ARAKAN MÜSLÜMANLARININ GÖZYAŞLARI

 
 
Muhterem halkımız, muhterem basın mensupları!
Sözde global, küresel, evrensel diye nitelenen dünya zehirli meyvelerini veriyor.
Dünyanın her yerinde Müslüman halk ezilmeye, vurulmaya, katliam edilmeye devam ediyor. Endonezya’dan Atlas Okyanusu’na; Sibirya’dan Güney Afrika’ya kadar zulüm kol geziyor. İslam coğrafyası zulmün, sömürünün, istismarın mekanı olmaya devam ediyor.
Yıllardan beri ezilen, katledilen Arakan Müslümanları üzerine çöktürülen kabus, bugün feryatlarıyla gökleri inletecek boyutlara ulaştı. Tıpkı Haçlı zalimleri gibi, tıpkı Siyonist zorbaları gibi, Budist kefereler de durmak, bilmeyen vahşet duyguları ile Müslümanlar üzerine çöktüler. Hergün yüzlerce, binlerce Müslüman işkenceler altında öldürülüyor.
Dünya sanki beton duvar olmuş, gözlerini o tarafa bakmaktan kaçırıyorlar.
Bir yandaşlarının burnu kanasa dünyayı ayağa kaldıran küresel güçler derhal harekete geçer, tedbirler alma adı altında suçu Müslümanlara yükleyerek ortalığı toza dumana boğarlar. Ama binlerce Müslüman’ın katledildiği coğrafyaları adeta keyiften ellerini oğuşturarak geçiştirirler.
Ya İslam Dünyası?
Paramparça edilmiş bulunan İslam dünyası da kılını kıpırdatamaz duruma getirilmiştir. Gözleri kapalı, kulakları tıkalı durumdalar.
Ya Türkiye, ya iktidar?
“Şiddetle kınama” nın ötesinde bir söz söyledikleri yok. Paris’te, Londra’da, Barselona’da meydana gelen terör olayları ve can kayıpları konusundaki tepkilerinin binde birini Arakan’dan, Keşmir’den ve diğer katliam konusu coğrafyadaki Müslümanlardan adeta esirgiyorlar.
Temelini Milli Görüş ve Erbakan Hocamızın attığı yardım kuruluşları büyük fedakarlıklarla yaraları sarmaya koşarken, resmi kuruluşlardan henüz bir yardım atağı gelmedi. Gelse ne olacak ki, geçen yıllarda görmedik mi, halkımızın yaptığı yardımları bile mazlumlara verecekleri yerde, Zalim Budist yetkililerine teslim etmediler mi?
Dünya üzerindeki tüm zalimler ancak ve yalnız güçten kuvvetten anlarlar. Onları boş temennilerle, kınamalarla durdurmak asla mümkün değildir.
50 yıldır Milli Görüş yetkilileri, İslam Birliği, İslam Birliği diyerek gerekli adımları da atarak zulmün çaresini ortaya koydular. Ne yazık ki, medya yolu ile halkımız yanlış ve yanlı bilgilendirilmek suretiyle İslam Birliği’ni gerçekleştirmek isteyenlere değil, önünü kesmek isteyenlere destek verdirildi. 
İşte bugün geldiğimiz zulüm noktası budur.
Arakan Müslümanlarının bugün uğramakta oldukları zulüm ve katliamlar karşısında “bana ne”, ya da “beni sokmayan yılan bin yaşasın” anlayışı ortaya koymak inancımıza, tarihimize ve karakterimize asla uymaz. Biz Milli Görüşçüler, Saadet Partililer bu zulüm karşısında susmayacağız, bana ne demeyeceğiz. Gücümüz dahilinde elimizden ne gelirse onu yapmanın gayreti içinde olacağız. İnanıyoruz ki, bu zulümlere sessiz kalmak demek, Allah korusun yarın sıra bu güzel vatanımıza ve biz Türkiye’deki Müslümanlara geldiğinde etrafımızda kimseyi göremeyiz.
Yine milyonuncu defa haykırıyoruz ki:
Dünyadaki bütün zulümlerin sona ermesini istiyor isek Müslümanları bir araya getirmeye ve zulüm bloklarının karşısına İslam Birliği olarak dikilip barışı hakim kılmaya mecburuz.
Bu adımlar atılmadığı müddetçe zulüm, katliam, sömürü ve yangın artarak devam eder. 
Saadet Partisi olarak diyoruz ki, bir an önce İslam Birliği’ni kuralım. Elimizden ne gelirse destek vermeye hazırız. 
Biz milletimizden yetki alırsak, 1997 yılında nasıl ki D-8 blokunu kurduksa, bu defa da İslam Birliğini mutlaka kurarız ve bu zulümlere dur deriz.
Dünyanın neresinde zulüm ve katliam varsa Saadet Partisi olarak mazlumların yanındayız, yanında olmaya devam ederiz.
Ey zalimler. Biz buradayız, Allah’ın izni ile ayağa kalkıyoruz, diz çökmeye mecbur kalacaksınız.
Ey mazlumlar!
Milli Görüş sizin yanınızda. Şimdi yardım kuruluşlarımızla, nasıl yaraları sarmaya koşuyorsak, yarın ayağa kalktığımızda da bütün dünya Müslümanlarını arkamıza alarak gözyaşlarını dindireceğiz.
Allah bizimledir, Allah bizimledir, Allah bizimledir!
TOP