NE UMDUK, NE BULDUK?

Trump Amerika’sı ile beklenen görüşme yapıldı. 
Artık terör evrilerek yeni bir döneme giriyor.
Türkiye’nin terörle mücadelesi bundan böyle eskisi gibi olmayacak.
Amerika ile ilişkilerimizde eski döneme nokta koyuldu. Yeni bir döneme girdik.
Gerçekleşen 20 dakikalık Erdoğan-Trump görüşmesinde, Sayın Cumhurbaşkanımız bütün delilleri ortaya döktü tek, tek. Amerika’nın bundan önce, stratejik müttefikliğe sığmayan hareketleri bir bir izah edildi. Türkiye’yi aldatarak terör örgütlerine verdiği silahların hangi yol ve yöntemlerle PKK’nın eline geçtiği, bu örgütün de bu silahları Türkiye’ye karşı nerelerde, nasıl kullanıp askerimizi ve polisimizi şehit ettikleri, fotoğrafları ile, filmleri ile, belgeleri ile, şahitli ispatlı olarak Trump’un önüne bir bir konuldu ve açıklamaları yapıldı. 
Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaretten önce ifade ettiği “nokta koyma” olayı böylece gerçekleşti.
Bu koyulan nokta iki önemli anlam içermektedir:
Birincisi, bundan sonra Türkiye-Amerika münasebetleri asla eskisi gibi olmayacak. Amerika bir takım aldatma taktikleri ve sinsi yollarla değil artık terör örgütlerine açıktan silah desteği verecek. Hem de modern ve gelişmiş silahları alenen, göstere göstere verecek. Türkiye ise bundan tamamen haberdar olduğu için, her aldatıldığını tespit etiğinde “Ey Amerika, bizimle mi ortaksın, terör örgütleri ile mi ortaksın, kararını ver!” ya da, “Haddini bil haddini!” türünden halkımızın heyecanını teskin edecek açıklamaları yapamayacak. Çünkü artk aldatma olayı olmayacak. Bu görüşme ile artık Amerika’nın bu tutumu Türkiye tarafından zımnen kabul edilmiş olmaktadır. Bu husus ilişkilerimizde eskiye nokta koyarak yeni bir ilşki şeklinin yürürlüğe girdiği anlamına gelmektedir. Yani zımnen kabul edilen bu duruma göre, müttefikliğe sığmayan hareketleri olsa bile, Amerika bizim stratejik ortağımız olmaya devam edecektir. 
Amerika, terör örgütlerine bu silah, araç, gereç ve gerektiğinde personel desteğini açıktan ve bizim topraklarımızdaki üsleri kullanarak yapacak. Çünkü bu yardımların DEAŞ ile mücadele kapsamında yapıldığını ve yapılacağını masada açıkça ifade etti. Üslerimizin de yabancı güçler tarafından bu amaçla kullanılacağı bizim 2014 tezkeresinde zaten yazılmış idi. 
Yapılacak bu silah desteğinin PKK’ya yapılmış olacağı zaten belgeleri ve delilleri ile sabit. Bu da Türkiye’nin de baş belası olan terörün evrilerek güçlenmesi demek olacaktır.
İkincisi, Türkiye terörle mücadelede yeni bir safhaya girecektir. Onlarca yıldır mücadele ettiği ve bir türlü yenemediği terör örgütleri, artık daha da güçlenmiş, dolaylı silah desteği almış olacağından, bundan böyle tank, helikopter ve uçak gibi silahlarını etkin bir şekilde kullanırken daha dikkatli olmak zorunda kalacaktır. Çünkü teröristin eilne bunlara karşı kullanacağı silahlar bulunacaktır. Daha çok askerimizin ve polisimizin şehit edilebileceği, anlamı da göz ardı edilmemelidir. Hatta sınır ötesi harekatlarla vurulan terör yuvaları ve depoları için, bunların “intikamı” adı ile şehirlerimizi ve önemli noktalarımızı vurabilecek silahlarının da olabileceği kuvvetle muhtemeldir. 
Yine aynı masada PKK terörü ile mücadelede Türkiye’ye de silah desteği verileceği, istihbarat paylaşımı yapılacağı hususları da başlı başına düşündürücü gelişmelerdir. Bu silah vaadi şayet teröristin eline verilecek modern silahları dengelemek için ise, ki böyle olacaktır, bu da daha çok kan dökülmesi, çatışmaların daha geniş sahalara yayılması demek olacaktır. İstihbarat paylaşımları ise bundan öncekiörneklerinde görüldüğü gibi, Türkiye’den daha çok teröristin işine yarayacak şekilde yapılacağını tahmin etmek zor değildir. Dağlıca, Aktütün gibi örnekler hafızalarımızdadır.
Bu durum da, daha çok kan döküleceği, daha çok tahribatın yaşanacağı anlamlarını içerdiği gibi, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz başta olmak üzere, göç hareketlerini daha da hızlandıracağı sonucunu doğuracaktır. Bu da BOP hedeflerinin gerçekleştirilmesi yönünden Amerika’nın işini kolaylaştıracaktır.  
Biz Milli Görüşçüler olarak Amerika ile ilişkilerimizde konulacağı söylenen “nokta”nın, dik bir duruş gösterilerek tarihi yanlışlardan dönüş ve  İslam Birliği’ne gidilecek yolda bir dönüm noktası olacağını tahmin ediyor, umutlanıyorduk. 
Ne umduk, ne buluyoruz?
 
 
 
HAKK’IN GÜCÜ
 
Ezeli ve ebedi tek güç
Olarak tanınmaz ise Hakk;
İmana ait bu feci suç
Helake götürür muhakkak!
 
Ekrem Şama
TOP