MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN AYASOFYA HEDEFİ

 

Ayasofya’nın çok özelliği vardır.
Ama bunlardan iki tanesi öne çıkar.
Birincisi İstanbul’un fethinin sembolüdür. Fatih Sultan Mehmet Han’ın özel mülkü olup kurduğu vakfa devretmiştir. Bu özelliği ile 1453 yılından 1934 yılına kadar 481 yıl minarelerinden susmayan ezanları ile hizmet vermiştir. Hakkın batıla galebesi sayılan fethin sembolü olmuştur.
Danıştay’ın verdiği karar üzerine bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 24 Temmuz 2020 tarihinde eda edilen Cuma namazı ile asli hüviyeti olan camiye çevrilmiştir. Biz Milli Görüş camiası olarak bunda emeği geçen, dahli bulunan, tavırlarıyla bunu onaylayan her kişi ve kuruluşa teşekkür ederiz, ediyoruz. Bu demek değildir ki, bu kararın uygulamasındaki anhalar, minhalar tartışılmayacak. Elbette bu uygulamanın hataları ve savapları önümüzdeki süreçte mutlaka gündem konusu yapılacaktır. Yapılmalıdır.
Ayasofya Camii’nin ikinci büyük özelliği de şudur:
İstanbul’un fethin ve Ayasofya’nın camiye çevrilmesinden 64 sene sonra dünya tarihinde yenir bir sayfa açıldı. 1517 tarihinde Fatih Sultan Mehmet Han’ın torunu Yavuz Sultan Selim Han, halifeliği ve halifelik emanetlerini devralarak, Mısır’dan İstanbul’a döndü. Böylece İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti ve Hilafetin merkezi oldu. Yani 1517 tarihinden Hilafet’in kaldırıldığı 1924 tarihine kadar İslam dünyasının, diğer bir deyişe İslam Birliği’nin merkezi Topkapı Sarayı oldu. Tam 407 yıl süre ile Hilafetin resmi camii Ayasofya olmuştur.  Halifei Müslümin’in Cuma ve bayram namazlarını, 2.Abdülhamid Han’dan itibaren de teravih namazlarını kıldığı ve merasimlerle selamlık uygulamalarını yaptığı cami Ayasofya olmuştur.
İslam dünyasından hilafet merkezi olan İstanbul’a gelen İslam devletlerinin resmi temsilcileri, Ayasofya’da namaz kılarlardı.
Gelenek haline gelmiş olan bu uygulamalar Ayasofya’yı İslam Birliği’nin bir sembolü haline getirmiştir.
Milli Görüş Ayasofya’nın hem Hakk’ın batıla galebesi olarak fethin sembolü, hem de “Yeni Bir Dünya” slogan cümlesi ile kasdedilen İslam Birliği’nin  göstergesi olarak, zincirlerinin kırılmasını istemiştir. Bu mücadele semeresini vermiş birinci özelliği ile zincirleri kırılmış, Fatih Sultan Mehmed Han’ın bedduasından kurtulunmuştur. Ama hepsi bu kadar değil, Yeni bir dünyanın kurulması ve Ayasofya’nın da bu dünyada yerini alması için, Milli Görüş ara vermeden çalışmalarına devam edecektir. İslam Birliği’nin Türkiye’nin liderliğinde, İstanbul’da ve birliğin sembolleri olarak kabul edilen mekanlar olan, Mukaddes Emanetlerin ve Ayasofya camiinin fonksiyonel olması ile hayata geçirilmesi, Milli Görüş’ün çabaları ve Allah’ın yardımı ile gerçekleşecektir.
Bir ilavemiz daha var:
İçeride ve dışarıda Ayasofya’nın bu günkü camilik statüsünü  hazmedemeyenler, devletimize ve milletimizin birliğine kasdetmek isteyebileceklerdir. İşte bunun için başta iktidarlar olmak üzere, muhalefet, sivil toplum kuruluşları ve nihayet millet olarak, bu konuda hep uyanıklık içinde bulunup, her türlü tedbiri almış olarak, tavizsiz bir şekilde işlerin yürütülmesi konusunda da üzerimize düşen tüm görevleri eksiksiz yerine getireceğiz.
Milli Görüş Ayasofya hedefine ulaşması için bundan önce 50 sene nasıl mücadele etmişse, Yeni Bir Dünya’nın kurulması ve bu dünyada Ayasofya’nın yerini alması yönünde de çalışmalarını kesintisiz olarak yürütecektir.
 
 
YENİ BİR DÜNYA
 
Ayasofya için görürdü rüya,
Asya, Avrupa ve de Afrika;
Hedefimiz Yeni Bir Dünya,  
Kalmayıncaya kadar tefrika!
 
Ekrem Şama