MAZLUMLAR AYAĞA KALKTIKÇA…

 

Milli Görüş hareketinin temel sloganlarından birisi şudur:
“Mazlumlar ayağa kalkmadıkça zalimler diz çökmez”
Ne kadar doğru bir söz!..
Milli Görüş Lideri Muhterem Erbakan’ın 42 yıldır vurguladığı en önemli şeylerden birisi de bu konudur. Hatırlayacaksınız, o hep şunları işaret etmiştir:
“-Ey mazlumlar, bu güne kadar gelen iktidarlar hep sizi sömürerek zenginleştiler. Bu günkü düzen tam bir köle düzenidir. Fakirden alıp zengine pompalamaktadırlar. Satın aldığınız her mal ve hizmette üçte bir faiz ve üçte bir de vergi vardır. Faiz ve vergiler döner dolaşır, Siyonizm’e, rantiyeye ve yandaşlara gider. Eskiden firavunlar mazlumları piramitlerde köle olarak çalıştırırlardı, bu gün de bu düzende çalıştırılıyorsunuz. Farkınız ise onlar çuvaldan elbise giyerlerdi, bugün değişik kıyafetleriniz var!.”
“Ne duruyorsunuz, haklarınızı almak için ayağa kalkın, Milli Görüş’ü seçin, Adil Düzen’i talep edin kurtulun!”
“İnsanların doğuştan bir takım hakları vardır. Bu haklar tam ve kamil manada sağlanmazsa, bu düzen köle düzeni olmak vasfından kurtulamaz!”
“…dünyadaki bütün insanlığın kurtulması için tüm gücümüzle çalışacağımıza!..”
Aslında her söylediği, değişik yollardan mazlumların kalkıp, haklarına sahip çıkması gerektiği anlamına gelmektedir. Ömrü bu fikirleri mayalamakla geçmiştir.
Bakınız halkı Müslüman olan ülkelere!
Bıçak kemiğe dayandığında, zulüm son haddine vardığında, sömürü gırtlağa geldiğinde, temel haklar gasp edilip; örneğin başörtüsü ya da sakal gibi İslami kıyafet ve görüntülerle sokağa çıkılması bile yasaklanıp, baskı son haddine vardığında nasıl ayağa kalktılar ve haklarını talep ediyorlar.
Şimdi doğrusunu söylemek gerekirse, halkın haklarına sahip çıkmak adına bu hareketlerinin fikir olarak en büyük esin kaynağı Muhterem Erbakan değil midir? Bir ömür mayaladığı, haklara sahip çıkabilme fikri nihayet tutmaya başlamıştır, desek abartı var mıdır?
Siz haksız ve adaletsiz şekilde fakirin sırtına bindirdiğiniz vergileri faiz yoluyla rantiyeye aktarmaya devam ederseniz, siz temel haklar konusunda baskı, sindirme, hak gaspı gibi yollara tevessül etmede devam ederseniz, siz kamusal alan saptırmalarıyla insanların kılık kıyafet haklarını ellerinden alıp ileride sokağı da kamusal alan ilan edip, baskıyı arttırmayı, insanları sokağa dahi çıkarmamanın yollarını pervasızca denerseniz, cendereye sıkıştırır gibi sıkıştırdığınız bu insanların da bir gün güç birliği ile bu haklarına sahip çıkacaklarını hesaplamak zorundasınız.
Siz halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan ülkenizi götürüp bir Hıristiyan birliği içinde eritmeye, elinde silah var diye ABD nin yörüngesine sokmaya inat ve ısrarla devam ederseniz, siz İsrail’in zulümlerini tüm dünyaya yayması için geliştirdiği ifrit projeleri, gönüllü olarak  uygulamaya çalışırsanız, siz İslam ülkelerini karşınıza alacak olan politikaları kabul edip yürütmeye kalkarsanız, siz bölüşümde adaleti sağlayacak yerde daha da derinleştirirseniz… 
Eninde sonunda nereye varacağınızı görmek zorundasınız.
Günü ve zamanı geldiğinde, mazlumların nasıl ayağa kalktığını dehşetle görür, diz çökmek zorunda kalırsınız.
Bu gün Tunus’ta, Mısır’da olan, daha başka ülkelerde de olması kesin olan hareketlerin anlamı budur. Bu hareketlerin de elbet fikir olarak çözüm olarak en çok Milli Görüş’ten beslendiği besbellidir. Sloganı tekrarlarsak:
MAZLUMLAR AYAĞA KALKMADIKÇA ZALİMLER DİZ ÇÖKMEZ!
Başka bir ifadeyle:
MAZLUMLAR AYAĞA KALKTIKÇA ZALİMLER DİZ ÇÖKECEKTİR.
Yalnız endişemiz odur ki, bu hareketleri yörüngesinden saptırıp, neticede zalimlerin işine yarayacak şekilde yönlendirmek isteyenler araya sokulmasın, maske de taksalar teşhis edilsinler.
Dünyada Siyonizm’i en iyi tanıyan adam olarak bilinen Muhterem Erbakan ile fikir alış verişinde bulunulması halinde, bozgunculara fırsat verilmeyeceği de ayrı bir gerçektir. Aksi takdirde toplumsal hareketleri manüple ederek menfaatlerine çevirmede usta olanların çevirecekleri dolapların önlenmesi zor olacaktır.
Şimdi zalimlerin diz çökme zamanıdır.

Ekrem Şama
www.ekremsama.com

TOP