EKONOMİDE BUZUL ÇAĞI

Ekonomistler öyle söylüyor. Türkiye ekonomisi “buzul çağına girdi” Bugünümüzü kurtarmak için geleceğimizi sattılar. Ekonomi öyle bir bir bozuldu ki, uzun müddet düzelmesi mümkün değil. Kaynaklar bitti, borçlar gırtlağa dayandı. Sanayiden tutun hayvancılığa kadar, tarımdan tutun enflasyona kadar tam bir kriz dönemi başladı.
Başka ekonomistler de IMF ile anlaşıp ekonomimizin dreksiyonunu onlara teslim etmekten başka başka çare kalmadığına işaret ediyorlar.
Anlayacağınız borçlanıp saraya, lojmana, betona, hafriyata ve demir konstrüksiyonuna yatırmanın cezasını hem biz, hem de gelecek nesiller öde öde bitiremeyecek şekilde çekeceğiz. 
Milli Görüş’ün 40 yılda hazırladığı ekonomik altyapılar darmaduman olmuş. Yine Erbakan Hocamız ve Milli Görüş’ün ekonomik ataklarını destekleyecek sivil toplum kuruluşlarının kahir ekseriyeti de bu furyada savrulup savrulup gitmişler.
İki örnek vermek isteriz:
MÜSİAD, Müstakil İş Adamları ve Sanayiciler Derneği.
 Milli Görüş davasına hizmet etsinler diye kurduruldu. Hizmet etsinler ki, Türkiye bir an önce sanayileşsin, kendi imkanlarını devreye soksun, borçtan ve borç dolayısıyla emir almaktan kurtulsun, vahşi kapitalist uygulamalardan kurtulsun, adam gibi adil düzene ve adil bölüşüme kavuşsun, birlikte bu başarılsın, diye kuruldu.
Yoksa ilk yokuşta hayatta olan kurucularını terk etsinler, çereze çemene aldatılsınlar, günlük kazançlar peşine düşüp davayı terk etsinler diye kurdurulmadı. Kuruluştaki ilk görüşmelerde ve işlemlerin başından sonuna kadar bulunmuş biri olarak, Erbakan Hocamızın şu sözleri hala kulaklarımızdadır: 
“Bakın bu derneği Milli Görüş’e, yani İslam dünyasına hizmet için kuruyorsunuz. Bu ilkeden asla ayrılmayacaksınız. Çocuklar gibi davranıp, çereze, çemene tamah edip davamızı asla terk etmeyeceksiniz. Çerez-çemen dediğiniz nedir ki? Asıl nimetlere Adil Düzen kurulduğunda kavuşacaksınız!”
Sanki bu sözler bir kulaktan girmiş, diğer kulaktan çıkmış gibi. Gelinen noktaya bakıldığında, Türkiye’nin genelde 80, Milli Görüş’ün 40  yıllık birikimi olan  sanayiin; yıkılan, yok edilen üretim ve hizmet tesislerinin boşluğu dolayısıyla, meydana gelen ekonomik ve siyasi kriz denizlerinde rota şaşıran, döviz fiyatlarındaki azgın dalgalanmalar sebebiyle borçlarının her gün katlandığı, kapısına kilit vurup çalışanlarının sokağa bırakıldığı bir ortamın oluşmasına sadece seyirci kalmaları için kurdurulmadı. İflaslara, konkordatolara, yalpalamalara bakarsak, bu gidişle –Allah korusun- MÜSİAD’ın müstakilliği sona erecek, sömürgeci batının yelinde eğilecekler. S’sini de silmeleri gerekecek.  Çünkü üretme imkanı kalmayan iş adamına “sanayici” denilir mi? Siyasetin yönlendirilmesinde bir etkilerinin de kalmadığı görülüyor. Geçen sene piyango, loto, toto gibi kumarlar devlet eliyle şaha kaldırılırken, MÜSİAD yetkililerinin hazırladıkları bir raporda, “Milli Piyango bir kumardır, derhal kaldırılmalıdır” bile diyemediklerini, sadece biletlerin üzerine “bu bir kumardır” diye yazılmasını ancak teklif edebildiklerini ibretle izledik. Faiz konusundaki önerileri hayata geçirilmek şöyle dursun, gündeme bile alınmadığını görmedik mi? Buzul çağına girmek üzere olan ekonominin kurtarılması konusunda adım atmaya mecallerinin bile kalmadığını izlemiyor muyuz?
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği, her biri Anadolu’nun bir köşesinde gelişsin, büyüsün, aslanlar gibi kükreyip vatana hizmet etsinler, Anadolu’yu fabrikalar ve hizmet tesisleri ile süslesinler, Milli Görüş davasına hizmet etsinler, diye kurduruldu. Bu derneğin kuruluşunda da bulunmuş bir kişi olarak hafızalarımız hala tazedir.
İlk dönemeçte Milli Görüş zihniyetini terk etsinler, hayatta olan kurucularını belleklerinden silsinler, her biri Anadolu’dan İstanbul’a, Kocaeli’ye, İzmir’e, Antalya’ya koşup gelsinler, çereze- çemene aldansınlar, sömürgeci batının kapısında kedileşsinler diye kurdurulmadı.
Ekonomik kriz dolayısıyla aldandıkları çerez-çemen bile ellerinde kalmayacağa benziyor. İnsanoğlu aldatılmaya ne kadar müsaitmiş Allahım!
Biz sadece iki örnek verdik. Şüphesiz bu aldanmışlıkları şahıs bazına indirip, isimler saymamız da mümkün!
Türkiye’yi, dolaylı olarak da İslam dünyasını, kendi öz evlatları eliyle nasıl da başkalaştırdılar? Şimdi halkımızın kahir ekseriyeti kendini düşünen benciller, cebini düşünen maddeciler, ben merkezli insancıklar haline dönüşmüş durumda. Bir de kriz vurduğunda nerelere savruluruz Allah bilir.
Bir kere daha tekrar ve teyit ediyoruz ki, kurtuluş Milli Görüş’e dönmektedir. Rotayı düzeltmektedir. Fertleri ile, sivil toplum kuruluşları ile, gençliği ile, kadını erkeği ile tarihteki örnekleri olan birlik ve beraberlikleri yeniden sergileyip aslımıza dönersek kurtuluş yoluna gireriz, buzulları ancak böyle eritebiliriz. 
Başka da çaremiz olmadığını hala anlayamadık mı?
 
BUZUL ÇAĞI
 
Kitabımız der ki; “Müminler kardeştir”
Allah’ın emri sanki bozulmuş gibi.
Müslüman’ın kanı adeta beleştir;
Duygularımız sanki, buz olmuş gibi.
Allahım hepimizi Hakk’ta birleştir;
Beynimiz donuk, sanki buzulmuş gibi!..
 
Ekrem Şama
TOP