SİL BAŞTAN

 
 
15 yıldır tek başına iktidarda Akparti var.
15 Yıldır hemen hemen tek adam yönetimi var.
Hem de içeriden ve dışarıdan pek itiraz olunmayan bir yönetim.
Şaşılacak şeydir ki, gelinen bu noktada 15 yılın başarısızlıkları iktidar yetkilileri tarafından ifade ediliyor. Bu ifadeler iktidarın kocaman 15 yılı yok sayarak, adeta yeniden besmele çekip işe başlamak istediği itibaını veriyor.
Örnek mi?
Milli Eğitim’de 15 yıldır yapılanların büyük bir başarısızlık olduğu Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bizzat ifade edildi. Ama ilave edildi ki, yeniden sıfırdan başlayacak ve düzeltecekler.
Akıl alır gibi değildir. 15 yıl önce eğitim çağına gelmiş gençler, bu iktidarın eğitim sistemi tarafından eğitilmiş, bugün Türkiye’de 18-35 yaş arası nüfus olarak, ülkenin belkemiği  mevkilerini işgal etmektedirler. Bunların iyi eğitilemediği en yetkili ağızdan söylenmiştir. Akıl alacak bir hata veya ihmal midir bu?
Sanayide de benzer bir fiyasko bulunmaktadır. Binali Yıldırım hükümeti takribi 10 ay önce işe başlarken , o güne kadar üretimin ihmal edildiğini, ama artık somunu büyütmek demek olan sanayiye gereken önemi vereceklerini söylemişti ki, bu ogüne kadar sanayiin ihmal edildiğini ve yeniden ele alacaklarının itirafı sayılabilirdi. İyi ama sanayideki 15 kayıp yılın telafisi mümkün mü? Halen de hatırı sayılır bir atak olmuş mudur?
Milli Savunma’da da benzeri bir durum mevcut. İkitdar 15 yıl önce işe başladı. Şu ana kadar savunma sanayinin belkemiği olan, yüksek teknoloji ürünü, uçak, füze, tank, helikopter gibi teknik araç ve gereçler ile elektronik ürünleri imal eder durumda olmalı değil miydik? 15 yıl, bu sahada çok büyük kayıp değil midir. Savunma Sanayi Destekleme Fonu’nda onlarca yıldır birikmiş bulunan yüksek meblağların borç ve faiz ödemelerinde kullanmak üzere genel bütçeye ilave edildiğini duymayan kaldı mı? Bu fonları yeniden biriktirip ordumuzu modern yüksek teknoloji ürünleri ile donatmak kaç yıl daha gerektirir? 
İç İşleri’nin en önemli göstergesi olan terörü önleme konusunda 15 yıl önceye göre ileride miyiz, geride miyiz, herkesin farkında olduğu bir konu değil mi? İktidar şimdi Başkanlık Sistemi’ne  EVET deyin teörörü bitirelim, demeye getiriyor. Başkanlık sistemi gelince ne olacak da terör bitirilecek? Bunun sihirli bir formülünü mü keşfettiler de Başkanlık ile sıfırdan başlayarak hemen bitirecekler. Bun un inadırıcılığı olabilir mi?
Dışilerinde ise gelinen nokta bellidir. Dünyada yapayalnız durumdayız. ABD ve Avrupa’dan  gelen ihanetleri gördükçe yeni arayışlara yönelindiğini, Rusya ve Şanghay paktlarına kapı aralamaya çalıştıklarını görmedik mi?
Şimdi gelinen noktada tekrar ABD ile anlaşmak için çalışmıyorlar mı?
İslam Birliği gibi, sorunlarımızın kesin çözümü olacak bir atağı, birakın başlatmayı, teleffuz bile edebiliyorlar mı? 
 Bu sıfır noktasına gelmekten başka ne anlama gelir? Komşu kalmadığını, dost ülke kalmadığını, güveneceğimiz ülke kalmadığını görmez miyiz? Nitekim Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un ifadesi de bu değil miydi? Suriye politikamız baştan beri yanlıştı, demedi mi? Suriye’de yanlış yapıldı da, diğer dış politika sahaları çok mu isabetli idi? Bu ifadeler Dış politikada da yeniden bir başlangıç yapılacağı anlamından başka bir anlama gelir mi?
Ekonomide, istihdamda, borçlanmada, nüfus hareketlerinde sıfır noktada mıyız, daha mı gerilerdeyiz, değerlendirmek lazım.
Emin olmalıyız ki, bu saydığımız sahalarda yeniden başlamak demek, diğer sahalardaki başarıları, mesela bayındırlık hizmetlerini cimin karnında bir nokta seviyesine getirmez mi?
Şimdi yaptıkları kampanyalarda yuvarlak bir ifadeyi gündeme taşıyorlar:
 “EVET derseniz vesayet rejimini bitireceğiz” şeklinde.
Bu saydığımız ve hizmetleri başlangıç noktasına getiren politikalarda “vesayet rejimi” nasıl bir etki yapmıştır, bunlar başkanlık sistemi, ile nasıl onarılacak? 
Bu konularsaki soru  işaretlerininm cevabı yoktur!
15 yıldır aldatılma üstüne aldatılma yaşanmıştır. Peki aynı ekibe bu sefer sonsuz yetkiler verildiğinde aldatılma devcam ederse, daha kötü sonuçlarla karşılaşılmayacağını kim garanti edebilir. 
Bir gemide 2 kaptan olmaz diyorlar. Bugüne kadar zaten tek kaptan vardı ve aşağı yukarı kendi ifadeleri ile hemen hemen her konuda aldatılarak sıfır noktasına gelinmedi mi?
Cumhuriyet döneminde hiç bir iktidara, kahir çoğunlukla tek başına bu kadar uzun yıllar hareket etme şansı verilmediği halde, neden başarısız olundu?
Düşünürsek bunlar akla geliyor ve irkilip ürperiyoruz.
 
 
SATIR VURULAN DEĞERLER
 
İnceleyin şu son on beş yılı,
Bakın sayfa sayfa, satır satır;
Kurtulan değer var mı sayılı?
Kesip, biçip, devirmiş bir satır!
 
Ekrem Şama
TOP