HAMİLTON KENDİNİ ELE VERİYOR

HAMİLTON’UN  İMDAT ÇIĞLIĞI Bu harekattan sonra, 6 Haziran’da Hamilton, elindeki güç-lerle artık başarma şansının olmadığını, kuvvetlerinin ve cepha-nesinin süratle eridiğini bildirerek İngiltere’den takviye birlikler istemek zorunda kalmıştır.
İngiltere’de yeni iş başına gelmiş olan kabinede bu istek fırtınalar koparır. Her kafadan bir ses çıkar. Batı cephesinde işler iyi gitmemekte, Almanlar üstünlüğü ele almış durumdadır. Do-ğuda müttefikleri olan Ruslar tokat üstüne tokat yemekte, imdat çığlıkları ayyuka çıkmaktadır. Şayet Ruslar yenilirse, Almanlar buradaki güçlerini de batı cephesine aktarma imkanı bulacaklar, bu da İtilaf Devletleri için felaket demek olacaktı. O halde Ha-milton’un istekleri karşılanmalı, ne pahasına olursa olsun Ça-nakkale’den geçilmeli idi.
Savaş komitesinin aldığı karar derhal Hamilton’a telgrafla bildirildi. Buna göre takviyeli üç adet tümen, bir kolordu sevi-yesinde teşkilatlandırılarak, Temmuz ayının ikinci yarısında cepheye yetiştirilmek üzere yola çıkarılacaktı. Ayrıca Amiral De Robeck’in komutasında bulunan donanma da, bilhassa Alman denizaltılara karşı korunması için, çeşitli şekillerde takviye edi-lecekti. Hamilton’a bu sefer son şansının olduğu, başarmak için derhal planlarını yapması ve kendilerine ulaştırması talimatı da verildi. Ayrıca silah ve cephane ihtiyaçlarının da hesap edilerek bildirilmesi halinde bunların da karşılanacağı ifade edildi.

İNSAN ÖĞÜTMEYE DEVAM

Bütün bu haberleşmelerin paralelinde, Seddülbahir’de in-san öğütülmesine devam ediliyordu. Karşılıklı saldırılar, bütün Haziran ve Temmuz aylarında da kah bu taraf, kah öbür tarafça devam ettirildi. Kirte, Zığındere, Kerevizdere, Eskihisarlık’ın ku-zeyindeki topraklar… On binlerce düşman askeri ve memleket ev-ladına mezar oldu. 8, 17, 21, 28 Haziran, 5 ve 12 Temmuz, yeni boğuşmalar olarak tarihin sayfalarında yerini aldı, öğütülen meh-metçik sayısı 100 bini buldu. Düşmanın kaybı da bundan aşağı değildi.
Ama değirmen hala çalışıyor, yeni fidanlar öğütülmeyi bekliyordu. Bütün olarak özetlemek gerekirse, “düşman kana doymuyordu” demek en doğru değerlendirme olacaktır.

HAMİLTON
KENDİNİ ELE VERİYOR

Bu arada istediği zafere bir türlü ulaşamayan Hamilton, Türklerin din uğruna savaştığını anlamaya başlamış ve 17 Ha-ziran saldırısından da bir netice alamayınca günlüğüne o akşam şunları yazmıştı:
“Dünyada Osmanlı Türk’ünden başka, din uğruna canını fedaya, münakaşasız olarak hazır bir millet ve as-ker yoktur.”
30 Haziran tarihli hatırasının altına şu cümleyi ilave et-mişti:
“Çok garip! Çerkez asıllı Türk esirlerinden biri, yaralı bir İngiliz askerini ateş altında sırtında taşımış.”
Bu cümle Hamilton’un insanlık ve askerlik yapısını ele vermektedir. Ne demek istediğimizi şu iki olayı karşılaştırarak anlatmak istiyoruz: Kumkale’ye çıkarma yapan Fransızlar, teslim olmak isteyen Türk askerlerini kurşuna dizmişlerdir. Bu olayı Hamilton’a anlattıklarında, çok normal olarak karşılamış ve günlüğüne; “Teslim olmak isteyen Türkler öldürüldü.” diye yazmıştı. Halbuki bu olay en ağır bir savaş suçu idi. Hiçbir tepki göstermemişti.
Gelelim yukarıdaki olaya; bir Türk askeri,  esir düşmeyi de göze alarak, insanlıkların en mükemmelini yapıyor ve bir ya-ralı İngiliz askerini sırtına alarak, ateş hattının dışına taşıyor, ha-yatını kurtarıyor. Bu olayı alkışlaması gereken bir başkomutan, çok garip bir durum olarak nitelendiriyor.
İşte Hamilton’un askerlik ve de insanlık anlayışı.

HUNTER WESTON’UN DA İŞİ BİTTİ

Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren Seddülbahir cephesi  de durgun bir sürece girmiştir.
Büyük kuvvetlerine, modern silahlarına ve kahraman cengaver askerlerine güvenerek, başarıya olan kesin inancı ile, Seddülbahir cephesindeki kumandayı üstlenmiş olan, General  Hunter Weston, bütün bu yüklenmelerinin Mehmetçikten geri döndüğünü kahrolarak seyreder, denediği bütün taktikler, sarf ettiği bütün cephane de hiçbir işe yaramamıştır. On binlerce in-sanın da kanını akıtmış olduğunu düşündükçe artık muha-ke-mesini bile kaybetme durumuna gelmiştir. Tıpkı boğazı denizden zorlayıp, bir türlü başarıyı yakalayamamış olmayı hazmedemeyerek, bozulan sinirleri yüzünden, donanmasını bırakıp İngil-tere’ye dönmek zorunda kalan Amiral Carden gibi  hastalanarak  İngiltere’ye dönmüştür. Bu sefer bulunan bahane  dizanteri has-talığıdır.

TOP