LİDERLERİN SANAYİ KARNELERİ

 

 
Türkiye Cumhuriyeti’nin 94 yıllık sanayi serüveninden kesitler sunarak bu sürece damgasını vurmuş liderlerin karnelerini oluşturacağız. Karnedeki başka derslerin durmuna girmeden.
Temel sanayi dersi.
Yani motor, uçak, otomobil, fabrika yapan fabrika ya da silah sanayi gibi temel sanayileri kasdediyoruz. 
1923’te başlayıp 1938’e kadar olan 15 yıllı zaman diliminde Atatürk tek adam olarak devletin başındadır.
Bu devir temel sanayi açısından gerçekten olumlu verimli ve sonuç alıcı atılımların yapıldığı dönemdir.
İktidarının ilk yıllarında verdiği talimatlarla uçak sanayi konusunda atılımlara başlanmıştır. Kayseri, Ankara ve Eskişehir üçgeninde yapılan çalışmalarla atölye veya fabrikalar hayata geçirilmiş, yabancı patantle de olsa, yüzden fazla uçak imal edilmiştir.
Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi havacılığa gönül vermiş olan kişiler bu 15 yıllık zaman diliminde uçak sanayi sektörüne büyük hizmetler sunmuşlardır. Önce amatörce başlattıkları uçak imalatında fabrikalar ve konu ile ilgili eğitim müesseseleri de kurmuşlar, yüzlerce havacılık personeli yetiştirmişlerdir. Bu insanlara bazı bürokratik engeller çıkarılmasını eksi puan olarak düşünsek bile bu devir temel sanayiler konusunda çok iyi bir devir olmuştur. Yani Atatürk bu konuda çok iyi bir puana sahiptir.
1938-1950 döneminde yaklaşık 12 yıl İsmat Paşa dönemi olarak tarihe geçmiştir.
Dönemin ilk yıllarında Atatürk’ten devreden uçak sanayi konusunda olumlu adımlar atılmaya devam edilmiş, gerek devlet kuruluşları, gerekse şahıslar yüzlerce uçak üretmeyi başarmışlardır. Ama ilerleyen yıllarda, uçak sanayiini geriletecek ve bitirecek engellemelerin devreye girdiğini görmekteyiz. Deneme uçuşlarındaki bazı aksilikleri ve havaalanı arazilerindeki bazı dava konularını bahane ederek, sipariş iptalleri ve bürokrasi çarklarının acımasız ezme hareketleri ile uçak sanayinin çökertilme durumuna getirldiğini içimiz acıyarak ifade etmeliyiz. 
Ayrıca çok şey beklenilen Killigil silah fabrikasının da bu dönemde sabotajla havaya uçurulması, hükümetin de bu konudaki savsaklamaları düşünüldüğnde, İsmat Paşa’nın karnesindeki temel sanayi puanının kırık olduğu aşikardır.
Çok partili dönemin ilk lideri şüphesiz Adnan Menderes’tir. 1950-1960 yılları arasında 10 yıllık iktidarı süresince iyi niyetli olduğunu kabul etsek bile, olumlu adımlar atamamış olduğunu görüyoruz.
Uçak sanayi konusunda henüz yıkıntıların dumanı tütmekte iken iktidara gelmişti. Bu yıkıntıları az zararla telafi edip, bu sektörü tekrar ayağa kaldıröma imkanları var idi. Bilhassa bürokrasi çarkları arasına sıkışmış ve yıkılmakta olan tesislerinin kurtarılması için Nuri Demirağ’ın gerek resmi, gerek şahsi kanallardan ulaşan feryatlarına kulaklar tıkanmıştır.
Ayrıca Gümüş Motor fabrikasını hayata geçiren genç Mühendis Necmettin Erbakan’ın yüzlerce yerli motor imal etmesine rağmen elinden tutamamış, Menderes’in gözleri önünde azgın kapitalist sistemin acımasız aktörlerinin hile ve oyunları ile bu teşebbüs önlenmiştir. Bunlar göz önüne alındığında Menderes’e olumlu puan vermek mümkün olmaz. 
Demirel dönemine baktığımızda, ilk işinin Necmettin Erbakan’ın kontrol ve kumandası ile 4 tane prototipinin imal edilmiş olamasına rağmen Devrim otomobili girişimini önlemiş olması, eksi puan olarak yazılmalıdır. Montaj sanayi konusunda bazı adımların atılmış olmasına ve elinde bazı imkanlar olmasına rağmen, Anadolu müteşebbisinin vahşi kapitalist sisteme ezdirilmesi Süleyman Demirel için yine bir eksi puan sayılmalıdır.
1973-1980 yılları arasında Milli Görüş’ün toplam 2 yılı biraz aşan kısa koalisyon ortaklıklarında, Necmettin Erbakan’ın temel sanayi konusunda büyük atılımları gerçekleştirdiğini görmekteyiz. Ağırlıklı doğu taraflarında olmak üzere, hemen hemen her ilde olmak üzere 200 tane temel sanayi tesisinin planlanması, bunlardan 70 tanesinin üretime alınması, Necmettin Erbakan’ın karnesinin göz kamaştıran yıldızlı puanlarla doldurulmasına yetmektedir. Gümüş motor imalatı ve Devrim otomobillerini de hesaba katarsak yıldızların sayısı çoğalır. Ayrıca 1997 yılında kurulan D-8 ülkeleri ile temel sanayi konularının bu ülkelerde hayata geçirilmek üzere planlanmış olduğu, silah standardizasyonunun hedeflendiği de düşünüldüğünde yıldızların daha da çoğaldığı, onun muarızları tarafından dahi kabul edilmektedir.
Turgut Özal’ın 1980’li yılları aşan iktidarında F-16 uçaklarının montajı, -ki bildiğimiz kadarıyla 30 adet montaj üretimi gerçekleşmiştir- aşağı yukarı tek olumlu adım sayılır. Bu dönemde Türkiye’nin önünü açacak olan ve Erbakan’ın projelendirdiği sanayi tesisleri “hantal” olarak ilan edlip, tamamlanması aksatılmıştır. Bu dediklerimiz puana dökülürse 10 küsür yıllık zamanın verimli kullanılma imkanları varken kullanılamadığı düşülüp nötr puan verebiliriz.
Son 15 yılda ise ne yazık ki Türkiye sathında üretim yapan bir çok sanayi tesisinin özelleştirildikten sonra üretimlerini durdurdukları, bunların arsa ve sabit kıymetlerinin bilinçsizce ranta çevrildiği, yerlerine yenilerinin ise kurulamadığı gibi, kurulması için de bir teşebbüsün olmadığını görmekteyiz. Son Yıldırm Hükümeti’nin programında “somunu büyütmek” olarak takdim edilen sanayiin geliştirilmesi konusunda olumlu bir adımın atıldığını söylemek zordur. 200 küsür milyar liralık bir teşvikten bahsedilmesine rağmen bunlardan henüz hayata geçmiş olanı da duymadık. 
Velhasıl son 15 yıla damgasını vuran Recep Tayyip Erdoğan’ın temel sanayi konmundaki panı kırıktır.
Konu ile ilgili çok şey yazılıp söylenmesi mümkündür ama bir yazı hacimini aşacağından sözü bitirmemiz gerekiyor.
 
ALİM-ARİF
 
Alim, ilimde aşama geçiren kişi,
Arif, İlimi yaşama geçiren kişi!..
 
Ekrem Şama

 

TOP