BİZ DÜŞMAN DEĞİLİZ

 

Biz Milli Görüşçüler olarak, ne bu günkü iktidara ne de legal olarak kurulmuş ve yasal çerçevede faaliyetlerini yürüten herhangi başka bir siyasi partiye düşman değiliz.
Yine çok önemli bir özelliğimiz, biz aptal da değiliz.
Son yıllarda başka ülkelerde olsa yerin yerinden oynayacağı ekonomik istikrarsızlık göstergelerini ve sebeplerini biliyoruz. Bu istikrarsızlığın gerçek sebeplerini iktidarın da çok iyi bildiğini bilmeyecek kadar aptal değiliz. Baş sebep olarak üretim tesislerinin olmayışını, olanların da bildiği bir durumdur. 20 yıldır haraç mezat satılıp, çok önemli bir kısmının da sabit kıymetlerini ranta çevirmek için yıkılıp adeta yağmalandığını herkes gibi onlar da biliyor. Başka kaynaklardan elde edilen imkanların olduğu gibi, bu tesislerden elde edilen kaynaklar da yeni ve modern üretim tesislerinin yapılması yerine, çok da acil olmayan beton, asfalt, hafriyat, çelik konstrüksiyon yatırımlarına harcanarak tüketildi. Halbuki bu üretim tesisleri, islah edilerek, modernize edilerek, geliştirilerek üretimlerine devam etseydi, bu tesislere yeni ve ileri teknoloji ürünleri üreten tesisler ilave edilebilseydi, bu günkü ekonomik istikrarsızlıkların olması ihtimali olmayacaktı. Ayrıca istihdam konusunda önümüze çıkan dev sorunlar olmazdı. Bu teknoloji ürünlerinin piyasaya girişi ve ihracatı ile dış ticaret açığının minimize edileceği, ithalatın bu kadar büyümeyeceği, cari dengenin de bu günkü gibi korkutucu boyutlara erişmeyeceği tabii idi.
Bütün bu yanlışlıklar bu hale gelinceye kadar, Milli Görüş olarak gerek Genel Başkanlığımız, yetkililerimiz ve gerek yazar çizer takımı olarak yanlışlıkları işaret ettik, hep alarm zillerini çaldık, çarelerini gösterdik. Alay edilmeyi ve kale alınmamayı da göze alarak. Çünkü biz düşman değildik. Bu ülkenin vatandaşı idik ve işin başındakiler de bizim kardeşlerimizdi. Onlar bizi alay edip dışlayıp medya imkanları ile de halkımızı yanıltarak bizi göz ardı ettirmeyi başarsalar bile biz kardeşlik çizgisinden asla çıkmadık. Çünkü biz düşman değildik.
Diğer taraftan bu yanlışlıkların inatla, israrla sürekli olarak devam ettirilmesindeki sebepleri de bilmeyecek kadar aptal değiliz. Kimler niçin böyle olmasını istediler, o isteklere neden evet denildi, kimin ne ince hesabı vardı, bunları da sezemeyecek kadar geri zekalı değiliz.
Son altın ve döviz fiyatlarını rekorlara ulaştıran tırmanışlarını, adeta oturduğu yerden izleyen üst düzey yöneticilerin, hala inatla, israrla bu krizin sebepleri konusunda doğru teşhis koymadıklarını üzülerek izliyoruz. Ekonominin üretim konusundaki ihmallerini itiraf edeceklerine, evvelki krizlerde olduğu gibi, inandırıcılığı asla olmayan bir takım mazeretlere sığınarak, muhatabı belli olmayan “devletimizi yıkamayacaksınız, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, ezanımızı susturamayacaksınız!” türünden hamasi sözlerle geçiştirmeye çalışmaları gösterdi ki, bu yapı ile bu sorunlar çözülmez. Asla çözülmez.
20 yıl önce ihanet ettikleri, ahlakı ve maneviyatı önceleyen, öze dönüşün kodlarını taşıyan Milli Görüş ilkelerine dönmekten başka çareleri yoktur. Bakınız Milli Görüş’ün yegane Partisi olan Saadet Partisine gelsinler bile demiyoruz, partizanlık yaptığımız düşünülmesin diye. Zararı yok parti marti değiştirmesinler, Milli Görüş ilkelerini benimsediklerini ilan etsinler. Ama bu da durduk yerde olmaz. Süratle bir helalleşme süreci geçirmeleri gerekir.
Mesela önce ahlak ve maneviyat düstüruna geçtik, bu konuda acil eylem planı geliştirdik, diye ilan etmeliler.
Mesela süratle ülkemizin en acil gıda ve tarım ürünleri üretimlerini başlatmalılar, ileri teknoloji ürünü üretimlerini sağlayacak yatırımlara başlamalılar.
Mesela İsraf kesin olarak haramdır. İlan etmeliler ki, her türlü israfı kaldırdık, lüks yaşantılarımızı sadeleştirdik, israf yatırımlarını durdurduk, diyerek süratle bir helalleşme sürecine girmeliler.
Mesela nasıl israf haramından temizlenmeleri gerekirse, başka benzeri haramlardan da süratle temizlenmeliler. Aynı şekilde bir helalleşme, haramları sıfırlama süreci başlatmalılar. Üzerlerine bulaşmış olarak kendilerine geçmiş olan kul ve yetim haklarından arınmaları, varsa her türlü hakları gerçek sahiplerine iade etmeleri gerekir.
Mesela rantiyeye olan ve ülke kaynaklarını silip süpüren kaynak transferlerini durdurmalılar.
Milli Görüş umdelerini benimsemek lafla değil, bunlardan başlayarak ve devamında bir çok konuda somut adımlar atarak mümkün olabilir. İlla parti değiştirmeleri gerekmez.
Bunları biz kardeşlerimiz olduğu için öneriyoruz. Bunlar yapılmadan bu günkü gibi vurdumduymaz ve aldırmaz tavırlarla varılacak yer hepimizin felaketi olur.
Bu kardeşlerimizin içinde aklı başında olanların da bunları gördüğünü bilmeyecek kadar da cahil ve aptal değiliz.
Alarm zillerini çalıyoruz!
Kardeşler olarak!
 
KAYGISIZLAR
 
Kaygısıza deseniz ki, yangın var,
Bön bön yüzünüze bakar buz gibi;
Telaşla kafasını kuma sokar;
Açıktaki yerleri, karpuz gibi!
 

Ekrem Şama