OLMAZ BÖYLE ŞEY

OLMAZ BÖYLE ŞEY

General Hamilton, askerlerini harekete geçirerek yanlış gidişi düzeltmek için çırpınırken, hayatının fırsatını da kaçıran bir karar vermekte olduğunu bilemiyordu. Şimdi nakledeceği-miz olay, gerçekten de “olmaz böyle şey” dedirtecek cinsten bir olaydır.
Aslında Hamilton’un müdahalesinden önce, 32.Tümen’e bağlı iki tabur asker, Tekke tepeye çok yakın olan, Pala tepesi ile İbrikçi tepe denilen yere kadar gitmişler, burada hiçbir Türk’e rastlamadıklarından dolayı mevzi kazıp yerleşmişlerdi. Hamil-ton 32 Tümen’e ileri emrini verince ilave etmişti: Tekke tepe’ye yürümeden önce  son hazırlıkları yapıp, sabahtan önce  bu tepe-yi ele geçirmek üzere “Hattı balada siper kazıp, yerleş-meleri” gerekmektedir. Bu emri alan Tümen,  daha önce “hattı bala” olarak tarif edilen yere varmış, oraya önceden yerleşmiş bulunan kendilerine bağlı iki taburu da harekete geçmeden önce geri getirmişlerdi. Halbuki 32.Tümene bağlı 6.Doğu Yorkshire Alayı’ndan, içlerinde bir subay ve bir muhabereci bulunan bir ekip, o sıralarda Tekke tepenin zirvesine kadar çıkmışlar, tepenin tamamen boş olduğuna ve  yakınlarda hiçbir Türk askerinin bulunmadığına dair, raporlarını yazılı olarak birlikle-rine bildirmişlerdi. Hamilton’un bu rapordan haberi yoktu. Şayet haberi olsaydı, tepenin çok yakınında bulunan taburlarını geri çekmek yerine, ileri göndererek Tekke Tepe’ye yerleşmelerini sağlayabilir ve bütün bir savaşın kaderi bir anda değişebilirdi. Belki de bu olayın en enteresan tarafı da şudur:
Bu çok önemli, savaşın kaderini değiştirebilecek olan ra-por, arşivler karıştırılırken ele geçirilmiş ve Hamilton’a sunulmuştu, ama ne zaman? Çanakkale savaşlarından tam 8 sene son-ra, yani 1923 yılında. 103
Bu bilgiler ne Aspinall’in, ne de Alan Moorehead’ın ki-taplarında yer almaz. Bellidir ki, sansür konulmuştur. Robert Rhodes James “Gelibolu Harekatı” isimli kitabının ön sözünde “Daha önce sansür dolayısıyla yazılamamış bir çok olayı ilk defa ben yazacağım.” derken kastettiği olaylardan birisi de bu olmalıdır.
Olmaz böyle şey dedik ama, o sözü biz değil, Allah’ın askerimize yardım ettiğine inanmak istemeyenler söylemektedirler. Bizim kanaatimize göre böyle şeylerin olması Allah’ın bir vaadi ile olmaktadır ve çok normaldir.
Biz şimdi, düşmanı ileri yürümeye hazır halde bırakıp gözlerimizi Anzak cephesine çevirelim.

TOP