RÜZGAR SANKİ BİLİNÇLİYDİ

SEDDÜLBAHİR’DE
ASKERLER ÖĞÜTÜLÜYOR

Mayıs ayında meydana gelen Türk saldırıları, akabindeki birinci ve ikinci Kirte muharebelerini özet olarak anlatmıştık.
Hamilton ne pahasına olursa olsun, mutlaka ilerleme kay-dedilmesini istiyor, Alçıtepe’nin mutlaka ele geçirilmesini, böy-lece ordularının dünyada sıfıra inen prestijinin de kurtarılmasını istiyordu. Ayrıca, İngiltere’den yeni takviye birlikler istemek için elinde yeterli sebepleri de bulunmuş olacaktı.

RÜZGAR SANKİ BİLİNÇLİYDİ

İstilacılar 4 Haziran’da yeni bir hücum yapmaya karar verdiler. Önceki saldırıları gibi, savaş gemileri ve topçu ateşleri ile Türk mevzileri dövülecek, artık canlı kalmadığı kanaati hasıl olduktan sonra piyadeler atağa kalkacak, hala varlığını muha-faza etmiş olan bazı direniş noktaları da ele geçirildikten sonra ver elini Alçıtepe… İşte üçüncü Kirte savaşı böyle başladı.
Bu seferki bombardımanın, bundan önceki bombardımanlara nispetle, çok daha şiddetli olduğu, bu bombardımandan sonra artık siperlerde değil Türk askeri, belki karıncaların bile hayatta kalamıyacağı düşünülüyordu. Ancak böyle düşünenler, mehmetçiğin, Allah’ın yardımına mazhar olduğu gerçeğini atlı-yorlardı. Nitekim bombardıman başlayınca, kuzeybatıdan çıkan şiddetli bir rüzgar, bombaların meydana getirdiği toz, toprak ve barut dumanlarını olduğu gibi düşman siperlerinin bulunduğu bölgeye sürükledi. Düşman şiddetli atışlar yapıyor ama bu atış-ların nereye isabet ettiğini denetleyemiyordu. Gözlerine kulaklarına dolan toz toprak yüzünden, planladıkları gibi Türk askerini yok etmeleri mümkün olmuyordu. Kendi ifadelerinden oku-yalım:
“Haziranın dördü, berrak bir yaz günü idi. Kuzeybatıdan sert bir rüzgar esiyordu. Taarruzdan önceki bombardıman, yarımada üzerinde şimdiye kadar yapı-lan bombardımanlardan daha çok uzun süreli ve müthişti. Fakat netice umulanın aksine çıktı. Türk cephesinin birçok kısımlarındaki Türk siperlerinde yapılan iş hemen hemen hiç mesabesinde idi.
Öğleden evvel saat 11.20’de bombardıman, geçici bir za-man için kesilerek, piyadeler süngülerini gösterir göstermez, Türk siperlerinden bir tüfek ve makinalı tüfek fırtınası koptu. Aynı zamanda bu ana kadar sesini çıkarmayan Türk Topçusu da faaliyete geçti. Saat 12.15’de, tekrar müttefiklerin topçuları, gittikçe büyüyen şiddetli bir bombardımana başla-dılar, fakat rüzgar, bütün toz ve dumanları, İngiliz siperlerine sürüklediği için, ateşin tesir ve sıhhatini gözetleme imkanı hasıl olmuyordu. Geriden ya-pılan gözetlemelere bakılırsa, bu müthiş bombardımandan sonra Türk siperlerinde hayatta kalmış hiçbir fert olmaması icap ediyordu. Fakat cephedeki askerlerin, hala mevcudiyetlerini göstermeleri, bu düşüncenin bir hayal olduğunu meydana çıkarmıştı. Türk siperlerinin birçok yerinden, eskisi ka-dar şiddetli tüfek ve makinalı tüfek ateşleri açılıyordu. Bu günkü bombardımanlarda, Fransızların top mermisi bol miktarda mevcuttu. İngiliz topla-rının mermileri ise, azaldığı için bol miktarda kullanılamıyorlardı. Bu gün sadece İngilizler Türk si-perlerine her çap ve cinsten olmak üzere toplam 12 240 adet top mermisi atmışlardır”  87
Görüldüğü gibi top mermisi sıkıntısı çeken İngilizler, bir iki saat içinde, mehmetçiğin üzerine 12240 adet top mermisi atmışlar. Ya mermi sıkıntısı çekmeselerdi acaba  kaç onbin tane atacaklardı? Mermi sıkıntısı çekmeyen Fransızlar tarafından ne kadar atıldığını yazmıyorlar. Şimdi askerimizin nasıl bir bombardıman altında kaldığı daha iyi anlaşılmıyor mu? Ama Allah’-ın bir rüzgarı karşısında bu top mermilerinin tesiri hiç mesabesine inmişti.

TOP