IRAK ŞİMDİ KÖRBELA OLDU

Sudan bahaneler, uyduruk sebepler, akla ziyan karalamalar…
Başta ABD ve İngiltere olmak üzere Irak’ı işgal ettiler.
Yaktılar, yıktılar, öldürdüler, zulmettiler, aşağıladılar, ırza geçtiler, yağmaladılar, alt yapıyı tahrip ettiler, zenginlik kaynaklarını talan ettiler. Ülkeyi böldüler, parçaladılar, istedikleri düzenlemeleri yaptılar. Irak’ı hazırladıkları projeye uygun hale getirdikten sonra da şimdi askerlerini çekiyorlar. Ya da çekiliyoruz diye dünyayı bilmem kaçıncı defa kandırıyorlar.
Önce Türkiye’nin menfaatleri açısından olaya göz atalım. Elbette hunharca yakılıp, kurşunlanıp, işkence edilip, köpeklere parçalattırıp, bilmem daha türlü metodlarla katledilen ve sayısı milyonları bulmuş olan cinayetleri ülke menfaatleri açısından değerlendirip, bir nevi meşru görmek asla mümkün değildir. Bu değerlendirmelerimde bu cinayetleri ayrı tutuyorum. Bunlarla ilgili bizzat katliam yapanlarla onlara destek verenlerin sorumluluklarını tarih gelecek kuşaklara gösterecektir. Bu katliamlarla ilgili hesap vermesi gerekenler, Hakk yanında ve tarih önünde hesap vereceklerdir. Ben olayın bütününü Türkiye’nin menfaatleri açısından ortaya koymaya çalışacağım.
Bu işgalin ilk günlerinde dile getirilen mutlak kırmızı çizgilerimiz vardı. İktidar mensupları bunları 3 maddede özetliyordu:
1-Irak’ın toprak bütünlüğü asla bozulmamalıdır.
2-Musul-Kerkük-Süleymaniye bölgesinde, yani Türkmenlerin çoğunlukta olduğu bölgede nüfus yapısının değiştirilmeye kalkışılmasını asla tasvip etmeyiz.
3-Bir Kürt Devleti’nin kurulmasını asla kabul etmeyiz.
Bu kırmızı çizgilerden hangisi kalmıştır?
Irak’ın toprak bütünlüğü mü? Irak şu anda üç parçaya bölünmüş değil midir?
Musul-Kerkük-Süleymaniye bölgesindeki Türkmenlerin feryatlarını duymuyor musunuz? Nüfus yapısı değiştirilmekle kalınmamış, tapu kayıtlarıyla oynanmış, kendileri bugün himayesiz duruma düşmüşlerdir.
Kürt devletinin kurulmasını bırakın kabul etmeyi, iktidar yetkilileri Kürdistan’a giderek resmi ziyaret ve görüşmeler bile yapmıyorlar mı?
Diyebiliriz ki hiçbir kırmızı çizgimiz kalmamıştır.
Irak’ın işgali sırasında önümüze attıkları birkaç milyar dolarlık krediyi saymazsak, bizim bu işgalden ne menfaatimiz oldu? Bırakın menfaati, her biri savaş sebebi olarak zikredilen kırmızı çizgilerimizin yok edilmiş olması bize vurulan büyük bir darbe değil midir? İktidar yetkilileri bu işgale göz yummadılar mı?  Hatta destek olmadılar mı? Koalisyon ortağıyız diye gururla dünyaya ilan etmiyorlar mıydı? Karşılığında iktidarlarının ömrünü uzatacak propagandalar haricinde ne elde edildi?
İşgalin başladığı günlerde iç politikada da, müdahale sonrası kurulacak masada yerimizi almak için, ABD ve diğer işgalci Haçlıların koalisyon ortağı olduğumuzu millete izah etmeye çalıştı iktidar yetkilileri. Ardından hava koridorlarımızı, havaalanlarımızı, limanlarımızı ve lojistik imkanlarımızı ortaya koyarak işgale maddi desteğin yanında, işgalci askerlere dua gibi manevi desteği de esirgemediler.
Peki bugün ABD askerleri geri giderken bir hesap yaptık mı, biz ne kazandık, ne kaybettik? Gördüğüm kadarıyla çok şey kaybettik, birkaç milyar dolar kredi almaktan başka bir kazancımız olmadı. Oldu diyen varsa izah bekliyoruz. Bırakın menfaati, ülkemize musallat olan eşkıyanın Irak topraklarında barınmasını bile önleyemedik. Ayrıca Siyonist İsrail’in Irak’ın parçalarından biri ya da ikisi üzerinde kuracağı kontrol sistemi ile güneyden ülkemizi kıskaca alma tehlikesi de işin başka bir yönü.
Ama asıl felaket bence bundan sonra…
ABD Irak’tan göstermelik olarak çekiliyor. Ama çekilmeden önce Irak’ı fiilen üçe böldü. Üç parça arasına öyle düşmanlık tohumları ekti ki, öyle mayınlar yerleştirdi ki, gerektiğinde uzaktan kumanda ile bunları devreye sokarak Irak’ı işgal halinden beter edecek. Nitekim ABD’nin göstermelik çekilmesinin üzerinden henüz birkaç gün geçmişken meydana gelen patlamalarla sayıları yüzleri bulan insan hayatını kaybetti, yaralandı, ocaklar söndü.  Haçlılar başta petrol olmak üzere Irak’ın zenginlik kaynakları ve servetleri ile ilgili yapmış oldukları yönlendirme ile aslan payını oturdukları yerden götürecekler. Artık Irak’ta kim yönetime gelirse gelsin Siyonist ve Haçlı menfaatleri hep ön planda olacak. Sabotajlar, cinayetler, kavgalar, belalar hiç eksik olmayacak. Nerede, ne zaman, nasıl kimleri ve nereleri vuracağı belli olmayan kör bir bela gibi.
Kerbela faciasından dolayı on üç asırdır Müslümanların bağırlarını kanatan cinayetle anılan Irak ülkesi, bundan böyle “Körbela Ülkesi” olacak. Üstelik bu bela sadece Irak içinde değil, tüm Ortadoğu’ya yönelik bir tehdit olarak demoklesin kılıcı gibi üzerimizde asılı bulunacak.
Kısaca Büyük Ortadoğu Projesi ne olmasını gerektiriyorsa Irak o olacak. Uzaktan kumanda ile, işbirlikçilerin yönetimi ile…
Irak’ın tek çıkar yolu kalmıştır, o da kurulacak “İslam Birliği”nde yerini alarak ortak değer olan İslam çekirdeğinde kendine gelmek. ABD ve Haçlıların, İslam beldelerini teker teker işgal edip Büyük Ortadoğu Projesini yürürlüğe sokmakta olduğu şu durumda, zaten tek çıkar yol İslam Birliği’ni kurarak icraata başlanmasıdır. Bu da ancak D-8 çekirdeği ile mümkün olabilecektir. Halen vakit varken ve iş işten geçmemişken bu çözüm için kafa ve beden yormak gerekirken, işbirlikçilik ve başka çözüm yolları aramaya tevessül etmek, Haçlı emellerine destek vermek demek olacaktır.
Tam da Haçlı devletlerinin önde gelenlerinden Fransa’nın sözde Ermeni katliamını bahane ederek parlemantosundan geçirdiği antidemokratik, yanlı, fikir özgürlüğünü katledici ve hasmane kararı, gözlerimizi açmamızı ve ülkemizin geleceğinin Haçlılar içinde bir yerlerde olmak değil, lider olacağı bir İslam birliğinin içinde olması gerektiğini bize gösterdiği bu günlerde.
ABD Irak’tan çekilir gibi yapıyor ama, KÖRBELA’yı uzaktan kumanda etmek üzere yerine bırakarak…

Ekrem Şama