FATİH’İN İSTANBUL’U FETHETTİĞİ YAŞ…

Bunu herkes biliyor.
Fatih İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı.
Ama pek bilinmeyen ve üzerinde konuşulmayan husus, Fatih’in İstanbul’u fethetmesinden önceki hayatı ve yaşadığı merhaleler.
1431 yılında doğmuş bulunan Şehzade Mehmed, daha beşikteyken Edirne’de Sultan 2.Murad Han’ın bir misafiri vardır. Büyük ilim tasavvuf ve Hakk aşığı Hacı Bayramı Veli. Padişah, İstanbul’u fethedip Peygamberimizin müjdesini hayata geçirebilmesi için kendisine dua etmesini rica eder. O da bir tefekkür safhasından sonra:
“-İstanbul’un fethi şu beşikteki şehzade ile benim öğrencim Akşemseddin’in zamanına rastlaması muhtemeldir.”
Diyerek karşılık verir. İşte bundan sonra artık Şehzade Mehmed babası tarafından özel ihtimam gösterilerek fetih için yetiştirilmeye başlanır. Başta Akşemseddin olmak üzere devrin en ünlü hocaları saraya getirtilerek Şehzade’nin eğitimi için her şey yapılır. Rivayetlere göre bu eğitimde hocalara gerekirse Şehzade’yi dövme yetkisi de verilmiştir. Şehzade 12 yaşına geldiğinde artık çağının en büyük ilim adamıdır. 6 tane yabancı dili konuşabilmektedir. Kur’an, mantık, felsefe, akaid, matematik, fen ilimleri, maden ve metalürji, balistik, askerlik, liderlik, dünya siyaseti gibi konularda mükemmel eğitim almıştır. Henüz devlet tecrübesi yoktur.
Sultan 2.Murad Han, oğlunun İstanbul Fatihi olacağını düşündüğünden ve bu kutlu olayı hayattayken görmeyi arzuladığından dolayı, 1444 yılında Haçlılarla 10 yıllık barış anlaşmaları imzalayarak tahttan feragat etmiş, Şehzade Mehmed’in cülusunu sağlamıştır. 12 yaşında tecrübesiz bir çocuğun Osmanlı tahtına oturmasını fırsat bilen düşmanları harekete geçmişlerdir. Sultan 2.Mehmed Han ünvanı ile tahta oturan istikbalin Fatih’i, tecrübesi olmadığını bildiğinden dolayı, etrafında bulunan devlet adamlarının, devletin tehlikeye girebileceği yönündeki ikazlarını dikkate alarak, tahttan inip babasının yeniden geçmesini sağlamıştır.
İşte bu dönem mükemmel ilimleri öğrenmiş olan Şehzade Mehmed’in tecrübe kazanma dönemidir. Babasıyla birlikte savaşlara katılmış, askerle haşır neşir olmuş, liderliğin ve kumandanlığın sırlarını öğrenmiş, düşmanlarını fiilen tanımış, siyaset nasıl icra ediliyor yakinen müşahede etmiştir.
Şehzade Mehmed, babası tarafından tayin olunduğu Manisa Valiliği görevini 7 yıl fiilen yapmıştır. Bu dönemde de devlet idaresi, halkla ilişkiler, liderlik gibi konularda kendini yetiştirmiştir. Böylece hem ilim, hem tecrübe yönünden çağının en üstünü ve İstanbul’u fethetmeye hazır bir kumandandır.
Babası 2.Murad Han’ın 1451 yılında vefat etmesi üzerine, bu defa her şeyi ile fetihlere hazır 19 yaşında bir Padişah olarak Osmanlı tahtına oturmuştur. İstanbul’u fethetmek üzere yetişmiş olduğundan muazzam bir fikri hazırlığı vardı. Bu hazırlıklarını hemen fiiliyata dökerek fetih için 2 yıl içinde bütün tedbirleri aldı. Mesela, surları kısa sürede yıkacak devasa toplar döktürdü. Havan topları icad etti. Füze benzeri düzenekler üzerinde çalıştı. İstanbul ve Çanakkale boğazlarını düşmana karşı kontrol altında bulundurmak için hisarlar inşa ettirdi. Gelibolu tersanesinde, 15 bin işçi ve ustanın geceli gündüzlü çalışması ile 200 küsür parçalık muazzam bir donanma inşa ettirip denize indirdi. Bu maddi hazırlıkların yanında ordusunu yeniden dizayn edip, yeni icad ettiği silahların kullanılmasını öğreterek maddi olarak, ilim adamlarının yardımı ile de manevi olarak mükemmel bir şekilde hazır hale getirdi. Bu arada diplomatik olarak öyle atraksiyonlar yaptı ki, dünya devletlerinin bu harekata gıkları çıkamaz durma gelmesini sağladı.
Artık Sultan 2.Mehmed Han 21 yaşındadır. Artık fetih zamanı gelmiştir. Meyve olgundur ve onu devşirecek tüm hazırlıklar tamamdır. 29 Mayıs 1453 günü bu kutlu fetih gerçekleşmiş, Efendimizin Hadisi Şerifleri tahakkuk etmiş, Sultan 2. Mehmed Han Fatih ünvanını böylece kazanmıştır.
 Özetleyecek olursak 21 yaşında “Fatih” olan Sultan 2. Mehmed Han,
Çocukluğunda fetih için gerekli olan ilimleri mükemmel öğrendi.
Siyaset savaş ve liderliği babasıyla fiilen cephelere giderek kavradı.
Halk ve asker ile ilişkileri 7 yıl padişahın emrinde valilik yaparak kavradı.
Hayatı boyunca “Fetih” için fikri hazırlıklarını geliştirdi.
Tahta oturduğunda da, maddi ve manevi hazırlıklarını bitirdi.
21 yaşına geldiğinde de fethi gerçekleştirdi.
Bu safhaların önemini sadece Fatih Sultan Mehmed Han’da görmüyoruz. Sayısız örnekler bize, genç yaşta bir fethin ancak böyle yapılabileceğini göstermektedir.
Tersinden bir örnek vermek gerekirse, “Genç Osman”ı hatırlamamız yeterlidir. İlim, siyaset, ve askerlik bilgisi mükemmel olmasına rağmen, tecrübe eksikliğinden dolayı, giriştiği muazzam bir teşebbüs, hunharca şehit edilmesi sonucu hüsranla neticelenmiştir. Az kalsın bu başarısızlığı devletin çökmesine sebep oluyordu. “Hailei Osmaniye” denilen tarihimizin yüzkarası bir olayla, o civanmert delikanlı Padişah’a kendi askerleri yüz kızartıcı metodlarla kıydılar.
 Günümüzün ve geleceğin “Fatih” lerine örnek olması yönünden bu yazıyı kaleme aldım. Genç yaşında fatih olmayı arzulamak gerçekten muazzam bir motivasyondur. Ama yeterli değildir. İlim, tecrübe ve hazırlık safhaları mükemmel bir şekilde yaşanacak, ondan sonra fetih gelecektir. Bu merhaleler olmadan girişilecek fetih hareketi, sadece fethi değil, kazanılmış eldeki mevcutların da zayi olması sonucunu doğurabilecektir.
Gözümüzün önünde olan bir olayı iyi tahlil edebilirsek bu gerçeği daha kolay kavrarız.
Bu tarih, genç yaşında büyük bir şehrin “Şehriemin”liğini  kazandıktan sonra, arkasındaki Milli Görüş desteği ile büyük bir başarıya imza atmış olmanın neticesinde, fetih hevesine kapılmış olanları gördü. Ne pahasına olursa olsun o şehirde gösterdiği başarıyı şahsından zannedip, devlette de göstermek uğruna, aslından soyutlanarak, tecrübelilerin nasihatlerini kulak ardı ederek, hiç de güvenilmemesi gereken dış çevrelere güvenip tavizler vaat ederek, desteklerini almak suretiyle gelinen makamlarda, bırakın fethi, Haçlı ve Siyonistlerin nasıl oyuncağı olunduğunu, bu sebeple dünyada nasıl felaketlerin yaşandığını görmek, fetih arzularının yetmediğini, ilim ve tecrübenin ne kadar önemli olduğunu açık bir şekilde göstermiştir.
Akıl da, tarih de, yaşanan gerçekler de, fetih niyetinin yanında ilim tecrübe ve hazırlığın bulunmaması halinde, ancak başkalarının kuklaları olunabileceğini, başarının ise zor olduğunu bizlere göstermektedir.

BASAMAKLAR

Fetih, ilim tecrübe ve hazırlık ister, sen
Fatih mi olacaksın, bunlar birer basamak!..
Zıplayıp son basamağa atlamak istersen,
Seni bekler pişmanlık ve hezimet yaşamak!..

Ekrem Şama
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

TOP