BERABER YÜRÜDÜLER BU YOLLARDA

 

 
“Beraber yürüdüler bu yollarda!”
“Beraber ıslandılar yağan yağmurda!”
Kimisi başbakanlık makamında, kimisi Cumhurbaşkanlığı katında, kimisi medyacı kimliği ile, kimisi vekil makamıyla, kimisi yüksek koltuklarda oturarak, kimisi gaz vererek, kimisi alkışlayarak, kimisi yalan dolan dahil her metodu meşru görerek ve kullanarak “beraber yürüdüler”…
Kimisi saf değiştirmiş gözükerek, kimisi ayrı parti kurmaya teşebbür eder gibi yaparak, kimisi aynı çatı altında değişik koltuklara oturarak, kimisi aynı yolda yürüyerek, birbirlerini itham edip her şeyi yeni baştan “hatırlatıyorlar!”
Zihin bulandırma, iz silme, tarihin takibinden kurtulma, haklı çıkma gibi sebeplerle suç bastırıp temize çıkma gayretleri ile demeye getiriyorlar ki:
-Suriye’deki yanlışlarda ben yalnız değildim, filancı, falancı da vardı bu yıkımı planlayanların içinde ama bagajı banim sırtıma yüklüyorlar!
-Ekonomiyi çökerten kararları bensiz aldılar, benim zerre suçum yoktu!
-Falanca filanca isimli tv dizileri var ya, aileyi ve ahlakı dinamitliyor. Bunlara kim göz yumuyor? Benim bir vebalim yok!
-Kozmik odayı ben açtırmadım, falancı ile filancı işbirliği yaptılar ve açtırdılar, ülkemizin en hayati sırlarını geleceğin darbecilerine aktardılar!
-Kanun Hükmünde Kararname’yi düşündükçe kahroluyorum, insanların süründürüldüğünü gördükçe mahvoluyorum, utanıyorum, benim bunda bir suçum yok!
-KHK için böyle böyle denmesini esefle karşılıyorum, biz ne yaptıksa “beraber” yaptık!
-Sen FETÖ’cüsün, onları yeniden devlet çarkına sokmaya çalışıyorsun!
-Falanlar, filanlar davaya ihanet ediyorlar, trenden iniyorlar!
Muhtemeldir ki bundan sonra da suç bastırma ve takipten kurtulma manevraları şöyle devam edebilir:
-Erbakan’a ve Milli Görüş umdelerine ihanet ederken ben tek değildim, filan ve falanlarla “beraber” karar almıştık!
-Amerika’yı Türkiye’nin ve İslam dünyasının başına bela ederken “beraber” hareket etmiştik!
-Irak’ın işgalinde zalim işgalcilere 8,5 milyar dolar karşılığı destek verme kararında “beraber” idik.
-Topraklarımızdan 4990 sorti yaptırıp, İslam ülkelerini yıkmalarına izin verirken ben tek değildim, filanlarla, falanlarla bu kararları “beraber” aldık!
-Libya’nın yıkımına giden NATO kuvvetlerine katılma kararını falanca tek başına verdi, “beraber” değildik!
-Afganistan’da işgalci Amerika’ye yardıma koşmayı “beraberce” kararlaştırdık!
-Falanca bizi değil, aile ve yakınlarını kayırdı!
-Zina serbestisi, domuz eti kararları, sapıklıkların meşrulaştırılması adımları, falancalar tarafından verildi. Ben onlarla “beraber” değildim!
-Aileyi dinamitleyen “İstanbul Sözleşmesi” ve ona bağlı kanunları kabul ederken biz istemeye, istemeye, falan aile ve filan feminist derneklerin hatırı var diye el kaldırdık, bu “beraber” olduğumuz anlamına gelmez!
-Başkanlık sisteminin bu şekilde olmasını ben tasvip etmedim, oy da vermedim!
-İhale yasası ile onlarca kere oynayarak vurguna ve soyguna zemin hazırlanmasını ben asla tasvip etmedim, “beraber” olmadık!
-“Yap işlet devret” metodunu sulandırarak ülkemizi fahiş paralarla “borçlandırma” kararında ben karşı çıktım, “beraber” değildik!
Başka itiraflar ve ithamlar da geleceğe benziyor.
Baylar, bayanlar!
Siz bu yollarda ta başından beri “beraber” yürüdünüz! 
“Beraber” oluşturdunuz ayağımızın altından toprakları kayma noktasına getiren seli! Sadece çamları değil ormanı “beraber” devirdiniz! Getirdiğiniz sapıklık sağınakları, ülkemizi sadece “ıslatmadı” sırılsıklam etti. Sanayimiz, tarımımız, hayvancılığımız üretkenliğimiz, millet bütünlüğümüz sadece “eski şarkılarda” kaldı. 
Şimdi vebal atmak kabilinden birbirinize laf yetiştirmeye çalışanlar olarak “hatırlatmalarda” bulunuyorsunuz! Yazık ki yazık!
Baylar, bayanlar!
Şu uzatma günlerinizde didişmeyi, söz düellosu görünümündeki kayıkçı kavgalarını bir tarafa bırakın. Yıktığınız değerlerimizden neleri kurtarırsanız, neleri düzeltirseniz kârdır, hesabıyla yine “beraber” olarak çaba sarfedin. Eğitimi, adaleti, ahlakı, aileyi, öğrencileri, fakiri fukarayı, ekonomiyi, sanayii, tarımı, hayvancılığı, millet bütünlüğümüzü velhasıl olmazsa olmaz değerlerimizi kurtarmak için çaba sarfedin.
Unutmayın ki, ayrı parti kurmakla, ayrı baş çekmekle, aykırı söylemlerinizle tarihin yargısından asla kurtulamazsınız. 
Bozduklarınızı düzeltmeye çalışın. 
Ne kadar başarabilirseniz! Hatta başaramasanız da, bu çabanız, “hatadan dönme erdemi” olarak, vereceğiniz hesapların müspet tarafına yazılacaktır. Yeter ki hatalardan dönmek isteğinizi gösterin…
 
 
TARİHİN TERAZİSİ
 
Ortaya çıktı ayan beyan,
Olumsuz kaba hatlarınız;
Mizanda tartılır mutlaka, 
Sınırsız kabahatlarınız!
 
Ekrem Şama
TOP