SORUNLARA AMUTTAN BAKMAK

 

2017 yılı başlarındayız.
Türkiye hangi gündem maddelerinin etkisinde?
En baştakileri sayalım mı?
-Ordumuzun sınır ötesi harekatı.
-Terör ve teröristlerle mücadele.
-Komşu ülkelerle başlatılan ilişkiler!
-ABD, Avrupa ve NATO’nun bize bakışları, BOP için atılan adımlar, ülkemizi bölme çabaları ve çıkış yolu arayışları.
-Başta sanayi ve tarım olmak üzere ekonomik konular.
-Mezhep çatışması tehlikesi.
-Diğer konular.
Biraz irdelediğimizde önem sırası değişse de liste pek değişmez.
Değişmemesi gerekir.
Lakin iktidar tuttu, belki “diğer konuların” içinde bulunması gereken, belki de listede hiç olmaması gereken “başkanlık rejimi ve referandum” konusunu en başa koyuverdi.
Şimdi bir de referandum için kampanya başlatılacak.
Biz bugün mecliste bulunan partilerin kampanyalarını yıllardır gördük, biliyoruz. Ötekileştirme, bölme, karşıdakini itham etme, vatan hainliğine varan suçlamalar, ağza alınmayacak kadar galiz ifadeler, hır-gür! Kısaca rakip düşmanlığından beslenen kampanyalar.
Listede bulunan gündem maddelerini tekrar gözden geçirirsek, devletimizin milleti ile olan bütünleşmesine, milletin birbiri ile kucaklaşmasına ve birbirine sahip çıkması gereken bir ortama ne kadar ihtiyaç var, görürüz.
Ordumuzun her zaman olduğu gibi sınır ötesi harekatında da, arkasında dinamik bir milli bütünlüğün olması gerektiğini bilmeyen var mı? 
Terör ve teröristlerle mücadelede, halkı bölük börçük edilip, birbirlerine düşürülmüş, ötekileştirilmiş, hasım kamplara bölünmüş vaziyetteki bir durumda başarı sağlanması mümkün mü?
Komşu İslam ülkeleri ile aramızın yeni yeni ısınmaya başladığı, 15 yıldır rayından çıkan ilişkilerin yeniden tesis edilmeye çalışıldığı bu ortamda, halkı kamplara ayrılmış bir Türkiye nasıl başarı sağlayabilir? Bu ilişkilerin devamının İslam Birliği’ne gideceğini uman bir halkı bölmeye kimin hakkı var? Mezhep savaşı kışkırtıcıları bu ilişkilerin kurulmaması için var güçleri ile çalışmıyorlar mı? Kamplaşma onların işine gelmez mi?
Haçlı ve Siyonist kafalı ülkelerin kuyumuzu kazmaya azmettiği, hele hele Trump gibi iyiliğimizi rüyada bile göremeyeceği belli olan bir liderin yönetimindeki ABD’nin bulunduğu bir zamandayız. Askerimizin sınır ötesinde bulunan düşmanlarına “dost ve müttefik” ABD’nin zırhlı araçlar ve füzeler verdiği, sırada tank ve ağır silahların bulunduğundan şüphe edilmemesi gereken bir zamandayız. Batının bu iki yüzlü davranışlarına tepki olarak yakınlaşma çabasına girilen Rusya’nın da asla güvenilir bir devlet olmadığı belli değil midir? Güneyimizdeki terör gurupları ile gizli-aşikar temas içinde olduklarını görmüyor muyuz? Bu kritik zamanda halkı kamplara ayırmak demek olan bu tür tehlikeli kampanyaları düzenlemenin, düşmanın ve dost kılıklı düşmanların sırtını okşamakla ne farkı vardır? 
Ekonomi, tarım ve sanayi konularında yetkililerimiz hergün halkımızdan yardım isterlerken, bölünme, kamplaşma, kampanya gerginliği çıkarmak akıllı işi mi?
Anadolu’nun boşalması gibi çok tehlikeli bir durum hızla gerçekleşirken, bunu düzeltmek için çareler üretmek yerine, halkı kamplaştırmaya çalışmak akıl karı mı?
Devlet-millet kaynaşmasını, halkı gerginliğe iterek nasıl sağlayacaksınız?
Getirilmek istenen başkanlık rejimi dolayısıyla başlatılacak kampanyalar, bütün bu ağır gündemlerin çözülmesine mi, daha da ağırlaşmasına mı yardım edecek?
Kampanya sonunda diyelim ki, halkımız evet dedi ve uygulamaya geçildi. Bu problemlerimize nasıl bir çözüm bulunacak? Böyle bir çözüm var idiyse –ki olduğuna asla ihtimal vermeyiz-onbinlerce şehit verilmeden önce bunlar halka anlatılsa ve ikna edilse idi olmaz mıydı?
Bütün bu yakıcı ve tehlikeli sorunlarla boğuşulurken, bu sorunlara adeta amuda kalkıp ters yönden bakarak milleti kamplara ayıracak ve suni bir kavga ortamı oluşturacak olan kampanyaları önemli imiş gibi görmek ve göstermek, kimlerin ekmeğine yağ sürmek demektir?  
Bizce tam “kurtuluş savaşı” verirken ve yol yakınken bu tür hevesleri ve kampanyaları bir taraf bırakmalı, aksine milletimizi birbiri ile kucaklaştıracak çareler bulup devreye sokmalıdır.
Sokmalıdır ki, bu ağır gündemlerin milletçe üstesinden gelebilelim.
Sonra sonuçlardan pişmanlık duymak hiç bir işe yaramaz.
Başkanlık türü teferruat meseleler huzur ve barış ortamlarının hakim olduğu zamanlara tehir edilmeli, meclis içi ve dışı geniş istişareler yapıldıktan sonra olabilecek en makulü bulunup devreye sokulmalıdır. 
Tarihler gösteriyor ki, bu millet bütünleşip kucaklaştığı zaman, başka milletlere nasip olması mümkün olmayan nice atılımları, hem de kısa sürede gerçekleştirmiştir. 
 
 
KAŞAĞI
 
Amuda kalkıp dünyayı anlatırsan;
Kuyu yüksek, minare çok aşağıdır.
Tetikte bekleyen canavar da varsa;
Bu amut duruşun ona kaşağıdır!
 
Ekrem Şama

 

TOP