İSMAİL ERGÜN'Ü ANI-YORUM

 

Milli Görüş camiası bu sonbahar günlerinde sanki yaprak döküyor gibi. Kısa aralıklarla, Arif Ersoy, Mevlüt Özcan ve İsmail Ergün. Daha başka nicelerini Hak katına uğurladık... Her biri hakkında yazılacak, anlatılacak, ibret alınacak o kadar çok olay ve hatıra var ki, kitaplar yazılabilir.
Bu günkü yazımızda Merhum İsmail Ergün hakkında kısa kısa notlar yazmak istiyoruz. Yerimizin elverdiği ölçüde.
MNP ve MSP’nin  İstanbul’da kuruluş çalışmaları onun evinde start almıştı. İşyeri de evi gibi bir karargah görevi yapıyordu. Kendisi de bu karargahın ev sahibi ve hizmetçisi idi. Bir pikabı vardı, ses cihazlarını buna yükleyip, benzini de kendisi doldurup semt semt çalışmalara katılırdı. Biz de ekseri bu araçta görev yapardık. Getir götür, ucundan tut, taşı, gibi işler.
1980 ihtilali ile bu çalışmalara ara verip iş kurma telaşı ile meşgulken bir de baktık ki, Erbakan Hocamızın talimatı ve Nedim Urhan Hocamızın öncülüğünde “Akile” teşkilatını kurmuşlar, mağdur Milli Görüşçülerin dertlerine derman olmak için, mesela yurt dışına hicrete mecbur olmuş bulunan, başta Kadir Mısıroğlu olmak üzere, Türkiye’deki ailelerine maddi ve manevi destek olmak için, yardım faaliyetleri yürütülüyor. İsmail Ergün de bu faaliyetin içinde canhıraş koşuşturuyor. Hemen biz de tabi olduk.
Bir müddet sonra İsmail Ergün beni Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatı’na götürdü ve İş yönetim kurulunda çalıştırmak üzere ta o zaman Reis diye adlandırılan Recep Tayyip Erdoğan’a teslim etti. İlk kongrede de durumumuz resmileşti, İl muhasipliğine atandım. Parti kapanana kadar o görevimiz Reis’in yardımcısı ve Mali Komite Başkanı olarak devam etti. İsmail Ergün ise partide başka görevlere, aynı zamanda akile görevlerine devam ediyordu. Hiç kesintisiz ve büyük bir gayret ve fedakarlıkla. RP il yönetiminde ve benim Mali komitemde İsmail Ergün’ün kardeşi Ahmet Ergün vardı. Üstün gayretle ve sadakatla görevlerimizi gece gündüz yürütürken sık sık Ahmet Ergün bize hatırlatırdı:
“İsmail Abim değişik birisi. Manevi boyutu olduğu her halinden anlaşılır. Bize her vesile ile şunu tenbih eder. “Erbakan liderimizdir. Onun emrinden sakın çıkmayın. Allah dostu bir insan olduğunu hiç unutmayın. Bir gün birilerinin Erbakan’a karşı çıktığını görürseniz, sakın ona itibar etmeyin. Unutmayın, Erbakan’ın aleyhinde bulunanlarla beraber olanlar bir gün mutlaka ‘acınacak hale’ düşerler. Sakının, sakının!”
İsmail Ergün kendi görevlerinde , bizler kendi görevlerimizde hepimiz gayretliydik, sadıktık, samimi idik, hasbi idik. 1994 yılında İstanbul belediyelerinin çoğunu ve Büyükşehir Belediyesini kazanıp, herkes yeni görevine alışana kadar.
Bir müddet sonra fısıltı gazetesinde Büyükşehir Belediyesinde bir komite kurulmuş olduğunu duyduk. Ahmet Ergün ile beraber, H.K, N.K, N.A ve bazı arkadaşlar “geleceğin başbakanına hazırlık komitesi” oluşturmuşlar. RP kapanana kadar Ahmet Ergün bu çalışmanın içinde idi, parti teşkilatına pek uğramaz oldu. Ama İsmail Ergün artan tempo ile Milli Görüş çalışmalarına katkı sağlamaya devam ediyordu.
Duyduk ki, Fazilet Partisi’nde “Yenilikçiler” hareketi başlayınca, Ahmet Ergün de onların hizmetinde bulunuyormuş. Daha doğrusu Reis’in verdiği “özel görevi” varmış. O günlerde parti mali komitemizde  bulunan arkadaşlardan İbrahim Yaman ile beraber İsmail Ergün’ün evine gittik. Ahmet Ergün’ün durumunu hatırlatarak, kendisinin verdiği öğütlere rağmen Erbakan Hocamızın aleyhinde oluşan bir harekete katkı verdiğini söyledik ve dedik ki:
“İsmail Bey, siz kardeşinize sık sık Erbakan Hocamızın aleyhinde bulunanların acınacak duruma düşeceğini söyleyip nasihat ediyordunuz. Şimdi o nasihatleri tekrarlayıp bu kardeşimizi o durumlara düşmekten alıkoymak size düşer. Biz sadece sizin sözlerinizi hatırlatıyoruz” Cevabı şu aldu:
“İyi ama artık benim sözümü dinlemiyor. Ne söyledimse kar etmiyor. Yanlış yolda inatla devam ediyor.”
İsmail Ergün teşkilat çalışmalarını hiç aksatmadı. MİLKO görevleri de vardı. O sessiz bir gemi gibi onca yükü büyük fedakarlıklarla, şikayetlenmeden, güler yüzle, gayretle yerine getirmeye devam etti.
Pandemiden önce hastanede tedavisi süren rahmetli Cevat Ayhan’ın kayınpederi o da rahmetli oldu, Necdet Nalbantoğu’na bir ziyaret programı düzenledik. Benim aracımla, İsmail Ergün ve Allah bereketli ömürler versin fedakar ve gayretli bir büyüğümüz olan Mürsel Başer ile tatlı bir muhabbet eşliğinde gidip geldik. O seyahat sırasında ben İsmail Ergün’e sordum:
“Reis ile beraber hareket eden kardeşiniz Ahmet Ergün ile onlarca yıldır görüşmüyoruz, kendisinin durumu nedir?”
Dedi ki:
“Hiç sorma. Erbakan Hocamızın aleyhinde çalışanlarla birlik oldu. Bizden uzaklaştı. Sağlık açısından problemler yaşıyor. İşleri bozuldu. Aile açısından da maalesef büyük problemleri var. Kısacası “acınacak hale” düştü.
O anda mazi güzümüzün önünden bir şerit halinde geçiverdi.
İsmail Ergün büyüğümüzü ve diğerlerini bu yaprak dökümü mevsiminde Hakk’a uğurladık.
Ruhları şad olsun, Cennet’te buluşmak nasip olsun.
Amin…
 
 
İSMAİL ERGÜN
 
Tek kişilik ordu gibi yürüdü,
Ömür boyu her yıl, her ay, her gün!
Ehli dünya olanlar hep çürüdü,
Cihad ederek gitti İsmail Ergün!
 

Ekrem Şama