2023’ÜN DEĞİL 2033’ÜN TÜRKİYE’SİNE BAKIN!

Başbakan Erdoğan’ın ağzından dinledik. Partisinin seçim vaadlerini 2023 tarihine göre düzenleyip allayıp pullayıp ilan etti.
Geçmiş 10 yılın muhasebesi, gelecek 12 yılın parlak cümlelerle takdimi arasında kaybolup gitti.
Gelin biz de onun tarihinin üzerine 10 yıl daha ilave edelim. 2033 yılında yaşaması muhtemel torunlarımız geriye doğru baksınlar ve değerlendirmeler yapsınlar. Gaibi ancak Allah bilir ama kullarına, özellikle de Müslüman kullarına bahşettiği ferasetle bazı olayları önceden sezme kabiliyeti vermiştir. İşte bu kabiliyetle 2033 yılında yaşayacak torunlarımızın bu günlerin tarihini okuyup ne düşünebileceklerini iki ihtimalli olarak tahmin etmeye çalışacağım.
İlk ihtimale göre şöyle düşüneceklerdir:
Dedelerimiz nasıl da haçlı selinin önünde kapılıp gitmişler. Her şey o kadar açık cereyan etmiş ki, nasıl da anlayamamışlar. Haçlılar bitmez tükenmez istilacı zihniyetleri ile harekete geçmişler. Kendi emperyalist emellerine hizmet için kurdukları Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği, Büyük Ortadoğu Projesi, IMF gibi kuruluşları ile modern Haçlı saldırılarını yapmışlar. İran ve Pakistan gibi olayın farkına varan ülkeleri Türkiye’de o günkü iktidarın da yardımı ile kurdukları ve adına “Füze Kalkanı” adı verdikleri silah sistemleri ile etkisiz hale getirdikten sonra; Afganistan, Irak, Libya, Suriye başta olmak üzere İslam ülkelerini bir bir istila etmişler. Zenginlik kaynaklarını kendilerine bağlamışlar, altyapılarını ve askeri sistemlerini tahrip etmişler, milyonlarca Müslüman’ı katletmişler. Ne yazık ki o günkü iktidar mensupları bunun bir “Haçlı Saldırısı” olduğunu anlayamamışlar. Saldıranlar açıkça “bu Haçlı Saldırısı’dır” demelerine rağmen “hayır değildir” diyerek onlara yardım etmişler. Yaptıkları bu yardımı da halkımıza kahramanlık gibi sunmayı başarmışlar. Sonunda bizim ülkemizi de ne yazık ki bu hale getirmişler.
Ya kendilerini Milli Görüşçü” olarak ilan eden dedelerimize ne diyelim? Bütün bu oyunların farkına varmalarına rağmen, çoğu tembellik etmiş. İşlerini güçlerini bahane edip sahayı boş bırakmışlar. Çalışmamışlar. Türkiye’de söz sahibi olmak için ele geçen seçim fırsatlarını gereği gibi değerlendirip oynanan oyunları halka anlatacakları yerde, tembellik edip işi savsakladıklarından dolayı başımıza bu felaketler gelmiş. Onlardan da razı değiliz. Bu durumlara gelinmesinde ihmal ve tembelliklerinden dolayı haklarımızı helal etmiyoruz. Erbakan isimli bir insan çıkmış, bütün bu oyunları açık açık anlatmış. Ne yazık ki onun etrafında bulunan ve “bütün gücümüzle çalışacağız” deyip söz verdikleri halde bu sözlerini yerine getirmeyenler, en az Haçlılar kadar, ya da bilerek veya bilmeyerek onlarla işbirliği yapanlar kadar sorumludurlar.
Kim ister 2033 yılında yaşayacak torunlarımızın Haçlı kıskacına düşüp bizleri böyle değerlendirmesini…
İkinci ihtimale göre ise şöyle düşüneceklerdir:
Allah razı olsun dedelerimizden! Haçlılar istilacı emelleriyle tüm modern silahları, propaganda teknikleri ve işbirlikçilerin desteği ile saldırıya geçmişler. Tam da ülkemizi elimizden almak üzere iken, Necmettin Erbakan adlı bir Mücahit insanın da uyarı ve gayretleriyle Milli Görüşçü dedelerimiz harekete geçmişler, milleti ikaz ederek gidişe dur demişler ve bugünkü bağımsızlığımızı yeniden böyle kazanmışız. Kurdukları İslam Bloku ile oluşturdukları güvenlik teşkilatları sayesinde, hem İslam Alemi, hem de Türkiye istilacı Haçlıların emellerine alet olmaktan kurtarılmış. Emeği geçenlerden Allah razı olsun!
İki ihtimal, iki değişik Türkiye ve iki değişik düşünce tarzı…
Mübalağa ettiğimi düşünenler lütfen Irak’ın, Afganistan’ın ve Libya’nın acıklı hallerini ve bu günkü iktidarın basiretsizce Haçlılara nasıl destek olduğunu, daha doğrusu destek olup olmama iradelerinin bile ellerinden alınmış bulunduğunu görsünler. Bakmayın ekranlardaki kahramanlık söylemlerine. Türkiye’nin desteği ile NATO uçakları Müslümanları öldürüyor, yaralıyor… Özel görüşmelerde bakanlarının nasıl bu konuda iradelerinin bulunmayışını yana yakıla anlattığını bilmiyor muyuz? İktidar ise gönderdiği feribotla birkaç yüz yaralıyı ülkemize getirip bunu seçim malzemesi olarak kullanıyor.  Irak’a yapılan bombardımanların ülkemizdeki hava üslerinden bilmem kaçbin sorti ile gerçekleşmiş olduğunu sorumlu bakan açıklamadı mı? Kaç havaalanımız, kaç limanımız halen istilacı Haçlılara destek vermek için açık. Bunlar ortada değil mi?
Şimdi Milli Görüşçüler ya bütün güçlerini kullanıp, geliyorum diyen bu felaketi halka haber verecek ve gidişe dur diyecek çalışmaları yapacaklar, ya da gerçekleri görüp bilmelerine rağmen hiçbir şey yokmuş gibi işlerine güçlerine bakacaklar.
2033’deki torunlarımız tarafından nasıl anılacağımızı bugünlerde yapacağımız çalışmalarla belirlemiş olacağız…

Ekrem Şama
www.ekremsama.com

TOP