REFERANDUMDAN GERİ DÖNÜLMELİ

 

 
Tasvip etmediğimiz ve değiştirilmesi elzem olan bir Anayasa’dan bazı maddeleri değiştiren, lakin maksadını çok aşan değişikliklerin öngörüldüğü bir referandum süreci yaşamaktayız. 
Bizce bu süreci bir an önce sonlandırıp halka gitmekden vazgeçilmelidir.
Bu konudaki düşündüklerimizi arzetmek istiyoruz:
Öncelikle Türkiye’de denetimsiz bir konumda ve çok geniş yetkileri olan bir başkanlık sistemi getirilmek isteniyor.
Bu durum ise hem devletimize hem de başkan seçilecek kişilere haksızlıklar içerir. Başkanın, istemese de etrafında bazı iyi niyetli gözüküp, aslında iyi niyetli olmayan danışman veya yardımcılarının yanlış yönlendirmesi tehlikesine maruz bırakılması demek olur. Bu durum ülke için felaket sonuçlar doğuracak kararların dar çerçevede alınması yönünde, tek kişi ve tek başına olan başkanın, yanlış bir karara ikna edilebilmesi tehlikesini beraberinde getirmektedir.
Yakın zamanda örneklerini yaşamadık mı?
Hatırlayalım:
Sayın Cumhurbaşkanımız başbakanlığının ilk yıllarında en yakınlarının yanıltması ile tarihteki büyük Haçlı seferlerinin Müslümanlara yönelik bir saldırı olarak algılanmasının yanlış olduğunu, bunların bir medeniyet alışverişi sonucunu doğurduğunu, yurt içinde ve uluslararası platformda uzun süreler dile getirmişti. Böylece onların bir İslam düşmanı olmadıklarını, katliam kastı taşımadıklarını vurgulamış oluyordu. En tepeden çıkan bu yanlış ifadeler millet olarak Haçlı’ya karşı tarihi gardımızı gevşetmeye başlatmıştı. Ama Sayın Cumhurbaşkanı bugün bu ifadelerinin ne kadar yanlış ve zararlı olduğunu anlamıştır ki, bu Haçlıların tarihten beri değişmemiş olduklarını, katliamcı ve medeniyetlerinin “tek dişi kalmış canavar” olduğunu ifade ediyor.
Yine çevresindeki yanlış niyetli kişiler, faydalı ve gerekli olduğu şeklindeki telkin ve tavsiyeleri ile kendisine BOP Eşbaşkanlığı’nı kabul ettirmemişler miydi? Bugün BOP’un İslam dünyasına ve Türkiye’ye ne kadar zararlar verdiğini ve ne kadar kötü niyetler taşıdığını herkes görmüyor mu?
Çözüm süreci denen ucubenin ne kadar gerekli ve faydalı olduğu yine yakın çevresi ve “akil” olarak kendilerini seçtirdikleri kişiler tarafından, yanıltarak kabul ettirilmesi neticesinde, PKK’nın silahlanmasına, mevzi kazanmasına ve büyük eylemler yapacak güce erişmesine sebep olduğunu kabul etmeyen var mı?
Yine bu “tek dişi kalmış canavarların” İslam dünyasına karşı başlattıkları saldırılarına doğrudan veya dolaylı destek vermesi yönünde yakın çevresi ve danışmanları tarafından, yanıltılarak ikna edilmesi sonucunda, ne büyük katliam ve zulümlerin yaşandığını bilmez miyiz?
Sonradan devlete ve kendisine silah çekecek olan Gülen ve ekibi ile adeta onlara teslim olarak 12 yıl çalışılmış ve devletin kadroları bunlara teslim edilmiş olması, acaba kimlerin Başbakan’ı yanıltması ile gerçekleşmiştir? Yanıltıldığını bizzat kendileri açıklamadılar mı?
Amerikan zalimlerinin Irak’taki katliamları sürerken, onlara “dua” içeren makalenin en yakınlarında bulunan art niyetli danışman veya görevliler tarafından yanıltılarak yazdırılmış bulunduğunu tahmin etmek zor mudur?
Başka örnekler de var elbet ama, söz uzuyor.
En çarpıcı örnek de bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendisinin  bu art niyetli kişileri çevresinden uzaklaştırması sonucu olmalı ki, “yapayalnız” kaldığı açıklaması değil midir? Yanından uzaklaştırdığı bu nevi kişilerin isimlerini bile saymak mümkündür.
Bu saydığımız büyük yanlışlıklar danışman veya yardımcılarının kasten veya cahillikle Sayın Cumhurbaşkanını yanıltmaları sonucunda yapılmıştır.
O halde bu tür hataların gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın “başkanlık” döneminde veya daha sonra seçileceklerin dönemlerinde tekrarlanması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü böylesi kararları “başkan” tek başına vermek durumundadır. Bu anayasa değişikliği neticesinde ülkemizin idari sisteminin kökünden değiştirilerek yanlışlıkla bölünmeye zemin hazırlanması tehlikesi vardır. Başkanı bu yönde etkileyip yanlış kararlar almasına zemin hazırlayacak art niyetli kişilerin başkanın etrafına sızma tehlikesi hep mevcut olacaktır. Bu yönü ile bu anayasa değişikliği gerçekleştirilecek olursa, dolu bir silah, emniyeti de açık olarak ortaya konmuş olacağından, bu tetiğin bir gün yanıltılarak veya yanlışlıkla çekilmesi tehlikesi hep var olacaktır.
Bu ise hem ülkemize, hem de başkanın bizzat kendisine haksızlık edilmesi sonucunu doğurabilecektir.
O halde referendum kararından nasıl dönülecekse, bunun yolunun bulunup, bu değişikliklerin bu dediğimiz ve daha başka mahzurlarının tekrar gözden geçirilmesi, düşünülerek, taşınılarak, düzeltilmesi ve buna göre halka gidilecekse sürecin tekrar edilmesi gerekmektedir.
Bu tehlikelere işaret etmeyi vatani bir görev bilerek bu yazıyı kaleme aldık.
Bir yönü ile de tarihe not düştük.
 
TEDBİR
 
Tedbirin temeli,
Düşünce düşünmek...
Ya bize ne demeli?
Düşünce, düşünmek!..
 
Ekrem Şama

 

 
TOP