda, şer’i esaslara göre tüm insanları sevk ve idare etmektir. Zira dünya işlerinin hepsi Allah katında ahiret maslahatına yöneliktir. Gerçekte imamet-liderlik, dini korumada ve dünyayı din ile idare etmede şeriat sahibine vekâlet etmektir. (Mukaddime sayfa 190)”
Yukarıda belirtilen tarifleri ve liderin varlığının vacipliği üzerinde Müslümanların kahir ekseriyeti icma etmişlerdir. Sadece bu icmadan hariciler ve bir kısım mutezile ayrılmışlardır.
 Bir İslam toplumunun fertleri ile lideri arasındaki sözleşme olan biat şöyle tarif edilir:
“Biatın, itaate dair söz-ahid vermekten ibaret olduğunu bilin. Biat eden kimse, sanki benim işime ve Müslümanlarla alakalı hususlara bakmayı sana havale ettim, bu gibi şeylerde katiyen seninle çekişmeyeceğim, hoşlansam da, hoşlanmasam da emirlerine itaat edeceğim, diye emiri ile sözleşme yapmıştır. ( İbn-i Haldun, Mukaddime – cilt1- sayfa 293)”
Kur’an-ı Kerimde Yüce Mevlamız itaat ve biat konularında; şu Ayeti Kerimelerinde hükümler koymuştur:
“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa- 59)
"Sana bey'at edenler gerçekte Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Kim ahdini bozarsa (verdiği sözü tutmazsa), kendi aleyhine bozmuş olur ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir" (Feth-10) 
 Efendimiz (S.A.V) bir Hadisi Şeriflerinde şöyle buyurur: “İtaat, itaatte imtihan (bela ve musibetlere uğramak) da vardır.”
Bu konu ile ilgili yüzlerce Hadisi Şerif ve Sahabeler devri dahil, binlerce yıldır uygulanan tatbikatlar da ortadadır.
Lider, seçildikten sonra şu hallerin birisinin vuku bulması halinde, artık lider kabul edilmez ve itaat gerekmez: 
a)    Liderin İslam’dan vazgeçip küfre girmesi.
b)    Aklını yitirmesi.
c)    Düşmanın eline geçip esir düşmesi ve kurtulamaması.
d)    Görevini yerine getiremeyecek ölçüde organlarını kaybetmesi.
e)    Fasıklığı, zulüm ve bid’atlar sebebiyle adalet vasfının zedelenmesi.
f)    Haramlardan birinin yapılmasını emretmesi.
g)    Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmemeye çalışması.
Bu durumların herhangi birinin vuku bulmasından sonra, Ehl-ül hal vel akd heyetinde bulunanlar, o organizasyonun ileri gelenleri ile de istişare ederek, yeni bir lideri, din ve dünya işlerini yürütmek üzere nasp ederler.
Nasp edilmiş bir lidere söz verdiği şartlar dahilinde biat eden, lakin yukarda sayılan sebepler dışında, sözünden cayan veya tutmayanlar hakkında da Allah ve Resulü’nün bize tebliğ ettiği şu hükümleri hatırlamak gerekir:
    “Benim yapabileceğim sadece Allah’dan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah’a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. (Cin Suresi-23)”
    “ Kim bana itaat ederse şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur. Her kim benim emirime itaat ederse, şüphesiz bana itaat etmiş olur. Kim emirine (verdiği sözden vaz geçer  başkanına) isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiş olur. ( İbn Mace-Cihad-39)”
Ubade bin Samitten (ra): “Biz Rasulullah’a zor ve kolay günlerimizde işitip itaat edeceğimize, yöneticilerle ( yönetimi ele geçirmek üzere) çekişmeyeceğimize, halkın kınamasından korkmayıp sadece Allah’tan korkacağımıza, nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize dair bey’at ettik (Buhari).”
    “ Üç kişi vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmayacak ve onları temize de çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap vardır. Bunlardan birincisi, yol kenarında yeterli suyu bulup ta o sudan yolcuları faydalandırmayan kimse. İkincisi, sırf dünya çıkarı için bir imama biat (itaat sözü veren) edip; Eğer imam kendisine istediklerini verirse biatına vefa gösterip, istediğini elde edemezse biatından dönen kimse. Üçüncüsü ise ikindi namazından sonra birisine bir mal satıp da, Allah adına yemin ederek kendisine o fiyat verilmediği halde, mala şu kadar fiyat verildiğini söyleyip Allah adına yemin eden ve karşısındakini kandıran kimse. ( Buhari-6672)”
 İbni Abbas’tan (ra), Rasulullah (sav) buyurdu ki:
    “Kim emirinden (başkanından) hoşlanmadığı bir husus görürse sabretsin. Çünkü kim cemaatten (teşkilattan) bir karış ayrılırsa, cahiliye ölümü ile ölmüş olur. ( Buhari, Müslim)” 
Şu da kesin olarak bilinmelidir ki; Şuurlu Müslümanlar aynı anda iki kişiye biat edemezler. Eğer gafil bulunup birinciye verdikleri itaat sözünden vazgeçip, ikinci bir kimseye liderlik için biat ederlerse bu durum İslam’da asla kabul edilen bir durum değildir. Bu konuda şu Hadisi Şerifleri hatırlamak yerinde olur:
“ Birinciye ettiğiniz biat’e bağlı kalınız ve onlara haklarını veriniz. Yani emirlerini dinleyiniz. Çünkü Allah onlara da yönettikleri insanların haklarını soracaktır (Buhari ve Müslim).” 
“ Kim bir toplulukta Allah rızası için çalışır da isabet ederse Allah onu kabul eder, yanıldığı zaman onu bağışlar. Kim de tefrika çıkarmaya (ayrı baş çekmeye) çalışıp da isabet etse bile Allah onu kabul etmez. ( Taberani, Mucimul-Kebir)”
“Kim Müslümanların işlerinden bir göreve tayin edilip de, bir kimseyi sadece sevdiği için onların üzerine görevli kılarsa, Allahın laneti onun üzerine olur. ( İmam Ahmet Bin Hanbel’in Müsned)” 
    “ Benden sonra başınıza, sizin iyi gördüklerinizi kötü, kötü olarak kabul ettiklerinizi de iyi olarak kabul edecek bir takım insanlar geçeceklerdir. Şunu iyi bilin ki, Allah’a baş kaldırana itaat yoktur. (Ahmet Bin Hanbel – İmam Taberani Mucemul-Kebir)” 
Lidere el kaldırıp, sayılan şartlar dahilinde söz verenlerin bu hükümleri iyice öğrenip ona göre bir davranış içine girmeleri gerekir.
Nedim Urhan diyor ki:
Bana göre bu şekilde söz verip de tutmayanlar çok büyük vebal altındadırlar. Zira Hadisi Şerif açıktır, Münafıklığın alametleri şunlardır:
 1-Söylediği zaman yalan söyler.
 2-Vaadettiği zaman vadini yerine getirmez.
 3-Kendisine emanet edilen şeye hıyanetlik eder.
 4-Münakaşa yaptığı zaman, kendini haklı çıkarmak için her türlü hileyi yapar.
Şimdi o sözü verip de yerine getirmeyenler, münafıklık alametleri dairesine girmektedirler. Açık söylüyorum, ben de kaldırdım parmağımı ve söz verdim. Niyetimde dua var:
-Yarabbi, bu sözün iç bünyesindeki mesuliyetlerin üstesinden gelebilme imkânını bana nasip et!
Diye dua ediyordum. Şimdi bu sözü verirken eğer, Erbakan Hoca’yı maddi ve manevi lider olarak kabul ederek bu sözleri vermişsek, ki benim bildiğim kadarıyle öyledir, bu aynı zamanda biat da sayılır. Sözde durmamak, aynı zamanda biatı da bozmak anlamına gelir. Biatı, gerekli şartlar oluşmamasına rağmen tek taraflı bozmanın dinimizdeki hükmü ise çok açıktır.”
Bu kitabın yazarı da diyor ki:
İki yıllık bir çalışma ile yüzlerce kişinin görüşlerine başvurarak bu kitabı yazmaya muvaffak eden Allahıma sonsuz şükürler olsun.
Dünya kurulalıberi Hakk davayı bizlere tebliğ etmek, yaşanmasını sağlamak, başkalarına da yaşatabilmek için malıyla, canıyla cihad edenlerin hepsine ve özellikle Erbakan Hocamıza Hakk Rahmet eylesin. Bizleri de razı olduğu o kulları ile cennetinde buluştursun!
Allahımıza hamd, bütün Peygamberlerine salat ve selam olsun!  

TOP