PAÇALARIMIZ TUTUŞUNCA

 
İslam coğrafyasının tutuşturulup yakılması kararı, 2001 ikiz kuleler mizanseninin sahnelenmesinden sonra ABD tarafından kararlaştırılmış, batılı devletler de buna destek vermişlerdi. Arkasında İsrail’in olduğunu söylemeye bile gerek yoktur.
Bizdeki iktidar ise o tarihten beri sürekli yanlış yaptı. Bu yangının söndürülmesi yönünde değil, yaygınlaştırılması yönündeki çabalara fiili, ya da dolaylı destek verdi.
Uyarılara aldırmadan, seslere kulak tıkayarak, yazılanları görmezden gelerek...
Bugün artık o yangın gele gele bizim paçalarımızı da tutuşturdu, maalesef.  Aynı devletler eliyle. 
Düşmanlarımız olan terör örgütlerine ağır silahlar dahil her türlü desteği vererek ve bunları da sınırlarımıza yığarak. Nispeten huzur ve barışın hakim olduğu Katar ve ona düşman edilen diğer ülkelerde de yangın çıkarmaya teşebbüs ederek.
Gelinen noktada bizdeki iktidar doğru şeyler yapmaya başladı. Şükürler olsun. Bu kerre yangın çıkarmak isteyen ABD, Batı ülkeleri ve İsrail’in istekleri doğrultusunda hareket etmeyerek, yangının söndürülmesi için adımlar atmaya başladı. Bu adımları peşpeşe geliyor ve alkışlayarak izliyoruz. Zararın neresinden dönülürse kurtuluşun oradan başlayacağını ifade edelim ve tebriklerimizi sunalım.
Zaman çok geçti, erkendi, olurdu, olmazdı tartışması bir tarafa, düşündüğümüz bazı şeyleri ifade edelim. Bunlar uygulanır mı, uygulanamaz mı tartışmasına da girmeyerek, sadece ufuk açıcılık yönünden.
Önce direkt Katar’a, dolaylı olarak da Türkiye, İran ve Pakistan’a düşman edilen diğer İslam ülkelerinin yanlışlarını düzeltmeleri için ikaz edilmeleri konusunda ne yapılabilir?  Şunu bilmek lazımdır ki, bu İslam ülkelerinin sadece yöneticileri ABD’nin yönlendirmesi ile bu tutuma girmişlerdir. İnanıyoruz ki, onlar da çeşitli sebeplerden dolayı “sırt” korkusuyla hareket etmektedirler. Halk ise bundan tedirgindir, yöneticileri gibi düşünmemektedir.
Bizim yöneticilerimiz ise halkımızı harekete geçirmekte pak mahirdir. Milyonluk mitinglerle meydanları doldurarak mesela bir darbeyi önlemek için halkı harekete geçirebilmişlerdir.  Yine köşeleri ve ekranları yönlendirmeyi çok iyi bilmektedirler.
Buradan hareketle diyoruz ki, bu güne kadar ABD, Batı ülkeleri ve İsrail konusunda hep yanlış yaptınız. Şimdi doğruları görmeye başladığınıza göre, halkı bu yönde harekete geçirelim. Hepimiz biliyoruz ki, bütün dünyada ve özellikle İslam dünyasında, halkımızın darbeyi nasıl önlediği canlı olarak izlenmiş ve büyük bir hayranlık doğurmuştu. İslam dünyasında Müslümanların gözünde bizim milletimiz bu başkaldırısı ile kahraman seviyesine çıkmıştır. 
Bu defa yine halkımızın tamamına yakınının katılacağı milyonluk halk hareketleri ile, İslam devletlerindeki Müslümanların harekete geçirilmesi mümkün gibi gözükmektedir. Çünkü onların da isteği Türkiye ile ittifaktan yanadır. Bu isteği kuvveden fiile çıkaracak kansız halk hareketleri  oluşturulabilir. Bu hareketler Katar ve bizim gibi düşünen diğer devletlerde de eş zamanlı yapılmalıdır. İnanıyoruz ki, sırt korkusu ile yanlış yapmaya zorlanan İslam dünyasındaki yöneticiler için de bir çıkış kapısı aralanmış olacaktır. Hiç birisi bu yoğun halk hareketine duyarsız kalamayacaklardır.
İçeride halkımızın bu hareketleri olurken mahir diplomatlar da harekete geçerek aynı doğrultuda çalışmalıdırlar. Ama asla hiç bir İslam devletinin aleyhinde konuşulmayacak, sadece uyanışa çağırılacaklardır.
Yine inanıyoruz ki, 15 Temmuz darbe girişimi karşısında halkımızın topyekün harekete geçmiş olması, ABD ve Batılı devletleri de emelleri yönünden olumsuz etkilemiştir. Bütün İslam dünyasında yapılacak bu tür organizasyonlar, ABD ve Batılı devletlerdeki Müslüman kesimin, hatta dini ne olursa olsun mağdur kesimin de dikkatlerini çekecektir. Onların da duyarlı davranacakları tabiidir. Bu mütecaviz ve kendini çok güçlü kabul eden devletlerin de yumuşak karnı tam burasıdır. 
Önemlidir ki, bu nevi halk hareketleri barışçıl metodlarla yapılmalııdır. Asla sertlik olmamalıdır. Kan dökülmemelidir. Mesaj verici olmalıdır.
Atılan sloganlar ve açılan pankartlar dünyadaki bütün Müslümanlara mesaj verici olmalıdır, barış ve birleşme mesajı elbette.
Bu, mevcut ABD, Avrupa ve İsrail’in tahrikiyle yaygınlaştırılmaya çalışılan yangının söndürülebilmesi için bir çıkış olabilir mi?
İslam Birliği’nin kurulması için bir dinamik oluşturulmuş olabilir mi?
Önerilerimiz çarpıtılmasın. Amerika, İsrail ve Batılı devletlerle tüm irtibatları kesmeyi öneriyor değiliz.  
Bu önerilerimiz, iktidarın başından beri sadece batıya dönmekle yanlış yaptığının kendisi tarafından da kabulü ile hayata geçirilme şansına sahip olur. İçeride ötekileştirici söylemleri bırakıp birleştirici söylem ve icraatlarla hayatiyet kazanabilir. Mezhep farklarını kaşıyıcı bazı hoca ve köşelerin beyinlerinin serbest bırakılması ile anlam kazanabilir. Aksi halde, efendim hala Amerika stratejik müttefikimiz, Avrupa medeniyet idealimiz, İsrail yakın dostumuz kanaati mevcutsa, bu önerilerimiz yapılmamış olsun. Ama şu da bilinsin ki, şimdilik tutuşan paçalarımızdır. Aymazlık devam ederse, Allah korusun olacaklar bellidir.
Son cümlemiz şudur ki; nasıl tarihteki büyük Haçlı seferlerinin önlenmesi İslam Birliği’nin sağlanması ile mümkün olmuşsa, bu defaki Haçlı Seferleri’nin durdurulmasının tek çaresi de İslam Birliği’dir.
 
AYAĞA KALK
 
İslam Birliği tek çare, Ayet Kur’an’da, 
Bundan başkası çare değil, angarya!
Büyük yanlışlar yaptın, geçen zamanda,
Artık gerçeği gör, ayağa kalk Sakarya!
 
Ekrem Şama
 
TOP