ADAM ÖLDÜRMEDE YENİ METODLAR

1915 Ağustos’unun ilk haftasına kadar devam edecek bu yeni dönemde, karşılıklı yeni metodlar; alışılagelmiş siper sa-vaşları, topçu düelloları ve gemi bombardımanlarının  yanında, devreye sokulmuş oluyordu. Yeni metodlardan bazılarını özet-lersek şunları sayabiliriz:
Karşılıklı birbirine yakın siperlerden, üstten atlayarak karşıdaki siperi ele geçirmek mümkün olmadığına göre, yer al-tından dehlizler açarak bu gayeye ulaşmak. Bunun için sessiz ve derinden açılacak lağım tünelleri ile, düşmanın gafil bulunduğu bir anda, siperlerine baskın yapıp ele geçirmek ve içindekileri ya öldürmek, veya esir almak.
Yine böyle lağımlar kazarak, bu defa lağımlar düşman si-perlerinin altına ulaştığında, içine doldurulan patlayıcıları ateş-leyerek, mümkün olduğunca çok sayıda düşman askeri öldür-mek. Sayının daha da çoğalması arzu ediliyorsa, önceden altına patlayıcı yerleştirilmiş siperler istikametinde bir hücum yapılacağı kanaatini vermek için, aldatıcı atışlar yapmak ve gürültüler çıkarmak suretiyle, düşmanın o bölgeye kümelenmesini sağlayarak, patlayıcıları ateşlemek.
Mümkün olduğu kadar çok miktarda havan topları kullanarak, siperlerden çıkmadan, düşman siperleri içine atılacak ha-van mermileri ile düşman askerlerini öldürmek.
Periskop benzeri aletlerle, düşman mevzilerini, başını dı-şarı çıkarmadan izlemek, başını dışarı çıkaran düşmanı vurmak. Bunun için modern gözetleme aletleri bulunamadığı için, çeşitli aynalarla basit olarak, siper gözetleme aletleri yapılmış ve kullanılmıştı. Bu basit aletlerin bazısı, görüntüyü düzeltme sistemi olmadığından, düşman siperlerini baş aşağı gösteriyor, nişancı-lığa; ters görünen hedefi vurma gibi yeni meziyetler yüklüyordu. Bu arada, kendini gözetleyen düşman aynalarını da, bulup parçalamak gibi, yeni uğraşılar da gündeme geliyordu.
Bu yeni siper savaşlarında el bombaları çok önemli bir yer tutuyordu. Düşman siperleri çok yakın olduğundan, pimi çe-kilen el bombasının usta bir şekilde siperden çıkmadan, fırla-tılarak hasmının siperine düşürmek, büyük bir beceri istiyordu. Bu nevi el bombalarına karşı yapılabilecek en etkili savunma, sipere düşmüş bomba henüz patlamamışsa, bunu alıp çevik bir hareketle geldiği yere gönderme şeklinde oluyordu. El bombası sarfiyatı o derecede artmıştı ki, fabrikalar imal etmekle yetiş-tiremiyorlardı. Bunun çaresi de bulundu: Konserve kutuları, içindekiler yenilip bitirilince, içine patlayıcı dolduruluyor, bir de fitil eklemek suretiyle etkili bir el bombası yapılmış oluyordu. Böyle yapılan bombalar, çok defa ya vaktinden önce  patlıyor, bombacıyı veya elini parçalıyor, bazen de vaktinden geç patlayarak, düşman tarafından aynen geri yollanıyordu. El bombaları askerin en önemli silahı oluvermişti. Türk askerlerine belli sayıda günlük el bombası veriliyordu. Bir tepe bu iş için belirlenmişti. Onun için buraya “Bombasırtı” ismi verilmişti.
Şüphesiz adam öldürme metodları, sadece bu sayılanlar değildi. Öldürme isteği ve gereği olduktan sonra metod bulmak pek zor sayılmazdı… Bir subayımız anlatıyor:
“Askerlerimin arasında aslen İstanbul’lu olan bir Mu-harrem onbaşı vardı. Emrimdeki diğer askerler gi-bi gözünü budaktan sakınmayan bir kahramandı. Bir gece yarısı düşman siperlerine kucak dolusu taş atarak, düşmanın maneviyatını sarsmış ve günlerce emek vererek kazmış oldukları siperlerden ri-cat etmelerini sağlamıştı. Muharrem onbaşının her gece devam ettiği bu taşlama olayı, tabur subayları tarafından dikkate alınarak, kendisi terfi ettirilmiş ve çavuşluğa yükseltilmiştir.” 76

TOP