OYLAR PAZARA ÇIKARILMIŞKEN

 
Hak ve haklı varken ehveni şer olmaz!
Kaideyi herkes bilir. Bilir ama çoğu durumlarda doğru olarak kullanılmaz. Aslı şudur:
Mecbur isek, Hakk’ın olmadığı zamanlarda, bize en az zararı verecek olan şerri tercih eder, ona oy veririz.
Ama mevcut iken, Hak ve haklıyı tercih edip oy vermemiz mecburidir. İşte, “Hakk’ı temsil eden aday yoktu ki, ona oyumuzu verelim, mecburen şerrin ehvenine oy verdik” gibi bir mazeret bulunmasın diye seçime kendi adayımızla gidiyoruz.
Seçimlerin haksız yere adeta talimatla iptal ettirilip, yenilenme kararı aldırılmasının ardından sanki iki aday seçime girmeliymiş, diğerleri bunlardan biri lehine çekilmeliymiş intibaını veren bir algı oluşturuluyor. 
O halde biz de işin doğrusunu yapabilmek için, bu güne kadar oyunu çeşitli beklentilerle ve yönlendirmelerle başka adaylara veya başka partilere vermiş bulunan Milli Görüşçülere seslenelim:
Kardeşler! Politikalarını yalan üzerine bina edenlere verilen oyların vebalini hiç düşündünüz mü? Yıllarca “bize oy vermezseniz CHP gelir ha!” diye korkutup oylarınızı alanlar şimdi büyük şehirleri bir bir CHP’ye devrediyorlar. Peki sizin oylarınızın vebali ne olacak? Bütün bir milletin hemen farkına varacağı şekilde, Milli Görüş’ün tek siyasi partisi olan Saadet’e, yapmadığı ittifakları yapmış gibi, imzalamadığı belgeleri imzalamış gibi, girdiği İstanbul seçimlerine girmiyormuş gibi, yalanlarla iftira atanlara verilen oylarınızın vebali ne olacak? Yalan olduğunu bile bile,“Teröristlerle beraber oluyorlar” diye kendileri ve hükmettikleri medya gücü ile Milli Görüş’e vurdukça vuran, birileri şimdi milletin gözünün içine baka baka, adeta alay eder gibi, İmralı oy piyasasına çıkanlar mı seçilsin diye çabalayacaksınız? Kardeşler, yalancılara, iftiracılara oy vermek inancımıza göre caiz midir? Hele şimdi “Saadetli kardeşlerimizin bana oy vereceklerine inanıyorum” diyen adayın, belgeli ve ispatlı olarak “Seçimlerde söylenenlerle gerçek hayattakiler bir olmaz” diye söyledikleri yalanları meşrulaştırma çabasına girenlere, bile bile nasıl oy vermeye devam edeceksiniz? Bunu vicdanlarınız kabul edecek mi? Aynı adayın “çaldılar!” cümlesi ile yürütmekte olduğu kampanyasının, YSK belgesi ile yalan olduğu açığa çıkmadı mı? Yalan en büyük günah değil mi? 
Kardeşler! Sanki Milli Görüşçülerin oyu satılıkmış gibi bir hava oluşturanlara karşı onurumuzu koruma zamanı değil midir? Bu yalan dolan kampanyalarını yürütenlerin bize yakınlığı üzerine mantık kurulması, inancımızla bağdaşır mı? Yalanın münafıklık alamaeti olduğunu, münafıklığın ise değer sıralamasında en alt derecede bulunduğunu öğrenmemiş olabilir misiniz?
Devletimizin resmi kurumlarına bile etki ederek, Saadet Partisi’nin oy oranlarını yarı yarıya keserek yayınlayan ve zihinlerden silmeye çalışanlalara itibar etmeye devam mı edeceksiniz? Her gün yayınlanan, israf, vurgun ve yağma rakamları karşısında sizin hiç mi kılınız kıpırdamaz? Size şimdi de kazanımlarımızı kaybetme tehlikesinden söz ederek, yine oylarınızı ayartma çalışması yapıyorlar. Allah aşkına kazanım dediğimiz şeyler nedir ve yalan dolan israf vurgun ile mi kazanılıyor? Millet malı, yetim malı, öksüz malı yemenin ve çarçur edip israf etmenin ne demek olduğunu bilmiyor muyuz?
Kulların bütün amellerinin mizana konulup tartılacağı o günde, oylarınız tartım dışında mı kalacak? O gün Hak dururken, ehveni şer mazeretleriniz geçerli olacak mı?
Ey Milli Görüşçüler!
Hangi korkularla, hangi mülahazalarla, bu güne kadar hangi siyasi partiye, hangi adaya oy vermiş olursanız olun! Bilin ki, tekrarlanacak olan İstanbul seçimlerine haklı görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi’nin adayı da katılıyor. Batıllardan biri kaybedip diğeri kazansa ne değişir? Ehveni şer düşüncesini kafalarımızdan silip atalım. Kendi adayımıza, haklı görüşün adayına, Saadet’in adayına, Necdet Gökçınar Bey’e oyumuzu verelim.  Falancanın, filancanın kazanması veya kaybetmesinden korkarak değil, kendi adayımızın kazanmasını murat ederek, bunun için çaba sarfedelim.
Unutmayalım, ömürler kısa, sonumuzun ne zaman geleceği meçhul, gidişimiz yakın!
Bütün amellerimiz gibi, oylarımız da tartılacak! O gün tüm uyduruk bahanelerin geçersiz olduğunu hepimiz bilmeliyiz.
 
 
SATIYORLAR
 
Başıboş oylar satışa sunuldu;
Acep kilosu kaça, tonu kaça?
Gideceğimiz yer hep unutuldu;
Bilinen gerçeklerden kaça kaça?
 
Ekrem Şama 
TOP