YALAN VE YALANCI

 

Son yıllarda hem yalan çok söylenir, hem de yalancılık çok kullanılır oldu.
Biz de merak ettik, İslam fıkhı yalan ve yalancılık konusunda ne hükümler vermiş diye. Öğrenme merakı ile fıkıh kaynaklarını birazcık karıştırdık.
Yalanı tarif etmişler: “Olmayanı olmuş, olanı olmamış gibi gösteren söz”
Yalancıyı da tarif etmişler: “Bir konuda gerçeğe aykırı haber veya bilgi veren, sözü vakıaya uygun olmayan”
Kur’anı Kerim’de yalan ve yalancılıkla ilgili 280 Ayeti Kerime olduğu tespit edilmiş. Her birinde yalanın ve yalancının cezasının çetin olacağı açıklanmış.
Bu konuda çok sayıda Hadisi Şerif var. Bir iki tanesini zikredelim.
Müslim’de yer alan bir Hadisi Şerif şöyledir: “Yalandan sakının, çünkü yalanla günah yan yanadır. İkisi de insanı cehenneme götürür.”
Şu Hadisi Şerif de Ebu Davut’tan: “Kardeşine bir söz söylediğinde, o sana inanırken, senin ona yalan söylemiş olman çok büyük bir ihanettir”
Buhari ve Müslim’e göre yalan söylemek, münafıklığın üç alametinden birisidir. Diğer ikisi ise: “Verilen sözden caymak ve emanete riayet etmemektir.” Yine bu iki Hadisi Şerif kaynağına göre, Peygamberimiz şu üç maksat dışında yalan söylemenin helal kabul edilmediğini bildirmiştir. Bunlar; aralarında geçimsizlik bulunan karı-kocayı barıştırmak, savaş sırasında düşmanı şaşırtmak ve insanlar arasında düşmanlığı önlemektir.
İlim adamları da yalan ve yalancılık hakkında çok çeşitli değerlendirmeler yapmış ve fetvalar vermişleridir. İşte bunlardan bazıları:
Muhammed Ka’b El Kurazi: “Bir yalancı ancak alçak ruhlu olduğu için yalan söyler”
Ragıp El İsfehani’ye göre: “Bir insanın yalancılığı karakter haline getirmesi, insanlıktan çıkması demektir. Çünkü insanın temel özelliği konuşmadır. Fakat yalancılıkla tanınan kişinin sözüne güvenilmez, sözüne güvenilmeyenin konuşması ise faydasızdır. Böylece o kişi hayvan durumuna, hatta hayvandan da aşağı bir dereceye düşer. Hayvandan aşağı olmasının sebebi de hayvan konuşamadığı için kimseye zarar veremez. Yalancı ise zararlı bir varlıktır.”
İbni Hazm’a göre: “Yalan her türlü kötülüğün aslıdır ve Allah’ı inkar etme de onun bir türüdür. Yalan korkaklık ve bilgisizlikten doğar. Korkaklık ruhu alçaltır, Korktuğu için yalan söyleyen kişi, artık değer verilen ruhsal yücelikten uzak kalmıştır.
Maverdi’ye göre ise: “Yol açtığı kötü sonuçlar yüzünden yalan bütün kötülüklerin toplamı, bütün çirkinliklerin temeli, düşmanlığa kadar varan bir dizi kötülüğün başıdır” Başka bir cümlesi şöyledir: “Yalancılığın sebepleri menfaat elde etme, zararı önleme, söze tatlılık ve zerafet katma amacıdır. Yalancı doğru sözlerle kendisinin yalanları arasında fark görmez. Söylediklerinin şüpheyle karşılandığını görünce hemen sözünden döner. Yalancının ruh hali dışına yansır.”
Ebu Bekir Er Razi daha enteresan bir değerlendirme yapmış: “Yalanın asıl sebebi kibir duygusu ve yönetme tutkusudur. Bilgi sahibi olan bir kişiye, bu bilgi ondan yoksun olana göre bir üstünlük sağladığı için, o kişi kendini yalanla bilgili gibi göstermek ister. Bu ise nefsani arzuların insanı yanıltmasının bir sonucudur.”
Küçük bir ilave de biz yapalım, “tutku” her şart altında  vazgeçilmez bir istek anlamına geliyor.
Gazali’ye göre: “Namazda Fatiha suresini okurken ‘Yalnız Sana ibadet ederim, yalnız senden yardım isterim’ diyen kişi, nefsine ve dünyaya kulluk ediyorsa o da yalan söylemiş sayılır”
Yalan, yalancılık, yalan yere yemin etme, yalancı şahitlik gibi fiillerin; zararların tazmini, şahitliğinin reddi gibi hukuki sonuçları da bir bir yazılmış.
Sonuç olarak şu anlaşılıyor ki, yalan en büyük günahlardandır. Yalancı da, kendi nefsine ve topluma en zararlı kişilerden birisidir.
Çok kitap karıştırdıksa da yalanı bir veya birkaç kişiye karşı söylemek ile milyonlarca kişiye aynı anda söylemek ve onları yanıltmak arasında günah ve mesuliyet derecesi yönünden bir fark var mıdır, yok mudur, tam anlayamadık.
 
 
 
YALAN SUNUMLAR
 
Duru pınardan su içmek varken,
Neden başvurulur kirli yalana?
Yalancı yalanını sunarken,
Dudak cilalar, yalana yalana!
 

Ekrem Şama