TANKLARIN BABASI

Bu sefer harekat planına  bir ilave daha yapmışlardı:
Harp tarihinin gelişimine büyük etki etmiş olan bu yeni taktiği, belki de bilinçsiz olarak ilk defa tankların babasının dev-reye sokulması, şeklinde tarif edebiliriz. Biraz genişletmek ve üzerlerine köprüler yapmak suretiyle, siper yollarının içine bu sefer zırhla kaplanmış Ford marka otomobiller de soktular. Bu otomobiller ve ilave olarak kamyonlar, içlerine yerleştirilen ma-kinalı tüfekler vasıtasıyla Türk mevzilerine yaklaştırılacak, böy-lece zaferin kazanılmasına yardımcı olunacaktı. Bu taktiğin pek başarılı olduğu söylenemez. Ama savaş makinaları üzerinde ça-lışanların akıllarında belki de şimşekler çaktıran bir uygulama olmuştur, demek abartı sayılmaz. Bu araçların bir çoğu Türk topçusu tarafından tahrip edilmiş, bazıları yuvarlanmış veya parçalanmıştı.
Çanakkale’deki siper savaşlarının şeklini, ve nasıl bir kör dövüşüne dönüştüğünü anlatmıştık. 1915 yılında henüz tank ve benzeri araçlar bilinmiyor, kullanılmıyordu. İngilizlerin ifadesine göre, tank o yıllarda icat edilmiş olsa ve kendileri kullana-bilseydi, bu siper savaşlarına gerek kalmadan Çanakkale’yi çok rahatlıkla geçebilirlerdi. Biz de buna mukabil diyoruz ki: Cihad ruhu ve bunun gerektirdiği usül ve esaslara göre savunma yapan mehmetçik, Allah’ın yardımını da sağlamak kaydıyla, şayet tank değil, füze bile icat edilip kullanılsaydı, yine de Çanakkale’yi geçmelerine müsaade etmezdi.
Cephede bu şekilde zırhlı araçların kullanılmış olmasını takip eden bir yıl sonra, bugünkü tank benzeri araçların devreye girmiş olduğunu tarihten okuyoruz.
Bugünkü çarpışmaların sonu ne mi oldu?
Boğaz boğaza yapılan çarpışmalar sonunda, düşman eski mevzilerine dönmek zorunda kaldı. İnsan zayiatı ise müthişti:
9 000 kayıp vermiştik. Düşmanın toplam kaybı ise 10 000 sayısını aşıyordu. Bir defa daha mehmetçik göğsünü siper ede-rek düşmanı durdurmuştu.

TOP