DÜŞMAN BİLE İTİRAF EDİYOR

Türk askerinin cephede çarpışırken, gerçekten de kahramanca, cesur, atak, yılmak bilmez bir azimle savaştığını, bir an bile müdafaa etmekte olduğu yerleri çok mecbur kalmadıkça terk etmediğini, yukarıdaki hatıralardan anlıyoruz. Bazı okuyucular, nasıl olsa herkes kendini beğenir ve kendi kahramanlıklarını anlatır, diye düşünerek, bazı soru işaretlerini kafasında canlandıracağını düşünüyorum.
“Hasmın şahadeti en güzel şahadettir.” Diye bir ata- sözümüz vardır. İşte İngilizlerin Türk askeri hakkında bazı değerlendirmeleri:
Önce Aspinall’ı okuyalım:
“Büyük rütbeli komutanlarımızın; Türk askerinin, karşı-larındaki kuvveti görünce, muharebe kudretlerini kaybedecekleri yönündeki kanaatleri hiçbir zaman gerçek olmamıştır. Bir defa bile bu kanaati doğrulayacak herhangi bir olay meydana gelmedi.
Türk askerinin, müdafaada, atasözü haline gelen, kahramanlık ve celadeti, hiçbir zaman 1915’teki Çanak-kale Savaşı’ndaki kadar meydana çıkmamıştır.” 93
Şimdi de savaştan tam 84 yıl sonra yapılmış bir itirafı okuyoruz. Çanakkale’de savaşmış bir Fransız askerinin itirafı. O, tam 105 yaşında ve Fransa’da 1999 yılında, hala hayatta olan tek Fransız askeri:
“Türk Askeri Müthişti.”
Paris’teki bir huzurevinde son günlerini geçiren, Çanak-kale Savaşı’nın hayattaki tek Fransız gazisi Stocanne Türk askerini işte bu kelimelerle anlattı.
Nurdan Bernard’ın haberi:
“Tekerlekli sandalyenin üstündeki bir çift göz, yorgun bakışlarını televizyondan bana çeviriyor. ‘Türkler geldi’ diyor, 60 yaşlarındaki kızı… Elimin içindeki, yaşlı, yumuşak ve serin el, birden sıkıca kavrıyor beni. Türkler, müthiş Türkler, diye mırıldanıyor, bana bakarak. Ernest Stocanne 105 yaşında bir abide. Topçu subayı olarak 24 Mayıs 1915’te Gelibolu yarımadasına ayak bastığından bu yana 84 yıl geçmiş.
Savaşın Tek Tanığı
Ernest Stocanne şimdi Rue Pascal’deki huzurevinin odasında, görme ve işitme duyuları zayıflamış, ama vakarından hiçbir şey kaybetmemiş şekilde oturuyor. Yüzünde acı, gurur, sevinç ifadeleri birbirini izliyor. Bu eski asker sadece yüz ifadeleri ile bile, bize, yüzyılın en dramatik savaşının tarihini yansıtıyor. Belki uzun cümleler kuramıyor eskisi gibi, ama kelimelerle anlatıyor yaşadıklarını. ‘Saghir Dere’ (Zığın Dere) diyorum, bir anda o günlere geri dönüyor ve ağzından ‘cehennem’ kelimesi çıkıveriyor. Siperlerde ölümle hayat yan yanaydı, diyor sonra…
Her Yer Ceset Doluydu.”
Kaleme aldığı anılarında da şöyle diyor:
“Fransız, Türk, İngiliz, ölüler birbirine karışmıştı. Kimse yüzünü veya kafasını çıkaramıyordu ki, ölüler gömülebilsin. Muharebelerden sonra ön siperlerde yere basmak imkansızdı. Ayağınızın altında hep yumuşak bir şeyler vardı. Ceset kokusu ve sinekler dayanılmazdı. Her iki kişiden biri dizanteri idi. Etrafımıza hep klor döküyorduk. Çok insan öldü iki taraftan. Başka hiçbir muharebede böylesine kayıp görmedim, ben.”
Peki Stocanne Türk’lerle ilgili neler yazmış anılarında?
“Türk’ler müthiş askerlerdi. Mevzilerini sürekli bombalı-yorduk. Ancak siperdeki 10 Türk askerinden sadece 2 si sağ kalmış olsa bile, o 2 kişi bize karşı koyu-yordu. Türk askerinin değerini o zaman anladık.”
Stocanne şöyle noktalıyor sözlerini:
“Bazen kanlar içinde Türk esirler geçerdi önümüzden. Dimdik, gururla yürürlerdi.” 94 (Resim 24)

TOP