BU DEFA ATEŞKESE YANAŞMADILAR

8 Temmuz saldırısından sonra, her iki taraf siperleri ara-sında çok sayıda ölü ve yaralı açıkta kalmıştı. Yaralıların hali perişandı. Sıcağın ve yaranın etkisi ile susuzluktan inliyorlardı. Ölüler ise kokmaya başlamıştı. Sinek ordularının tam aradığı or-tam meydana geldiğinden ortalık bulutlar gibi sinek kaynıyordu.
Tıpkı 19 Mayıs tarihinde Anzak cephesinde olduğu gibi. Ancak bir farkla ki, bu günlerdeki sıcak, Mayıs ayındaki sıcağa hiç benzemiyordu. Bırakınız yaralıyı, sağlam insanların bile, güneş sıcağında durmaları çok zordu. 19 Mayıs’taki çarpışmadan sonra, İngiliz komutanlar ateşkes istemişler, Türk komutanlar da bunu kabul etmişler, 8 saatliğine yapılan ateşkes sonucu, yaralılarla ilgilenilmiş, ölüler defnedilmişti.
Bu defa ateşkes isteyen taraf Türklerdi. Ancak İngiliz General Hamilton, Kolordu komutanı ile istişare ederek ateşkes isteğini reddetti. Bunu yaparken de, olmayacak bir durumu bahane etti. Aspinall, kitabında bu bahanenin geçersiz bir baha-ne olduğunu yazmaktadır. 90
Peki ama bahaneleri geçersiz olduğuna göre, bu ateşkes isteğini niçin kabul etmediler?
Hatırlanacaktır, 24 Mayıs ateşkesi sırasında Anzakların, Türklerle ilk temaslarında, tanışma ve kaynaşma sağlanmış, Türklere olan kinleri büyük ölçüde sona ermişti. Seddülbahir cephesinde ise, İngiliz ve Fransız askerleri içinde, çok sayıda müslüman asker bulunuyordu. Mesela Senegal’li zenciler, Hint’liler, Afgan’lılar gibi…
Bu müslümanlardan, çarpıştıkları Türk askerlerinin müslüman oldukları gizlenmişti. Tıpkı Anzaklara yapıldığı gibi, on-ların da beyinlerine, zalim ve hain Türk imajı kazınmıştı. Yapıla-cak bir ateşkes sırasında, bu iki müslüman tarafın, birbirlerinin gerçek yüzleriyle tanışmalarından korkulmuştur. Bu tanışma hasıl olsaydı, İngiliz ordusu içindeki müslümanlar, artık müslüman olduğunu anladıkları kardeşlerine karşı, belki de savaşmayacaklardı. İnsani sebeplerle sağlanması istenilen bu ateşke-sin, düşmanlar tarafından reddedilmesinin tek ve gerçek sebebi, kendi orduları içindeki bütünlüğün bozulması endişesindendi.
Yeri gelmişken ifade edelim, İngiliz ve Fransız ordusu içindeki müslümanların da, Anzaklar gibi, kandırılmış olduklarını yukarda açıkladık. Çarpışma halinde bulundukları Türklerin de, kendileri gibi müslüman olduğunu anlamaya başlamaları üzerine, derhal geri hizmetlere alınmışlardır. Türk cephelerinden okunan Ezan ve Kuran’ın sesi, düşman siperlerine gitmesi üzerine, düşman ordusunda bulunan müslüman askerlerin, gerçekleri anlamaya başlamış olduklarını görüyoruz.
Bugün savaş alanlarındaki müzeleri gezenler, düşman ordusu içinde kandırılarak görev yapan, çeşitli müslüman askerlerin üzerinden çıkan, kuran ve enamları görebilirler.

TOP