ŞAŞILACAK İŞLER

 

 
 
Öyle işler ki!
Hani derler ya, insan adeta küçük dilini yutuyor.
İşte bir kaç tanesi:
Nasıl oldu da; kurtuluş savaşı verirken, tek yumruk olmamız şartken, halkımızı ayrıştıracak kampanyalar düzenlendi?
Nasıl oldu da; bir oylamanın sonucu, “atı alan Üsküdar’a geçti” cümlesi ile özetlendi?
Nasıl oldu da; stratejik müttefikimiz düşmanlarımızın himayecisi oluverdi?
Nasıl oluyor da; Fırat’ın batısında 7 düvel ile 7 örgüt mensubu askeri güçler ağır silahlarla fink atarken, “Fırat kalkanı amacına ulaştı” diye bir ifade kullanılabiliyor? 
Nasıl oluyor da; ABD askerleri ve zırhlı araçları terör örgütleri militanları ile kol kola, sınırlarımızı adeta zorlayarak gövde gösterileri yapabiliyor?
Nasıl oluyor da; ABD ve terör örgütlerinin beraber işledikleri bu rezaletin belgelerini tedarik eden  yetkililerimiz,  “bunları yeni başkana götürüp , önüne koyacağız” diyebiliyorlar? Bunlar sanki o başkanın emri ve bilgisi ile yapılmıyormuş gibi!
Nasıl oluyor da; yetkililerimiz yeni ABD Başkanı’na, eski başkanların bizi aldattığı konusunda şikayetlerde bulunmaya hazırlanıyor?
Nasıl oluyor da; ABD’nin yeni Başkanı’nın terör örgütlerine ağır silahlar verecekleri ayan beyan ifade edilip, belki de teslimatın başladığı biline biline, “beraberce çok işler yapacağız” cümlesine, bayram edercesine sevinebilen yetkililerimiz çıkıyor?
Nasıl oluyor da; terör örgütlerine asker, komutan, zırhlı araç, hafif ve ağır silah desteğini açıktan, alay edercesine veren ABD, hala bizim üslerimizi bu işler için kullandığı açık iken, yetkililerimiz  bu konuda tek bir söz sarfetmiyorlar?
Nasıl oluyor da; daha dün Suriye’de ateşkesi beraberce sağlama çabasında olduğumuz Rusya, yanına Esed güçlerini de alarak, terör örgütlerinin hamisi pozlarında, sınırlarımızda beraberce bizi tehdit ediyorlar? 
Nasıl oluyor da; hem ABD, hem Rusya, aynı anda bize karşı terör örgütlerini himaye edip, sınırlarımızı zorlarcasına zırhlı araç harekatları düzenliyorken, bunların bir merkezden yönlendirildiği hiç gündeme gelmiyor, konuşulmuyor, belki düşünülmüüyor bile?
Nasıl oluyor da; bu iki devleti terör örgütleri ile beraber sınırlarımızı zorlamaları için yönlendiren, komşu ülkelerin bölünmesini peşinen kabul ettiğini açıklayan bir merkezle sıkı fıkı dostluğumuz her gün ilerleyerek devam edebiliyor?
Nasıl oluyor da; sınırlarımız içinde barındırdığımız her biri NATO ortağı olan, aleyhimize fırıldaklar çevirdikleri ayan beyan belli olan  batılı “güçler” ortada iken, ortaklarından yediğimiz kazıklar dururken, onların etkin olduğu NATO’dan, yakında yeni ve önemli görevler almaya amade olduğumuzu gösterebiliyoruz?
Nasıl oluyor da; güney ve güneydoğu sınırlarımızın dışındaki yok edilen kırmızı çizgilerimizi hiç hatırlamadan, komşularımızın parçalanması projelerine gülümseyerek bakabiliyoruz?
Nasıl oluyor da; artık füze ve ağır silahlarla donatılmaya başlanan terörün “başını ezdik, belini kırdık” edebiyatı ile avutulabiliyoruz?
Nasıl oluyor da; gözlerimiz sahnedeki silindir şapkaya çevrilmiş, çıkacak tavşanın ne kadar iri olacağını, nasıl uçuşa geçeceğini, ne kadar hızlı olacağını tartışmakla meşgul edilebiliyoruz?
Nasıl oluyor da; alevlerin yakıcılığı her tarafımızda hissedilirken, yetkililerimiz Hindistan’a FETÖ darbelerinden nasıl korunabileceğini öğretmekle meşgul olabiliyor?
Nasıl oluyor da; etrafımız ateş çemberi içinde iken, ordumuzun güçlendirilmesi için milletin dişinden, tırnağından arttırarak oluşturduğu Savunma Sanayi Destekmele Fonu’nu, hem de defalarca boşaltıp, faiz ödemeleri için bütçeye aktararak kullanabiliyorlar?
Nasıl oluyor da; gerçek çözüm olan İslam Birliği’ni, bölge ülkelerinin beraberliğini, yabancı güçlerin önce topraklarımızdan, sonra da bölgeden çekilmesi gerektiğini gündeme bile getiremiyorlar? Sanayileşmeyi konuşamıyorlar?
Bunlar gibi bir çok şaşılacak iş cereyan ediyor, günümüzde.
Sahi biz ne yapıyoruz böyle?
Ne ile meşgul ediliyoruz?
Düşmanlarımız ve “dostlarımız” ne ile meşgul, biz ne ile meşgulüz?
Dedelerimiz böyle durumlarda ne ile meşgul olurdu, biz ne ile meşgulüz?
Sahi bizim aklımız başımızda mı?
 
TOPLAR GÖRDÜK
 
Toplar gördük, karanlık orta çağı bitiren,
Toplar gördük, yelkenle çölden zafer getiren,
Toplar gördük, Seyit’ten, bir donanma batıran,
İzzet ikbal sembolü, mübarek toplar gördük.
 
Toplar gördük, yuvarlak yirmiiki kişilik,
Toplar gördük, peşinden koşulur fellik fellik,
Toplar gördük, sonucu hüsran yıkım tembellik.
Oyalanma sembolü içi boş toplar gördük.
 
Toplar gördük, diyardan diyara gider sesi,
Toplar gördük gençlerin beyhude beklentisi,
Toplar gördük en yüksek tepe başına sisi, 
Dedesi atla gitmiş, torun nal toplar gördük.
 
Ekrem Şama

 

TOP