CENDERE ALTINDA

 
 
30 Ağustos Zafer Bayramı Cumhurbaşkanımızın verdiği bir resepsiyonla kutlandı.
Cumhurbaşkanı, yani Reis, veciz bir konuşma ile katılanların ve Milletimizn bayramını terbik etti.
Şimdi biz o konuşmanın içinden aldığımız bazı cümleler hakkında görüşlerimizi Reis’e hitaben dile getirmek istiyoruz. Kendilerine Reis diye hitap etmemiz, 20 yıla yakın beraber çalışmış olmamıza istinaden bir samimiyet ifadesidir.
  Reis, “inşallah” mukabelesinde bulunduğumuz şu cümleyi kullandınız:
“Terör örgütleri kullanılarak bölgede oynanan oyunların asıl yüzünü görüyoruz ve dayatmaları kabul etmiyoruz. Türkiye'yi, terör örgütleri üzerinden köşeye sıkıştırmak isteyenler, bir süre sonra ellerindeki bu, pimi çekilmiş bombalarla baş başa kalacaklardır.” 
Hem ABD, hem Avrupa ta başından beri terör örgütlerini kullanarak bizi parçalamak istiyorlardı. Etrafınızdakiler sizi yanıltarak; bu oyunu oynayanlarla koalisyon ortağı olursak, ittifak kurarsak, onlarla beraber olursak, işgallerine destek verirsek, istihbaratımızı onlardan alırsak, terörü yok ederiz diye yanlış yaptırdılar. Yıllarımızı çaldılar, binlerce onbinlerce şehit ve zayiat verdik. Sizin de dediğiniz gibi neticede niyetlerini siz de gördünüz ki, köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyoruz.
Reis şu cümlenizi ibretle dinledik:
“DEAŞ... Hedef DEAŞ. İşte buyurun şu anda müttefikimizin silahları DEAŞ'ın elinde çıkıyor. Bu nasıl ittifak? Bu nasıl NATO'da beraber olmak?
Irak’ın işgali ve sonrasında, hem DEAŞ dediğiniz, hem YPG,PYD veya başka adlarla terör örgütleri kuruldu ve bölgeyi istedikleri gibi tanzim etmek için kullanılmaya başlandı. Bunları kuran da, silahlandıran da, sizin cümlenizde sözünü ettiğiniz batılı müttefiklerimizdi. Etrafınızdakiler sizi yanıltarak, asıl arkadaki güçlerle değil, bu maşa örgütlerle mücadele etmeye yönlendirdiler. Size Süleyman Şah türbesini geri çektirerek onlara güneyimizin kuşatılması için yol açtırmış oldular. Bunlar Fırat’ı da ileri geçince, işi bilenler tarafından uyarıldınız ve Fırat Kalkanı harekatına yönlendiniz. Harekat başarılı geçmesine rağmen, ABD’nin “bölgeyi biz terör örgütlerinden boşaltacağız, Fırat’ın doğusuna çekilmelerini sağlayacağız” sözlerine sizi inandırıp harekatı sonlandırdılar. Bu sırada ABD’de yönetim değişti. Yeni gelen Başkan’ın eskisi gibi sizi kandırmayacağına sizi inandırdılar ki, telefonda kendisine “iki müttefik olarak daha yapacak çok işimiz var” demenizi sağladılar. Ziyarete gittiğinizde aslında nokta koymaya gitmiştiniz, lakin sizi yine yanıltarak hem yeni Başkan’la samimi pozlar verdirdiler, hem de onu Türkiye’ye davet ettirdiler. Bir taraftan açıkça, göster göstere, binlerce TIR dolusu silah bölgedeki terör örgütlerine verildi. Elbette gerçek hedef Türkiye olduğunu siz de anlamış bulunuyorsunuz. 2014 yılında sizi yanıltarak DEAŞ ile mücadele için yurda yabancı askeri güçleri kabul eden tezkereyi TBMM’ne sevk ettirdiler. Ama ne yazık ki, yurda getirilen bu yabancı güçler üslerimizi kullanarak teröristlere silah sevkiyatı veya FETÖ’nün darbesine fiili destek vermek gibi işler için kullandılar. Bütün bunların Türkiye’yi bölmek için bir kandırmacalar serisi olduğunu siz de gördünüz ki, bu cümleyi kurmak zorunda kaldınız.
Reis, yine “inşaalah” diye dinlediğimiz şu sözünüz ne kadar enteresan:
"Sadece savunma sanayi alanında değil, ekonomi konusunda da içine sıkıştırılmaya çalışıldığımız cendereyi parçalayıp çıkacağız."
Hatırlıyor musunuz, en başında etrafınızdakiler sizi ABD ve Avrupa devletleri ile beraber hareket etmeye nasıl ikna etmişlerdi? Özet olarak, “Güçlü ABD ve Avrupa ile beraber hareket etmemiz gerekir. Onları oyalarken ülkemizi hem ekonomik, hem de askeri yönden güçlendirir, günü gelince onların yörüngesinden güçlenmiş olarak çıkarız” diyorlardı. Bu konuda güçlenmemizi engellemek için nasıl cendere uygulamış olduklarını gördünüz de, bu cümleyi kurmak zorunda kaldınız. Haçlı zihniyetinin asla bizim güçlenmemizi istemeyeceği gerçeğini sizden sakladılar. Bina yapımı, hafriyat, çelik kontrüksiyon ve asfalt dökümü ile asla güçlenmiş olamayacağımızı, üretime dönük ve savunma sanayimizin kurulmasına dönük yatırımları yapmamıza yine bunların mani olacaklarını etrafınızdakiler sizden sakladılar. Üstüne üstlük, “devlet üretimden elini çekmelidir” diyerek üretim tesislerini modernize edip kurtarmak yerine, haraç mezat sattırıp, bir kısmını da yok ettirdiler. Şimdi siz bu konuşmanızı, içine düşürüldüğümüz cendere altından yapmak zorunda kalıyorsunuz.
Reis öyle bir cümle kurdunuz ki, iftiharla dinledik:
“Türk milletinin istiklali ve istikbali söz konusu olduğunda sadece askerleriyle değil, erkeğiyle, kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, tüm fertleriyle birer cesaret ve kahramanlık abidesi olur.”
Ama üzüntü ile bildirmeliyiz ki, iktidarınızın onuncu yılında, bir söz söylemiştiniz. “Bizim bir görevimiz de milletin gazını almaktır. 10 yıldır bunu yapıyoruz.”  Şayet halen gaz alma gibi bir göreviniz var ve devam ediyorsa bunu bırakmanız gerekir.
Reis diyorsunuz ki:
, “Terör örgütleri ve bunları üzerimize salan güçler hain emellerine asla ulaşamayacaklar.” İnşaallah. Devamında da dediniz ki: 
“Terörü kullanarak Ortadoğu coğrafyasına Türkiye'yi hapsedebileceklerini sananlar yanıldıklarını görecekler. Çünkü 911 kilometre Suriye sınırında ve 394 kilometre Irak sınırında biz yaşıyoruz, onlar değil.”  Yine inşallah diyelim.
Bu hükümler çok doğru. Ama anlayamadığımız şey şu ki, bunların ta işin başından beri bu hain emellerinin var olduğunu size  etrafınızdakiler bildirmemekle sizi yanıltmış olabilirler. Suriye ve Libya politikalarınızı oluştururken bu gerçekleri size hatırlatmayanların vebali ne kadar büyük. 
Reis, 30 Ağustos konuşmanızın tamamını bu şekilde yorumlamak isterdik. Ama takdir edersiniz ki, bu köşenin hacmi çok sınırlı. Şurasını belirtmeliyiz ki, sizi yanıltanların hatalı olduklarını en başından beri biz haykırdık. Ama ne yazık ki, duyuramadık. İlgili uyarılarımız arşivlerde mevcuttur.  
Şimdi de diyoruz ki, süratle İslam ülkelerini toparlayıp bir birlik oluşturmak için harekete geçmedikçe işimiz çok zor. 
Dileriz ki, bari bu uyarılarımız zamanında değerlendirilsin. İş işten geçtikten sonra, ileri bir tarihte yeni cendereler altında, yeni bir konuşmanızda haklı olduğumuz anlaşılsa bile, zaman çok geçmiş olur.
Maksadımız ülkemizin ve İslam dünyasının geleceğinin kurtulmasıdır.
Yoksa sizi veya danışmanlarınızı eleştirmek bize bir şey kazandırmaz.
Selam sevgi ve saygılar Reis!   
 
 
OYUNA GELMEK
 
İş değil, oyuna gelip gelip gitmek,
İş o ki, oyunda galip gelip gitmek…
 
Ekrem Şama

 

TOP