SARGI YERİNİ DE BOMBALADILAR

Kendini hep Medeni Batılı olarak gören İngiliz ve Fran-sızlar, cephede bombardımana başladıklarında, savaş kurallarını bir tarafa bırakıp, her yeri yakıp yıkmayı hep meşru olarak görmüşlerdir. 
Nitekim Kirte savaşları esnasında, Zığındere civarında bulunan ve cephenin en büyük sağlık yardım merkezi olarak kullanılan sargı yerini, denizden ve karadan, 28 Haziran’da topa tutmakta bir an bile tereddüt etmemişlerdi. Bu sargı yeri sadece Türk askerlerine değil, cephede yaralı olarak esir alınan düşman askerlerine de hiz-met vermekte idi. Üstelik savaşın en şiddetli anında, burası yaralı-larla dolup taştığı bir zamanda, üstelik uzaktan fark edilecek şekilde, Kızılay ve Kızılhaç bayraklarının asılmış olmasına rağmen, ya-pılan menfur saldırı, bu gerçekten çirkin olay, Ordu Komutanlığı ta-rafından dünya kamuoyuna duyurulmuş, fakat kendilerini medeni sayan milletler tarafından hiçbir tepki görmemişti.
Bu gün bölgeyi ziyaret edenler, Alçıtepe köyüne vardıklarında, Ege sahiline doğru takribi 500 metre ileri doğru giderlerse, bu sargı yerine varacaklardır. Şayet yoğun duygu seline kapılıp, oturup kalmazlarsa, burada cereyan etmiş olan acıklı olayların bir özetini, mevcut sargı yeri şehitliğinin kitabele-rinden okuyup anlayabilirler. Her iki taraftan, tedavi görmekte olan on binlerce yaralı ve hasta askerin bulunduğu bu sargı yerinde, yaşanan bu vahşet sonucu, bu yaralıların çok büyük bir çoğunluğunun hayatını kaybetmiş olduğunu görüyoruz. Elbise-leri ile bu bölgeye topluca gömülen bu şehitlerimizin, inleme ve sızlama seslerini adeta duyar gibi olursunuz. Şimdi bile civardaki toprağı birazcık eşeleseniz, şehit kemikleri çıkıyor hissine ka-pılırsınız. Tıpkı Akif’in dediği gibi;
“Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!”
Aslında bu olay düşmanın, sargı yeri veya hastanelere sal-dırı gibi insanlık dışı tecavüzlerinin ne ilki idi, ne de sonuncusu olmuştur. Gerek savaş alanında kurulan ilk yardım merkezleri, gerekse yaralı nakletmede kullanılan çeşitli nakil vasıtaları düşman tarafından, zaman zaman bombalanmış ve büyük faciala-rın yaşanmasına sebep olmuştur. Bu gün savaş alanlarını gezme-ye gidenler göreceklerdir; Gelibolu’dan Eceabat’a giderken yol üzerinde bir şehitlik vardır: Akbaş Şehitliği…  Kara sa-vaşları sı-rasında yaralanan ve hastalanan askerlerimizin İstanbul’daki hastanelere gemilerle taşınması için Akbaş İskelesi kullanılmakta idi. İşte Hastane Gemisi haline dönüştürülen Halep isimli ge-mi buradan hasta ve yaralıları taşımak üzere yükleme yaparken düşman saldırısına uğramış, gemi batmış ve yüzlerce yaralı ve hasta askerimiz de şehit olmuştur. Şehitlerimiz topluca bu mıntıkaya defnedilmiş, sonradan da burada bir şehitlik inşa edilmiş-tir. Düşmanın işlediği savaş suçlarına canlı bir delil olmak üze-re bu şehitlik çok şey ifade etmektedir.
Bu konuyla ilgili başka bir hatırayı sayfalarımıza alırsak, daha iyi anlaşılır ümidindeyim:

TOP