KUDÜS SORUNUNU KİM ÇÖZER?

 

 
Ortadoğu’nun çıbanbaşı Kudüs sorunu.
Geçmişte savaşlara ve mücadelelere sebep ve sahne olmuş bir sorun.
120 yıldır masada çözüm bekleyen, zaman zaman kan dökülmesine  sebep olan bir sorun.
Bugün yine zulüm ve kan dökülmesi sahneleri yaşanıyor.
Peki nasıl ve kimler tarafından çözülebilir?
Alternatif olarak konuşulan ihtimalleri gözden geçirelim:
Bu sorunu İsrail çözebilir, diye fikir ileri sürenler var. 
Bu akla ve gerçeğe uymaz. Çünkü İsrail sadece Kudüs’ü değil, Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları, şehirleri, mabetleri ve zenginlik kaynaklarını ele geçirip, “Büyük İsrail” olma hayalleri üzerine bina edilmiştir. Olayın müsebbibidir. Barışçı ve gerçekçi bir çözüm üretemez, üretmez. 
İngiltere’nin de içinde bulunduğu Avrupa çözebilir mi? 
İsrail’in kurucularını bu bölgeye, emellerini bile bile, bir devlet olmak üzere, Balfour deklerasyonu ile bir çıbanbaşı olarak yerleştiren, İngiltere ve Birinci Dünya savaşındaki müttefikleridir. Yani Avrupa’dır. O günkü politikalarında bir değişim de olmamıştır. Bunların Kudüs sorununu barışçı ve adil bir şekilde çözmeleri mümkün değildir.
ABD çözebilir mi?
Asla çözemez.
Çünkü koskoca bir ABD’nin adeta varlık sebebi, İsrail’in menfaatlerinin korunmasıdır. Bunun için İsrail’in aleyhine bir çözümü kabul etmesi, taraftar olması, ya da masaya getirmesi asla mümkün değildir.
Birleşmiş Milletler çözebilir mi?
Asla çözemez, çözmez!
Çünkü Birleşmiş Milletler teşkilatı, İsrail’i fiilen devlet olarak bölgede fitne kaynağı ve çıban başı olacağı biline biline, hayata geçirmek üzere 1948’de kurmuştur. İlk kararı da zaten İsrail’inkurulması olmuştur. Bu güne kadar İsrail’in aleyhine bir çok kararlar almış olmasına rağmen, bunları yürütmek için kılını kıpırdatmamış olduğu düşünülürse, problem çözmek için değil, göz boyamak için kararlar aldığı anlaşılır. Çünkü BM teşkilatı 5 devletin kesin kontrolünde kurulmuş, halen de bu kontrol devam etmektedir. Her ne kadar Akparti iktidarı “Dünya 5 ten büyüktür” diye bu haksızlığı dile getiriyor olsa da, bunun değişimi, ya da alternatifinin kurulması için hiçbir teşebbüste bulunmamış, ya da bulunamamıştır. Bu bakımdan Birleşmiş Milletler teşkilatının bu günkü yapısı ile bir çözüme ulaşmak asla mümkün değildir.
Peki, herhangi bir İslam ülkesi tek başına çözebilir mi?
Bu da mümkün gözükmüyor.
Çünkü şu anda bu gücü elinde bulundurup, bu kadar süper güce karşı masaya yumruk vurabilecek bir İslam ülkesi yok. Yakın gelecekte de olması pek muhtemel değildir. Çünkü herhangi bir İslam ülkesinin güçlenmesini batılı güçler ve İsrail asla istemez. Nitekim İran’ın başına gelenler, Pakistan’ın başına gelenler, hatta bizim başımıza gelenler ortadadır. Bir ülkenin güçlenmesi, sanayinin, tarımının, hayvancılığının, kültürünün gelişmesi ve zenginleşmesi ile mümkün olabilir. Bu açılardan baktığımızda Türkiye’nin de gerçekten güçlenemediğini, yazık ki, çeşitli şekillerde potansiyelini betona ve hafriyata yatırmak durumunda bırakıldığını ve aşırı borçlandırıldığını görmekteyiz. O halde Kudüs sorununu bu haliyle bir İslam ülkesi de çözemez.
Geriye bir tek alternatif kalıyor:
Kudüs sorunu dahil, İslam ülkelerinin başına açılmış, çoğu suni sorunlar sadece ve yalnız Müslümanların birleşmesi ile çözülebilir.
Yani İslam Birliği ile bir araya gelecek olan Müslüman ülkeler, sadece silah gücü ile değil, görünürde sahibi bulundukları yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarına gerçekten sahip çıkarlarsa ancak Kudüs’te de, dünyada da barışı sağlayabilirler. 
 Açık bir şey daha yazalım:
İslam Birliği kurulmadığı müddetçe sadece Kudüs sorun olmaya devam etmeyecek, diğer kutsal beldelerimiz de sorun yumağı haline getirilebilecektir.
Ancak ve yalnız İslam Birliği kurulur da Allahın farzı yerine getirilmiş olursa, Allah’ın yardımı ve Müslümanların gayreti ile fesat odaklarının karşısında bir “Barış merkezi” kurulabilir.
Peki İslam Birliği’nin kurulması başarılamazsa ne olur?
Başarılana kadar, başaran aktörler ortaya çıkana kadar Müslümanlara rahat yüzü gözükmeyeceğe benzemektedir.
 
BİRLEŞİN
 
Üstümüze çullandı bunca vahşi sırtlan,
Parçalarını koparır gibi bir leşin!
Tefrika hepimize haramdır Müslüman,
Kalkın ayağa da, kucaklaşıp birleşin.
 
Ekrem Şama
TOP