OLMAZ KARDEŞİM OLMAZ!

 
 
Amacımız kuru eleştiri değildir. Doğru bildiklerimizi ortaya koymak gayesi ile yazıyoruz.
Biz biliyoruz, görüyoruz ki, çıkmaza girdin.
Eski borçlar ve faizleri seni zorluyor, yeni borç bulamıyorsun ki, sistemi çeviresin. Başta IMF olmak üzere kimseler maddi teminat almadan yeni borç vermiyor. Uçan kuştan medet umar hale geldin.
Olmaz kardeşim, olmaz!
En baştan, “vahşi kapitalist” sistemi tercih ettiğini açıkladın. Borca ve sıcak paraya dayalı kalkınmayı hedefledin. Faizli sistemi çağın realitesi kabul ettin. Halbuki bu sakat sistemi sömürü amacıyla icat edenler, rantiyeciler, sana bunu sistem olarak empoze ettiler. Sen de bu sistemi uygulamaya çalıştın. Çıkmaza girdin. Rantiyecinin ve sömürücünün yumuşak lokması haline geliyorsun. Faizsiz bir sistem arayışına girdiğinde çoktan tuzağa düşmüştün ve geç olmuştu. Olmazları tercih ettin ve olmadı.
Olmaz kardeşim, olmaz!
Eline geçen yatırım fırsatlarını hizmet, tüketim, yapı, hafriyat ve betona dayalı yatırımlara harcadın. Üretim sektörünü ihmal ettin. İstihdam için, büyümek için, ihracatı artırmak için, milli geliri arttırmak için, üretim yapmak gerektiğini anlayamadın. Şimdi ne yapsan milli gelir artmıyor. Sanayi ölü durumda. İşsizlik tavan yapmış, bölüşüm oranları en kötü durumlara düşmüş vaziyette. Düzeltemiyorsun çaresiz kaldın. Olmazları tercih ettin, şimdi olmuyor.
Olmaz kardeşim, olmaz!
Birileri kulağına fısıldamış olmalı ki, “devlet sanayicilik yapmaz” diye sektörden çıkardın. Devlete ait hantallaşmış sanayi tesislerini tedbir alıp kurtarmak, modernize etmek, tevsi etmek, yeni üretim teknikleri getirip kurtarmak yerine, haraç mezat sattın. Satınalanlar da üretim yapmak yerine sabit kıymetlerini ranta çevirip yediler ve tesisleri yerle bir ettiler. Yenilerini kurmadın, kuramadın. Üretimden çıkardığın devleti beton yatırımlarına soktun. Bu durum kalkınmanın olması değil, sanayiin ölmesi demekti. Ve öldü. Sanayisiz kalkınma olmayacağını farkettiğinde de artık çok geç idi. Baştan olmazları tercih ettin ve olmadı. Devletin öncülüğü olmazsa sanayi sektörü ayağa kalkamaz ve kalkamıyor. Nitekim yüzlerce milyar liralık cazip teşvikler açıklıyorsun, ama kimse sanayi yatırımı yapmıyor. Daha yerli otomobil yaptıramadın. Her iş adamları toplantısında kulaklara bunu haykırdığın halde kimse oralı olmuyor. Devlet öncü olmadan olmaz. Olmuyor.
Olmaz kardeşim, almaz!
Tarım ve hayvancılıkta nerelere geriledik, görmez misin? Teşvik tedbirlerini doğru kullanmadan tarımı geliştiremezsin. Serveti, israfı, tüketimi teşvik etmek yerine, emeği, üretimi, kaliteyi ve miktarı teşvik etmen gerektiği ta baştan beri söylendiği halde yapmadın. Yapmadın da ne oldu, tarlalar bomboş kaldı. Temel gıda maddeleri olan, başta buğday, arpa, hububat, bakliyat gibi ürünleri dışarıdan getirtiyorsun. İzlediğin politkalarla bu durumu düzeltemezsin, olmaz, nitekim olmuyor. Onlarca milyar dolar gıda maddeleri ithalatına gidiyor. Bunu sen de arzu etmiyordun, ama yanlışların yüzünden tıkandın kaldın. Şimdi düzeltemiyorsun. Düzelmez de. 
Olmaz kardeşim, olmaz!
Et ürünlerinin fiyatı arttıkça, dışarıdan neyle beslendiği, nasıl üretildiği şüphelerden ari olmayan et veya canlı hayvan ithalatı yapmayı çare zannettin. Milyarlarca doları dışarı gönderdin. Akıllı bir politika ile hayvancığı desteklemedin. Teşvik musluklarını yanlış kullandın. Üreticinin ürünlerini rahat pazarlamaları için engelleri kaldıracağın yerde yeni engeller koydun. Üretici hayvanını pazara götüremedi. Şu anda bile doğuda üretilen hayvanlar batı pazarlarına götürülemiyor, engeller koydun. Anadoluda meralar boşaldı. Ahırlar ıssız kaldı. Tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi yerle bir oldu. Hayvancılığı geliştirmeden gıda piyasasını kontrol edemezsin. Edemiyorsun. Olmuyor.
 Olmaz kardeşim, olmaz!
 Bu saydığımız ve başka yanlışlar yüzünden dehşete düşüren bir iç göç yaşanıyor. Türkiye’nin gıda üreticisi olan Anadolu insanı köylerini, mahallelerini, şehirlerini boşaltıyor. Büyük şehirlere müthiş bir göç başladı. Üstelik bu göçü durduramıyorsun. Hala yanlışa devam ediyorsun. Ekonomi, sanayi, şehirleşme, üretim, tarım, hayvancılık politikalarını düzeltmeden olmaz. İç göçü önleyemezsin. Bir zamanlar ortaya attığın gibi büyük şehirlere vize koysan dahi önleyemezsin. Olmaz!
Yanlışlarını düzelt kardeşim, yanlışlarını!
Süslü ve gönül okşayıcı, göğüs kabartıcı söylemler bir yere kadar geçerlidir. O yere ulaştığını gör. Yanlış politikalarını düzelt. Düzeltmeden olmaz, olmuyor! Borcu borçla çevirmeye çalışman bir yere kadar. İç ve dış rantiyecileri doyuramazsın. Kendi kaynaklarımıza dön. Faizin tahribatını gör artık.
Bak, kardeşane tespitlerimizden hakkımızda yanlış sonuçlar çıkarma! Maksadımız sarsarak uyandırmaya çalışmak. Sana da kimseye de düşman değiliz. Ülkemizi ve değerlerimizi seviyoruz. Lütfen kardeşim, yanlışlardan dön! Ülkeni de, kendini de, halkını da soktuğun çıkmazlaedan kurtar!  
Bu gidişle, bu politika ile kurtuluş olmaz!
Olmaz kardeşim, olmaz!
Olmaz!
 
YUMUŞAK LOKMA
 
Borç alan emir de alır demişti atam,
Alınan o borçlar benzermiş tuza tam.
Kurtulan borçlu bir devlet yoktur, şu olur:
Tuzla yumuşayıp, sonunda turşu olur. 
 
Ekrem Şama

 

TOP