SAATLERİN AYARINI BOZAN KİM?

SAATLERİN AYARINI BOZAN KİM?

Yine 7 Ağustos sabahındayız. Nek (Nek, boyun anlamına gelmektedir.) denilen bir geçit gün doğmadan ele geçirilecek, buradan geçecek Anzaklar, daha ileri hedefleri kolaylıkla ele ge-çirebileceklerdi. General Birdwood  General Godley’e verdiği talimatta öncelikle Nek denilen yerdeki Türk savunmasının yok edilmesini istemişti.
Nek saldırısı için ayrıntılı bir plan yapılmıştır. Buna göre tam yarım saat boyunca buradaki Türk mevzileri çok yoğun bir topçu ateşiyle dövülecek, Türkler ya yok edilecek veya siperlerden kaçmak zorunda kalacaklardır. Topçu ateşi kesilir kesilmez derhal piyade hücumu başlayacak, daha siperlerini terk etmiş bulunan Türkler geri dönüp makinalı tüfeklerini kurmaya ve mukabil ateş etmeye fırsat bulamadan siperler ele geçirmiş olunacaktı. Bu zaman çok kısıtlı bir zamandı. Bilemediniz birkaç dakikalık bir zaman, Yarbay White komutasındaki Anzakların, Türk siperlerini ele geçirmek için iki tarafın siperleri arasındaki mesafeyi koşarak almalarına kafi gelecekti. Bu ise Türk cep-hesinin yarılması demek olacak, bu doğrultudaki Türk birliklerinin burada yoğunlaşmasını sağlayacak, daha kuzeye asıl hedef olan Conkbayırı istikametine kaydırılması önlenecek, dolayısıyla indirecekleri nihai darbenin en önemli parçası olacaktı. Yarbay White, askerlerini 150 şer kişilik dört dalga ha-linde, herbirini diğerinden sonra süngü hücumuna geçirmek üzere siperlere yerleştirdi. Gözler saatte beklenmeye başlandı.
Nihayet gök gürlemesini andıran topçu bombardımanı başladı. Türk siperleri hallaç pamuğu gibi atılıyordu. Çok iyi hesapladıkları gibi Türkler derhal makinalı tüfeklerini yuva-larından çıkararak ve siperleri boşaltarak bombardımanın geç-mesini beklemeye başlamışlardı.
Düşman topçusu, Yarbay White’e verilen zamandan tam 7 dakika önce ateş kesti.Yarbay tereddüt içine girdi. Bir an için planların bozulduğunu, bir aksilik yaşandığını düşünmeye baş-ladı. İşin aslı, ateş eden topçu birliğinin komutanı ile White’in saatleri arasında bir ayarsızlık olduğu, bu sebeple topçu ateşinin White’in beklediğinden 7 dakika önce kesilmiş olduğu iş işten geçtikten sonra anlaşılmıştır.
Yarbay White birkaç dakika bekledi, geriden hemen hare-kete geçmesi için kesin emir alması üzerine, ilk dalga askerini siperlerden çıkararak süngü hücumuna kaldırdı. Bu birkaç daki-kalık boşluktan istifade eden Türkler, büyük bir çabuklukla hem siperlerine dönmüş, hem de makinalı tüfeklerini yuvalarına yerleştirmeye muvaffak olmuşlardı. Hücuma kalkan birinci dalga Anzak askerlerinin hemen tamamı makinalı tüfek ateşi ile biçildi. İkinci  dalga hücuma geçti, onlardan da  çok azı, birkaç tanesi Türk siperlerine kadar ulaşabildiler ve orada can verdiler. An-cak taşıdıkları işaret flamalarını Türk siperlerine kadar götür-meyi başarmışlardı. Birliklerin karargahındaki komutan bu işa-ret flamalarını gördüğü zaman Türk siperlerine girilmiş oldu-ğunu zannederek hücumun devamı için emir verdi. Bu arada telefon hatlarında da bir arıza meydana geldiğinden, karargaha işin aslı koşarak haber verilmeye çalışıldı ise de muvaffak olunamadı. Üçüncü dalga da hücuma geçirildi. Onlar da adeta tek taraflı ve toptan öldürüldüler. Nihayet dördüncü dalga artık hü-cumdan vazgeçebildi. Ancak White dahil birçok subay ve yüz-lerce Anzak askeri ölmüş, Nek planı suya düşmüştü.
Nusret bu sefer saatlerin yelkovanına gizlenmişti.
Bu olay ünlü yönetmen Peter Weir’in yönettiği, Mel Gib-son’un başrolünü oynadığı, 1982 yapımı “Gallipoli” isimli fil-min konusu olarak sinema tarihindeki yerini almıştır.106

TOP